“Eğlence” Reklamı İzletir, Ürünü Sattırır. -Ana Bana Kar Yolla-


 

“Ana Bana Kar Yolla” türküsüyle izlenme rekorları kıran King Anneler Günü reklamı, eğlenceli işlerin hala izlenebileceğini gösterdi.

Tahminlerime göre bu reklam Anneler Günü alışverişinde King tercih edilmesinde büyük rol oynayacak. Reklam zaplanmıyor, çıksa da izlesek diye bekleniyor. Çok eğlenceli bir iş, gülümsetiyor, geleneklerimize de modernliğe de gönderme yapıyor. Kral bir kahvaltı için King alın, neşelenin, annenizi mutlu ederken siz de eğlenin mesajı veriyor. E, daha ne olsun? BÜRO Reklam Ajansı harika bir iş çıkarmış, kendilerini tebrik ediyorum :)

Summertime Marketing


 

Artık kendi başına bir marka olan Brandmarker, Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Klubü BUİK ‘in her yıl düzenlediği Ulsulararası Pazarlama İletişimi kongrelerine verdiği isim. Bu yıl da 16-22 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 16. Brandmarker’ın mottosu Summertime Marketing! Ancak sıcak havalara kapılıp da belli başlı pazarlama trendlerine odaklanmaktan geri durmamışlar, ele alınacak temalardan bazıları İçerik Pazarlaması, Yeşil Pazarlama ve Sürdürülebilirlik.

Sadece Türk katılımcılar değil, uluslararası öğrencilere açık olan kongre, akşamları da eğlenceli aktiviteler ve organizasyonlarla desteklenecek. Oyun partileri ve tekne turlarıyla katılımcılarına sosyal etkinlikler sunan bu kongre için daha detaylı bilgi www.brandmarker.boun.edu.tr ’de!

(TC)’yi Uğurlarken Marka İmajını Yok Eden Ziraat Bankası


 

1888 yılında, köylü ve çiftçilere destek olmak amacıyla kurulan Ziraat Bankası, yıllar ilerledikçe emekli bankası şeklinde anılmaya başladı. Bu banka halkın bankası olarak akıllarda yer etti, imajı hep bu yönde ilerledi, büyüdü.

Markalar zamana ayak uydurur, değişir, gelişir gerekirse yepyeni bir logoyla karşımıza çıkar. Ama politik değişimler, siyasi görüş içeren logolar, hükümet yanlısı hareketlerin tepkilere yol açması çok doğal. Bu marka imaj değişimi değil, siyasi duruş değişimi, üstelik eskisiyle taban tabana zıt! Evet, Ziraat Bankası’nın her yerden sanki devrim yapıyor gibi TC ibaresini yok saymasından bahsediyorum. Hem de Sağlık Bakanlığı’ndan TC’nin kaldırılması, Türk mü, Türkiyeli mi tartışmaları tüm heyecanıyla devam ederken.

Burdan anlıyoruz bu basit bir kurumsal kimlik yenilenmesi kesinlikle değil. Bu Ziraat Bankası’nın geçmişini neredeyse inkar etmesi demek. Eğer bir kurum tarihçesini sahiplenmiyorsa geleceği karanlıkta kalabilir, 1888 değil de 2013′te kurulmuş gibi bir izlenim yaratır. Apple’dan Disney’e tarihçelerini detaylı, hatalarıyla açıkça ifade eden efsane markalara bakarsanız geçmişin kurumun gününe ve geleceğine nasıl etki ettiğini daha iyi anlayabilirsiniz.

Şimdi maaş çekmek için kuyruk bekleyen emeklileri, Ziraat Bankası ile ilişkilerini kesmek için birbiriyle yarıştığını görüyoruz. Çünkü bu bankanın müşterileri, genel çerçevede “Cumhuriyet Çocukları” kısaca TC’nin kaldırılmasını kabul edemeyecek, yediremeyecek bir kitle.

Bu noktada Ziraat müşterilerini kaybediyor, ancak belki tam da bunu istiyorlar! Hükümet bankası imajıyla yandaş olarak tanımlanan bol paralı kitle müşterisi olsun arzusu kuvvetle muhtemel ilk hedef. Açıkça bu hareket devletle birlikte düşünülmüş gibi gözüküyor.

Yılların (TC)’siyle köklerine veda eden Ziraat Bankası’nın eski ve yeni reklam filmleri durumu net bir şekilde ortaya koyuyor. Eski Ziraat Türk, yeni Ziraat Türkiyeli…

Mobil Reklamlar da Bizi Duyabilecek


 

Ses tanıma teknolojisi geliştiren bir şirket olan Nuance, artık diyalog kurulabilecek cep telefonu reklamları hazırlamaya hazır olduklarını açıkladı. Solganlarıysa: İnsanlar konuşur, markalar dinler. Örneğin prototip olarak geliştirilen “Alpha deodorant” cep telefonu reklamı, sorduğunuz sorulara cevap üreten bir sihirli 8 bilardo topu görüntüsünde.

Dövme yaptırsam mı? diye soran müşteriye Çince bir kelime öneren uygulama, arkasından da arkadaşça bir sohbetle yine de Alpha deodorant kullanmayı unutma! diyor.

Bu yenilikçi teknolojiye müşterilerin zaten hazır olduğunu vurgulayan şirket, Apple Siri ve Google Voice ile akıllı telefonlarıyla konuşmaya alışkın kitleyi hedefliyor. Şimdiden Leo Burnett gibi önemli reklam ve ölçüm şirketleriyle anlaşmalar yapan firma sayesinde bakalım mobil reklamlar boyut değiştirecek mi?

Online Reklam Kanallarınızı Nasıl Daha Doğru Ölçümleyebilirsiniz?


 

Ölçümleme konusu özellikle iş modeli tümüyle online olan şirketler için hayati önem taşıyor. Sebebi ise doğru ölçümlemenin pazarlama bütçesinin en etkin şekilde kullanılmasını sağlaması ve şirketin gidişatı konusunda önemli ipuçları vermesi.

Öncelikle iş modeli tümüyle online olan şirketlere bazı örnekler verelim. Bu şirketler, tüm operasyonları online olan eticaret şirketleri de olabilir, çeşitli hizmet odaklı şirketler de olabilir, örneğin online oyun, müzik veya film şirketleri gibi. Tüm bu iş modellerinin arkasında büyük oranda tek bir amaç var; doğru yatırımla en kısa sürede şirketin karlı duruma geçmesi ve karlılığını sürekli olarak arttırması. Gelir modeli ne olursa olsun, tüm bu şirketlerin ölçümlemeyi doğru yapması çok önemli. Bu yüzden, birçok farklı yazılım, modelleme kullanarak, farklı ölçümleme teknikleriyle en iyi dönüşüm aldıkları kanalları tespit ediyorlar, en azından etmeleri gerekiyor.

Hali hazırda iki temel ölçümleme tekniği bulunuyor. Birincisi Last-Click Attribution denilen, son tıklama odaklı ölçümleme tekniği; ikincisi Multi-Channel (touch) Attribution denilen, farklı reklam kanallarının etkilerini daha net bir şekilde ölçümleme tekniği. Last-click modelinin mantığı aslında oldukça basit, dönüşüm gerçekleşmeden önce kullanıcı hangi kanaldan gelmişse dönüşümün tamamını bu kanalın sağladığını varsaymak. Dönüşümden kastımız, örneğin eticaret şirketleri için ürün satışı veya üyelik, oyun şirketleri için oyuncu, film şirketleri için aylık abone olan üyeler diyebiliriz.

Multi-channel attribution model ise biraz daha karışık, ancak daha doğru bir ölçümleme yöntemi. Eğer 3 farklı kanalda reklam veriyorsanız ve kullanıcılar bu kanalların her birisinde farklı aksiyonlar alıyorsa -reklam görüntüleme, tıklama gibi- dönüşüm gerçekleşmeden önceki her aksiyonun bir değeri var demektir ve multi-channel attribution model bu değerlemeyi en net şekilde ortaya koymaya çalışmaktadır.

Örneğin, bir sosyal medya sitesinde, bir arama motorunda ve bir reklam ağında reklamlar veriyorsunuz. Tüm bu reklamların boyutları, yerleşimleri, formatları farklı. Facebook’ta haber kaynağı (newsfeed) reklamı verdiğimizi, reklamın tek resimli sayfa gönderisi olduğunu, Google’da Adwords’te reklam verdiğimizi ve reklam ağında da flash 300×250 boyutlarında banner reklamı verdiğimizi düşünelim. Tüm bu kanalların, formatların ve büyüklüklerin kullanıcı üzerinde ayrı ayrı etkisi bulunuyor. Örneğin bir kullanıcı, Facebook newsfeed’de reklamınızı gördü, resimdeki ürününüzü çok beğendi ancak o anda bu ürünün detaylarını incelemeye vakti olmadığı için linke tıklamadı ve sitenize gelmedi. Sonraki gün, kullanıcı banner reklamınızı gördü, ürününüzü veya markanızı hatırladı ve reklama tıkladı, sitenize geldi. Ancak o anda yanında kredi kartı yoktu, veya kredi kartında limit yoktu, ürünü satın alamadı. Ertesi hafta, kredi kartında limiti olduğunda ve kredi kartını yanında bulundurduğu anda aklına geldi ve Google’a ürünü ve sitenizin adını yazdı, sizi Adwords’te buldu ve reklama tıkladı, ürünü satın aldı.

Bu, olabilecek binlerce farklı senaryodan bir tanesi ve eğer Last-click ölçümlemesi kullanıyorsanız, dönüşümü tek başına Google’ın yarattığını varsayacaksınız. Ancak multi-channel attribution kullanarak Facebook’un ve banner reklamının ne kadar etkisinin olduğunu ölçebilir, reklam kanallarınız arasında daha doğru bir değerlendirme yapabilirsiniz. Bu durumun tam tersi de olabilirdi, örneğin kullanıcı Google Adwords’ten gelip, ürünü satın almayıp, banner reklamını görüp, yine ürünü satın almayıp, en son Facebook’ta gördükten sonra kararını verip ürünü satın alabilirdi. Bu şekilde last-click ile yine doğru bir değerlendirme yapmıyor olacaktınız.

Multi-channel attribution modelini kullanabileceğiniz üçüncü parti yazılımlar mevcut. Bildiğim kadarıyla Google Analytics’in ücretsiz versiyonu bu modellemeyi belli bir düzeye kadar destekliyor ancak premium ile birlikte tüm modellemeyi Google Analytics üzerinde kurabiliyorsunuz. Google Analytics dışında, birçok farklı araç kullanarak en doğru modellemeyi yapmanız mümkün.

Bu modellemede en önemli soru, kullanıcının dönüşümü gerçekleştirmeden önce aldığı aksiyonların hangisine ne kadar ağırlık verilmesi gerektiği. Misal, kullanıcının aldığı ilk aksiyon, ikinci aksiyon, üçüncü aksiyon vs ve sonuncu aksiyon arasında dönüşümün dağılımı nasıl olmalı? Bu konuda farklı yaklaşımlar var. Son aksiyonları önceliklendiren ağırlıklandırmalar mevcutken, ilk ve son aksiyonları daha ağırlıklı yaparak, ara aksiyonları daha düşük ağırlıklandırmak da mümkün. Bu modellemeyi dinamik olarak düşünüp en doğru yaklaşımın belirlenmesi gerekiyor ki en fazla etkisi olan aksiyonlar doğrultusunda reklam kanallarınızı en doğru şekilde değerlendirin.


Google Attribution Playbook’ta açıklanan farklı ağırlıklandırma yöntemleri

Yazımı bu konudaki güzel bir benzetmeyle sonlandırayım: eğer last-click modeli kullanırsanız, aslında bir futbol maçındaki forvetin golü tek başına attığını varsaymış olursunuz. Multi-channel attribution sahadaki tüm futbolcuların gole ve galibiyete katkısını ölçümlemeye benzer.

Webde Niş Oluşumlar #3: Goodreads


 

“İnternette geçirdiğimiz sürenin önemli bir kısmını facebook ve twitter tüketmekte, bazıları için Linkedin, bazıları için Flickr gibi siteler bunlara eklenmekte. Ancak bu postlar dizisinde herşeyi bir arada bulma iddiasında olmayan, keyif aldıkları konuda keyif veren, odaklanmış, amacı belli, niş ve kaliteli site/ aplikasyon/ oluşumlara yer vermeyi hedefliyoruz.” demiştik. Bu sosyal websiteleri içinde üçüncü sırada Goodreads’e yer verebiliriz.

Birçok kitap okuyucusunun aşina olacağı bu site, bu hafta içinde Amazon tarafından satın alınmasıyla beraber iyice konuşulur oldu. Hedef, Kindle ve Goodreads içeriğini harmanlamak ve sosyal bir kitap okuma deneyimi geliştirmek gibi heyecan verici. Zaten goodreads satın alınmadan önce de “Making reading social!” ve “It’s what your friends are reading!” sloganlarıyla hedefinin sosyal paylaşılan okuma deneyimi olduğunu belli etmişti.

Temel olarak goodreads, sanal kitaplığınızı oluşturabileceğiniz, arkadaşlar ekleyebileceğiniz, mesajlaşabileceğiniz, kitaplığınıza uygun yeni kitap tavsiyeleri alabileceğiniz, sanal kitap topluluklarına üye olup tartışmalara katıllabileceğiniz, anketleri cevaplayabileceğiniz ve kendinize yıllık okuma kotaları koyarak kitap okuma alışkanlığınızı düzene koyabileceğiniz bir çevrimiçi platform. En güçlü tarafı ise neredeyse her kitabı içeren zengin içeriği, her kitabın her basımını sayfa sayıları ve kapak resimlerine kadar arşivlemesi, bedava ebook arşivi ve apple store gibi çeşitli platformlarda çok kullanışlı app ler çıkararak sorunsuz bir kullanma deneyimi sunması.

Eski müdavimlerden biri olarak Amazon satınalmasının ve Kindle entegrasyonunun siteye nasıl yansıyacağı biraz endişe yaratmakla beraber, platformun temel elemanlarının değişmeyeceğine hatta daha da kullanıcı dostu bir yapıya doğru gideceğine inanıyorum. Ne kadar çok insan kullanırsa, tartışmaların kalitesi ve forumların verimliliği de o kadar artacağı gibi, sosyal medyada hava atmak için kullanılacak olsa bile kitap okumak iyi bir şeydir!

Not: Önceki oluşumlar olarak değindiğimiz Foodspotting ve Fashiolista …

1 2 3 107  Başa Dön