word of mouth

Pazarlamaya Canımız "Feda"


 

Bir gün uyandık ve hayatımızda Feda vardı. Öyle damdan düşer gibi. Sosyal medya istilası, 30 TL değerinde t-shirtler ve onu gururla üzerinde taşıyan Beşiktaş taraftarı, takım için bestelenen şarkılardan oluşan bir albüm.

Burada bir spor kulübünün borçları yüzünden taraftarından destek istemesinden çok, başarılı bir pazarlama projesi görüyoruz.

Beşiktaş Feda kampanyasında ilk kullanılan yöntem “WOM” oldu. Yani ağızdan ağıza pazarlama. Hikaye şuydu; BJK”nın kurucusu Şeref Bey son nefesini verirken “Feda” demişti. Tabi bu hikayeyi 1903 yılında kurulan bir takımdan yeni öğrenmemiz ilginç. Sanırım kötü günler için saklamışlar :)

İkinci yöntem normal standartlara göre pahalı sayılan Feda T-shirtlerinin satışa sunulmasıydı. Bence burada esas hedef t-shirt satışı değil “loyalty” yani sadakat yaratmaktı. Hiç bir maç kazanamasak da, takım kötü oynasa da renklere canımız feda mesajı. Ve böylece kombine satışlarında hiçbir şekilde düşüş yaşanmayacaktı. Taraftarın takıma küsmesi engellendi.

Albüm ise taraftara; “sizin için her şeyi düşündük, bakın Online casino US ünlü şarkıcılar da destekçimiz, size tribünde söylenecek besteyi bile hazırladık. Daha ne istiyorsunuz?” imajını yaratmanın bir yoluydu.

Sosyal medya ayağına gelince çok uzun bir süre BJK”yı trending topic yapmaya yetti. Artık Feda”yı duymayan kalmadı.

Yalnız BJK, futbolcularına milyonlar dökerken bu Feda sömürüsü benim hiç hoşuma gitmedi. Bildiğiniz acındırma içerikli bir kampanya, belki de olmayan bir hikaye, milyonlarca kişinin saçma bir t-shirte 30 TL vermesini sağladı. Sonuç başarılı ama bence hiç etik değil. Keşke Çarşı Feda”ya da karşı olsaydı, takım yine başka türlü destek alabilirdi, tribün boş kalmazdı, kombine satılırdı. Kimseyi kandırmaya gerek yoktu. Sonuç olarak kampanya marketing açısından iyi ama Seda Feda”ya karşı :)

Facebook Sayfaları: “Bunun Hakkında Konuşanlar” Nedir?


 

Sahip olunan medya (ing:owned media) Forrester tarafından markanın kontrol ettiği medya olarak tanımlanmış. Bir markanın ürünlerinin bulunduğu raflar veya mağazaları, web sitesi, mobil sitesi birer sahip olunan medyadır. Ancak günümüzde oldukça önemli hale gelen bir başka sahip olunan medya var: Facebook Sayfaları.

800 milyondan fazla kullanıcıya sahip Facebook, artık markalar için de büyük önem taşıyor. Müşterileri veya potansiyel müşterileriyle etkileşime (dikkat! iletişim değil etkileşime) geçebilecekleri, çok büyük kitlelere ulaşabilecekleri, ağızdan ağıza pazarlamanın gücünü kullanabilecekleri bir mecra artık Facebook.

Facebook Sayfaları, bu noktada markalar için kritik önem taşıyor. Facebook Sayfaları üzerinden hayran kitlelerini büyüten ve hayranlarıyla etkileşime geçen markalar artık Facebook’ta kendilerinden daha da fazla söz ettirmek istiyorlar. Facebook’un yeni parametresi “Bunun hakkında konuşanlar (ing:people talking about this)” da artık markaların hedeflerinin sadece hayran kitlesini büyütmek olmaması gerektiğini, kendileri hakkında Facebook’ta konuşulmasının en az hayran sayısı kadar önemli olduğunu gösteriyor. “Bunun hakkında konuşanlar” marka ile ilgili son 1 haftada haber yaratan herkesi içeriyor. Bu haberler, kişinin markanın sayfasını beğenmesi, sayfadaki bir gönderiyi beğenmesi, gönderiye yorum yapması, bir fotoğrafta sayfayı etiketlemesi, markanın bir mağazasında yer bildirimi yapması gibi marka ile ilgili tüm haberleri kapsıyor.

Markaların, Sayfalarını hayranları için ilgi çekici hale getirmeleri gerekiyor. Nedeni çok basit, markalar kullanıcıların Facebook’taki haber kaynaklarında, kullanıcıların arkadaşları ile rekabet ediyorlar. Bu sebeple, en az arkadaşlarının oluşturdukları haberler kadar ilgi çekici gönderiler paylaşması ve hayranlarının bu gönderilerle etkileşime geçmesini sağlaması gerekiyor. Bu da hem gönderilerine olan ilgi, hem de ilginin ağızdan ağıza pazarlama ile yayılması açısından çok önemli.

Facebook’un markalar için Facebook Sayfaları ile ilgili paylaştığı 10 ipucunu buradan indirebilirsiniz. Döküman İngilizcedir.

Sponsorlu Haberler Nedir?


 

En temel anlamıyla Sponsorlu Haberler, Facebook’un bu yılın başında tanıttığı bir pazarlama ürünüdür.

Facebook’ta markalar ile ilgili hergün birçok haber üretiliyor ve bu haberler paylaşan kişinin arkadaşlarına görüntüleniyor. Ancak haber kaynağımızdan gün içinde o kadar çok haber akıyor ki, bazılarını farketmiyoruz, bazılarını hiç görmüyoruz bile. İşte bu noktada, markalar kendileri hakkında çıkan haberleri Sponsorlu Haberleri kullanarak biraz daha ön plana çıkarabiliyorlar. Örneğin;

Benim Marketoloji.com hayran sayfasını beğenme haberim arkadaşlarımın haber kaynağında görüntüleniyor. Ancak ben, Marketoloji.com sayfasının sahibi olarak bu haberin daha fazla ön plana çıkmasını istiyorum, ve bu haberi paylaşan kişilerin arkadaşlarının bu haberi gördüğünden emin olmak istiyorum.

Bunun için bir Sponsorlu Haberler türü olan Sayfa Beğenme Haberi’ni kullanıyorum.

Böylelikle bir kişinin arkadaş(lar)ı eğer bir sayfayı beğenmişse, bu sayfa sahibi bu haberin haberi paylaşan kişinin arkadaşlarına daha fazla görüntülenmesini sağlıyor. Sponsorlu Haberler Facebook Reklamları ile birlikte sağ kolonda görüntüleniyor.

Burada altı çizilmesi gereken en önemli nokta sosyal içeriğe sahip ağızdan ağıza iletişimin gücünün kullanılabilmesi. Birçok araştırma arkadaşların dahil olduğu Sponsorlu Haberler’in standart reklamlara göre çok daha etkili olduğunu gösterdi. Örneğin TGB’nin Sponsorlu Haberleri de içeren Global Facebook
Advertising Report başlıklı 2011 ikinci çeyrek araştırmasını buradan indirip inceleyebilirsiniz (ingilizcedir).

Artık internette ilgimizi daha çok çeken şeyleri arkadaşlarımız sayesinde keşfediyoruz. Pazarlamacıların ağızdan ağıza iletişim üzerinde pazarlama tarihinde hiçbir zaman bu kadar kontrolü olmamıştı. Sponsorlu Haberler pazarlamacılara işte tam olarak bunu sunuyor.

Sponsorlu Haberler’in tüm detaylarını ve türlerini inceleyebileceğiniz dökümana buradan ulaşabilirsiniz (döküman türkçedir). Ayrıca Facebook’taki Facebook Marketing Türkiye sayfasını beğenerek, Facebook’un pazarlama ürünleri hakkında güncel olarak haberdar olabilirsiniz.

Her Ev, Her Ekran, Her Mecra : Metroda Mini Konser


 

CSSGB exam

”Metroda mini konser”i muhtemelen gördünüz. Arkadaşlarınız ”News Feed”inizi bu videoya buladılar, sözlüklerde bundan bahsedildi, okulda konuşuldu, kütüphanede ders çalışırken birisi videoyu izliyordu; örnekleri çoğaltın lütfen. CSSGB exam

İçeriğin öncesi ve sonrası BÜMK Caz Korosu adına neleri neden değiştirdi, irdelenmesi çok değerli.

- BÜMK Caz Korosu, harika bir koro. Güçlü bir ürün/servisten söz ediyoruz.

- BÜMK Caz Korosu, sosyal ağları etkin bir biçimde kullanıyordu ve koroyla ilgilenebilecek yakın dairelere (Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, koronun konser verdiği üniversitelerdeki öğrenciler, müzisyenler, müzik severler, Facebook’tan dokunulabilecek ikincil ve üçüncül daireler) halihazırda dokunmuştu.

- Koronun, bir sonraki adım olarak Avusturya’da düzenlenecek yarışmaya katılması için daha fazla farkındalığa, daha fazla etkileşime ve sonuç olarak sponsora ihtiyacı vardı. ”What got you here won’t get you there” dediklerinden, bu aşamaya kadar kullandıkları yöntemler bir adım sonrasını vaat etmiyordu.

- Ve viral içerik geldi.

Güzel. Peki,içeriği BÜMK Caz Korosu adına, gitar çalan bebek – herhangi bir TV gafı ya da 30 saniye civarında tüketebileceğiniz herhangi bir eğlenceli videodan ayıran neydi?

1. İçerik, anlık. Aynı durumun, başka bir yerde, başka bir şekilde, başka insanlarla tekrarlanması kullanıcıda aynı hissiyatı uyandırmayacaktır. Nitekim, koronun Metrobüs performansı aynı titreşimi yaratmadı.

2. İçerik, doğal. Başlangıcından sonuna kadar koro elemanlarının ve yolcuların tepkileri doğal görünüyor.

3. İçerik, sade. Ürünle/servisle direkt olarak ve yakından bağlantılı.

4. İçerik, tek taraflı değil. Anı deneyimleyen insanların tepkisini içerikte bulmanız mümkün.

5. İçerik yalnızca ilgi çekici değil, paylaşılabilir. Rahat ve pozitif. Arkadaşlarınıza gösterirken, içeriği tavsiye etmenin size değer katacağını düşündüğünüz cinsten.

Güzel. Peki, gerçekten, nasıl yayıldı bu içerik bu kadar?

1. İçerik, bir tribedan çıktı. Viral etki yaratmasına şaşırmadığımız her içerik gibi, benzer zihin yapılarına/yaşam tarzlarına ve hedeflere sahip bir komünite tarafından yaratıldı ve ilk dalga olarak dağıtıldı.

2. İçerik, ”seed” edilmedi, itilmedi. Bu kavrama inanma konusunda yaşanan tereddütler haksız değil. Semantik olmaya gittikçe yaklaşan webde, etkileşim/paylaşım yaratmayan içeriğe kullanıcının olabildiğince çok maruz kalmasını sağlamak, çalışmıyor.

3. İçerik, ilgili konunun kanaat önderleri tarafından tanındı, kabul edildi ve paylaşıldı. Elif Şafak ve Fazıl Say paylaşımlarının, koroyu hafta boyunca TV’de görecek olmamızla bağlantıları var.

4. İçerik, dijitalden, kullanıcıdan, geleneksel medyaya taşındı. Geleneksel medyanın ölmeye yakınsadığına inanılsa da Sosyal Medya’da sohbet konularının halen ziyadesiyle geleneksel medya tarafından etkilendiğini söylemek mümkün. Her viral içerik gibi konu kullanıcıdan geleneksel medyaya taşındı ve takiben, geleneksel medyadan Sosyal Medya’ya, kullanıcıya geri döndü.

BÜMK Caz Korosu, harikulade bir performans yanında, derslerle dolu 3 günlük bir başlangıcı hepimizle paylaşmış oldu. Yolları açık olsun.

Ga-ga-ga : Bir İletişim Platformu


 

Somut başlayalım : Bad Romance, Youtube, 371 milyon izlenme. Alejandro, Youtube, 135 milyon izlenme. Poker Face, Youtube, 80 milyon izlenme. Born This Way, Youtube, bir ayda 41 milyon izlenme. Judas, Youtube, bir haftada 10 milyon izlenme. Lady Gaga Facebook Fan sayfasında 33 milyon hesap var.

Madonna‘nın karşılaştığımız en iyi iletişim platformu ya da en büyük süperstarlardan biri olduğu fikrine ikna olmuşken, 2006’dan bugüne kadar, tam olarak 5 yılda Lady Gaga, Madonna vakasında nelerin eksik kaldığını ve iTunes sonrası pazarda nasıl davranılması gerektiğini oldukça somut bir şekilde ortaya koydu. Lady Gaga etkileyici rakamların yanına, yarattığı algıyla fena halde paralel bir şekilde Virgin Mobile, Polaroid ve HBO, Viva Glam,V Magazine, Google birlikteliklerini ekledi.

Sosyal Medya iletişimi denildiğinde yoğunlukla promosyonların, viral içerik denildiğinde komik videoların, marka adının gizlendiği / kurgunun sonunda açığa çıktığı planların, ürüne görece zayıfça bağlı içeriğin tercih edilebildiği bir dönemde Lady Gaga gerçek bir epidemik. Sosyal Medya hesaplarında sadece ve yalnızca ürünleri, kendisine yakın durabilecek diğer içerik kaynakları, exclusive içerik ve takipçilerinin tam olarak tercih edeceği frekans üzerinden iletişim kuruluyor. Üstelik, Facebook Fan Page’inde zaman geçirdiğinizde sizin de ikna olabileceğiniz bir gerçek var : Lady Gaga bizzat iletişimin ortasında, kanlı-canlı ve gerçek.

Vaka bana neler öğretti, neler hakkında tekrar düşündürdü? Takip edebileceğiniz kaynakları sıralamadan ve fikrinizi sormadan önce.

1. Lady Gaga, otantik : Madonna örneğinde eksik olan tek şey, kendine haslıktı. Madonna da bir platforma dönüşebilmek için sürekli yenilenmesi ve kabilesinin kendini ifade edebilmesi için gerekli şartları hazırlaması gerektiğinin farkındaydı ancak iletişim safhasındaki ani değişiklikler ve stabil bir içeriğin bulunmaması, Madonna’yı Lady Gaga pozisyonundan alıkoydu.

2. Lady Gaga, Sosyal Medya denilenin ne olduğunun farkında : Kendisini Tipping Point‘e ulaştırabilecek kitleyle doğrudan ve sürekli iletişimi, tam olarak onların zaman geçirmekten hoşlandığı mecralarda, birebir olarak gerçekleştirmesi gerektiğini biliyor. Promosyona konsantre olmuyor, exclusive içerik üretiyor, geri bildirimlere göre yenileniyor ve Sosyal Medya hesaplarını tümüyle takipçilerinin kendilerini gerektiği gibi ifade etmesi yolunda kullanıyor. Sosyal Medya araçlarıyla ürün satışını bu kadar stimüle eden bir başka vaka var mı, emin değilim.

3. Lady Gaga, platformun dokunabileceği yakın grupların farkında : Tam olarak bu yüzden, eşcinselleri ikincil bir hedef kitlesi belirliyor. Tam olarak bu yüzden, bizzat kendi içeriği gibi cesur, marjinal ve niş içerik üreten HBO ile yollarını kesiştiriyor. Tam olarak bu yüzden, Polaroid gibi yeniden yapılanmaya müsait bir marka algısına, otantik – cesur – yenilikçi bir üslupla ekleniyor.

4. Lady Gaga, iletişim ve dağıtım kanallarını birbirine bağlıyor : Yeni videoları öncelikli olarak dijitalde bulabiliyorsunuz, exclusive olarak. iTunes’a yönlenmeniz yalnızca bir reflekse dönüşüyor.

5. Lady Gaga iletişiminde mesaj sabit ve tekrarlanıyor : Rock’ın Indie etkileşimiyle zayıfladığı, Pop’un tanımının değiştiği bir dönemde aslına bakılırsa Lady Gaga Amerika’yı yeniden keşfetmedi ancak mesaj hep aynıydı : Alabildiğince marjinal, kendinden emin ve cesur bir tavır. Lady Gaga halen bu tonun üzerinde ve kabilenin kalabalıklaşmasıyla, bu mesajı yayabildiği kitle için bir lider konumunda.

Lady Gaga vakasından başka nasıl dersler çıkarılabilir? Ne dersiniz?

Yazıya ilham veren Adage bağlantısı
Lady Gaga Facebook Fan Page
Lady Gaga Forbes

Kırmızı ya da Beyaz Değil, Chanel!


 

Biz her ne kadar etkili pazarlama yöntemlerini, kullanılan araçları tartışıp takip etsek de, bazen öyle ürünler oluyor ki hiçbir pazarlama aracı kullanılmadan da sırf marka değeri sayesinde trend haline geliyor. (Bu noktada ağızdan ağıza pazarlama –WOM-, etkisini de unutmamak gerek tabii.) Okuyucularımız arasında dikkatli gözlemciler varsa, şu anda Türkiye’deki çoğu genç kızın tırnaklarının, rengi ilk bakışta pek de rahatça tarif edilemeyen bir oje ile kaplı olduğunu fark etmiştir. Hani ara ara kırmızı oje moda olurdu, bazen klasik beyaza dönülürdü ama şimdi karşılaştığımız ojeye pek de rastlanılmazdı. Oysa şimdi çoğu kızın tırnaklarında koyu haki-açık kahverengi arası bir renk hüküm sürmekte.

Haliyle arkadaşlarıma sordum bu ojenin sırrını; aldığım yanıt da “Chanel oje” oldu. Meğerse bir ben bilmiyormuşum ojenin Chanel markasıyla ünlendiğini. Gidip alayım bari dedim ve satıcı arkadaşa da bilhassa rengi anlatmakla başladım. “Aa siz Chanel ojeyi diyorsunuz, ondan kalmadı, sipariş verdik, hafta başına gelir” demesin mi.. Üstelik bu yanıtı sadece bir kozmetik dükkanından da almadım. Oje resmen kapış kapış gidiyor. Ama bana kalırsa bu yoğun talep, ojenin rengi ile çok da ilgili değil; olay genç kızların arasında Chanel markasının bir WOM yaratmasında yatıyor. Hatta, belki de Chanel markalı ürünleri rahatlıkla satın alamayan kişiler için, en azından sürdükleri ojenin “Chanel” markası ile anılması bir tatmin duygusu yaratıyor ve ojenin popülaritesini arttırıyor.

Bu WOM’a katkıda bulunmak adına, bahsettiğim ojenin sınırlı sayıda üretilmiş Chanel Khaki serisi içinde yer aldığını not düşmek isterim.

Bonus’la Köprüler Bir Günlüğüne Ücretsiz


 

Bonus, 10 yıl önce Garanti Bankası tarafından duyurulduğunda kredi kartı ile alışverişten para kazanma kavramına aşina değildik. Bonus’la birlikte başlayan bu trend giderek büyüdü ve tüm bankaların kredi kartlarında (farklı adlarda) standart bir özellik olarak tükecitilere sunulmaya başlandı. Bonus birkaç yıl öncesine kadar Garanti Bankası’nın bir ürünüyken, Garanti Bankası’ndan bağımsız bir marka haline geldi ve birkaç farklı banka tarafından da kullanılmaya başlandı.

10. yılını kutlayan Bonus yine sıradışı bir kampanya ile adından söz ettiriyor. Bugün (17 Nisan 2010) Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden geçiş Bonus sayesinde ücretsiz olacak. ‘Bonus kullanan, kullanmayan herkesin’ bu uygulamadan yararlanacağını da belirterek müşterisi olmayan kart kullanıcılarına da bir nevi göz kırpıyor Bonus. Uygulama yaratıcı olmasıyla birlikte oldukça etkili bir marka iletişimi haline geldi. Müşterilerine bu yöntem ile teşekkür eden Bonus, markasının gücüne de güç kattı aslında. Maliyeti de çok yüksek gibi görünmüyor. Boğaz geçiş ücretinin araç başına 3.75 TL olduğunu düşünürsek, araç sahiplerinin araç içinde seyahat edenlerin ve çevrelerinin bu uygulamadan haberdar olmasıyla birlikte bu maliyete hatrı sayılır bir kitleye başarılı bir marka iletişimi yaptığını (yapacağını) söyleyebiliriz.

Next Page » Scroll to top