Twitter

Van Depremi: ”Sosyal Medya”da Ana Sallantı ve Artçılar


 

Çin, İran, Mısır, Tunus ve Libya’nın aksine Türkiye, Sosyal Medya’nın öncelikli iletişim seçeneği haline geldiği toplumsal bir krizle karşılaşmadı. Hepimizi üzüntüye boğan Van depremi ve takip eden gelişmeler, Türkiye’de Sosyal Medya’nın etkisinin süreç boyunca gözlemlenebileceği en somut örneklerden.

Twitter’ın süreç boyunca Facebook’tan daha anlık etki gösterdiğini, gündemi belirlemekte daha kıvrak bir mecra işlevi gördüğünü söylemek mümkün. Facebook, en azından deprem ve benzeri toplumsal etki gösteren süreçlerde, Twitter’da belirlenen gündemin büyütülmesi ve kesinleştirilmesi için daha uygun.

1. Başlangıç: Bilgi Penetrasyonu: Sallantının gerçekleştiği andan itibaren sallantının büyüklüğü, merkezi, ilk etkileri hızlıca Twitter’da paylaşıldı. Tweet’lerin saf bilgi içerdiği, yoruma/fikre fazla yer bırakmadığı ve kullanıcıların, başlangıçta, öncelikle bilgilendirme amacı güttüğünü söylemek mümkün.

2. Başlangıç: Fikir Beyanı Sallantının gerçekliğinden emin olunduktan ve feed’lerde dikkat çekilecek kadar bilgi biriktikten sonra devreye girdi. Bilgilendirmeden bir adım sonrası denilebilir. Tweet’ler görüş/tepki içermeye başladı. Kullanıcıların, diğer kullanıcıları görüşleri paralelinde etki altında bırakmak istedikleri ilk anlardan söz ediyoruz.

3. Düğüm: Görüş Kamplaşması Tweet içerikleri tam anlamıyla ikiye bölündü. Kibarca ”Schadenfreude” (Diğerlerinin acısından keyif almak) ekseninde toparlanabilecek görüşler ve bu görüşe tepki olarak, şiddetini ve etki alanını giderek genişletecek diğer dalga.

4. Düğüm: Zirve Her iki kampın da ileti sıklığını ve içerik yoğunluğunu arttırdığı safha. Tartışmanın bu noktada Facebook iletileri, Facebook’ta paylaşılan görseller ve görüş event’leriyle Facebook tarafında daha fazla yer bulduğunu söylemek mümkün.

5. Çözülme: Aksiyon Arzusu Yardım hareketlerinin ve yardım yapma yöntemlerinin tartışılmaya başlandığı nokta. Tipping Point’i 23 Ekim Pazar olarak işaretleyebiliriz. 23 Ekim Pazar gece yarısı, ortak kanı paralelinde alınması gereken aksiyonlar planlanmaya başlamıştı. Haftabaşında, Sosyal Medya yönlendirmesi ve desteğiyle hayat bulan pek çok fikrin, eyleme geçebildiğini söyleyebiliriz.

6. Çözülme: Aksiyon Takibi Sosyal Medya’da hakim görüşün önerileri aksiyona çevirildikten sonra, bu aksiyonların takip edilmesi, büyütülmesi ve bağırılması olarak özetlenebilir. Aynı zamanda geleneksel medyanın, alacağı aksiyonları kesinleştirdiği evre. Başlangıç safhasında geleneksel medya, tepki vermekte ağır davranırken, kullanıcılar aksiyon takibine geçtikten ve aksiyon almayanları aksiyon almaya zorlamaya başladıktan sonra geleneksel medyanın tepkileri sıklaştı ve netleşti. Ortak kanıya uymayanların ve ortak kanı göz önünde bulundurulduğunda, riskli sayılabilecek davranış gösterenlerin kelimenin tam anlamıyla linç edildiği safha.

Slacktivisim, zikretmemiz gerekenlerden. Slacker(işe yaramayan kişi) ve Activism kelimelerinin bir birleşimi. Mealen: Sosyal Medya’da yaratılmaya çalışılan akımları boş vakit fazlalığı, görüş belirtme kolaylığı ve aksiyon alma ihtiyacı duyulmaması gibi sebeplerle açıklıyor. Van Depremi’nde, Düğüm olarak özetlediğim sürecin, kamplardan biri tarafından aksiyona dönüştürülme isteği, Sosyal Medya’da genellikle görmeye alışık olduğumuz Slacktivism belirtilerini ortadan kaldırdı.

Clay Shirky, How Social Media Can Make History başlıklı TED konuşmasında, benzer bir yayılım ve süreci, İran özelinde incelemişti.

Malcolm Gladwell, Sosyal Medya’da yaratılan gündemin, ”insani ve gerçek dokunuşlardan”, aksiyon çağrısından ve aksiyona geçmekten her daim mahrum kalacağını düşünenlerden. İlgili makalesi, Revolution Will Not Be Tweeted.

Van depremi, Türkiye Genel Seçimi öncesinde tanık olduğumuz Cumhuriyet Yürüyüşleri ve sansür karşıtı akımdan sonra, Sosyal Medya’da gürültüyü takiben ortak kanı oluşmasına ve bu paralelde aksiyon alınmasına çok somut bir örnek. Sonuçları sevindirici. Bilginin yayılımı, görüş piyasası ve çözülme gibi adımlarla da Sosyal Medya’da akım yaratma hususunda pek çok ders barındırıyor.

f8 Sonrası: Facebook Is All In!


 

Bugünlerde hiçbir markanın ürünleriyle ilgili yenilikleri, bizzat etkinlik haline getirdiği bir başka ürünü aracılığıyla, yine bizzat ürün haline getirdiği kurucusu ve CEO’su üzerinden açıklama şansı yok. Belki de bu yüzden Facebook, artık ”hepsi”ni istiyor.

”Share” dediğiniz, artık neredeyse 90’lara ait bir kavram. Paylaşmak, senkronize etmek ve iz bırakmak yeni refleks.

1) Profiliniz Değişiyor: Timeline

”Son zamanlarda yaptıklarımızdan daha fazlasıyız.”

Timeline, temel olarak blogging alışkanlıklarından çok farksız değil. Facebook’ta yaptığınız tüm ileti güncellemeleri, paylaştığınız tüm fotoğraf/videolar, tüm check-in’ler, kullandığınız tüm uygulamalar, toparlarsak bıraktığınız tüm iz/veri yıllara göre organize ediliyor. Kim olduğunuzun, kişisel tarihinizi içeren bir röntgeni.

Timeline’ın görsel+veri+metin kullanımı ve bilgi mimarisiyle, yüksek kaliteli kişisel bir infografiği andırdığını söyleyebiliriz. Timeline’ı erkenden aktive etmek için, buradan.

2. Like Yalnızca Başlangıçtı

Facebook Gestures, yani ”Read”, ”Watch”, ”Want” ve uygulama geliştiricilerin keşfedebileceği herhangi bir eylem, hepsi birer button’a dönüşüyor. Paylaşımların nasıl özelleşebileceğini hayal edin.

3. Sosyal İçerik Kullanımı

Video/makale/şarkı, herhangi bir içeriği Facebook’ta paylaşmadan önce düşündüklerinizi, linki kopyalayıp yapıştırmanızı, ”Ya, acaba?”larınızı… Boşverin. Facebook’ta anlık olarak arkadaş listenizle müzik dinleyebilecek, film/dizi izleyebilecek, okuyabilecek, uygulama kullanabileceksiniz.

Açıklanan yeniliklerden en ilgi çekici ve güçlü olanı. İçerik anlayışını, tüketimini ve dağıtımını yeniden tanımladığını söylemek yersiz olmayacak.

Arkadaşlarınızın takip ettiği içeriği anlık olarak görmek, anlık olarak yorum yapmak, anlık olarak paylaşmak, anlık olarak önermek… Sosyal İçerik Kullanımı ve serendipity, yakın gelecekte sıkça duyacaklarımızdan.

Müzik için Spotify, TV için Hulu, film için Netflix ortaklıklarını ekledikten sonra, f8 esnasında açıklanan diğer ortaklıkları görelim. Büyüleyici. (Nokta ve izlesene‘ye tebrikler!)

4. Ticker Is The New News Feed (Stalker’lara Müjde)

Ticker, Facebook ekranınızın sağ üst köşesinde sürekli hareket ediyor olacak. Kullandığım kadarıyla Ticker, arkadaş listenizin Facebook aktivitelerini anbean, ayrıntılı ve net bir şekilde akıtıyor. Sizi daha az ilgilendiren güncellemelerden arındırılmış.

5. Uygulamalar, Size 1 Kez Soracak

Şu ana dek yapacağınız her paylaşım için izninizi isteyen uygulamalar, artık paylaşım hakkında size bir kez danışacak. Bu, uygulamalar için viral etkinin daha kolay yakalanması ve bilgi akışına daha rahat entegrasyon anlamına geliyor. Kullanıcı açısından da uygulamaların daha dikkatli seçilmesi gerektiğini akla getiriyor.

Sonuç: Facebook, çok cesur ve çok agresif. Sahip oldukları kullanıcı kitlesi, etkileşim olanakları ve anlamlandırılabilir kişisel veri düşünülünce, bu tavrın alternatifi olmadığı anlaşılabilir.

- Açıklanan yeniliklerin kullanıcı tarafından benimsenmesi ve kullanım sıklığının artması Twitter, Google+ ve hatta LinkedIn’in bazı yarar/değerlerinin ciddi manada sallanabileceği anlamına gelebilir.
– İçerik kullanımı ve dağıtımı adına içerik üreticilerinin tüm varlıklarını gönül rahatlığıyla aktarabilecekleri platformun kesinleşmesi anlamına gelebilir.
– ”Privacy”, garipsemeyeceğimiz bir şekilde tarih olabilir; yeniden tanımlanabilir.
– Viral etki konusunda son 10 yılda dile getirilenler ve yazılanlar, aritmetikle özetlenecek kadar netleşebilir.
– 2007’den beri konuşulan güvenilir dijital kimlikler, bir daha ortadan kaybolmayacakmışçasına sabitlenebilir.
– E-ticaret ve mobil ödeme sistemleri, içerik/uygulamalarla kaynaşarak, güvenli ve eğlenceli bir ekosistemde barınabilir.

Eğer kullanıcı, Facebook’un yeni ürünlerinin ve önerdiği yaşam tarzının, kendisine değer kattığına ikna olursa.

Bir yandan, f8 ve Lost’tan hatırlayacağınız Dharma görsellerinin paralelliği, harika değil mi? :)

Halihazırda Facebook, 800 milyon kullanıcıdan sonra, saymayı bırakmış.

Facebook’un Yeni Tasarımı


 

Facebook tasarımında her gün bir yenilik görmeye alıştık. Dün Facebook’umu açtığımda önemli bir değişiklik ile karşılaştım. Facebook, haber kaynağı sayfasının sağ kısmını da bir nevi haber kaynağı olarak kullanmaya başladı, daha çok Twitter ve Friendfeed’den aşina olduğumuz haliyle ama… Yorumlar, postlar, arkadaşlıklar, paylaşılan tweet’ler sürekli burada akıyor. Ortadaki ana haber kaynağı ise biraz daha rahatlamış sanki bu şekilde. Başka değişiklikler de göze çarpıyor ama bence en önemlisi bu. Bu değişiklik ile birlikte ana sayfadaki dinamizm korunmaya çalışılmış sanki.

Bu yazıya göz attığınızda “ne diyor bu adam” diyebilirsiniz çünkü Facebook bu değişikliği test etme aşamasında. Bu nedenle yalnızca kullanıcıların belli bir kısmı yeni tasarımlı Facebook’u kullanıyor. Yeni tasarımı görmeyenler yukarıdaki, ekranımdan aldığım screenshot’a bakarak neyden bahsettiğimi anlayabilir. Websitelerini, oyunları, newsletter’leri vs. optimize etmek amacıyla yapılan bu testlere Facebook en sıklıkla başvuran sitelerden bir tanesi diyebiliriz. Peki bu testler nasıl adlandırılıyor? (Facebook sayfamızda yaptığımız anket sonucunda takipçilerimizin bizden daha fazla pazarlama terimi açıklamamamızı istediğini farkettiğimiz için yazıya bu şekilde devam edeceğim :) )

Bu testlerden bahsetmek için Google Websitesi Optimize Edici’den bahsedeceğim. Google Websitesi Optimize Edici, websitesi yöneticilerinin sıklıkla başvurduğu bir optimize etme aracıdır. GWOE ile İki tür test yapılabilir; A/B Testi ve Birden Fazla Varyasyon Testi.

A/B Testi Google‘da şu şekilde açıklanmış; A/B denemesi bir sayfanın tamamen farklı iki (veya daha fazla!) sürümünün performansını test etmenize imkan tanır. İlk test sayfanızla — içeriğini test etmek istediğiniz sayfayla — işe başlayın ve sonra bu sayfanın alternatif sürümlerini oluşturun. Alternatif sayfalarınızda ne seçtiğinize bağlı olarak bir sayfanın içeriğini, görünüm ve izlenimini veya alternatif sayfalarınızın düzenini değiştirebilirsiniz. Kullanıcıların hangisine daha iyi yanıt verdiğini görmek için orijinal sayfanız ve alternatif sürümlerinize gelen trafiği değiştireceğiz. Facebook’tan bir örnek vermek gerekirse Mert’in 10 Şubat 2010’da yazdığı bu yazıya göz atmanızı öneririm. Arama kutusunun ortaya taşınması sayfa gösterimlerini, logout düğmesinin iki tıklama uzağa taşınması da sitede kalma süresini artırıcı denemeler. Facebook bu değişikliklerin sonuçlarını A/B testleriyle ölçerek tasarımdaki değişikliklere gidiyor.

Birden Fazla Varyasyon Testi ise optimizasyon için kullanılan diğer bir yöntemdir. Google bu test yöntemini şu şekilde açıklamaktadır; “Web Sitesi Optimize Edici farklı sayfalarda görünen varyasyonlarla deneme yapar. Örneğin üç sayfaya yayılmış bir çıkış işlemi için en iyi kombinasyonu aradığınızda bu kullanışlıdır. Web Sitesi Optimize Edici her sayfa için tüm varyasyonları kullanarak kombinasyonlar oluşturur ve deneme raporlarınızda en iyi dönüşüm kombinasyonunu listeler.”

Bakalım bu yeni cesur değişiklik istenen sonuçları vererek herkes için geçerli olacak mı…

Nesfit 14 Gün ve Sosyal Medya


 


Uzun zamandır havaların ısınmasını beklerken, bir anda baharı yaşamadan yaza atlamış olduk. Bayanların da sürekli ertelediği kilo verme stratejileri hız kazanmaya başladı. Selülit kremleri, haplar, ve kilo verme üzerine çeşitli yazı dizileri dönerken yazılı basında, Nestle Nesfit viralimsi stratejileri kullanarak ağını genişletmeyi düşünmüş.

Nestle Nesfit”i bilirsiniz, kilo vermek isteyenlerin imdadına koşan, 14 günlük süre sonunda da kilo vereceğimizi düşünerek yediğimiz kahvaltılık gevrekler. Yaklaşık olarak 1 ay önce de marka yüzü olarak Tülin Şahin”i seçtiğini okumuştuk yazılı basında. Tülin Şahin”in diyet konusunda kitaplarının ve bu konuda göz önünde olan birisi olduğunu düşünürsek doğru bir seçim olduğunu düşünüyorum.

Moda bloggerlarını, dergilerden, sosyal www.atoledo.com medyadan ya da bloglarından takip edenleriniz vardır. Markalar da ürünlerini, yaşayan kişiler üstünde, deneyimlerin paylaşılarak gösterilmesinde etkili olduğunu düşünerek, moda bloggerları ile sürekli iletişim halinde. Direkt ilk ağızdan sanki deneyen bir arkadaşınızmış gibi, güvenerek okuyorsunuz yazıları ve yorumları bloglarda. Nesfit”te binlerce takipçisi olan, 14 blogger kızıyla böyle bir yola girmiş ve benim de takip ettiğim bir kaç blogger sürekli twitter yoluyla deneyimlerini #nesfit14gün ile paylaşıyorlar.

Bloggerlar, olayla ilgili hiç ön yazı yazmadan, kendi yaşamlarındaki sorunlarıyla birleştirdikleri için #nesfit14gün programını tweetlerinde, viral etkisi yüksekti bu kampanyanın. Sosyal medyayı pazarlama stratejisine dahil etme yöntemidir bu Nesfit için. Eğer siz de bu süreci takip etmek istiyorsanız Nesfit”in sitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Dünyanın En Yenilikçi Şirketleri 2011


 

Fastcompany’nin her yıl yayınladığı “most innovative companies (en yenilikçi şirketler)” sıralaması 2011 yılı için belli oldu. Geçen yıl Facebook’un birinciliği aldığı sıralamanın bu yılki birincisi Apple oldu. İkinci Twitter olurken, geçen yılın birincisi Facebook, bu yıl üçüncü oldu. Listenin ilk 10’unda yer alan şirketleri aşağıdaki tabloda, listenin tamamını ve her şirketin Fastcompany’ye göre geçtiğimiz yeniliklerini buradan(ingilizce) inceleyebilirsiniz.


Şirket 2011 2010
Apple 1 3
Twitter 2 50
Facebook 3 1
Nissan 4 -
Groupon 5 -
Google 6 4
Dawning Information Industry 7 -
Netflix 8 12
Zynga 9 -
Epocrates 10 -


 
 

‘@bamya_yemegi’, Artık Onlar da Twitterda!


 

Son zamanlarda pazarlama açısından en gözde trend kuşkusuz sosyal medya. Hepimizin bildiği gibi de markalar pazarlama stratejilerinden biri olarak kabul etmeye başladı sosyal medyada bir hesap sahibi olmayı. Bazı markalar çok aktif olup, müşteri ilişkisini çok güzel yönetmesine rağmen; bazı markalar ise hesabı açtıklarıyla kaldı, ne ses veren var, ne de bir haber.

Her markanın bir hesabı olduktan sonra, şu anda en etkili yollardan biri de sosyal medya olduğu için, bunun içini daha da doldurmak gerekti. İşte benim sosyal medyada karşılaştığım, Twitter’ı farklı kullanan bir örnek:

Yemeksepeti.com başarılı iş fikirlerinden biri kuşkusuz, günden güne büyüyerekte bunu doğruluyor. Yemeksepeti.com’un ilgimi çeken kampanyası Twitterdaki hesabının yetmeyip, yemeklere de hesap açmasıyla alakalı. Mesela, bamya ve urfa kebabı atışsa, ve tesellisi ıslak hamburgere düşse…

Ya da İskender Kebap ve Pirzola…

Siz bir bamya yemeği’nin ya da iskender kebap’ın hesabını takip eder misiniz bilmem. Ama bence bu yemek hesapları, Yemeksepeti.com’un anlaşmalı olduğu firmalarla entegre edilmeli. Canınız pirzola mı çekti? Fiyat olarak neresi uygundur? sorularına cevap verecek olursa, bu hesaplar ilerde işimize yarayabilir.

Twitter’da En Fazla Takip Edilen Kişiler


 

Twitter‘da follower yani takipçi sayısı yarıştırma inceden popülerlik ölçütü haline gelmeye başladı. Mashable’da yer alan habere göre Twitter serverlarının %3’ü tek başına Justin Bieber için çalışıyor. Justin Bieber Türkiye’de pek bilinmeyen ancak Amerika’da çok geniş bir hayran kitlesine sahip 16 yaşında Kanadalı bir şarkıcı. Bieber’ın Twitter’da tam 5.082.070 takipçisi var. Bu rakamı görünce aklıma geldi, acaba Twitter’da en fazla takip edilen (en fazla followerı olan) kullanıcılar kim? İşte yanıt:

1. Lady Gaga – 6,131,965
2. Britney Spears – 5,879,732
3. Ashton Kutcher – 5,726,788
4. Barack Obama – 5,309,729
5. Ellen DeGeneres (the Ellen Show) – 5,167,065
6. Justin Bieber – 5,082,070
7. Kim Kardashian – 4,722,721
8. Oprah Winfrey – 4,176,483
9. Taylorswift13 – 4,152,534
10. Katy Perry – 3,746,184

*İstatistikler Twitaholic.com’dan alınmıştır. Follower sayıları anlık olarak değişebiliyor ancak sıralamada bir değişiklik olmuyor.

« Previous Page - Next Page » Scroll to top