Günümüzde artık özellikle iletişim ajanslarının işe “Sosyal Medya Uzmanı”, ya da “Digital Proje Yöneticisi” adı altında sosyal medya ile %100 ilgili insanlar aldığını biliyoruz. Ama şirket tarafında aynı adaptasyon için bir isteklilik var mı? Bence yok. Belki bu, şirketlerin bu tarz bir yeniliği hızlıca yapmak için biraz fazla büyük olmaları asıl nedendir, belki de hala buna gerek duymuyorlardır. Aşağıdaki video bu konu ile ilgili Social Media Influence isimli websitesi tarafından Sony Europe’un yeni “Head of Social Media and Consumer PR”ı Ruth Speakman ile yapılmış güzel ve sıkmayacak kadar kısa bi röportaj. Ruth Speakman sosyal medyanın bir title olarak kulanılmasının arkasındaki nedeni özetlemekte zorlanıyor çünkü sosyal medya gerçekten de müşteri hizmetleri, pazarlama, reklamdan hepsini bir miktarda kullanıyor. Röportaj twitter’ın doğrudan satış mecrası olarak Sony tarafından nasıl kullanıldığı konusunda devam ediyor…

Gezenzi‘nin renkli ünlemlerine Beşiktaş ve Bebek’ten sonra Taksim’de de rastladım. Özellikle yukarıdan düşmüş efekti verilmesi (yerdeki parke taşlarının bu şekilde tasarlanması) çok güzel durmuş. Mesajı doğru bir şekilde verdiğine ve kesinlikle dikkat çektiğine inanıyorum. Ünlemleri koydukları bölgeler de özenle seçilmiş anlaşılan (akıllı telefon -iPhone, Blackberry vs.- kullanıcılarının daha çok bulunabileceği bölgeler). Gezenzi, bildiğimiz gibi “lokasyon bazlı mobil iz bırakma servisi” olarak insanların bulundukları yerleri site üzerinden işaretlemesine ve yorum yapmasına imkan tanıyor. Foursquare’in yakaladığı başarıyı Türkiye’de yakalamak isteyen Turkcell‘in Lost temalı reklam yapması ve açıkhavadaki bu başarılı reklamı siteye verdiği önemi de gösteriyor. Sanal ortamdaki yer işaretlemeyi, gerçek hayatta dev ünlemlerle göstererek ilgi çeken ve sitenin iletişimini başarılı bir şekilde yapan Turkcell’i (ve ajansını) tebrik etmek lazım.

Bir paylaşım sayesinde ulaştığım bu viral siteyi yaratıcı buldum.  Paylaşmadan ve değerlendirmeden önce projenin sonlandırılmasını bekledim, nasıl tamamlanacağını merak ettim.

İlgi çekmek için güzel 3 kızı kullanan bu site, bir süre boyunca (geri sayım şeklinde ilerlediği için ne kadar süre olduğunu bilmiyorum) oylamada en çok oyu alan kızın içini göstereceğini iddia ediyordu. Bunu ise bir HD çekim yapabilen kamera ile gerçekleştireceklerini söylüyordu. Pamuğun normal ekran üzerinden HD çekim yapabilen kamera ile kayıt yapıldığında görünmediğini deney ile gösteriyorlardı.

Site tam istediği ilgiyi elde ettiği esnada geri sayımı tamamladı. Bir açıdan güzel bir zamanlama olmakla birlikte biraz daha uzun bir süre ile çok daha fazla kişiye ulaşabilirlerdi. Bence zaman sınırlaması yerine, belli bir oy miktarına ulaşmayı hedef koyulsaydı daha iyi bir ölçüm olabilirdi.

Basit, komik ve eğlenceli bir fikir olduğu ve amatör görüntüler samimi durduğu için ekibi kutluyorum. Telefonun proje kanıtlanırken oynaması, ufak tefek hatalar daha da sevimli kılmış.

Sonlandığında bu viralin aslında Samsung‘un HD çekim yapabilen telefonları ile ilgili olduğunu öğrendik. Üniversitelerde ekipler oluşturularak projeler gerçekleştiren Samsung Mobilers kapsamındaki projeyi sunan kişi aslında viral amaçlı olmadığını, viralin ne olduğunu bilmediğini açıklasa da, amacına ulaşmış görünüyor.

ve sonunda icinigoster. final videosu | izlesene.com

Facebook’ta bir arkadaşımın postu ile dikkatimi çeken bu yarışmayı gördükten sonra kendimi bu yazıyı yazarken buldum. Facebook ve Twitter ikilisi artık kurumsal yapıların iletişim araçlarını oluşturuyor. Özyeğin Üniversitesi de  sesini bu mecralarda daha fazla duyurabilmek için sayfasını beğenenlerin sayısını artırmayı bu yarışma yoluyla hedeflemiş.

Yarışmayı özetlemek gerekirse isteyen herkes kendi üniversitesini kurabiliyor. Sonrasında departmanlar, yıllık ücret, öğrenci kapasitesi ve burslu öğrenci sayısı gibi özellikler seçilebiliyor. Vuvuzela Üniversitesi gibi ilginç isimlerin de olduğu bu yarışma bir uygulama olarak bana çok ilgi çekici gelmedi çünkü üniversitemi kurduktan sonra neler yapabileceğim hakkında pek bir fikir edinemedim. Ödülü kazananlar üniversitesine en çok kişiyi toplayan ilk 3 yarışmacı olacak. Bu anlamda, üniversitesini kuranların bundan sonra sürekli insanlardan oraya üye olmayı rica etmeleri, sürekli linki post etmeleri gerekiyor. Viral Loop yaratır mı yaratır, fanpage’i “like” edenlerin sayısını ciddi anlamda artıracağına eminim ama herşey sadece buna odaklanmış. Amaç sadece üniversiteye öğrenci çekmekse neden yukarıda belirttiğim ekstra özellikleri seçiyoruz ki… Ben meraklı birkaç kişi dışında kimsenin bu uygulamada üniversitelere teker teker girip departmanlara bakarak üniversite seçeceğini düşünmüyorum. Herkes kendi arkadaşının üniversitesine kayıt yaptıracaktır çünkü bu, iPad gibi süper bir ödülün yaratacağı sonuçtur.

Ben wooga’da çalışırken Brain Buddies isimli oyunun ana karakterine isim bulmak için böyle bir yarışma düzenlemiştik. Finale kalan ilk 10 birer t-shirt, birinci de iPhone 3GS kazanacaktı. Oyunun hayranlarının oylarıyla birinciyi belirledikleri bu yarışmanın sonunda genel kanıya göre beğenilen isim son anlarda geçildi çünkü finale kalan 10 isimden birinin sahibi bütün arkadaşlarından oy toplayarak birinci olmuştu. Birinci olan ismin sahibine yarışmanın koşul ve şartlarına uymayan bir şekilde oy topladığı için onun birinciliğini iptal ettiğimizi belirttik ama yine de kendisine bir iPod Touch hediye ettik. Bence bu da güzel bir customer management örneğidir aynı zamanda.

Yukarıdaki paragraftaki örneği anlatmamın nedeni Özyeğin Üniversitesi’nin “Hayalindeki Üniversite” isimli yarışmasındaki bir kaç kötü yanı daha iyi göstermek amaçlıdır. iPad mükemmel bir ödül ama bu uygulama ile hazırlanan yarışmanın içeriği çok zayıf. Kesinlikle ilgi çeker, Facebook ve Friendfeed’de çok post yapılır ama bu bir yarışmadan çok en çok arkadaşını toplayanın iPad kazandığı bir vakadır bence.

Son olarak, Özyeğin Üniversitesinin hayran sayfasının verimli kullanımı dikkatimi çekti. Duvardaki her post gerçekten ilgi çekici ve bilgilendirici. Rektör ile de online olarak sorularınızı gönderebileceğiniz bir sistemin olması ayrıca çok güzel. Uygulama ve yarışma bazı yönleriyle yetersiz gibi görünse de bir üniversitenin bunu yapması üniversitenin yeniliklere açık olduğunun ve hantal bir yapıda olmadığının bir göstergesi.

Açıkhava reklamcılığına ek olarak artık hayatımızda bir de açıkhava pazarlama aktiviteleri var. Eskiden broşür dağıtmaktan öteye gidemeyen açıkhava kullanımı artık çok daha önemli ve gittikçe de daha yaratıcı örneklerini görmeye başlıyoruz.

Havaların ısınması ve yazın gelişiyle beraber (her ne kadar yağmurdan sekteye uğrasa da) Taksim İstiklal Caddesi ve Bağdat Caddesi gibi en kalabalık noktalarda farklı birçok gerilla pazarlama ve tanıtım aktivitesi görür olduk.

Örneğin geçtiğimiz haftasonu First’ün iki farklı tatlı yeni sakızı First Shift için Depo Dans ve Youth Republic ortaklığıyla gerçekleştirilen bir dans gösterisi birden Bağdat Caddesi’nde beliriverdi.

Onun iki adım ötesinde ise Sony PlayStation oyunu ModNation tanıtımı yapan küçük bir grubun önünden geçmek mümkündü.

Hemen karşı kaldırımda ise altın rengi bir Bentley caddenin üstünde cam bir koruma içerisinde öylece duruyordu ki bu da Magnum’un yeni Gold kampanyası için şehre yerleştirilen arabalardan biriydi.

Bu aylarda sokaklarda ve caddelerde daha renkli birçok aktiviteyle karşılaşacağımızı umuyorum ve ancak yaratıcı ve ince düşünülmüş kampanyaların aradan sıyrılıp akıllarda kalacağını düşünüyorum.

Öncelikle web sitesinde son reklamlarını bulabildiğim için Aygaz’a tebriklerimi sunuyorum :)

Televizyonda aşağıdaki reklamı izlerken, merakla sonunu bekledim. Reklamın başından sonuna kadar bir Alfa Romeo görüyoruz ve sürücü bize aracın performansını gösterecek şekilde şov yapıyor. Heyhat reklamın sonunda reklamı yapılan markanın Aygaz Euro LPG olduğunu görüyoruz. Ancak şöyle bir durum da var. Alfa Romeo da Koç grubunun, Aygaz da. Yani reklam yabancıya gitmiyor. Bir taşla iki kuş vurmak mı? Belki. Ancak ben yine de markanın kendi değerleri ve özellikleri üzerine odaklanılması gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta performans farklılığını vurgulayan bu reklam aslında Aygaz’ı mı yoksa aracın kendisini mi ön plana çıkarıyor?

Get the Flash Player to see this content.

CNN’in kaynaklarından  faydalanılarak money.co.uk tarafından hazırlanan bu çalışmada dünyanın en çok arzulanan şirketleri sıralanmış. Fortune 1000 ve Amerikan şirketlerinin içerisinde olmadığı Fortune 500 şirketlerinin arasından seçilen markalar bu çalışmada yer alıyor.

Top 10′e girmeye hak kazanan şirketler arasında

  • McDonalds’ın “En İyi Uzun Vadeli Yatırımlar” ve “En İyi İşletme Kalitesi”ne sahip olduğu
  • Apple’ın “En Yenilikçi” olduğu
  • Nike’ın “En İyi Global Rekabet Edebilirlik” özelliğine sahip olduğu
  • Walt Disney’in “Ürün Kalitesi” açısından en iyi olduğu
  • United Parcel Service (UPS)’in ise “Sosyal Sorumluluk” ile kendisini farklılaştırmayı başardığı yazıyor.

UPS’in bu unvanı nasıl hakettiğini merak edip birkaç arama yaptıktan sonra bu konu hakkında CNN Money tarafından yazılmış güzel bir makale buldum. Kısaca özetlemek gerekirse, genellikle fakir ve işe ihtiyacı olan göçmenleri işe alarak onlara güzel imkanlar sunan ve emekli olana kadar onları sahiplenen UPS bu açıdan çok güzel. Ayrıca, açlık ve eğitim konularına da her yıl onlarca milyon dolar harcayan UPS bu unvanı hak ediyor dedirtti bana da.

Yükleniyor
Marketoloji.com ekibi büyüyor.
Pazarlamaya ilgi duyuyorsanız, bizimle birlikte Marketoloji.com'da pazarlama ve reklam dünyası ile ilgili yazılar yazmak istiyorsanız, üniversite 3. veya 4. sınıf öğrencisiyseniz hemen iletişim formunu doldurarak kendinizi tanıtan kısa bir yazıyla bizi haberdar edin!

Not: Marketoloji yazarları Marketoloji.com'da gönüllü olarak yazılar yazmaktadır.
Marketoloji.com, 2010 Blog Ödülleri Reklam ve Pazarlama Kategorisi'nde 1. oldu!
twitter.com/marketoloji
Bizi Twitter'da takip edin!

Marketoloji, bizim pazarlama bilimini tanımladığımız kelimedir. Pazarlama dünyasından haberlerin paylaşıldığı, fikirlerin yürütüldüğü, yorumların yapıldığı bir blog olan Marketoloji.com'da Berna Akın, Engin Bali, Ezgi Merdin, Helin Özüpekçe, Mert Canlı ve Seda Akkurt yazılar yazmaktadır.

Twitter'da tweetleyeyim!

Facebook'ta paylaşayım!



Bu blogda yer alan yazılar ve fikirler yazarların kendi düşüncelerini yansıtmaktadır.
Hosted by