Kategori: Pazarlama Yazar: Cem Berk Aydın | Yorumlar | |

Facebook sayfalarında takipçilerin önemseyeceği, tepki vereceği, paylaşmak isteyeceği aksiyonlar nasıl belirlenir?
Bir yol, en iyi uygulamaları çalışmak ve birebir taklit etmek. Rakipleriniz fotoğraf yarışması yapmış, siz de yapın. Rakipleriniz ”Paylaş, anında indirim kazan!” çağrısı yapmış, siz de yapın. Rakipleriniz ”Arkadaşlarını uygulamaya davet et, anında (herhangi bir Apple ürünü) kazan!” yapmış, siz de yapın. Rakipleriniz web-dostu içerikle ”Günaydıııııııın!” yapmış, siz de yapın.
Bir diğer yol: 1) Takipçilerinizin kim olduğunu düşünün. Kendinizi onların yerine koyun ve Facebook sayfanızda zaman geçirmelerini tetikleyen içgörüleri ayıklayın. 2) Doğru içerik ve iletişim frekansını belirleyin. 3) Basit bir kurguyla kendilerini ifade etmelerini ve içgörülerine konuşulduğunu hissetmelerini sağlayın.
Boğaziçi Üniversitesi Facebook sayfasında Final döneminde yapılan ”Fotoğraf Yarışması” güzel bir örnek.

1. Üniversite denince aklınıza ne geliyor? Kampüs, dersler, arkadaşlarınız… Ve tabii ki finaller.
2. Boğaziçi Üniversitesi Facebook sayfasını kimler takip ediyor? Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, mezunları, akademisyenleri… Finallerin ne demek olduğunu bilen, finallerin nasıl hissettirdiğini bilen, finalleri hayatının bir döneminde önemsemiş insanlar.
3. Final döneminde üniversite öğrencileri ne yapıyor? Daha fazla Facebook kullanıyor. Daha fazla eğlenme ihtiyacı içinde oluyor. Daha fazla kendini ifade etme ihtiyacı duyuyor.
Sonuç: Bir üniversitenin Facebook sayfasında, ”Final Dönemi Fotoğrafları” başlıklı bir yarışma yapıldığında kuru ‘like’lar olarak durabilecek takipçiler, gerçek bir topluluk gibi davranmaya başlıyor; talking about this (Son 1 hafta içinde sayfanızı beğenmiş, yorum yapmış, içeriğinizi paylaşmış/beğenmiş, sorularınıza yanıt vermiş takipçi sayısı) sayınız, like sayınızı geçiyor.
Web tabiriyle ”%100 çalışıyor”.
Yarışmadan birkaç ilginç fotoğraf:
Kategori: Reklam Yazar: Ezgi Merdin | Yorumlar | |
Markaların reklam hazırlarken seçebilecekleri bir çok strateji vardır. Bunlardan bazıları bilglendirme, bazıları marka adını öğretme ve hatırlatma, bazıları ise üstünlük göstermektir. Bu sonuncu stratejiye kıyaslamalı reklam (comparative advertising) denmektedir, yani kendi yaptığınız reklamda dolaylı veya direk olarak rakibinize referans verir ve ondan farkınızı ve üstünlüğünüzü gösterirsiniz. Kıyaslamalı reklamların esprili yönüyle çok fazla dikkat topladığı bir gerçek ancak araştırmalara göre bu reklamların işe yaraması, yani algı ve satışta reklam sahibine yaraması için tüketicilerin reklamın doğruluğuna inanmaları, yani gerçekten rakibinden daha iyi olduğunun gösterilmiş olması gerekiyor.
Son zamanlarda özellikle cep telefonu operatörlerimizin reklamlarında görebileceğimiz rekabet ve birbirinin markasını kişiselleştirip dalga geçme stratejisi çok yaygınlaştı. Bu stratejinin son halkası ise şimdilik bakıldığında oldukça negatif tepki toplayan, Coca Cola markasının mutlu kutup ayılarıyla dalga geçen, Şafak Sezer’in seslendirdiği halktan ve samimi yalnız kutup ayılı Pepsi reklamı oldu. Bu güncel reklam konusunda da söylenenler söylendi, peki aklımızda kalan ve blogumuzda da sık yer verdiğimiz diğer marka mücadeleleri hangileriydi, bu yazıda çok kısa bir özet vermek istiyoruz:
* Blackberry v. Apple
* Audi v. Mercedes
ve yurtdışından diğer örnekler:
Kategori: Pazarlama Yazar: Ezgi Merdin | Yorumlar | |
Ürün yerleştirme (product placement) kısaca popüler dizilerde, filmlerde, şovlarda ürününüzü kullanılıyor gibi göstermek ve bunu reklam kuşağında yapmamış olmak ürün yerleştirme pratiğidir.
Ancak artık ürün yerleştirme pratiği bir boyut ileriye taşınıyor. Sosyal mecrayı belki de en etkili kullanan markalardan biri olan giyim amrkası MANGO, artık tüm karakterlerin MANGO giydiği kendi dizisini çekiyor ve websitesiüzerinden yayınlıyor. Üstelik senaryo da hiç fena değil.
Ne giymeliyim? (What Should I Wear by MANGO) adlı dizinin bir diğer özelliği de sahne sahne karakterlerin
üstündeki kıyafetlerin aşağıda sergilenmesi ve bir tıkla onları satın alabilmeniz. Canlı manken, reklam ve sinema-dizi filmi yerleştirmelerinden çok daha etkili olduğu bir gerçek olan bu yöntem henüz çok yaygın değil ancak tüketici olarak işimizi çok çok kolaylaştırdığını söyleyebilirim.
Bu uygulama ayrıca sosyal medya kampanyalarının ya da websitelerinin nasıl boşa gitmediğini, marka – ürün ve satışla direk bağlantı kurulduğu takdirde nasıl gerçek mağaza ve reklamlardan bile daha fazla etkili olabileceğinin bir kanıtı.
Henüz 6 bölümü yayınlanan bu diziden bir örneği aşağıda, MANGO’nun webdünyasını genel olarak incelediğimiz yazıyı bu linkte bulabilirsiniz.
Kategori: Reklam Yazar: Mert Canlı | Yorumlar | |
“Reklamın iyisi kötüsü olmaz” deyimi ne kadar doğrudur bilinmez ancak İtalya’daki bu örnekte ciddi bir yanlış olduğu ortada. Manşetten verilen bu kadar büyük bir facianın ardından Cruise reklamı veren şirket mi hatalıdır, bu reklamı yayınlamakta bir sakınca görmeyen gazete mi hatalıdır, takdiri size bırakıyorum.

Kategori: Pazarlama Yazar: Cem Berk Aydın | Yorumlar | |
Samsung, çok isabetli bir projeyle tekrar gündemde. Lansmanın tam olarak CES 2012 Tüketici Elektronikleri Fuarı’nın gündemde olduğu bir tarihe denk gelmesiyse, tahmin ettiğim kadarıyla sürpriz değil
Erdil Yaşaroğlu‘nun Samsung Galaxy Note‘u kullanarak planladığı, Guinness onaylı, Dünya’nın en büyük karikatürünün serüvenine göz atarak başlayalım.
galaksiyenotumuzvar.com mikrositesi üzerinden canlıya alınan kampanyanın detaylarına geçmeden önce, Samsung’un dijital varlığı ve dijitalde gerçekleştirdiği projeler göz önüne alındığında bu başarının sürpriz olmadığını belirtmek gerek.
2010′da Boğaziçi Üniversitesi ekibiyle Türkiye galibi olarak Samsung Mob!lers Dijital Pazarlama Yarışması dahilinde Seoul’e gittiğimde, Samsung Nation ve Samsung Stage projelerinden haberdar olduğumda, Samsung’un lokal ve globalde parmakla gösterilen işler yapmaya devam edeceğinden emin olmuştum.
Proje, viral yayılımın gizinin çözüldüğü, sanat olmaktan bilim olmaya yakınsadığı, ”Neden?” ve ”Nasıl?” sorularını cevaplayacak kadar bilgi ve tecrübe sahibi markalar tarafından kolaylıkla kullanılabildiği bir döneme girdiğimizin en güzel örneklerinden.
An itibariyle, lansman gününde Twitter’da Trending Topic olmuş, 48 saatten az bir sürede YouTube’da 130.000 barajını geride bırakmış, sitede görünen fidan sayısına göre yaklaşık 30.000 kez paylaşılmış bir projeden söz ediyoruz.
Peki… ”Neden?”
1. Ürünle Yakından Bağlantılı: Galaxy Note, tablet ve akıllı telefon arasına konumlanmış bir cihaz. Tabletlerin büyüklük ve kullanım kolaylığı açısından mobil olup olmadıklarının tartışıldığı bir dönemde niş ihtiyaca cevap veren, niş konumlanan bir ürün. (Amazon’un Kindle Fire’ının kullanım kolaylığı, büyüklük ve fiyat noktalarından iPad’i karşılamaya çalıştığı biliniyor) Harika bir ekranı var ve globalde iletişime taşınan en somut nokta: Galaxy Note üzerinde çizim yapmak çok rahat ve çok eğlenceli.
Ürün üzerinde Dünya’nın en büyük karikatürünü çizme fikrinin ne denli alakalı olduğunu görmemek zor. Video boyunca cihazın tablet işlevlerini, mobil kullanımla yerine getirdiğini de eklemek gerek.
2. İsabetli Ünlü Tercihi: 1) Ürün üzerinde çizim yapmak çok eğlenceli.
2) Karikatürler, Türkiye özelinde, Facebook ve Twitter’da en çok paylaşılan görsellerin başında geliyor. 3) Erdil Yaşaroğlu, Türkiye’nin en tanınmış karikatüristlerinden, üstelik analog biri değil, Twitter’da 430.000′den fazla takipçisi var.
Noktaları birleştirelim: Daha isabetli bir tercih aklıma gelmiyor.
3. Şaşırtıcı, Büyük, Wow! Dedirten: Viral yayılımı garantileyen en güçlü sebeplerden: İçeriğin şaşırtıcı, efsanevi, büyük ve Wow! dedirtecek frekansta olması. Şehir efsanelerinin üzerine gitmek, ”çalışma” ihtimali en yüksek argümanlardan. (Kıyafetleri transparan hale getiren teknolojiler, konuşan meyve-sebze-hayvanlar, suda yürümek…)
Güven unsuru Guinness aracılığıyla pekiştirilen bir kampanyada, ”Dünya’nın En Büyük Karikatürünü Çizmek” ve galaksiye-uzaylılara mesaj göndermek… 12′den.
4. Eğlenceli: ”Bugüne dek uzaylılar bize mesaj gönderdi, sıra bizde!”. Projenin mizah unsuru da eksik değil. Samsung’un Android platformunu sahiplenmesi ve algıda galaksi-uzay ve Android’in birbirlerine yakınsayan kavramlar olması, üzerine sos.
5. Paylaşma Motivasyonu Yaratmak Adına Sosyal Sorumluluk: Dünya’nın en büyük karikatürünün çizildiği yaklaşık 11.000 metrekarelik alana Samsung, her 10 paylaşım için 1 fidan dikiyor. İçeriği paylaşırken, içeriğin eğlenceli, büyük ve görülmeye değer olmasının yanında, Sosyal Sorumluluk motivasyonunun ekstra bir değer kattığını söylemek mümkün.
Tertemiz. Tebrikler!
Kategori: Reklam Yazar: Mert Canlı | Yorumlar | |
Ambi Pur Toilet, bir tuvalet temizleyici jeli. Kendisini bir eau de toilette (!) olarak konumlandıran marka, ürünün kokusunun parfüm kadar iyi olduğuna ve tuvaletin ürünle temizlendikten sonra parfüm kadar güzel koktuğuna odaklanmak istemiş. Bunu da çok başarılı bir reklam kampanyasıyla yapmış. Parfüm reklamlarından aşina olduğumuz yakışıklı, hafif terli, yarı çıplak erkek figürümüz bu kez güzel ve seksi bir kızın yerine bir ev kadını ile birlikte poz vermiş. Bir tuvalet jeli markasının mesajını ne kadar başarılı verebileceğine dair yaratıcı bir örnek. Sex sells? Yes, definitely!
Kategori: Reklam Yazar: Ezgi Merdin | Yorumlar | |
Hülya Avşar hala televizyonun en tartışılan isimlerinden. Son günlerde ise oynadığı Papia tuvalet kağıdı reklamlarıyla
gündemde. Bu reklamı biraz analiz edecek olursak:
- artık herkesin birer marka olduğu bir dünyada yaşadığımızı hatırlatan bir reklam en başta. “Sesimden bile beni tanıdınız, adımı aklınıza getirdiniz” diyen Hülya Avşar en başta kendi markasını ve adını hatırlatıyor. Arkasından ürün, görseli ve pakedi geliyor.
- Papia marka gücünü ve bilinirliğini arttırmaya odaklanmış. Markasını ürünün heryerine basarak ürünü yenilemiş. Demek ki büyüme stratejileri var. Markaların tüketiciler için en önemli sinyallerden biri olduğunu düşünürsek, ürünün üstüne yani tuvalet kağıdının heryerine yerleştirilmiş marka adı iddialı bir strateji. Ürüne güvenlerinin tam olması gerek.
- marka elçisi yazımızda da bahsettiğimiz konular kapsamında, Hülya Avşar’ın çok yakın zamanda Molped ve Pepsi’yle çalışması ve bu markaların yüzü olması bize sadakati sorgulatıyor. Eskimiş yüz ve eskimiş bir marka olarak tanımlanıyor artık kendisi genellikle.
- marka çağrışımı yazımızda bahsettiğimiz kapsamlardan ise, “Hülya Avşar” markası “Papia” markasının çağrıştırdıkları veya çağrıştıracaklarıyla ne kadar uyuşuyor sorunuyla karşılaşıyoruz.
Ne yazık ki bir tek reklamın bir ürüne katkısını finansal olarak ölçebilecek kesin bir metod yok ancak bu işbirliği ve reklamın başarısı diğer markalara da örnek olacaktır.
![]() | twitter.com/marketoloji Bizi Twitter'da takip edin! |
Marketoloji, bizim pazarlama bilimini tanımladığımız kelimedir. Marketoloji.com pazarlama dünyasından haberlerin paylaşıldığı, fikirlerin yürütüldüğü, yorumların yapıldığı bir blogdur.
