Google

Rocket Internet Türkiye: Şanslı Hissediyorum


 

Rocket Internet Türkiye operasyonunun sonlanmasıyla ilgili geride bıraktığımız birkaç günde sayısız yorum/makale okuduğunuzu tahmin ediyorum. Gelişmenin Türkiye pazarında bırakabileceği etkilerle ilgili çok isabetli yazılar okuduğumu ve günün sonunda bu noktaya yoğunlaşmanın daha isabetli olacağını söyleyebilirim. Kişisel olarak, gelişmeyle ilgili en yerinde yorumu “”Yatırımın Geri Dönüşü””, “”Yatırım Tercihleri”” ve “”Kar Marjı”” gibi elle tutulur metriklerle okuyan Yemeksepeti kurucusu Nevzat Aydın”ın Twitter hesabında gördüğümü de ekleyeyim.

Rocket Internet Türkiye, tartışmasız önemli. Sebepler, iddialar ve yorumları tartışmak bir yana; operasyonun bir parçası olduğum için neden kendimi şanslı hissettiğimden söz etmenin daha yerinde olacağını düşünüyorum.

Google“ın 59 numaralı çalışanı Douglas Edwards“ın kaleminden I”m Feeling Lucky, Google”ın ilk günlerinden söz eder. Rocket Internet Türkiye operasyonunun bir parçası olduğum sırada kitabı okuyuşum ve yazıya ilham vermesiyse, en az “”Kendimi Şanslı Hissediyorum”” tuşunun varlığı kadar yerinde.

Doug Edwards, pazarlama iletişimi ve marka yönetimi başlıklarındaki tek yetkili kişidir ve Google yöntemini geleneksel iş yapma yöntemleriyle karşılaştırmanın ne denli yersiz olduğunu kitap boyunca esprili bir yaklaşımla ifade eder. Birkaç ilginç örnek:

- Ofis, Stanford Üniversitesi mezunu gençlerle doludur; yer yer Stanford Üniversitesi kampüsünden farksızdır. Google, “”Yatay Hiyerarşi””nin aksiyon almayı kolaylaştırdığına inanır.

- Doktora mezunu Stanford”lıların “”To-Do List””ine sunucu bağlantılarını kontrol etmek ya da ofisteki tüm bilgisayarların RAM”lerini değiştirmek dahil olabilir. Çalışanlar 6/12 ay boyunca geçerli, yüzlerce maddeden oluşan To-Do List”ler oluşturur ve bunları gerçekleştirmeyi önceliklendirirler.

- Google”da herkes argümanlarını verilerle anlamlandırır; varsayım ya da kabuller Google ofisinde herhangi bir fikri kabul ettirmek için doğru araçlar değildir. “”Bence kullanıcılarımız buna bayılacak!””ın Google”cası “”A/B testi yaptık. Buna bayılıyorlar.”” civarıdır.

- “”Esnek çalışma saatleri”” başlığında Google yaklaşımı bambaşkadır; “”işi bitirene kadar çalışmak”” Google ofisinde 24 saatlik döngüleri tamamlamak anlamına gelebilir.

- Sergey ve Larry, yatırımcılara finansallar konusunda hesap vermeye çok yanaşmazlar; “”Google, diğerlerinden farklı bir arama motoru ve arama işini benzerlerinden çok daha iyi gerçekleştiriyor.”” Sergey ve Larry tarafında iş modelinin açıklanması için yeterlidir.

- Ayıla bayıla izlediğimiz Doodle”lar, geleneksel pazarlama iletişimi algısına tezat oluşturacak şekilde hayat bulur. Sergey ve Larry, Google logosu ve platformunda günlük değişiklikler yapmanın eğlenceli olacağını düşünür; geleneksel pazarlama iletişimi yaklaşımıyla kullanıcı algısında bunun ne demek olacağını açıklamaksa Doug Edwards”a düşer, Sergey ve Larry kazanacak olsa da.

Doug Edwards”ın kendini neden şanslı hissettiği aşikar.

Peki Rocket Internet Türkiye operasyonuna dahil olanlar?

1. Çalışma Arkadaşları:

Vaktimizin büyük bir bölümünü ofiste geçiriyoruz. Ofisi paylaştığımız insanlarla iyi anlaşabilmek ve geçirdiğimiz vakitten hoşnut olmak tahmin edebileceğiniz gibi öncelikli.

Rocket Internet Türkiye operasyonunda potansiyeli yüksek, öğrenme sevdalısı eski-Danışmanlık, eski-Telekom, eski-Teknoloji ve E-Ticaret çalışanlarıyla bir arada bulunabilmek ve farklı yaklaşımların aynı noktada nasıl birleştiğini görebilmenin değeri tartışılmaz.

Rekabet fiyat analizi, kanal yatırım tercihleri ve Google arama motoru reklamları kelime optimizasyonunu aynı tartışmanın içine dahil olmasından söz ediyorum.


2. Execution (Yüzde Yüz Uygulama)

Strateji ve planlamanın ne denli önemli olduğunu tekrarlamaya gerek yok.

Peki hedefler belirlendikten sonra sorgulamadan, tereddüt etmeden ve yılmadan odaklanmak? Detay odaklı olmak? 1 saat daha tartışmak yerine aksiyon almak?

İlk bakışta yapılması imkansız gelebilecek işleri zaman kısıtıyla gerçekleştirmekten söz ediyorum.

3. Ölçeklenebilir

Rocket Internet”in globalde en çok konuşulduğu başlık, Mailin yayınlanmasıyla başlayan tartışma, Rocket Internet”in Wired”da ciddi bir tartışma yaratmasıyla sonlanmıştı.

Oliver Samwer“in meşhur e-mailinin üslup ve kelime tercihleri sebebiyle gündeme oturması, e-maildeki çok daha değerli noktaları gölgede bıraktı. Oliver Samwer tek e-mailde e-ticarette hangi iş modellerine yoğunlaşmanın daha anlamlı olduğu, hangi metriklerin önceliklendiği, pazar penetrasyonunda nelere dikkat etmek gerektiği, internet girişimlerinin nasıl yatırım aldığı gibi pek çok soruya çok isabetli yanıtlar veriyor.

Bu yaklaşımın önceliklendiği bir operasyonda yer almak kesinlikle değerliydi.

4. Performans Bazlı Pazarlama

Eğer online”da gerçekleştirdiğiniz bir pazarlama aktivitesini ölçümleyemiyorsanız, durdurun.

Sosyal Medya”nın ne olduğunu somutlaştırmak için “”YouTube”a dakikada x yıl uzunluğunda video yükleniyor!”” gibi cümleleri duymuş olma ihtimaliniz yüksek.

Büyük ve kompleks veri setlerinin bağıra bağıra yaklaştığı, Facebook veri ekibinin önceliklendiği bir dönemde ölçümlenebilir pazarlama kanallarının, birleştikçe anlamlanan verinin ve optimizasyonun sıcak konular olduğu bir operasyonda yer almak değerliydi.

Arama motoru optimizasyonunun getirdiği karlılık ve hacmin sizi sevindirebilmesinden söz ediyorum.

5. Hız ve Sorumluluk

Bilgi ve veriye erişimin baştan aşağı değiştiği bir dünyada rekabet eskisi gibi değil.

Aniden yaşanan değişimlere, farklılaşan önceliklere ve ilk kez karşılaştığınız sorunlara yönelik çözümler üretmek; boyutunu, sebebini ve ölçeğini bildiğiniz sorunlara çözümler üretmeye çalışmaktan farklı.

Kavramsal olarak varlığından haberdar olduğunuz bir başlığı zaman kısıtıyla öğrenmek ve uygulayabilmekten söz ediyorum.

Sayılarla Sosyal Medya 2012: Facebook, Twitter, LinkedIn, YouTube, Pinterest, Google+ [INFOGRAFIK]


 

”Sosyal Medya”, birkaç sene öncesine kıyasla farklı bir yerde. Elimizde daha fazla sayı, daha fazla ölçüm ve daha fazla anlam var.

Aşağıda detaylıca inceleyebileceğiniz infografiklerde öne çıkan noktalar:

1. Facebook: Instagram satın alımının ne kadar anlamlı olduğunu tekrar görüyoruz.

2. Twitter: Mobil kullanıma en uygun adayken, mobil penetrasyon konusunda hayal kırıklığı yaratıyor.

3. LinkedIn: En net gelir modeli, en rahat paraya dönüştürülen mecra. En hızlı büyüyen segmentin yeni mezun ve öğrenciler olduğunu hesaba katınca, LinkedIn’in büyümeyi sürdüreceğini söylemek kolaylaşıyor.

4. YouTube: Dünya genelinde yüksek hızlı Internet bağlantısı penetrasyonunun artmasıyla, sandığımızdan çok daha önemli hale gelecek. %44lük 35 yaş altı kullanıcı oranı, ”video arama moturu” konumlanması, trafik ve sitede geçirilen zaman güçlü noktaları. Google+ için önemli bir araç.

5. Pinterest: Facebook-connect kullanımı ve Facebook içerik entegrasyonu konusunda benzersiz bir örnek. Başdöndürücü büyümesinin ulaşacağı doyum noktası ve gelir modelleri, merak konusu.

6. Google+: Günde 5 milyar +1 tuşu kullanımıyla arama sonuçlarını etkilemeyi anlıyoruz. YouTube, Gmail ve Android(Google Play) entegrasyonlarını da. Öte yandan, yarısından fazlası erkek, 5’te 1’i öğrenci ve yüzde 30’unun Amerika orjinli olduğu bir sosyal ağ için 2012 sonuna 400 milyon kullanıcı hedefi koymaktan daha öncelikli konular belirebilir.

[Infografiklere tıklayarak, büyütebilirsiniz.]

1. Facebook

- 850 milyon aylık aktif kullanıcı
425 milyon mobil kullanıcı
– Ziyaret başına geçirilen 20 dakika
– Webde görüntülenen sayfaların yüzde 20si
– Her gün yüklenen 250 milyon fotoğraf
– 2011 itibariyle 1 milyar dolar gelir
– Gelirin yüzde 12‘si Zynga oyunları
– Gelirin yaklaşık yüzde 50si reklam

2. Twitter

- 465 milyonun üzerinde Twitter hesabı (1. Amerika, 108m 2. Brezilya, 33m, 3. Japonya 30m)
– 2011 Eylül itibariyle 100 milyon aktif Twitter hesabı
– Günde 175 milyon tweet
– Kullanıcıların yüzde 26sı mobil
– Her gün 1 milyon yeni Twitter hesabı
– 2012 için öngörülen reklam geliri: 259 milyon dolar

3. LinkedIn

- 150 milyon kullanıcı
– 2011 gelirleri 522 milyon dolar
– Dünya’nın en çok ziyaret edilen 36. websitesi
– Fortune 100 şirketlerinin 75‘i LinkedIn’i işe alım için kullanıyor

4. YouTube

- 2006’da Google tarafından 1.65 milyar dolara satın alındı
– Ziyaretin %19u 12-17, %35i 18-34 yaş aralığında
– Günlük 2 milyar görüntüleme
– Kullanıcının ortalama geçirdiği zaman: 15 dakika
– Web trafiğinin yüzde 10‘u

5. Pinterest

- 12 milyon tekil aylık aktif kullanıcı
9 milyon Facebook bağlantılı kullanıcı
– Facebook bağlantılı kullanıcılar arasından günlük aktif 2 milyon kullanıcı
– 2012 başından beri %145 günlük aktif kullanıcı artışı

6. Google+

- Lansman: 28 Haziran 2011
– Temmuz 2011 itibariyle 10 milyon, Ekim 2011 itibariyle 40 milyon, Ocak 2011 itibariyle 90 milyon kullanıcı
– Kullanıcıların yüzde 31‘i Amerika’dan
– Kullanıcıların yüzde 20‘si öğrenci
– Kullanıcıların yüzde 67‘si erkek
– ”+1” tuşu günlük kullanımı: 5 milyar kez

1 Milyar Dolar, Yeterince Havalı: Instagram


 

Birkaç aydır, insanlara Facebook hesabı açmaya nasıl karar verdiklerini soruyorum. ”Arkadaşlarımın hesapları vardı.”, ”Çok güzel oyunlar var demişlerdi.”, ”Poke vardı, tanışmak istediklerine gönderebiliyordun.” ve benzerleri arasından kısa bir öykü, ısrarla farklılaşıyor:

”Topluca dışarıdaydık. Bir sürü fotoğraf çekildi. Biri, fotoğrafları Facebook’ta albüm yapacağını söyledi.”

Dün itibariyle Facebook, 1 milyar dolar değerinde nakit ve hisseyle Instagram’ı satın aldı. Önümüzdeki günlerde 5 milyar dolar hedefiyle halka arzını başlatacak Facebook‘un şu ana dek gerçekleştirdiği en büyük satın alma. Instagram, yalnızca iPhone’larda 30 milyon kullanıcıya ulaşmayı başarmış ve geçtiğimiz günlerde Android lansmanı haberini vermişti.

”A million dollars isn’t cool, you know what’s cool? A billion dollars.”

Tabii. Bir yandan da hiçbir şey sebepsiz değil.

1. Bir sürü fotoğraf çekildi ve biri, fotoğrafları Facebook’ta albüm yaptı.

Facebook’un etkileşimi görseller etrafına ördüğü ve sitede geçirilen zamanı görsellerle yükselttiği bir sır değil. Facebook’a günde 250 milyon fotoğraf yükleniyor. Webde bulabileceğiniz fotoğrafların yüzde 4’ünün Facebook’ta olduğu söyleniyor.

2. Facebook, mobil.

Çünkü, kullanıcılar mobil. 2012 başı itibariyle Facebook’un aylık aktif 300 milyon mobil kullanıcısı var; yaklaşık %40 mobil penetrasyon. Masaüstü ve dizüstü bilgisayarlardan Facebook’a erişen her kullanıcı, bir anlamda Facebook için mobil nakit akışının güçlenmesine engel.

Tam olarak bu yüzden Google, kendi mobil evreni Android’de Google+’ı önceliklendirme planları yapıyor. Tam olarak bu yüzden Apple, iOS cihazlarda Twitter entegrasyonunu Facebook’un önüne koyuyor.

Bu noktada, ”mobil fotoğraf paylaşımı” dikeyi üzerinde yükselen bir uygulamanın Android platforma da dahil olarak palazlanması karşısında Facebook, cevapsız kalmıyor.

3. Instagram, lovemark.

Instagram, görselleri kolay filtrelerle ‘remix’leyerek paylaşmayı mümkün kılan bir mobil uygulama. Kendini ifade etmek, tercihe göre kişiselleştirme ve ‘an’lar üzerine kurulu. Instagram’da yaşadığınız bir anı, bizzat seçtiğiniz bir filtreyle şekillendirmenin ve yine aynı ‘an’da takipçilerinizle paylaşmanızın gücü, çok az mobil uygulamada var.

Instagram’ın Twitter kullanıcıları ve Twitter entegrasyonuyla güçlenmesini, Facebook satın almasıyla birleştirdiğimizde tanıdık bir resimle karşılaşıyoruz: Yalnızca yakın arkadaşlarımızın bildiği, bayıldığımız alternatif/indie müzik grubu pop/rock çalmaya başlıyor.

4. Facebook, büyük.

Böyle bir satın almayı Google, Amazon, Apple ya da Microsoft’un gerçekleştirmesi kimseyi şaşırtmazdı. Facebook’un gerçekleştirmesi de şaşırtmamalı.

Facebook, uzunca bir süre yalnızca ‘Sosyal Ağ’ olarak algılandı; Google’ın uzunca bir süre ‘Arama Motoru’ olarak konumlanmasını hatırlatacak şekilde. Bu hamleyle Facebook’un ‘tek ürün’ stratejisinden uzaklaştığını söylemek mümkün değil belki. Öte yandan, ‘Sosyal Ağ’ın içinden gerekli segmentasyonla bir dolu servis ve ürün çıkacağını öngörmek de güç değil. Instagram, bunlardan ilki.

”13 kişi çalışıyorlarmış! 1 milyar dolardan değerlendiler!”

Teknoloji tarafında liderlik, başkanlık yarışından farksız. Kullanıcı tarafında algı, ”Altına Hücum!” semalarında. Instagram haberiyle ilgili en yaygın yanlış anlaşılmalardan biri, 1 milyar doların bir gecede kazanıldığı.

”1 gece, birkaç yıl ve fena halde doğru bir ürün” daha doğru bir cevap belki. 800 milyon kullanıcının günde 250 milyon görsel yüklediği bir platformu, mobilde içerikle karşılamak dün gece akıl ettikleri bir hamle değildir eminim.

Facebook 2025’te Nerede Olacak? [INFOGRAFIK]


 

Bilimkurgudan ayrıştırılamayan gelecek tahminlerinin aksine, Facebook‘un 2025’e dek yapabilecekleriyle ilgili tahminlerin paylaşıldığı infografiğin ciddi bir kısmı, gerçek olmaya çok yakın.

2012, Arama: İçeriğin Facebook kullanıcı etkileşimleriyle çok daha anlamlı hale geldiğini, yakın geçmişte hayat bulan pek çok büyük içerik platformunun Facebook entegre çalıştığını hesaba katalım.

2013, Ödeme Sistemleri: Facebook’un PayPal‘la yakın münasebetini hesaba katalım.

2014, Sadakat Programları: Her alışverişinizin ardından elinize tutuşturdukları kuponlardan ne kadar yararlanabiliyorsunuz? Hepsini tek bir karttan takip etmek istemez miydiniz?

2016, E-Ticaret: E-Ticaret’in geleceğinin Sosyal Ticaret‘te olduğunu biliyoruz. Geriye ”Nasıl”ı cevaplamak kaldı.

Infografiğin 2016’dan sonrası Facebook’u kimlik olarak kullanırsak, nelerin mümkün olduğuna değiniyor.

Tahminler güzel. Daha güzeli, doğruluklarını beraber gözlemleyebileceğiz.

Görsele tıklayın, büyütün.

Google+ TV Reklamı: Paylaşın, Gerçek Hayatta Paylaştığınız Gibi


 

Google‘ın deneysellik+ürün sevdası malumunuz. Öte yandan hedef kitle ve ihtiyaca cevap verme hususlarında pek çok Google ürününün sorgulandığına şahit olduğumuzu söylemek mümkün.

Google+, Google’ın ısrarla arkasında durduğu ürünlerinden. Facebook karşısına konumlanan, ”privacy”, bilgi dağıtımı + tüketimi, ağ bağlantılarını gruplama ve hangout özellikleriyle farklılaşma iddiasındaki Google+ için bir de televizyon reklamı kotarıldı.

Filmde tamamiyle Google+’ı Facebook’tan bir ürün olarak farklılaştıran noktaların üzerinde duruluyor.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=GRmDGvdkg8E

Facebook ve Google‘ın Sosyal Ağlar rekabetinde farklılaştıkları nokta: Bağlantılara bakış açıları.

Facebook’un 2010’da Tipping Point‘i geride bırakmasından önce, 2006-2009 yılları arasında 6 Degrees of Separation‘ın (Dünya üzerindeki herhangi birine bağlanmak için 6 kişinin yeterli olduğu teorisi) fazlasıyla riayet edilen bir düşünce olmasını Facebook’un yükselişinden ayırt etmek zor. Aynı fikrin dönemin popüler kültür harikası Lost ve Obama’nın seçim iletişimiyle alakalı olduğunu görmek gerekiyor.

Google+’ın bağlantılara yaklaşımı daha farklı. Reklam filminde altı çizildiği üzere Google+, ”her şeyi herkesle konuşamayacağımızı” düşünüyor. Bağlandığınız insanlarla farklı ortam, motivasyon ve sebeplerle bağlanıyorsunuz. Ailenizle konuştuğunuzu yakın arkadaşlarınızla konuştuklarınızdan, iş arkadaşlarınızla konuştuklarınızı lise arkadaşlarınızla konuştuklarınızdan ayırmanız gerekebilir. Google+’ın ”Circles” adını verdiği özellik, bağlantılarınızı gruplamayı ve iletişim – içeriği özelleştirmenizi öneriyor, bu durumun sosyalleşmenin doğasında olduğunu vurgulayarak.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=sVf3UaZePC8

En nihayetinde açık kalan alanın segmentasyon olduğunu fark etmek zor değil. Facebook’un anlamlandırılabilir veri ve bağlantı birikimiyle segmentasyon hususunda yetersiz olduğunu iddia etmek mümkün olmasa da webi kullanıcı açısından sosyal ağlarda var olma paralelinde değiştirdiği düşünülünce, Google+’ın, pastadan pay almak / rakibini en güçlü olduğu noktada karşılamak ve benzeri motivasyonlarla farklılaştırılmış ve segmentasyon vurgusu yapan bir ürünle var olması anlam kazanıyor.

Google+’nın isabetli bir ürün olduğunu inkar etmek zor. Google+’nın halen critical mass‘e ulaşma, içerik üretimi + dağıtımı gibi noktalarda beklenen seviyeye ulaşmadığını da belirtmek gerekiyor.

Google’ın ürünleri için TV reklamı yapmasıysa, başka bir yazının motivasyonu olarak kalsın.

Mashable Media Summit: Sosyal Medya 2012 Trendleri


 

Mashable Media Summit, 4 Kasım 2011″de gerçekleşti.

Mashable kurucusu ve CEO”su Pete Cashmore tarafında her şey hızlı: 4 yıllık sürecin sonunda Cashmore ve Mashable; dijital kültür, Sosyal Medya ve teknoloji içeriğinde piramidin en üstünde. Cashmore, Time”ın geleneksel “”En Etkili 100 İnsan”” listesine 2010″da girmeyi başarmıştı.

Cashmore sunumundan, 2012″de Sosyal Medya ve dijital habitatı yönlendirecek 8 trend.

Touch: Steve Jobs”ın Xerox çalışmaları arasından mouse ve imleci ayrıştırması, Steve Jobs biyografisi vesilesiyle gündemde. Yine bu günlerde, mouse ve klavyeye veda etmeye başlamış olabiliriz.

Sürecin uzunluğu ve içeriği henüz belirsiz ancak akıllı cihaz tabletlerin dokunmayı, imlece önceliklendirdiğini ve kullanıcı tarafında tecrübeyi değiştirdiğini söylemek yerinde.

Cashmore, dokunmayı tüm trendlerin üzerinde konumlanacak bir şemsiyeye benzetiyor ve Windows 8 tasarımının dokunma eylemine yaklaşması örneğiyle trendi somutlaştırıyor.

Read,Watch,Listen: f8de medya tüketiminin sosyalleşeceğinin ilanı sonrasında, dokunma deneyimi etrafına örülen dijital deneyim, öncelikli olarak bu üç eylemle zenginleşecek.

1. News Aggregation Apps (Haber Birleştirme Uygulamaları)

Tablet kullanıcıları, Flipboard liderliğinde dijital içerik tüketiminin geçirdiği dönüşümü bir süredir takip ediyor. Flipboard, Facebook Twitter hesaplarınızda yakın çevrenizin paylaştıklarını deyimi yerindeyse “tablet dergisi” formatında toparlamanın yanı sıra, içerik üreticilerine yine Flipboard arayüzü ve tasarımıyla ulaşmanızı mümkün kılıyor. PC”de websiteleri ve linkler üzerinden ayrı ayrı takip edilen içerik kaynaklarını tek bir arayüz tasarım ve uygulamada toparlıyor ve ilgi alanlarınıza göre kategorize ediyor.

Flipboard”un yarattığı alandaki diğer güçlü oyunculardan biri Zite. Flipboard”dan farklılaşmak adına Zite”da rehberinizin ilgi alanlarınız olduğunun altı çizili, içerik üreticilerinin kendi aralarındaki kategorizasyonu ikincil. Cashmore sunum esnasında diğer oyuncuları da zikrediyor (Editions,Livestand) Her üç uygulamayı da kullanan biri olarak Flipboard, Pulse ve Zite arasındaki mücadelenin pazarı tanımlayacağı kanısındayım.

2. Magazine Apps (Dergi Uygulamaları)

Tablet ve akıllı cihazlarda Haber Birleştirme Uygulamaları”nın içerik tüketimini yönlendirmesi, içerik üreticileri adına sahiplenemedikleri raflarda, rakipleriyle aynı uygulama aracılığıyla kullanıcıya ulaşmaları anlamına geliyor. Tahmin edeceğiniz gibi, içeriği farklılaştırmak ve özel kılmak, abonelik üzerinden ciddi bir akış yaratmak için bu noktada vazgeçilmez hale geliyor.

2012″de, Wired örneğiyle seneler önce deneyimlediğimizin, çok daha fazla dergi tarafından kotarıldığı bir yıl yaşayacağız: Dergiler, içerik ve iletişimlerini, sahiplenecekleri uygulamalar aracılığıyla casino online yapmak isteyecek.

3. Beyond iPad (iPad”in Ötesinde)

iPad”e yeni rakipler. En güçlüsü, Kindle Fire.

Kindle Fire: iPhone-killer rüyasına en çok yaklaşabilen, Samsung Galaxy S serisi oldu. Amazon”un Kindle Fire hususunda iPad-killer rüyası var mıdır bilinmez ancak özel yazılımı ve sağlıklı-zengin içerik habitatıyla Kindle Fire”ın ciddi bir rakip olduğunu fark etmek şart. Amazon, yıllar önce fiziksel formattaki medya için e-ticaret aracılığıyla yaptığını bu kez dijital medya için bizzat kendi tabletiyle yapmak istiyor. Kindle Fire”ın iPad karşısında fiyat kırdığını da notlara ekleyelim.

4. Social Gestures

f8de duyurulan “”Frictionless Sharing”” etrafında, webde yapılan herhangi bir eylemin Facebook tarafında eş zamanlı olarak paylaşılması. Kısaca, “”paylaşma””yı senkronize ve refleksif hale getirmek.

Facebook News Feed”lerinizde Social Reader”ları fark etmişsinizdir. Social Reader, herhangi bir haber/makale okuduğunuzda, otomatik olarak eylemi akışa dahil ediyor.

5. TV Everywhere (TV, Her Yerde)

“”TV öldü”” çığlıkları, beklenenden daha kısa sürede geçersiz hale geldi. Evlerimizde alıştığımız haliyle değil belki ancak TV içeriği için altın çağ başlıyor, denebilir.

Time Warner Comcast, Disney Youtube, Netflix Facebook ortaklıkları, dijitalde TV film içeriğini daha sık göreceğimizin ve içerik paylaşımına TV”yi dahil edeceğimizin en belirgin göstergeleri.

Kablolu yayın sağlayıcıları, içerik ileticisi olarak bu noktada önceliklenirken, şaşırmayacağınız bir haber: Google”ın yakın gelecekte kablolu yayın yatırımı yapabileceği söylentileri yükseliyor.

6. Second Screen Experiences (İkinci Ekran Deneyimleri)

Birden fazla ekranla yaşadığımız, gerçek ve yüksek ihtimalle kullanıcı tarafındaki en güçlü içgörülerden. Televizyon izlerken bilgisayar başında olmak, mobil internet/SMS kullanmak örnekleri tanıdık gelecektir.

Cashmore”un sunumda üstünde durduğu, biraz daha farklı: Seyrettiğiniz içeriğe, görsel ve metni de dahil ederek, deneyimi zenginleştirme üzerine kurulu.

MTV Watchwith iPad uygulaması özelinde: MTV programlarını izlerken, isteğinize bağlı olarak görsel ve metinlere de eş zamanlı olarak ulaşabiliyorsunuz.

7. TV Movie Marketing Apps (TV ve Film Pazarlama Uygulamaları)

Uygulamalar, özel bir kitleye, özel bir mecrada, özel bir etkileşimle ulaşmaya devam ettikçe, TV içeriği ve filmler için uygun iletişim mecraları haline geliyorlar.

Angry Birds Rio ve Super 8 uygulamaları, Cashmore”un fikri somutlaştırırken kullandığı örnekler.

Fikren, akıllı cihazlar ve tabletler özelinde webin yerini uygulamalara bıraktığı düşüncesi gittikçe güçlenirken, pazarlama aksiyonları da kullanıcı mecrayı takip ediyor.

8. Social Music (Sosyal Müzik)

Facebook Spotify ortaklığı Amerika”da ciddi bir titreşim yarattı. Sosyal uygulamaların viral etkisine en somut örnek.

Cashmore sunumunda, iş modelinde, iTunes”un yerleştiği alışkanlıklar düşünülünce, abonelik sistemiyle ilgili soru işaretlerinin varlığı gündeme geliyor. Bu noktada, kullanıcıya istediği zaman ulaşabileceği zengin bir içerik sağlamanın yanında, editöryal içerik kullanımının iş modeline yardımcı olacağını söylemek mümkün. Müzik henüz fiziksel formattayken, benzer bir sorun Best of albümleriyle rahatlıkla aşılmıştı.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=zhOwWeS7FT8

« Previous Page - Next Page » Scroll to top