Twitter

Bir Epic Fail örneği olarak Burger King


 

Bu satırların yazılmakta olduğu şu dakikalarda Burger King Twitter hesabı ele geçirildi. Olayı enteresan kılan şey ise, hesabı ele geçirenler Burger King’in en büyük rakibi McDonalds’ın logosunu kullanıyor ve Burger King’i tiye alıcı tweetler gönderiyorlar.

Olay başlamadan önce 80 bin civarında takipçisi bulunan Burger King hesabı ise, bu belki de yılın twitter faili olayından sonra yaklaşık 1 saat içerisinde 105 bin takipçiye ulaşmış durumda. Bu ele geçirme operasyonunu gerçekleştiren korsanlar, operasyonlarına #OpMadCow ismini verdiler.

Bakalım verified account’unu kaybeden (!) Burger King durumla nasıl başa çıkacak?

Sosyal Televizyonda Yeni Dönem: Nielsen ve Twitter Anlaşması


 

Nielsen, Twitter’la yaptığı anlaşma sonucu Amerika’daki televizyon reytinglerini ölçebileceği yeni metriği Nielsen Twitter TV Rating‘i duyurdu. Bu metrikle birlikte toplanan verinin tamamı Twitter’daki paylaşımlardan oluşacak ve sosyal televizyon dediğimiz şeyi biraz daha anlamamıza yardımcı olacak. Yeni metrik reyting ölçümlemesine nasıl yeni bir soluk getirebilir?

Televizyonun yaygın olmadığı yıllarda mahalledeki tek televizyon sahibi evde 3-5 aile tek televizyonun başında toplanır, haberler (o dönem “ajans”) böyle izlenirdi (Gerçek sosyal televizyon deneyimi bu olsa gerek). Şimdi pek çok evde en az 2 televizyon var. Üstelik televizyonları artık cep telefonlarımızdan da izleyebiliyoruz. Hal böyle olunca televizyon izleme alışkanlığımız evrim geçirerek sosyal bir deneyime dönüşüyor.

Campaign Türkiye’de çıkan yazımda televizyon ve sosyal medya entegrasyonundan bahsetmiştim. Türkiye’de özellikle futbol maçları ve diziler özelinde Twitter’da paylaşım sayılarında gözle görülür artış olurken, Trending Topics’te (En Çok Konuşulanlar/Gündem) ilgili #etiketler yer alıyor. Yine bu entegrasyon dahilinde Twitter’ın televizyon sektörünü resmen desteklediği bölümü de her geçen gün yeni örneklerle karşımıza çıkıyor.

Televizyon ölçümlemede çok sağlam bir yeri olan Nielsen, yeni metrikle birlikte markalara da pek güzel veriler sunacak. Çünkü kullanıcıların Twitter’da yaptığı paylaşımlara, izleme deneyimlerine dair verileri canlı canlı, program özelinde toplayacak. Bu sayede sosyal televizyon deneyimi verilerle desteklenecek. Markalar da bu kapsamda yaratıcı çalışmalara imza atacak.

Sadece Twitter’dan değil, GetGlue benzeri izlenilen programlara check-in yaptığımız uygulamalarla da ölçümleme konuşuluyor. Twitter’ın kullanıcı sayısı, kullanım kolaylığı, televizyon izlerkenki kullanım alışkanlığı göz önüne alındığında ölçümleme konusunda daha geniş kitlelere ulaşma ve sağlıklı veriler sunma avantajını da belirtmekte fayda var.

Yeni metrikle birlikte -şimdilik Amerika özelinde bile olsa- reyting tartışmaları sosyal medyaya kayarak çok daha önemli hale geliyor. Başta kanallar olmak üzere televizyonun tüm vazgeçilmez unsurları daha çok izlenmek için sosyal medyayı vazgeçilmez bir mecra olarak konumlayacak.

Peki siz televizyonu nasıl izliyorsunuz? Siz de televizyonu Twitter’dan izleyenlerden misiniz?

Why Do We Retweet Bruce?


 

Twitter’da daha çok tık alma gibi konularda Twitter paylaşımlarını analiz edip çarpıcı sonuçlara ulaşan Dan Zarrella, yeni araştırmasında retweet edilen içerikleri ve tıklanma oranlarını incelemiş. Analiz edilen 2.7 milyondan fazla tweet gösteriyor ki, retweet edilme ve tıklama arasında bir korelasyon bulunmuyor. Hatta bu tweet’lerin %14.64’ü hiç tık almamış, %16.12’si tıklanmadan çok retweet edilmiş. Bu da pek çok kullanıcının aslında linklere tıklamadan tweet’leri retweet ettiğine işaret ediyor.

İçerisinde retweet geçen tweet’ler tıklanmadan çok retweet alırken, @ (mention) simgesi geçen tweet’ler retweet’ten çok tıklanma almış. Yine Dan Zarrella’nın daha önce yaptığı bir araştırmada iletide “please RT, retweet” gibi eyleme geçirici kelimeler yazan kullanıcıların tweet’lerinin daha çok tıklandığını biliyoruz. Araştırmaya ait detayları aşağıda görebilirsiniz.

Peki sizde durum nedir? Tweet’leri linklere tıkladıktan sonra mı yoksa tıklamadan mı retweet ediyorsunuz?

Profesörler de Tweetler #2012


 

3 yıl önce hazırladığımız bu yazıda öncelikle Amerika”da sosyalmedya çalışan birkaç seçkin akademisyenin profillerine yer vermiştik. Aradan geçen bu sürede eksponansiyel olarak kullanıcı sayısı ve atılan tweet sayısı, dolayısıyla paylaşılan bilgi miktarı  arttı.

“Pazarlamanın alaylıları” bir yana, “okulluları” yani akademik araştıma yolunu seçmiş olanları “Twitter”da neler paylaşıyor, neler konuşuyor?” sorusu adına yenilenmiş bir listeyi burada paylaşmak isteriz. Ancak geçen yıllar içinde yapabileceğimiz en büyük tespit online casino üniversitelerin de büyük bir hızla dijital medyayı kucaklaması, dijital gençlik adında akademik konferansların düzenlenmesi ve teknolojinin hızına yetişme çabasının daha önce olmadığı kadar artması. Bu gidişle bir “TwitterScholar” çok uzak değil. İşte tweet”lerine güvendiğimiz yerli yabancı öğretim üyeleri:

Carlson School
Fredrik Nordin
Robert Lusch
Academy of Marketing Science
Journal of Consumer Research
Wharton School
Angeline Close
Kate White
Hope Jensen Schau
Edwin Love
Ann Handley
Grant McCracken
Steve Vargo
David Aaker
Jennifer Aaker
Ana Isabel Canhoto
Michael Solomon
Ekant Veer
June Cotte
Michelle Weinberger
Aylin Aydınlı
Behice Ece İlhan
Zeynep Arsel
Kaan Varnalı
Şule Işınsu Özmen

Pamuk Eller Ceplerden Ekranlara, Dikkatler Square ve Jack Dorsey’e


 

İster ATM’den, ister kredi kartıyla, ister nakit; ödeme sıkıcı olmaya kolayca yakınsayabilecek bir konsept.

Mobil ödeme, geleneksel ödeme seçeneklerine göre daha hızlı, pratik ve güvenli olmaya aday. Pamuk eller cepler yerine ekranlara gitmeyi sıklaştırdıkça, mobil ödeme hararetleniyor.

Artan talep, artan hacim ve rekabet; mobil ödemeyi ”Geleceğin Yıldızı, Bugünün Haşarı Çocuğu” olmaktan çıkarıp, büyümeye yaklaştırıyor.

Peki alametler?

Visa, 2020’de ödemelerin yarısının mobilden geçeceğini duyurdu.

Gartner, mobil ödemenin 2012 hacmini 172 milyar dolar olarak ölçümledi.

Google, açık mobil ödeme sistemi Google Wallet’a televizyon reklamı çekti.

Facebook, 2011 gelirleri içinde %15e denk gelen Facebook credits satışlarını arttırmak için gerekli revizyonlara başladı.

Ve Starbucks, küçük işletmelerin ve bireylerin kredi kartına ihtiyaç duymadan, mobil cihazlarıyla ödeme yapmalarını ve almalarını mümkün kılan Square’e 25 milyon dolar yatırım yaptı.

Hatta eski Twitter kurucusu yeni Square CEO’su Jack Dorsey, Twitter hesabından Starbucks CEO’su Howard Schultz’la el sıkıştığı anı bizzat paylaştı.

Jack Dorsey, Twitter’la bloglara yaptığını Square’le kredi kartına yapmak istiyor.

Hikayede değişen bir şey yok: İhtiyacı belirle, parçalara ayır, bariyerleri ortadan kaldır ve kitleselleştir.

Ya hikaye anlatımı? Geleneksel medya, geleneksel medyanın web yansımaları ve kullanıcı kaynaklı içerik blogları gözlerini ve eylemlerini içeriğin sıradaki adımına çevirmişken, Jack Dorsey ve Twitter’ın ortalığı sallayışı hafızalarımızda taze.

Hikaye anlatımında değişen bir şey yok: Bankalar, mobil operatörler ve perakende zincirleri gözlerini ve eylemlerini mobil ödemeye çevirmişken ortalığı sallayan yine Jack Dorsey ve Square.

Bugünlerde geleneksel pazarlama stratejisi ve pazarlama iletişimi yaklaşımlarının çalışmadığı Harvard Business Review seviyelerinde konuşulabiliyor.

Hal böyleyken, sektörleri ve kullanıcı deneyimlerini değiştirmeye aday girişimlerin hikayeleri, iletişimleri ve yolculukları yakın gelecekte standart haline gelebilecek pazarlama stratejileri için hepimize önemli ipuçları veriyor olabilir.

Ne de olsa Jack Dorsey’in Wired’ın kapağına taşındığı makalenin yayın tarihi 22 Haziran 2012, sıradaki hedefinin bankalar olduğunu konu alan Wired makalesinin yayın tarihi 5 Temmuz 2012, Square’in Starbucks’tan aldığı yatırımın tarihiyse 8 Ağustos 2012.

Sayılarla Sosyal Medya 2012: Facebook, Twitter, LinkedIn, YouTube, Pinterest, Google+ [INFOGRAFIK]


 

”Sosyal Medya”, birkaç sene öncesine kıyasla farklı bir yerde. Elimizde daha fazla sayı, daha fazla ölçüm ve daha fazla anlam var.

Aşağıda detaylıca inceleyebileceğiniz infografiklerde öne çıkan noktalar:

1. Facebook: Instagram satın alımının ne kadar anlamlı olduğunu tekrar görüyoruz.

2. Twitter: Mobil kullanıma en uygun adayken, mobil penetrasyon konusunda hayal kırıklığı yaratıyor.

3. LinkedIn: En net gelir modeli, en rahat paraya dönüştürülen mecra. En hızlı büyüyen segmentin yeni mezun ve öğrenciler olduğunu hesaba katınca, LinkedIn’in büyümeyi sürdüreceğini söylemek kolaylaşıyor.

4. YouTube: Dünya genelinde yüksek hızlı Internet bağlantısı penetrasyonunun artmasıyla, sandığımızdan çok daha önemli hale gelecek. %44lük 35 yaş altı kullanıcı oranı, ”video arama moturu” konumlanması, trafik ve sitede geçirilen zaman güçlü noktaları. Google+ için önemli bir araç.

5. Pinterest: Facebook-connect kullanımı ve Facebook içerik entegrasyonu konusunda benzersiz bir örnek. Başdöndürücü büyümesinin ulaşacağı doyum noktası ve gelir modelleri, merak konusu.

6. Google+: Günde 5 milyar +1 tuşu kullanımıyla arama sonuçlarını etkilemeyi anlıyoruz. YouTube, Gmail ve Android(Google Play) entegrasyonlarını da. Öte yandan, yarısından fazlası erkek, 5’te 1’i öğrenci ve yüzde 30’unun Amerika orjinli olduğu bir sosyal ağ için 2012 sonuna 400 milyon kullanıcı hedefi koymaktan daha öncelikli konular belirebilir.

[Infografiklere tıklayarak, büyütebilirsiniz.]

1. Facebook

- 850 milyon aylık aktif kullanıcı
425 milyon mobil kullanıcı
– Ziyaret başına geçirilen 20 dakika
– Webde görüntülenen sayfaların yüzde 20si
– Her gün yüklenen 250 milyon fotoğraf
– 2011 itibariyle 1 milyar dolar gelir
– Gelirin yüzde 12‘si Zynga oyunları
– Gelirin yaklaşık yüzde 50si reklam

2. Twitter

- 465 milyonun üzerinde Twitter hesabı (1. Amerika, 108m 2. Brezilya, 33m, 3. Japonya 30m)
– 2011 Eylül itibariyle 100 milyon aktif Twitter hesabı
– Günde 175 milyon tweet
– Kullanıcıların yüzde 26sı mobil
– Her gün 1 milyon yeni Twitter hesabı
– 2012 için öngörülen reklam geliri: 259 milyon dolar

3. LinkedIn

- 150 milyon kullanıcı
– 2011 gelirleri 522 milyon dolar
– Dünya’nın en çok ziyaret edilen 36. websitesi
– Fortune 100 şirketlerinin 75‘i LinkedIn’i işe alım için kullanıyor

4. YouTube

- 2006’da Google tarafından 1.65 milyar dolara satın alındı
– Ziyaretin %19u 12-17, %35i 18-34 yaş aralığında
– Günlük 2 milyar görüntüleme
– Kullanıcının ortalama geçirdiği zaman: 15 dakika
– Web trafiğinin yüzde 10‘u

5. Pinterest

- 12 milyon tekil aylık aktif kullanıcı
9 milyon Facebook bağlantılı kullanıcı
– Facebook bağlantılı kullanıcılar arasından günlük aktif 2 milyon kullanıcı
– 2012 başından beri %145 günlük aktif kullanıcı artışı

6. Google+

- Lansman: 28 Haziran 2011
– Temmuz 2011 itibariyle 10 milyon, Ekim 2011 itibariyle 40 milyon, Ocak 2011 itibariyle 90 milyon kullanıcı
– Kullanıcıların yüzde 31‘i Amerika’dan
– Kullanıcıların yüzde 20‘si öğrenci
– Kullanıcıların yüzde 67‘si erkek
– ”+1” tuşu günlük kullanımı: 5 milyar kez

1 Milyar Dolar, Yeterince Havalı: Instagram


 

Birkaç aydır, insanlara Facebook hesabı açmaya nasıl karar verdiklerini soruyorum. ”Arkadaşlarımın hesapları vardı.”, ”Çok güzel oyunlar var demişlerdi.”, ”Poke vardı, tanışmak istediklerine gönderebiliyordun.” ve benzerleri arasından kısa bir öykü, ısrarla farklılaşıyor:

”Topluca dışarıdaydık. Bir sürü fotoğraf çekildi. Biri, fotoğrafları Facebook’ta albüm yapacağını söyledi.”

Dün itibariyle Facebook, 1 milyar dolar değerinde nakit ve hisseyle Instagram’ı satın aldı. Önümüzdeki günlerde 5 milyar dolar hedefiyle halka arzını başlatacak Facebook‘un şu ana dek gerçekleştirdiği en büyük satın alma. Instagram, yalnızca iPhone’larda 30 milyon kullanıcıya ulaşmayı başarmış ve geçtiğimiz günlerde Android lansmanı haberini vermişti.

”A million dollars isn’t cool, you know what’s cool? A billion dollars.”

Tabii. Bir yandan da hiçbir şey sebepsiz değil.

1. Bir sürü fotoğraf çekildi ve biri, fotoğrafları Facebook’ta albüm yaptı.

Facebook’un etkileşimi görseller etrafına ördüğü ve sitede geçirilen zamanı görsellerle yükselttiği bir sır değil. Facebook’a günde 250 milyon fotoğraf yükleniyor. Webde bulabileceğiniz fotoğrafların yüzde 4’ünün Facebook’ta olduğu söyleniyor.

2. Facebook, mobil.

Çünkü, kullanıcılar mobil. 2012 başı itibariyle Facebook’un aylık aktif 300 milyon mobil kullanıcısı var; yaklaşık %40 mobil penetrasyon. Masaüstü ve dizüstü bilgisayarlardan Facebook’a erişen her kullanıcı, bir anlamda Facebook için mobil nakit akışının güçlenmesine engel.

Tam olarak bu yüzden Google, kendi mobil evreni Android’de Google+’ı önceliklendirme planları yapıyor. Tam olarak bu yüzden Apple, iOS cihazlarda Twitter entegrasyonunu Facebook’un önüne koyuyor.

Bu noktada, ”mobil fotoğraf paylaşımı” dikeyi üzerinde yükselen bir uygulamanın Android platforma da dahil olarak palazlanması karşısında Facebook, cevapsız kalmıyor.

3. Instagram, lovemark.

Instagram, görselleri kolay filtrelerle ‘remix’leyerek paylaşmayı mümkün kılan bir mobil uygulama. Kendini ifade etmek, tercihe göre kişiselleştirme ve ‘an’lar üzerine kurulu. Instagram’da yaşadığınız bir anı, bizzat seçtiğiniz bir filtreyle şekillendirmenin ve yine aynı ‘an’da takipçilerinizle paylaşmanızın gücü, çok az mobil uygulamada var.

Instagram’ın Twitter kullanıcıları ve Twitter entegrasyonuyla güçlenmesini, Facebook satın almasıyla birleştirdiğimizde tanıdık bir resimle karşılaşıyoruz: Yalnızca yakın arkadaşlarımızın bildiği, bayıldığımız alternatif/indie müzik grubu pop/rock çalmaya başlıyor.

4. Facebook, büyük.

Böyle bir satın almayı Google, Amazon, Apple ya da Microsoft’un gerçekleştirmesi kimseyi şaşırtmazdı. Facebook’un gerçekleştirmesi de şaşırtmamalı.

Facebook, uzunca bir süre yalnızca ‘Sosyal Ağ’ olarak algılandı; Google’ın uzunca bir süre ‘Arama Motoru’ olarak konumlanmasını hatırlatacak şekilde. Bu hamleyle Facebook’un ‘tek ürün’ stratejisinden uzaklaştığını söylemek mümkün değil belki. Öte yandan, ‘Sosyal Ağ’ın içinden gerekli segmentasyonla bir dolu servis ve ürün çıkacağını öngörmek de güç değil. Instagram, bunlardan ilki.

”13 kişi çalışıyorlarmış! 1 milyar dolardan değerlendiler!”

Teknoloji tarafında liderlik, başkanlık yarışından farksız. Kullanıcı tarafında algı, ”Altına Hücum!” semalarında. Instagram haberiyle ilgili en yaygın yanlış anlaşılmalardan biri, 1 milyar doların bir gecede kazanıldığı.

”1 gece, birkaç yıl ve fena halde doğru bir ürün” daha doğru bir cevap belki. 800 milyon kullanıcının günde 250 milyon görsel yüklediği bir platformu, mobilde içerikle karşılamak dün gece akıl ettikleri bir hamle değildir eminim.

Next Page » Scroll to top