Techcrunch’ın haberine göre IDC araştırması sonuçları Amerika’da internette reklam harcama büyüme oranlarının tekrar eski seviyelerine geldiğini gösteriyor. Özellikle kriz döneminde ciddi yara alan internet reklam harcamaları, büyüme oranlarında son yıllarda eksileri bile görmüştü (yani bu, bir önceki çeyreğe göre daha az reklam harcaması yapılması demek oluyor). İnternet reklam harcamaları 2010′un ikinci çeyreğinde %15′lik artış göstererek 7.2 milyar dolara ulaştı. Son iki senedir bu büyüme oranın çok uzağında olan rakamlar bizi biraz daha iyimser olmak için motive edebilir. Tabi Amerika’daki harcamaların Türkiye’deki harcamalarla ne kadar paralel olduğu tartışılır. Amerika’nın, krizi bizden daha keskin bir şekilde hissettiği için bu rakamlar onlar için çok daha fazlasını ifade ediyor. Yine de bu büyüme oranı, genel olarak reklam sektörü için gayet olumlu olarak karşılanmalı ve reklamverenlerin de krizi artık yavaş yavaş aşmaya başladığımızı görerek yatırımlarını bu alanda (özellikle internette) arttırmalı diye düşünüyorum.

Bir arkadaşımın paylaşımı ile gördüğüm bu harika virali sizlerle paylaşmak istedim.

Kişilerin birbirlerini tanımadan video chat yaptıkları Chatroulette sitesinde gerçekleştirilen bu kampanyada, güzel bir kız ile konuşan kişiler, farklı beklentiler içerisindeyken, karşılarında bir şeytan görüyorlar ve bunun aslında 26 Ağustos’ta vizyona gireceği belirtilen The Last Exorcism filminin reklamı olduğu ortaya çıkıyor.

Engin’in Dr Pepper’dan Chatroulette’te 1 Nisan Şakası yazısında yazdığı gibi Chatroulette, ilginç medya kullanımlarına olanak sağlıyor. Bu kampanyanın da Chatroulette’i tercih etmesi ve insanları şaşırtarak viral haline getirmesi, aynen Twitter örneğindeki gibi, bu sosyal mecraların başlangıçtaki kullanım amacının dışında kullanıcılar tarafından farklı anlamlar kazanması bakımından ilgi çekici ve kampanyayı farklı kılmış. Gerçekten süper olmuş, görsem korkardım!

Facebook hayatımızın her alanını sanallaştırma konusunda bir adım daha atarak lokasyon bazlı servisi Facebook Places’i duyurdu.

Akıllı telefonlar ile birlikte artan mobilite sayesinde hayatımıza giren Foursquare ve Turkcell tabanlı Gezenzi gibi bir çok yerel servis, sosyal medya faktörünü yaşam alanımıza taşıyor. Bu alanda atılım yapması beklenen Facebook, 18 Ağustos’ta Places servisini duyurdu.

Advertising Age‘e göre, Places 3 önemli özelliğe sahip olacak. Bunların ilki, kullanıcıların nerede olduklarını arkadaşları ile paylaşabilmeleri olacak. İkinci olarak, yakınlarda hangi arkadaşlarının olduğunu görebilecek olan kullanıcılar, aynı zamanda bu servis sayesinde çevrelerindeki yeni yerleri de keşfedebilecekler. Fotoğraf albümlerinin bir sonraki aşaması olan Places ile Facebook hikayelere odaklanıyor. Zaman ve mekan bağlantılarını arttırarak kullanıcılarını sabit birer profil sayfası olmaktan çıkarıyor.

Aslında bu konuda öncü değil. Fakat 500 milyonu aşan kullanıcı tabanı ile Facebook Places, bu alandaki uygulamalar için tehlike arz ediyor. Mashable‘ın canlı yayınladığı basın toplantısında bunun farkında olan Gowalla, Foursquare ve Yelp, şimdiden Places ile entegre olacaklarını açıklamışlar. Places servisinin Foursquare’den farkının ise kişilere çevrelerindeki yerleri sıralamaktan çok, zevklerine göre öneriler sunmak olacağı belirtilmiş. Bu aşamada yine kişiselleştirme oyuna giriyor.

Mark Zuckerberg açıklamasında henüz gelir modeline yer vermemesine rağmen, bunun geliştirileceğinin sinyalini de vermiş. Bir çok yerel işletme için çok iyi bir fırsat olacağına eminim. Şu anda Gezenzi’nin reklamları ile tanıtmakta ve insanların kullanımını arttırmakta olduğu yerel uygulamalar, Facebook’a yöneleceğe benziyor.

Güvenlik konusunda ağzı yanan Zuckerberg, servisi duyurduğu gibi bu konuda dikkatli davranacaklarını, servisi kapatma seçeneğinin her zaman yer alacağını ve güvenlik seçeneklerini özelleştirme şansının bulunacağını belirtti.

Kullanılmaya başladığı anda mekanların kaydolmuş olması ve servisin kullanılabilir olması istendiği için, ilk olarak ABD içerisinde hizmete girecek olan Places’i merakla bekliyorum.

Fotoğrafçılık konusuna inceden ilgi duysam da hiç dokunamadım açıkçası. İleri seviye fotoğraf makinelerinin fazla kompleks olması sanırım bunda önemli rol oynadı. Panaromik çekim de ileti seviye özelliklerinden birisiydi bana göre ancak Sony bu özelliği gündelik hayatta kullandığımız fotoğraf makinelerine de entegre etmiş görünüyor. İletişimini de Timeout İstanbul dergisinde aşağıdaki gibi yapmış. Fotoğraf makinesinin üzerindeki kağıdı kaldırdığınızda paranomik çekim ile ne yapabileceğinizi görebiliyorsunuz. Panaromik çekimin ne olduğunu bilmeyenlerin bile anlayabileceğini güzel bir iletişim çalışması olmuş, çalışma da doğru medyada (basılı medya) başarılı bir şekilde uygulanmış.

“Biz sizi ararız, pozisyona uygun görülmediniz, başka bir adayla anlaştık, pozisyon için en iyi eleman olabilirsiniz ama uygun değilsiniz…” İşverenlerin adayları reddetme bahaneleri uzayıp giderken, genç nesil umudunu kaybediyor.

Ama üzülmeyin, o ilanların birçoğu zaten reklam! Evet, ne yazık ki bazı firmaların bu şekilde yıllık planları dahi bulunuyor. Hem de Ocak 2011’de iki ilan, Eylül 2011’de üç iş ilanı girilecek gibi profesyonel medya planlama desteğiyle…

Peki ama koskoca diye tabir ettiğimiz, gerekirse tüm kariyer, eğitim hayatımızı kendilerine göre yönlendirdiğimiz şirketler neden böyle bir oyuna ihtiyaç duyar? Tabi ki daha çok aday sitelerine tıklasın, tanınsınlar, hatta kendilerini hatırlatıp egolarını tatmin etsinler diye.

İşsizlik oranının bu denli yüksek olduğu ülkemizde kalifiye elemanların hevesini-gururunu kırmak, üzmek pahasına gerçekleştirilen bu harika (!) reklam hamlesi etik değil etik olmasına ama binlerce adayın iş ilanları sayesinde şirketlerle çok daha yakından ilgilendiği acı bir gerçek. Yani reklam ölçümüne bakarsak sonuç süper, gayet etkili!

Hepimiz uzunlu, kısalı bir işsizlik dönemi geçirmişizdir. Tatsız ve tedirgin geçen bu dönemlerde moral bozmamak en önemli kriter olsa gerek. Sonuçta bir yıl aynı ilanı kariyer.net te tutup ben reklamım diye bağıranı da var, gerçekten eleman ilanı vereni de.

Siz en iyisi aktif olarak çalışırken de ilanları takip edin, eninde sonunda mimleyeceğiniz, aa yine mi siz diyeceğiniz şirketler olacaktır. Onları kendi silahlarıyla vurun ve “ben size sonra cv yollarım, kriterlerime uygun değilsiniz” deyip geçin ;)

SonyEricsson’un İstiklal Caddesi aktivitesinden bahsetmişken bu yaz Galatasaray Meydanı’nda her geçenin dikkatini çeken ve gerek müziği gerekse görsel çekiciliğiyle farklılaşmış Cornetto etkinliklerinden bahsetmeden geçemeyeceğim.

Bu yaz Magnum markası için Magnum Gold kampanyasını yürüten Algida, asıl ağırlığı Cornetto marka grubuna vermiş gibi görünüyor. Yaza yaklaşırken yapılan Bir Sana Bir Aşkına kampanyasından sonra bu yaz heryerde Aş Kendini Gel Aşka sloganıyla Cornetto reklamları, aktiviteleri vs görmek mümkün. Markanın websitesinden tüm oyunlar, bloglar, kampanyalar takip edilebilir.

Benim ilgimi çeken ise Galatasaray Meydanı’nda Yapı Kredi Yayınları’nın bulunduğu binanın tüm yan cephesinde oynatılan dev oyun. Meydandaki aktivite alanında bir yandan Bedük imzalı Aş Kendini Gel Aşka şarkısı dinletilirken bir yandan da toplanan kalabalık kendilerine gelen SMS şifresi ile duvardaki dev labirentte karakterini oynatıyor veya bedava Cornetto promosyonlarından faydalanabiliyor.

Viral kampanyaların asıl amacı olan yayılma ise şüphesiz ki toplanan kalabalığın yaptığı fotoğraf ve video çekimlerinden kısa sürede sağlanacak. Oldukça eğlenceli ve renkli bir aktivite, üstelik ürünü gözümüze sokmak yerine renksiz ve gri bir bina etrafında bir heyecan dalgası yaratabiliyor. Birden fazla iletişim aracını bu büyük kampanyaya dahil eden Unilever-Algida’ya tebrikler.

*not:  Bu etkinlik binadaki projeksiyonun düzgün çalışması için güneş battıktan sonra 21.30-24.00 saatleri arasında uygulanabiliyor.

Viral çalışmalar ülkemizde de gittikçe artıyor. Her ne kadar Sende Zıpla sitesinin amacı zıplayan kişilerin ilgi görmesi ve bunu viral haline getirmek olsa da, ben bu siteyi başka bir şekilde fark ettim.

Doğru sorular sorulduğunda doğru cevapları bulmak da zor değil. Sende Zıpla sitesi bunu başarmış. Amacınız mümkün olduğunca fazla ilgi çekmek ise, insanların en fazla olduğu noktada bulunmanız gerekir. Bu amaçla Taksim Meydanı’nı seçen Sony Ericsson, meydana oldukça basit, renkli kağıtlar üzerine Sende Zıpla yazarak Fransız Kültür Merkezi’nin üzerine asmış. Bu basitlik sayesinde, gözünüz yorulmadan, Taksim’deki bir çok afiş arasından sıyrılarak ilginizi çekiyor. Artık reklam çalışmalarından sıkılmış olanlar için bir Sony afişinin yapamayacağı şeyi, bu amatör ruhlu renkli kağıtlar başarıyor.

Siteye girdiğimizde bu çalışmanın Sony Ericsson Aino için gerçekleştirildiğini görüyoruz. PS3′e uzaktan bağlanabilen, FIFA oyunlarını destekleyen, 8.1 mp kameraya sahip bir telefon olduğu için, eğlence yönü ağır basıyor ve bu nedenle bu kampanya da oldukça uyumlu buldum. Daha önce Avrupa’nın çeşitli kentlerinde gerçekleştirildiği belirtilen bu Zıp Zıp İstilası projesinin İstanbul ayağı ilk gün 250 kişiyle gerçekleştirilmiş.

Zıplayan kişilere denk gelmediğim için insanların tepkisini değerlendirmem zor fakat, videolardaki görüntülerden oldukça keyifli bir proje olduğunu anlamak mümkün. Denk gelmiş olsaydım, mutlaka zıpzıpları dener, bu çılgınlığın bir parçası olmak isterdim.

Yükleniyor
Marketoloji.com ekibi büyüyor.
Pazarlamaya ilgi duyuyorsanız, bizimle birlikte Marketoloji.com'da pazarlama ve reklam dünyası ile ilgili yazılar yazmak istiyorsanız, üniversite 3. veya 4. sınıf öğrencisiyseniz hemen iletişim formunu doldurarak kendinizi tanıtan kısa bir yazıyla bizi haberdar edin!

Not: Marketoloji yazarları Marketoloji.com'da gönüllü olarak yazılar yazmaktadır.
Marketoloji.com, 2010 Blog Ödülleri Reklam ve Pazarlama Kategorisi'nde 1. oldu!
twitter.com/marketoloji
Bizi Twitter'da takip edin!

Marketoloji, bizim pazarlama bilimini tanımladığımız kelimedir. Pazarlama dünyasından haberlerin paylaşıldığı, fikirlerin yürütüldüğü, yorumların yapıldığı bir blog olan Marketoloji.com'da Berna Akın, Engin Bali, Ezgi Merdin, Helin Özüpekçe, Mert Canlı ve Seda Akkurt yazılar yazmaktadır.

Twitter'da tweetleyeyim!

Facebook'ta paylaşayım!



Bu blogda yer alan yazılar ve fikirler yazarların kendi düşüncelerini yansıtmaktadır.
Hosted by