Youtube

Kanye West Konseriyle Mobil Abone Segmentasyonu


 

cup sale online

Mobil, değişiyor. Obama ailesinin 2009’daki görüntüsü ve 2013’deki görüntüsü arasındaki tek fark artan akıllı telefon penetrasyonu.

iPhone’un pazarı değiştirme vaadiyle 29 Haziran 2007’deki lansmanından bu yana Amerika’da akıllı telefon penetrasyonu %60’ın üzerine tırmandı. Avrupa ülkelerinde de %50 civarında seyreden bir penetrasyondan söz etmek mümkün. Asya, Afrika ve gelişen ülkelerde penetrasyon %20’nin altında. Globaldeki %27’lik penetrasyon tahmini, Türkiye özelinde %10 – %15 skalasında seyrediyor.

Satış tahminleri, pazar payları, penetrasyon ölçümlemeleri… Değişen mobili, değiştiği anda anlamak adına yerelde ve globalde yoğun bir çalışma var. Mobil abone davranışlarını anlamak adına da araştırma ve tahminlemeler dört nala… ComScore ve benzerlerinin yayınları ve medyaya yansıyanlar bir yana; akıllı telefon üreticileri ve telekomünikasyon şirketlerinin detaylı analizleri yeni mobil abone davranışlarını hızla anlamlandırmaya ve segmente etmeye çalışıyor.Canon 70-200mm Lens Thermos Coffee Mug

Okyanustayız: Sayısız kaynak, araştırma ve yazının ortasında, akıllı telefonlarla farklılaşan mobil abone davranışlarını ve mobil abonelerin hayat tarzlarını eşlemeye çalışıyoruz. Akıllı telefon sahipleri hangi dizileri daha çok tercih eder, modaya bütçelerinden ne kadar ayırır, ayda ortalama kaç uygulama indirir… Veri dipsiz olunca, müstakbel sonuçlar uçsuz bucaksız.

Peki, gözümüzün önündekini kaçırıyor olabilir miyiz?

Hemen aşağıda izleyebileceğiniz video, Amerika’nın rap fenomeni Kanye West‘in 2011 yılında Amerika’da gerçekleştirdiği bir konserin canlı performans videosu. Henüz Obama’nın 2009 ve 2013 görüntüsü arasındaki fark belirginleşmemişken, Amerika’da akıllı cihaz penetrasyonu %60’ın çok altındayken.

Türün ve Kanye West’in meraklıları için keyifli bir video. Direkt konuya girelim diyorsanız, 01:26’dan itibaren sahneyi devralan akıllı telefonlara buyurun. (Yine 1:46 ve 1:55’teki çekimler de fikir verecektir.)

Kanye West, Amerika’da benim ”plaza rap” demeyi sevdiğim bir iletişim yapıyor: Üniversite mezunu, eğitimli, teknolojiyle yakından ilgili, hızlı adapte olan beyaz yakalı / varlıklı beyazlara konuşuyor. Kanye West içeriğinde güç, para, rekabet, arabalar, kadınlar, jet-set hayatı önemli bir yer kaplıyor.

Kanye West’i ön sıralardan takip edebilmek için binlerce doları gözden çıkarabilen kalabalığın neredeyse tamamının 2011 yılında akıllı telefon sahibi olması muhtemelen tesadüf değil. Canlı performansı akıllı telefonlarıyla kaydetmeleri ve yakın çevreleriyle paylaşmaları / YouTube benzeri kanallara yüklemeleri henüz 2011 yılında Facebook ve Twitter’ı mobil faydalarıyla kullandıklarını tahmin etmeyi kolaylaştırıyor: 3G / 4G’ye hakim, hava niyetine data tüketen bir kalabalıktan söz ediyor olma ihtimalimiz yüksek.

Gözümüzün önündekini kaçırıyoruz.

2011 yılında, mobildeki değişime hangi segmentin daha hızlı adapte olduğunu görmek için Kanye West konseri canlı kaydından fazlasına gerek yok. Sözkonusu içerik olunca, mobil davranışlar ve hayat tarzı kolayca örtüşüyor.

Sayılarla Sosyal Medya 2012: Facebook, Twitter, LinkedIn, YouTube, Pinterest, Google+ [INFOGRAFIK]


 

”Sosyal Medya”, birkaç sene öncesine kıyasla farklı bir yerde. Elimizde daha fazla sayı, daha fazla ölçüm ve daha fazla anlam var.

Aşağıda detaylıca inceleyebileceğiniz infografiklerde öne çıkan noktalar:

1. Facebook: Instagram satın alımının ne kadar anlamlı olduğunu tekrar görüyoruz.

2. Twitter: Mobil kullanıma en uygun adayken, mobil penetrasyon konusunda hayal kırıklığı yaratıyor.

3. LinkedIn: En net gelir modeli, en rahat paraya dönüştürülen mecra. En hızlı büyüyen segmentin yeni mezun ve öğrenciler olduğunu hesaba katınca, LinkedIn’in büyümeyi sürdüreceğini söylemek kolaylaşıyor.

4. YouTube: Dünya genelinde yüksek hızlı Internet bağlantısı penetrasyonunun artmasıyla, sandığımızdan çok daha önemli hale gelecek. %44lük 35 yaş altı kullanıcı oranı, ”video arama moturu” konumlanması, trafik ve sitede geçirilen zaman güçlü noktaları. Google+ için önemli bir araç.

5. Pinterest: Facebook-connect kullanımı ve Facebook içerik entegrasyonu konusunda benzersiz bir örnek. Başdöndürücü büyümesinin ulaşacağı doyum noktası ve gelir modelleri, merak konusu.

6. Google+: Günde 5 milyar +1 tuşu kullanımıyla arama sonuçlarını etkilemeyi anlıyoruz. YouTube, Gmail ve Android(Google Play) entegrasyonlarını da. Öte yandan, yarısından fazlası erkek, 5’te 1’i öğrenci ve yüzde 30’unun Amerika orjinli olduğu bir sosyal ağ için 2012 sonuna 400 milyon kullanıcı hedefi koymaktan daha öncelikli konular belirebilir.

[Infografiklere tıklayarak, büyütebilirsiniz.]

1. Facebook

- 850 milyon aylık aktif kullanıcı
425 milyon mobil kullanıcı
– Ziyaret başına geçirilen 20 dakika
– Webde görüntülenen sayfaların yüzde 20si
– Her gün yüklenen 250 milyon fotoğraf
– 2011 itibariyle 1 milyar dolar gelir
– Gelirin yüzde 12‘si Zynga oyunları
– Gelirin yaklaşık yüzde 50si reklam

2. Twitter

- 465 milyonun üzerinde Twitter hesabı (1. Amerika, 108m 2. Brezilya, 33m, 3. Japonya 30m)
– 2011 Eylül itibariyle 100 milyon aktif Twitter hesabı
– Günde 175 milyon tweet
– Kullanıcıların yüzde 26sı mobil
– Her gün 1 milyon yeni Twitter hesabı
– 2012 için öngörülen reklam geliri: 259 milyon dolar

3. LinkedIn

- 150 milyon kullanıcı
– 2011 gelirleri 522 milyon dolar
– Dünya’nın en çok ziyaret edilen 36. websitesi
– Fortune 100 şirketlerinin 75‘i LinkedIn’i işe alım için kullanıyor

4. YouTube

- 2006’da Google tarafından 1.65 milyar dolara satın alındı
– Ziyaretin %19u 12-17, %35i 18-34 yaş aralığında
– Günlük 2 milyar görüntüleme
– Kullanıcının ortalama geçirdiği zaman: 15 dakika
– Web trafiğinin yüzde 10‘u

5. Pinterest

- 12 milyon tekil aylık aktif kullanıcı
9 milyon Facebook bağlantılı kullanıcı
– Facebook bağlantılı kullanıcılar arasından günlük aktif 2 milyon kullanıcı
– 2012 başından beri %145 günlük aktif kullanıcı artışı

6. Google+

- Lansman: 28 Haziran 2011
– Temmuz 2011 itibariyle 10 milyon, Ekim 2011 itibariyle 40 milyon, Ocak 2011 itibariyle 90 milyon kullanıcı
– Kullanıcıların yüzde 31‘i Amerika’dan
– Kullanıcıların yüzde 20‘si öğrenci
– Kullanıcıların yüzde 67‘si erkek
– ”+1” tuşu günlük kullanımı: 5 milyar kez

Satmak mı Satmamak mı? Victoria's Secret Örneği


 

Geçen hafta The Social Network filmini yeniden izledim. Bu kez, özellikle bir sahneye fazla takıldım; Sean Parker”ın Victoria”s Secret ile ilgili anlattığı hikayeye. Sean Parker”ın anlattığına göre Roy Raymond karısına iç çamaşırı almak ister ancak bir mağazaya giderek iç çamaşırı almaktan utanır. Aklına onu sapık gibi göstermeyecek lüks bir iç çamaşırı mağazası açmak gelir. Bankadan 40.000 dolar çeker, akrabalarından da 40.000 dolar borç alır ve Victoria”s Secret”ı kurar. İlk senesinde 500.000 dolarlık satış yapan, ilk kataloğunu çıkaran, 3 farklı mağaza açan Victoria”s Secret büyük şirketlerin radarına girer ve Raymond Victoria”s Secret”ı 5 sene sonra Leslie isimli şirkete 4 milyon dolara satar. Ancak iki yıl sonra Victoria”s Secret”ın değeri 500 milyon dolar olmuştur. Roy Raymond da kendisini köprüden aşağı bırakır ve intihar eder.

Hikayedeki bağlantılar tümüyle gerçeği yansıtmıyor, en azından hikayede bazı eksikler var. Ray Raymond, 1982″de sattığı Victoria”s Secret sonrasında 1984″te çocuklar için My Child”s casino Destiny mağazasını açıyor ancak 1986″ta bu şirket batıyor. Roy Raymond”ın intiharı ise 1993″te gerçekleşiyor.

Roy Raymond”ın intiharı gerçekten Victoria”s Secret”ın bu kadar değerlenmesi midir, bilinmez ancak iş dünyası tarihinde satın almaların gerçekleşmesi veya gerçekleşmemesi birçok farklı sonu beraberinde getirdi. İnternet dünyasına daha yakın olduğum için ilk Yahoo örneği aklıma geldi. 2008″de Microsoft, Yahoo”ya 45 milyar dolarlık teklifte bulundu, ancak Yahoo tutarı düşük buldu ve kabul etmedi. Şirketin şu andaki değeri 19.8 milyar dolar civarında ve geçtiğimiz haftalarda kurucu Jerry Yang Yahoo”daki görevinden istifa etti. Bir de satın almanın gerçekleştiği bir örneğe bakalım. Youtube, 2006″da Google tarafından 1.65 milyar dolara satın alındığında bütün gazeteler ve dergiler bu satın almayı yazmıştı. Büyük yankı uyandırmış, Youtube”un kurucularının ne kadar “şanslı” olduklarına vurgu yapılmıştı. Ancak, Youtube bu teklifi 2006″da red etseydi ve bu yıllara kadar büyüyerek gelseydi, dünyanın en popüler video sitesi olmaya devam etseydi, değeri ne kadar olurdu dersiniz?

Mashable Media Summit: Sosyal Medya 2012 Trendleri


 

Mashable Media Summit, 4 Kasım 2011″de gerçekleşti.

Mashable kurucusu ve CEO”su Pete Cashmore tarafında her şey hızlı: 4 yıllık sürecin sonunda Cashmore ve Mashable; dijital kültür, Sosyal Medya ve teknoloji içeriğinde piramidin en üstünde. Cashmore, Time”ın geleneksel “”En Etkili 100 İnsan”” listesine 2010″da girmeyi başarmıştı.

Cashmore sunumundan, 2012″de Sosyal Medya ve dijital habitatı yönlendirecek 8 trend.

Touch: Steve Jobs”ın Xerox çalışmaları arasından mouse ve imleci ayrıştırması, Steve Jobs biyografisi vesilesiyle gündemde. Yine bu günlerde, mouse ve klavyeye veda etmeye başlamış olabiliriz.

Sürecin uzunluğu ve içeriği henüz belirsiz ancak akıllı cihaz tabletlerin dokunmayı, imlece önceliklendirdiğini ve kullanıcı tarafında tecrübeyi değiştirdiğini söylemek yerinde.

Cashmore, dokunmayı tüm trendlerin üzerinde konumlanacak bir şemsiyeye benzetiyor ve Windows 8 tasarımının dokunma eylemine yaklaşması örneğiyle trendi somutlaştırıyor.

Read,Watch,Listen: f8de medya tüketiminin sosyalleşeceğinin ilanı sonrasında, dokunma deneyimi etrafına örülen dijital deneyim, öncelikli olarak bu üç eylemle zenginleşecek.

1. News Aggregation Apps (Haber Birleştirme Uygulamaları)

Tablet kullanıcıları, Flipboard liderliğinde dijital içerik tüketiminin geçirdiği dönüşümü bir süredir takip ediyor. Flipboard, Facebook Twitter hesaplarınızda yakın çevrenizin paylaştıklarını deyimi yerindeyse “tablet dergisi” formatında toparlamanın yanı sıra, içerik üreticilerine yine Flipboard arayüzü ve tasarımıyla ulaşmanızı mümkün kılıyor. PC”de websiteleri ve linkler üzerinden ayrı ayrı takip edilen içerik kaynaklarını tek bir arayüz tasarım ve uygulamada toparlıyor ve ilgi alanlarınıza göre kategorize ediyor.

Flipboard”un yarattığı alandaki diğer güçlü oyunculardan biri Zite. Flipboard”dan farklılaşmak adına Zite”da rehberinizin ilgi alanlarınız olduğunun altı çizili, içerik üreticilerinin kendi aralarındaki kategorizasyonu ikincil. Cashmore sunum esnasında diğer oyuncuları da zikrediyor (Editions,Livestand) Her üç uygulamayı da kullanan biri olarak Flipboard, Pulse ve Zite arasındaki mücadelenin pazarı tanımlayacağı kanısındayım.

2. Magazine Apps (Dergi Uygulamaları)

Tablet ve akıllı cihazlarda Haber Birleştirme Uygulamaları”nın içerik tüketimini yönlendirmesi, içerik üreticileri adına sahiplenemedikleri raflarda, rakipleriyle aynı uygulama aracılığıyla kullanıcıya ulaşmaları anlamına geliyor. Tahmin edeceğiniz gibi, içeriği farklılaştırmak ve özel kılmak, abonelik üzerinden ciddi bir akış yaratmak için bu noktada vazgeçilmez hale geliyor.

2012″de, Wired örneğiyle seneler önce deneyimlediğimizin, çok daha fazla dergi tarafından kotarıldığı bir yıl yaşayacağız: Dergiler, içerik ve iletişimlerini, sahiplenecekleri uygulamalar aracılığıyla casino online yapmak isteyecek.

3. Beyond iPad (iPad”in Ötesinde)

iPad”e yeni rakipler. En güçlüsü, Kindle Fire.

Kindle Fire: iPhone-killer rüyasına en çok yaklaşabilen, Samsung Galaxy S serisi oldu. Amazon”un Kindle Fire hususunda iPad-killer rüyası var mıdır bilinmez ancak özel yazılımı ve sağlıklı-zengin içerik habitatıyla Kindle Fire”ın ciddi bir rakip olduğunu fark etmek şart. Amazon, yıllar önce fiziksel formattaki medya için e-ticaret aracılığıyla yaptığını bu kez dijital medya için bizzat kendi tabletiyle yapmak istiyor. Kindle Fire”ın iPad karşısında fiyat kırdığını da notlara ekleyelim.

4. Social Gestures

f8de duyurulan “”Frictionless Sharing”” etrafında, webde yapılan herhangi bir eylemin Facebook tarafında eş zamanlı olarak paylaşılması. Kısaca, “”paylaşma””yı senkronize ve refleksif hale getirmek.

Facebook News Feed”lerinizde Social Reader”ları fark etmişsinizdir. Social Reader, herhangi bir haber/makale okuduğunuzda, otomatik olarak eylemi akışa dahil ediyor.

5. TV Everywhere (TV, Her Yerde)

“”TV öldü”” çığlıkları, beklenenden daha kısa sürede geçersiz hale geldi. Evlerimizde alıştığımız haliyle değil belki ancak TV içeriği için altın çağ başlıyor, denebilir.

Time Warner Comcast, Disney Youtube, Netflix Facebook ortaklıkları, dijitalde TV film içeriğini daha sık göreceğimizin ve içerik paylaşımına TV”yi dahil edeceğimizin en belirgin göstergeleri.

Kablolu yayın sağlayıcıları, içerik ileticisi olarak bu noktada önceliklenirken, şaşırmayacağınız bir haber: Google”ın yakın gelecekte kablolu yayın yatırımı yapabileceği söylentileri yükseliyor.

6. Second Screen Experiences (İkinci Ekran Deneyimleri)

Birden fazla ekranla yaşadığımız, gerçek ve yüksek ihtimalle kullanıcı tarafındaki en güçlü içgörülerden. Televizyon izlerken bilgisayar başında olmak, mobil internet/SMS kullanmak örnekleri tanıdık gelecektir.

Cashmore”un sunumda üstünde durduğu, biraz daha farklı: Seyrettiğiniz içeriğe, görsel ve metni de dahil ederek, deneyimi zenginleştirme üzerine kurulu.

MTV Watchwith iPad uygulaması özelinde: MTV programlarını izlerken, isteğinize bağlı olarak görsel ve metinlere de eş zamanlı olarak ulaşabiliyorsunuz.

7. TV Movie Marketing Apps (TV ve Film Pazarlama Uygulamaları)

Uygulamalar, özel bir kitleye, özel bir mecrada, özel bir etkileşimle ulaşmaya devam ettikçe, TV içeriği ve filmler için uygun iletişim mecraları haline geliyorlar.

Angry Birds Rio ve Super 8 uygulamaları, Cashmore”un fikri somutlaştırırken kullandığı örnekler.

Fikren, akıllı cihazlar ve tabletler özelinde webin yerini uygulamalara bıraktığı düşüncesi gittikçe güçlenirken, pazarlama aksiyonları da kullanıcı mecrayı takip ediyor.

8. Social Music (Sosyal Müzik)

Facebook Spotify ortaklığı Amerika”da ciddi bir titreşim yarattı. Sosyal uygulamaların viral etkisine en somut örnek.

Cashmore sunumunda, iş modelinde, iTunes”un yerleştiği alışkanlıklar düşünülünce, abonelik sistemiyle ilgili soru işaretlerinin varlığı gündeme geliyor. Bu noktada, kullanıcıya istediği zaman ulaşabileceği zengin bir içerik sağlamanın yanında, editöryal içerik kullanımının iş modeline yardımcı olacağını söylemek mümkün. Müzik henüz fiziksel formattayken, benzer bir sorun Best of albümleriyle rahatlıkla aşılmıştı.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=zhOwWeS7FT8

Web 2.0 Bitmedi, Gelişti, Sosyal Medya Oldu!


 

Son 15 yıllık dönem içinde, internet dünyası evrim geçirdi. Bu evrimin bazı ana aşamaları oldu ve bu aşamalara bazı isimler verildi. Eskisi kadar dillere pelesenk olmasa da Web 2.0, bu aşamalardan 1Z0-474 examsen ünlüsü belki de.

İnternet dünyasıyla iyice haşır neşir olmaya başladığımız 1990’larda, 1Z0-478 exams web dünyası yayıncılar ve okuyuculardan oluşuyordu. İki taraf birbirinden hemen hemen tümüyle bağımsızdı ve okuyucular sadece kendilerine sunulan içerik arasından seçtiklerini tüketiyorlardı. Özellikle portalların doğduğu ve hızla büyüdüğü, gazetelerin iyiden iyiye internette varlık göstermeye başladığı bir dönemdi.

Teknik sınırlar da aşılmaya başlandıkça, internet evrilmeye başladı. Bir anda web sitelerinin sayısı arttı, paylaşılan içeriğin kalitesi yükseldi ve daha da önemlisi okuyucular artık pasif değil, aktif olarak webde yer almaya başladılar. Bu dönem, forumların, Wikipedia’nın, Delicious’un, Youtube’un, Digg’in, Blogger’ın doğduğu ve parladığı dönemdi. Bu döneme genel olarak Web 2.0 adı verildi. Web 2.0 felsefesi içinde, kullanıcıların kolay kullanabildiği bir web dünyası vardı ve bu dünya içinde kullanıcılar yorum yapabiliyordu, şikayet edebiliyordu, içerik yükleyebiliyordu, kendi varlığını büyük ölçüde sanal dünyaya aktarabiliyordu – ama rumuzlar ve farklı kimliklerle.

Daha sonra Web 3.0’ın ne olacağı konuşuldu. semantik web diyenler de vardı, cloud computingden bahseden de. Belki de her ikisi de kısa zaman içinde hayatımızın bir parçası olacak. Ama bence Web 2.0 devri kapanmadı, hatta daha da büyüyerek ve gelişerek devam ediyor.

Daha önce, internette rumuzlarımız ile yer alıyorken, artık kendi kimliklerimiz ile yer alıyoruz. Bundan eskisi gibi çekinmiyoruz. Twitter’da, Facebook’ta, Friendfeed’de içeriği hızla dolduruyoruz, büyütüyoruz, geliştiriyoruz ve bunu kendimiz olarak yapıyoruz. Bizim artık internette gizlemediğimiz bir adımız, soyadımız, cinsiyetimiz, yaşımız ve resmimiz var; tıpkı gerçek hayatta sokaktaki herhangi bir insanın bizi görebileceği gibi varız internette. İşte sadece bu yüzden bile, Web 2.0 bitmedi, gelişti ve adı Sosyal Medya kondu.

Kişisel not: Uzun zaman olmuş Web 2.0 ve internet konusunda yazmayalı :) Eski yazılarım için Mert.me‘yi ziyaret edeblirsiniz.

Orabrush’tan Apple Reklamı


 

Orabrush, diş değil, dil fırçası aslında ve markanın vurgu yaptığı özellik ağız kokusunu gün boyu engellemesi. Ürünün işlev itibariyle çok heyecan verici olmadığı ortada. Onlar da bu durumun farkında olacak ki, hazırladıkları ve Youtube’da yoğun olarak yayınladıkları reklam kampanyalarında yaratıcı çözümler üretmişler. Bu reklamlardan en ilginci, Apple tarzında hazırlanmış olan. Apple’ın iPhone, iPad gibi ürünler için hazırladığı arka planı beyaz ve genelde ‘executive’lerin konuştuğu reklamı örnek alan Orabrush, ürünü anlatan farklı kişiler oynatmış reklamda. Daha da ilginç olan, bu kişilerin hepsinin tek bir kişi tarafından oynanmış olması ve makyaj mucizesi. Ürün için hazırlanmış başka bir reklamı yine Youtube da izledim ve kesinlikle söylemeliyim ki, reklamların ikna edici özelliği yüksek. Kendimi bir an Kadıköy-Beşiktaş vapurundaki satıcıların sattıkları ürünün methiyelerini dinliyormuşum gibi hissettim.


 

Next Page » Scroll to top