Sosyal Medya

#SosyalMedya’da Şikayet Yönetimi Neden Önemlidir?


 

Hatırlayın, bundan kısa bir süre öncesine kadar (1 yıl?) pek çok marka kendileri hakkında kötü konuşulacak, olumsuz yorum girilecek, hep şikayet gelecek diye sosyal medyaya mesafeli duruyordu. Ancak zaman buna da ilaç gibi geldi. Artık markalar birkaç yıl öncesinde olduğu gibi şikayetlerden, olumsuz yorumlardan önceki kadar endişe etmiyor. Hatta pek çok marka resmi hesaplarına ek olarak müşteri hizmetleri hesaplarını da ayrıca yönetiyor. Hal böyleyken aslında burada çok büyük bir fırsat var: Olumsuz algıyı olumluya çevirmek.

Müşteri Hizmetlerinde Yeni Dönem: Admin Cevap Ver!

Marka için en büyük fırsat, mutlu olmayan tüketicisine sosyal medya ile direkt ulaşabilmesi. Çünkü resmi olarak sosyal medyada bir varlığınız bulunuyor. Bu varlığa güvenen tüketici de sorununu/şikayetini bu kanallardan iletiyor. Siz de marka olarak bu kullanıcının kim olduğunu bu sayede tespit edebiliyor ve bilgilerini veritabanınıza ekleyebiliyorsunuz.

Sosyal medya doğası gereği diyaloğa, çift yönlü iletişime ve herkese açık olduğundan, “sorunlu tüketici” ile en iyi şekilde iletişime geçmek gerekiyor. Bir kullanıcı ne kadar sinirli olursa olsun, siz ona cevap verip sorunuyla ilgilendiğinizi söyleyince yelkenleri suya indiriyor. Bazen telefon ile çözülmekte geç kalınan problemler bile sosyal medya sayesinde çok hızlı çözülebiliyor.

Geçen sene Bilgi Üniversitesi’nde verdiğim seminerde tüketicinin sosyal medya ile birlikte değişen alışkanlıklarından bahsetmiştim. Sunumda değişen bu alışkanlıkların bir kısmını görebilirsiniz.

Likeable Media CEO’su Dave Kerpen, Likeable Social Media kitabında bununla ilgili çok güzel bir örnek vermişti. Markanın biriyle bir süre önce problem yaşayan kullanıcı markanın Facebook sayfasına ağzına geleni yazıyor, şikayetini iletiyor. Marka da bunu görüp sorunu çözmek üzere cevap veriyor. Kullanıcı cevap geldiğini görünce tam tersi bir tavır sergiliyor ve bir nevi “mahcup” cevap veriyor. Sonuç olarak kullanıcının sorunu hızlıca çözülmüş oluyor. Negatif tavır pozitife dönüyor.

Öyle tüketiciler var ki, şikayet etmeyi ve sorununu dile getirmeyi bazen beceremiyor. “Herkes görsün, nasılsa cevap gelir” mantığıyla markayı da zor durumda bırakacak paylaşımlarda bulunan kullanıcılar da mevcut. “Admin bana ulaş, bi’ şey konuşmamız lazım” gibi çağrılarda bulunanlar da var. Marka olarak gelen iletiye göre eyleme geçmekte fayda var.

Sosyal Medyada Şikayet Yönetimi Nasıl Yapılmalı?

- “Kötü yorum gelir, bu yorumları yönetemeyiz” kaygısına düşmeyin. Sosyal medyada yeri geldiğinde her marka hakkında olumsuz şeyler paylaşılabiliyor. Bunu bir endişe değil, herkesin görüp ders alabileceği bir fırsat olarak görün. Siz orada olmasanız bile tüketiciler hakkınızda konuşmaya devam ediyor.

- Markanız, ürününüz ve gerekiyorsa rakiplerinizle ilgili sosyal medyada paylaşılanları sürekli takip edin. Bunun için ücretli servislere ek olarak Google Alerts gibi ücretsiz servisler de mevcut. Böylece takip edemediğiniz kısımlarda geri dönüşleriniz de hızlı olacaktır.

- Olumsuz yorumları (küfür, hakaret vb. sakıncalı olabilecek şeyler içermediği sürece) silmeyin, görmezden gelmeyin. Negatif yorumun altına yazacağınız bir cevap, çözüm önerisi bile olumsuz algıyı olumluya çevirmede çok büyük etken. Hem sorununu paylaşan kullanıcı hem de diğer takipçileriniz bu diyaloğa şahit olacak ve bu tür durumları nasıl çözüme kavuşturduğunuzu bilerek sıkıntı yaşaması halinde bizzat size başvuracaktır.

- Sorun yaşayan kullanıcının kaydını mutlaka tutun. Sosyal medyadaki kullanıcı bilgilerini CRM yazılımınıza entegre edin. Böylece sorun yaşayan kullanıcıyı tanır, bir kez daha iletişim bilgilerini istemek zorunda kalmazsınız. Sosyal CRM’i unutmayın.

- Benzer sorunlardan dersler ve yeni stratejiler çıkarın. Mevcut stratejinizde ilgili konularla ilgili öneriler, benzer paylaşımlar yaparak potansiyel şikayetlerin de önüne geçebilirsiniz.

- Konunun uzmanlarından destek alın. Eğer sosyal medyada bu tür hesap ve kriz yönetimine hakim değilseniz, işin uzmanından destek alın. Bu destek ajansınız, dijital pazarlama biriminiz vb. olabilir.

- Olası şikayet ve kriz senaryoları üzerinden tatbikatlar yapın. Gerçekten başınıza çok olumsuz ve bir anda krize dönüşebilecek bir olay geldiğinde nasıl adımlar atacağınızı birer birer uygulamaya koyacağınız bir plana sahip olun. Sosyal medyada kriz dinamikleri de çok hızlı değişse de, benzer senaryolar işinizi kolaylaştıracaktır.

Demek Ki?

Demek ki marka olarak telaşa kapılmayacağız. Satış öncesi ve sonrası için müşteri hizmetleri biriminiz varsa, sosyal medyada olumsuz şeyler paylaşılacak diye var olmamanızın anlamı yok. Aksine buralarda olmalısınız ki, marka algınıza olumlu katkıları 140 karakterlik paylaşımlar dahilinde bile yapabilin. Her krizin aslında bir fırsat olabileceğini unutmayın.

Sayılarla Sosyal Medya 2012: Facebook, Twitter, LinkedIn, YouTube, Pinterest, Google+ [INFOGRAFIK]


 

”Sosyal Medya”, birkaç sene öncesine kıyasla farklı bir yerde. Elimizde daha fazla sayı, daha fazla ölçüm ve daha fazla anlam var.

Aşağıda detaylıca inceleyebileceğiniz infografiklerde öne çıkan noktalar:

1. Facebook: Instagram satın alımının ne kadar anlamlı olduğunu tekrar görüyoruz.

2. Twitter: Mobil kullanıma en uygun adayken, mobil penetrasyon konusunda hayal kırıklığı yaratıyor.

3. LinkedIn: En net gelir modeli, en rahat paraya dönüştürülen mecra. En hızlı büyüyen segmentin yeni mezun ve öğrenciler olduğunu hesaba katınca, LinkedIn’in büyümeyi sürdüreceğini söylemek kolaylaşıyor.

4. YouTube: Dünya genelinde yüksek hızlı Internet bağlantısı penetrasyonunun artmasıyla, sandığımızdan çok daha önemli hale gelecek. %44lük 35 yaş altı kullanıcı oranı, ”video arama moturu” konumlanması, trafik ve sitede geçirilen zaman güçlü noktaları. Google+ için önemli bir araç.

5. Pinterest: Facebook-connect kullanımı ve Facebook içerik entegrasyonu konusunda benzersiz bir örnek. Başdöndürücü büyümesinin ulaşacağı doyum noktası ve gelir modelleri, merak konusu.

6. Google+: Günde 5 milyar +1 tuşu kullanımıyla arama sonuçlarını etkilemeyi anlıyoruz. YouTube, Gmail ve Android(Google Play) entegrasyonlarını da. Öte yandan, yarısından fazlası erkek, 5’te 1’i öğrenci ve yüzde 30’unun Amerika orjinli olduğu bir sosyal ağ için 2012 sonuna 400 milyon kullanıcı hedefi koymaktan daha öncelikli konular belirebilir.

[Infografiklere tıklayarak, büyütebilirsiniz.]

1. Facebook

- 850 milyon aylık aktif kullanıcı
425 milyon mobil kullanıcı
– Ziyaret başına geçirilen 20 dakika
– Webde görüntülenen sayfaların yüzde 20si
– Her gün yüklenen 250 milyon fotoğraf
– 2011 itibariyle 1 milyar dolar gelir
– Gelirin yüzde 12‘si Zynga oyunları
– Gelirin yaklaşık yüzde 50si reklam

2. Twitter

- 465 milyonun üzerinde Twitter hesabı (1. Amerika, 108m 2. Brezilya, 33m, 3. Japonya 30m)
– 2011 Eylül itibariyle 100 milyon aktif Twitter hesabı
– Günde 175 milyon tweet
– Kullanıcıların yüzde 26sı mobil
– Her gün 1 milyon yeni Twitter hesabı
– 2012 için öngörülen reklam geliri: 259 milyon dolar

3. LinkedIn

- 150 milyon kullanıcı
– 2011 gelirleri 522 milyon dolar
– Dünya’nın en çok ziyaret edilen 36. websitesi
– Fortune 100 şirketlerinin 75‘i LinkedIn’i işe alım için kullanıyor

4. YouTube

- 2006’da Google tarafından 1.65 milyar dolara satın alındı
– Ziyaretin %19u 12-17, %35i 18-34 yaş aralığında
– Günlük 2 milyar görüntüleme
– Kullanıcının ortalama geçirdiği zaman: 15 dakika
– Web trafiğinin yüzde 10‘u

5. Pinterest

- 12 milyon tekil aylık aktif kullanıcı
9 milyon Facebook bağlantılı kullanıcı
– Facebook bağlantılı kullanıcılar arasından günlük aktif 2 milyon kullanıcı
– 2012 başından beri %145 günlük aktif kullanıcı artışı

6. Google+

- Lansman: 28 Haziran 2011
– Temmuz 2011 itibariyle 10 milyon, Ekim 2011 itibariyle 40 milyon, Ocak 2011 itibariyle 90 milyon kullanıcı
– Kullanıcıların yüzde 31‘i Amerika’dan
– Kullanıcıların yüzde 20‘si öğrenci
– Kullanıcıların yüzde 67‘si erkek
– ”+1” tuşu günlük kullanımı: 5 milyar kez

Siyaset ve Sosyal Medya


 

Barack Obama’nın seçim döneminde sosyal medyayı ne kadar etkin kullandığını duymuşsunuzdur. Hatta, Obama’nın sosyal medya işlerini yürüten şirket Fast Company tarafından 2009 yılında en yenilikçi şirket seçilmişti.

Sosyal medyanın bu kadar yoğun kullanıldığı ülkemizde ise siyasetin sosyal medyaya ilgisi henüz yeterli düzeylerde değil. Bunun da temel sebebi, sosyal medyanın potansiyelinin yeterince anlaşılamamış olması. Halbuki siyasi partilerin en önemli amaçları, halka ulaşmak, onların sorularına cevap vermek, onlara dokunabilmektir (olmalıdır) ve sosyal medya sayesinde tüm bunları ölçeklenebilir bir şekilde başarabilirler. Şehir şehir dolaşmak, onbinlerce, yüzbinlerce insanları meydanlara toplayarak tek taraflı mesaj vermek yerine partinin Facebook Sayfasından veya Twitter hesabından sorulan sorulara cevap vermek, tüm Facebook kullanıcılarını davet ederek sayfalarında canlı yayında halka bütünleşmek, onlara dokunabilecekleri kadar yakında olduklarını hissettirmek çok daha önemli hale geldi.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin araştırdığım kadarıyla resmi bir Facebook veya Twitter sayfası yok (en azından resmi web sitelerinde paylaşmamışlar). Recep Tayyip Erdoğan’ın resmi olduğunu tahmin ettiğim bir Facebook Sayfası var ve hayran sayısı 1.4 milyon. Twitter’da ise 1.3 milyon takipçisi mevcut.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde de durum aynı. Partinin kendi Facebook Sayfası veya Twitter hesabı bulunmuyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Facebook Sayfası ve Twitter hesabı var. Facebook Sayfası’nın ismi “Sakin Güç” olduğu için doğrudan kendisiyle özdeşleştirilmemiş görünüyor. Dolayısıyla Twitter hesabını daha aktif kullandığını söyleyebiliriz. Twitter’daki takipçi sayısı ise 650 bin civarında.

İktidar ve muhalefet partilerinin her ikisinin de Facebook Sayfaları ve Twitter hesapları olmalı. Amerika’da daha çok adaylar ön plana çıktığı için kişisel hesapları daha çok önem kazanıyor ancak Türkiye’de siyasi parti kavramı ve yapısı daha güçlü olduğu için bu yapı üzerinden sosyal medya stratejisinin yönetilmesi oldukça önemli. Bu sayfalar üzerinden, halkla iç içe olabilir, halkın sesine kulak verebilir ve görüşlerini net bir şekilde yansıtarak halkın sorularına cevap verebilirler.

İngiltere’de Dijital Reklam Hacmi 7.5 Milyar Dolar


 

IAB’nin açıkladığı rakamlara göre 2011 yılında İngiltere’de dijital reklam hacmi 7.5 milyar dolara ulaştı. 2010 yılına göre %14.4’lük bir artış anlamına gelen bu büyüme, İngiltere’de dijital reklam harcamalarında son beş yılın en yüksek büyüme oranı olarak gerçekleşti.

Display ilk kez 1 milyar pound eşiğini geçti ve %13.4 ile hızlı bir yükseliş yaşadı. Bu alanda en çok sosyal medya ve online video reklamlarına olan yatırımlar ön plana çıktı. Toplam display reklamların %21’ini oluşturan sosyal medya üzerindeki reklam yatırımları bir önceki yıla göre %75’lik bir artış gösterdi. Online video harcamaları ise bir önceki yıla göre ikiye katlandı. Display reklamlarında finansal hizmetler en fazla reklam veren sektörler arasında ilk sırada yer alırken, FMCG ikinci, perakende markaları ise üçüncü sırada kendisine yer buldu.

Arama motoru reklamları ise dijital pazarlama bütçelerinin halen büyük bir kısmını oluşturuyor. 2011’de 4.3 milyar dolar olarak gerçekleşen arama motoru reklamları hacmi, toplam dijital reklam hacminin %58’ini oluşturuyor.

Sosyal Medya Ajanslarının Yapması ve Yapmaması Gerekenler


 

Facebook’ta yaklaşık 1,5 senedir çalışıyorum ve bu 1,5 senenin 8-9 aylık bölümünde hesap yöneticisi olarak görev yaptım. Bu bakımdan sosyal medya dünyasının biraz daha reklam ve pazarlama tarafında bulunuyorum. Bu dönemde birçok kişiyle, kurumla, ajansla tanıştım ve çalışma fırsatı buldum. Sosyal medya dünyasının Facebook penceresinden bakan bir üyesi olarak ve sosyal medya ajanslarının şimdiye kadar gördüklerimden yola çıkarak neler yapması ve neler yapmaması gerektiğini kısaca özetlemek istiyorum.

1) Facebook Sayfaları

Güvenlik
Facebook’ta bir mevcudiyet sağlamak isteyen markalar artık Facebook Sayfalarını kullanıyorlar. Müşterilerini ‘hayranlar’ı yapabilme, onlarla etkileşime geçebilme, uzun süreli diyalog kurabilme, hayranların arkadaşlarına ağızdan ağıza pazarlamanın gücüyle ulaşabilme, zengin medya içeriğini Facebook’ta yayınlayabilme ve daha fazla görünürlük sağlayabilme gibi birçok avantajı olan Facebook Sayfalarının yönetimi genelde sosyal medya ajanslarına verilir. Ancak bu yolda ara kademeye, markanın medya ajansları da dahil olabilir. Bu süreçte, sosyal medya ajansı markanın Facebook Sayfasının güvende olduğuna emin olmalıdır. Sayfada çok fazla sayıda yönetici bulundurmamalıdır. fMC‘de paylaşılan yeni özellik ile birlikte artık farklı kullanıcılara sayfa üzerinde farklı yetkiler verilebilecek. Henüz Türkiye’de aktif olmayan bu özellik aktif hale gelince sosyal medya ajansları doğru yetkiyi doğru kişiye verdiğine emin olmalıdır. Mümkünse sayfanın yöneticisi olarak iş hesabı atanmalıdır, böylelikle kişisel hesapların hacklenme ihtimalinden sayfa korunulmuş olur. Kişisel hesaplar bir şekilde markanın sayfasında yönetici ise, bu hesaplara sahip kişilerin Facebook’taki güvenlik önlemlerinden haberdar olması gerekmektedir. Bunlar iki başlıkta toplanabilir:

- ‘Phishing’ten korunma: Facebook’ta paylaşılan içeriklerin bazıları (çoğu zaman videolar) Facebook’u birebir kopyalamış sayfalara yönlendirilirler ve kullanıcıdan kullanıcı adı ve şifresini girmesini isterler. Adres çubuğuna bakıldığı takdirde adresin www.facebook.com olmadığı kolayca anlaşılır ancak sayfanın adresine dikkat etmeyen kullanıcılar, bu bilgileri hackerlar ile paylaşır ve hesaplarının kontrolünü kaybederler. Hesaba giren hacker, kullanıcının yöneticisi olduğu sayfaları alır. Çalıştıkları markaların sayfalarının yöneticisi olan kişiler bu ve benzeri yöntemlere karşı dikkatli olmalıdır.
– Giriş onaylarını açmak: Marka sayfasının yöneticisi olan kişiler Facebook’taki güvenlik bölümünden Giriş Onayları (Login Approvals) özelliğini aktif etmelidir. Böylelikle kişinin hesabı hacklense bile giriş yapılan cihaz başka bir cihaz olduğu için kişinin cep telefonuna bir kod gönderilecektir ve kodun girişi yapılmadığı takdirde hesaba giriş yapılamayacaktır.

İçerik
fMC’de açıklanan yeni timeline tasarımı ile birlikte cover photo, pinned post, milestones gibi özellikler markaların Facebook Sayfalarında doğru marka imajı ve bilinirliği yaratması adına üzerinde durulması gereken en önemli noktalar. Artık Facebook Sayfaları çok daha görsel, daha kolay gezinilebilir ve çok daha etkileşimli hale geldi. Markanın kimliğini çok daha etkili bir şekilde ortaya koyabileceği bir mecra oldu. Sosyal medya ajanslarının tüm bunları dikkate alarak markayı doğru yönlendirmesi ve sayfanın içeriğinin bu yönde oluşturmasını sağlaması gerekiyor.

Ajans, markaya Facebook Sayfasında paylaşılacak içerik konusunda doğru önerilerde bulunmalıdır. Sayfada sadece tek taraflı bir iletişim değil, iki taraflı bir etkileşim olması gerekir. Bu bakımdan, ajans hayranlara özel promosyonlar, özel günlerde kampanyalar, marka ile ilgili olan ilginç/komik/eğlenceli içerikler, sorular gibi farklı içeriği sunmayı ön plana koymalıdır (dipnot: genelde Facebook Sayfaları üzerinden yapılan promosyonlarda kurallara aykırı öğeler oluyor. Facebook’un promosyon kurallarını incelemenizi tavsiye ederim).Sayfanın kişiselleştirilebilecek tüm bölümleri ajans tarafından şık bir şekilde tasarlanmalıdır. Markanın, imajı ile paralel bir dili olmalı ve ajans, markanın bu dili tutarlı bir şekilde Facebook Sayfasında kullandığına emin olmalı. Facebook Sayfaları herkese açıktır ve bu sayfada kullanıcıların yaptıkları yorumları, duvar gönderilerini herkes görebilir. Bu bakımdan sayfanın bir nevi müşteri ilişkileri işlevi görmesi gerekir. Bunu yapmak için ajans belli bir işgücünün ayrılması gerektiğini markaya anlatmalıdır.

Ajans, marka için bir iletişim takvimi oluşturmalıdır, en azından tavsiyelerde bulunmalıdır. İçerik, önceden planlandığında hazırlık yapılabilir ve ona göre strateji belirlenebilir. Yapılan tüm paylaşımların istatistikleri yeni sayfa istatistikleri ile ölçümlenmelidir. Hangi tür ve içerikteki gönderilerin, hangi günlerde ve saatlerde daha başarılı olduğu düzenli olarak takip edildiği takdirde, bir süre sonra doğru iletişim stratejisini bulmak kolaylaşacaktır. Oluşturulacak iletişim takviminde tür olarak link mi, fotoğraf albümü mü, soru mu, video mu seçileceği tüm bu çalışmalar sonucunda belirlenmelidir.

Kuraldışı yöntemler
Kuraldışı yöntemlerle hayran artışı konusunda sosyal medya ajansları oldukça dikkatli olmalıdır. Aksi takdirde markaya açıklayamayacakları durumlarla karşılaşabilirler. Facebook, tüm bu çalışmaları dikkatli bir şekilde takip ediyor ve gerekli önlemleri alıyor. Eğer bir sosyal medya ajansının bu tarz çalışmalar yaptığı ortaya çıkarsa, bu durum sektördeki itibarlarını oldukça olumsuz yönde etkiler ve buna bağlı olarak markalardan alacakları işler konusunda ciddi sıkıntı yaşayabilirler.

2) Facebook Reklamları

Farklı formatlar
Ajansın farklı reklam ve pazarlama formatlarını bilmesi gerekir. Premium reklam, standart reklam, Sponsorlu Haberler nedir bilmeli, aralarındaki farkı markaya anlatabilecek kadar detayına hakim olmalıdır. Tüm bu formatları anlatan ingilizce ve türkçe dökümanlar Facebook’un pazarlama sayfalarında mevcut, rahatlıkla erişilebilir ve detayları öğrenilebilir (Premium reklam hariç). – Facebook Marketing Türkiye

Facebook’un pazarlama profesyonellerine yönelik etkinliği fMC’de tanıtılan yeni tasarım ve ürünler kapsamında, Facebook’taki ana içerik merkezin Facebook Sayfası olduğu bilinmelidir. Bu merkezden yapılacak paylaşımların, markanın hayranlarının, yani markanın en iyi müşterilerinin ne kadarlık kısmına ulaştığı sürekli olarak takip edilmelidir ve bu oranı arttırmaya yönelik reklam çalışmaları yapılmalıdır (bkz: sayfa gönderisi reklamları). Ayrıca aynı içeriğin hayranların arkadaşlarına ağızdan ağıza pazarlamanın gücü ile daha etkili bir şekilde aktarılabileceğini bilerek, markanın reklam çalışmasına bu önemli stratejiyi de eklemelidir.

Optimizasyon
Ajans, reklamdan en iyi verimi nasıl alacağını bilmelidir. Bu konuyla ilgili yine Facebook pazarlama sayfalarında dökümanlar bulunmakla birlikte geçtiğimiz aylarda benim de dahil olduğum :) bir webinar Facebook Marketing Türkiye sayfasında yayınlandı. Bu webinarı izleyerek sosyal medya ajansları optimizasyon konusunda daha detaylı bilgi sahibi olabilir. Böylelikle marka, sadece Facebook’taki mevcudiyetini değil, bütçesini de ajansa emanet etmiş olur ve bu bütçeden en iyi dönüş alacağını bilir.

3) Facebook Uygulamaları

Yaratıcılığın en fazla ortaya çıktığı ürün Facebook Uygulamaları’dır. Bunlar ilginç, eğlenceli, komik, mücadele odaklı oyunlar olabileceği gibi işlevsel uygulamalar da olabilirler. Ancak tüm bu özellikler tek bir prensip üzerine inşa edilmelidir: tasarım olarak sosyal (social by design). Tasarım olarak sosyal, temelde uygulamanın sosyal bağlantıların gücünü kullanabilmesi anlamına gelmektedir. Örneğin, Zynga’nın tüm oyunları sosyaldir, çünkü arkadaşlarımızı davet ederek oynarız, onlarla rekabet ederiz, veya onlara hediyeler göndeririz. Bu prensip Facebook’un sunduğu en önemli özelliklerden birisi olan ‘sosyal’liği üst düzeye çıkarır ve uygulamanın kalitesini, kullanılırlığını, viralitesini arttırır. Facebook Studio, dünya üzerindeki ajansların Facebook üzerinde yaptıkları çalışmaların sergilendiği bir platformdur. Sosyal medya ajansları bu örnekleri dikkatle incelemeli ve bu uygulamalarda markaların ne gibi yaratıcı çözümler ürettiğini, marka imajına nasıl katkı sağladıklarını gözlemlemelidir.

Open Graph
Yeni Open Graph ile birlikte artık kullanıcıların bir uygulamayı zaman tünellerine ekleyebilmeleri ve farklı aksiyonlar paylaşmaları mümkün. Misal, daha önce webdeki içerikler üzerinde sadece “beğen” ve “tavsiye et” aksiyonları alınabiliyor ve bu yönde Facebook’ta paylaşımlar yapılabiliyorken, artık “okuma”, “izleme”, “dinleme” gibi farklı aksiyonlar tanımlanabiliyor. Markalar açısından burada oldukça önemli bir fırsat var. Sosyal medya ajanslarının bu yeniliği hızla öğrenmeleri ve neler yapmaları gerektiğini belirlemeleri gerekiyor. Şu anda Türkiye’de bu aksiyonların onay süreci henüz başlamamış olsa bile orta vade planlarına bu yeniliklerin dahil edilmesi, markanın doğru şekilde bilgilendirilmesi oldukça önemli.

Sosyal medya ajansları reklam ve pazarlama sektörünün bir anda yükselen oyuncuları haline geldiler. Markalar için sosyal medya yönetiminin henüz emekleme aşamalarında olduğunu düşünürsek, bu farklı dünyaya daha iyi adapte olabilen, kendisini daha iyi yetiştiren ajanslar bir adım daha ön plana çıkacaktır.

Katkılarından dolayı Serhad Bolukcu’ya teşekkürler.

Bir Köyün Sosyal Medya Başarısı


 

İsviçre’de bir köyün -belediye- başkanı (bizdeki deyimiyle muhtarı), sosyal medyayı başarılı bir şekilde kullanarak köylerini tüm dünyada geniş kitlelere tanıtmayı başardı. 78 kişinin yaşadığı, 1 kilise, 1 otel ve birkaç ineğin bulunduğu bu köyün adı Obermutten.

Belediye başkanının yürüttüğü çalışma kapsamında, Facebook sayfalarını beğenen herkesin resmini köyün panosuna astılar, ve panonun resmini düzenli olarak çekerek hayranlarıyla paylaştılar. İlgi bir anda büyüdü ve sayfanın hayran sayısı hızla arttı.78 kişilik nüfusa sahip bu köyün Facebook sayfasının 10.000’den fazla hayranı var şu anda ve bu kişilerin hepsinin resimleri köyün panosunda yerini aldı. Köy, tüm dünyadan birçok insanın sempatisini topladı.

Resminizin köyün panosuna asılmasını istiyorsanız, sayfalarını beğenmek için: http://www.facebook.com/obermutten

Mashable Media Summit: Sosyal Medya 2012 Trendleri


 

Mashable Media Summit, 4 Kasım 2011″de gerçekleşti.

Mashable kurucusu ve CEO”su Pete Cashmore tarafında her şey hızlı: 4 yıllık sürecin sonunda Cashmore ve Mashable; dijital kültür, Sosyal Medya ve teknoloji içeriğinde piramidin en üstünde. Cashmore, Time”ın geleneksel “”En Etkili 100 İnsan”” listesine 2010″da girmeyi başarmıştı.

Cashmore sunumundan, 2012″de Sosyal Medya ve dijital habitatı yönlendirecek 8 trend.

Touch: Steve Jobs”ın Xerox çalışmaları arasından mouse ve imleci ayrıştırması, Steve Jobs biyografisi vesilesiyle gündemde. Yine bu günlerde, mouse ve klavyeye veda etmeye başlamış olabiliriz.

Sürecin uzunluğu ve içeriği henüz belirsiz ancak akıllı cihaz tabletlerin dokunmayı, imlece önceliklendirdiğini ve kullanıcı tarafında tecrübeyi değiştirdiğini söylemek yerinde.

Cashmore, dokunmayı tüm trendlerin üzerinde konumlanacak bir şemsiyeye benzetiyor ve Windows 8 tasarımının dokunma eylemine yaklaşması örneğiyle trendi somutlaştırıyor.

Read,Watch,Listen: f8de medya tüketiminin sosyalleşeceğinin ilanı sonrasında, dokunma deneyimi etrafına örülen dijital deneyim, öncelikli olarak bu üç eylemle zenginleşecek.

1. News Aggregation Apps (Haber Birleştirme Uygulamaları)

Tablet kullanıcıları, Flipboard liderliğinde dijital içerik tüketiminin geçirdiği dönüşümü bir süredir takip ediyor. Flipboard, Facebook Twitter hesaplarınızda yakın çevrenizin paylaştıklarını deyimi yerindeyse “tablet dergisi” formatında toparlamanın yanı sıra, içerik üreticilerine yine Flipboard arayüzü ve tasarımıyla ulaşmanızı mümkün kılıyor. PC”de websiteleri ve linkler üzerinden ayrı ayrı takip edilen içerik kaynaklarını tek bir arayüz tasarım ve uygulamada toparlıyor ve ilgi alanlarınıza göre kategorize ediyor.

Flipboard”un yarattığı alandaki diğer güçlü oyunculardan biri Zite. Flipboard”dan farklılaşmak adına Zite”da rehberinizin ilgi alanlarınız olduğunun altı çizili, içerik üreticilerinin kendi aralarındaki kategorizasyonu ikincil. Cashmore sunum esnasında diğer oyuncuları da zikrediyor (Editions,Livestand) Her üç uygulamayı da kullanan biri olarak Flipboard, Pulse ve Zite arasındaki mücadelenin pazarı tanımlayacağı kanısındayım.

2. Magazine Apps (Dergi Uygulamaları)

Tablet ve akıllı cihazlarda Haber Birleştirme Uygulamaları”nın içerik tüketimini yönlendirmesi, içerik üreticileri adına sahiplenemedikleri raflarda, rakipleriyle aynı uygulama aracılığıyla kullanıcıya ulaşmaları anlamına geliyor. Tahmin edeceğiniz gibi, içeriği farklılaştırmak ve özel kılmak, abonelik üzerinden ciddi bir akış yaratmak için bu noktada vazgeçilmez hale geliyor.

2012″de, Wired örneğiyle seneler önce deneyimlediğimizin, çok daha fazla dergi tarafından kotarıldığı bir yıl yaşayacağız: Dergiler, içerik ve iletişimlerini, sahiplenecekleri uygulamalar aracılığıyla casino online yapmak isteyecek.

3. Beyond iPad (iPad”in Ötesinde)

iPad”e yeni rakipler. En güçlüsü, Kindle Fire.

Kindle Fire: iPhone-killer rüyasına en çok yaklaşabilen, Samsung Galaxy S serisi oldu. Amazon”un Kindle Fire hususunda iPad-killer rüyası var mıdır bilinmez ancak özel yazılımı ve sağlıklı-zengin içerik habitatıyla Kindle Fire”ın ciddi bir rakip olduğunu fark etmek şart. Amazon, yıllar önce fiziksel formattaki medya için e-ticaret aracılığıyla yaptığını bu kez dijital medya için bizzat kendi tabletiyle yapmak istiyor. Kindle Fire”ın iPad karşısında fiyat kırdığını da notlara ekleyelim.

4. Social Gestures

f8de duyurulan “”Frictionless Sharing”” etrafında, webde yapılan herhangi bir eylemin Facebook tarafında eş zamanlı olarak paylaşılması. Kısaca, “”paylaşma””yı senkronize ve refleksif hale getirmek.

Facebook News Feed”lerinizde Social Reader”ları fark etmişsinizdir. Social Reader, herhangi bir haber/makale okuduğunuzda, otomatik olarak eylemi akışa dahil ediyor.

5. TV Everywhere (TV, Her Yerde)

“”TV öldü”” çığlıkları, beklenenden daha kısa sürede geçersiz hale geldi. Evlerimizde alıştığımız haliyle değil belki ancak TV içeriği için altın çağ başlıyor, denebilir.

Time Warner Comcast, Disney Youtube, Netflix Facebook ortaklıkları, dijitalde TV film içeriğini daha sık göreceğimizin ve içerik paylaşımına TV”yi dahil edeceğimizin en belirgin göstergeleri.

Kablolu yayın sağlayıcıları, içerik ileticisi olarak bu noktada önceliklenirken, şaşırmayacağınız bir haber: Google”ın yakın gelecekte kablolu yayın yatırımı yapabileceği söylentileri yükseliyor.

6. Second Screen Experiences (İkinci Ekran Deneyimleri)

Birden fazla ekranla yaşadığımız, gerçek ve yüksek ihtimalle kullanıcı tarafındaki en güçlü içgörülerden. Televizyon izlerken bilgisayar başında olmak, mobil internet/SMS kullanmak örnekleri tanıdık gelecektir.

Cashmore”un sunumda üstünde durduğu, biraz daha farklı: Seyrettiğiniz içeriğe, görsel ve metni de dahil ederek, deneyimi zenginleştirme üzerine kurulu.

MTV Watchwith iPad uygulaması özelinde: MTV programlarını izlerken, isteğinize bağlı olarak görsel ve metinlere de eş zamanlı olarak ulaşabiliyorsunuz.

7. TV Movie Marketing Apps (TV ve Film Pazarlama Uygulamaları)

Uygulamalar, özel bir kitleye, özel bir mecrada, özel bir etkileşimle ulaşmaya devam ettikçe, TV içeriği ve filmler için uygun iletişim mecraları haline geliyorlar.

Angry Birds Rio ve Super 8 uygulamaları, Cashmore”un fikri somutlaştırırken kullandığı örnekler.

Fikren, akıllı cihazlar ve tabletler özelinde webin yerini uygulamalara bıraktığı düşüncesi gittikçe güçlenirken, pazarlama aksiyonları da kullanıcı mecrayı takip ediyor.

8. Social Music (Sosyal Müzik)

Facebook Spotify ortaklığı Amerika”da ciddi bir titreşim yarattı. Sosyal uygulamaların viral etkisine en somut örnek.

Cashmore sunumunda, iş modelinde, iTunes”un yerleştiği alışkanlıklar düşünülünce, abonelik sistemiyle ilgili soru işaretlerinin varlığı gündeme geliyor. Bu noktada, kullanıcıya istediği zaman ulaşabileceği zengin bir içerik sağlamanın yanında, editöryal içerik kullanımının iş modeline yardımcı olacağını söylemek mümkün. Müzik henüz fiziksel formattayken, benzer bir sorun Best of albümleriyle rahatlıkla aşılmıştı.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=zhOwWeS7FT8

« Previous Page - Next Page » Scroll to top