outdoor marketing

Cornetto’dan Bir Outdoor Oyun Örneği


 

SonyEricsson’un İstiklal Caddesi aktivitesinden bahsetmişken bu yaz Galatasaray Meydanı’nda her geçenin dikkatini çeken ve gerek müziği gerekse görsel çekiciliğiyle farklılaşmış Cornetto etkinliklerinden bahsetmeden geçemeyeceğim.

Bu yaz Magnum markası için Magnum Gold kampanyasını yürüten Algida, asıl ağırlığı Cornetto marka grubuna vermiş gibi görünüyor. Yaza yaklaşırken yapılan Bir Sana Bir Aşkına kampanyasından sonra bu yaz heryerde Aş Kendini Gel Aşka sloganıyla Cornetto reklamları, aktiviteleri vs görmek mümkün. Markanın websitesinden tüm oyunlar, bloglar, kampanyalar takip edilebilir.

Benim ilgimi çeken ise Galatasaray Meydanı’nda Yapı Kredi Yayınları’nın bulunduğu binanın tüm yan cephesinde oynatılan dev oyun. Meydandaki aktivite alanında bir yandan Bedük imzalı Aş Kendini Gel Aşka şarkısı dinletilirken bir yandan da toplanan kalabalık kendilerine gelen SMS şifresi ile duvardaki dev labirentte karakterini oynatıyor veya bedava Cornetto promosyonlarından faydalanabiliyor.

Viral kampanyaların asıl amacı olan yayılma ise şüphesiz ki toplanan kalabalığın yaptığı fotoğraf ve video çekimlerinden kısa sürede sağlanacak. Oldukça eğlenceli ve renkli bir aktivite, üstelik ürünü gözümüze sokmak yerine renksiz ve gri bir bina etrafında bir heyecan dalgası yaratabiliyor. Birden fazla iletişim aracını bu büyük kampanyaya dahil eden Unilever-Algida’ya tebrikler.

*not:  Bu etkinlik binadaki projeksiyonun düzgün çalışması için güneş battıktan sonra 21.30-24.00 saatleri arasında uygulanabiliyor.

[HTML1]

Sendezipla.com


 

Viral çalışmalar ülkemizde de gittikçe artıyor. Her ne kadar Sende Zıpla sitesinin amacı zıplayan kişilerin ilgi görmesi ve bunu viral haline getirmek olsa da, ben bu siteyi başka bir şekilde fark ettim.

Doğru sorular Sexy Evening Dresses online sorulduğunda doğru cevapları bulmak da zor değil. Sende Zıpla Sexy Prom Dresses online sitesi bunu başarmış. Amacınız mümkün olduğunca fazla ilgi çekmek ise, insanların en fazla olduğu noktada bulunmanız gerekir. Bu amaçla Taksim Meydanı’nı seçen Sony Ericsson, meydana oldukça basit, renkli kağıtlar üzerine Sende Zıpla yazarak Fransız Kültür Merkezi’nin üzerine asmış. Bu basitlik sayesinde, gözünüz yorulmadan, Taksim’deki bir çok afiş arasından sıyrılarak ilginizi çekiyor. Artık reklam çalışmalarından sıkılmış olanlar için bir Sony afişinin yapamayacağı şeyi, bu amatör ruhlu renkli kağıtlar başarıyor.

Siteye girdiğimizde bu çalışmanın Sony Ericsson Aino için gerçekleştirildiğini görüyoruz. PS3’e uzaktan bağlanabilen, FIFA oyunlarını destekleyen, 8.1 mp kameraya sahip bir telefon olduğu için, eğlence yönü ağır basıyor ve bu nedenle bu kampanya da oldukça uyumlu buldum. Daha önce Avrupa’nın çeşitli kentlerinde gerçekleştirildiği belirtilen bu Zıp Zıp İstilası projesinin İstanbul ayağı ilk gün 250 kişiyle gerçekleştirilmiş.

Zıplayan kişilere denk gelmediğim için insanların tepkisini değerlendirmem zor fakat, videolardaki görüntülerden oldukça keyifli bir proje olduğunu anlamak mümkün. Denk gelmiş olsaydım, mutlaka zıpzıpları dener, bu çılgınlığın bir parçası olmak isterdim.

T-Mobile Macaristan’dan Mükemmel Bir Event


 

Aylardır Budapeste’de olmama rağmen henüz burada gördüğüm bir çalışmayı Marketoloji’ye taşımamıştım. Bu kez taşımam gerektiğini düşündüm çünkü gerçekten de çok beğendim ve sonuçlarının etkileyiciliği de beni buna ikna etti.

Kısaca bahsetmek gerekirse, T-Mobile Budapeşte’nin akşam saatlerinde en kalabalık yeri olan Gödör’de bir kampanyaya başladı. Gödör, hava güzel olduğunda insanların içeceklerini alıp dışarıda oturdukları güzel bir yer ve T-Mobile burada kendi Facebook sayfasının canlı versiyonu olan aşağıdaki platformu kurdu.

Olay şu; Facebook’a girip T-Mobile’ın bu event için açtığı hayran sayfasını (Facebookozz az utcan)beğeniyorsunuz, sonra bu sayfanın duvarına istediğiniz herhangi bir şeyi yazıyorsunuz. Tabi ki küfür içerikli, aşırıya kaçan ya da azınlıklara saldırı özelliği taşıyan yazılara izin verilmiyor. Arkada çalışan 20 kişilik bir ekip de bu sayfanın duvarına yazılanları yukarıdaki platforma uygun hale getiriyor. Her wall post için hazırlanmış dikdörtgen plakalarda önce profil sahibinin resmini çiziyorlar, sonra da Facebook sayfasının duvarına yazılmış yazıyı aynı şekilde bu dikdörtgen plakaya yazıyorlar. 3 kişilik bir ekip de sürekli bu plakalardan yenilerini en üste koyarken eskileri de aşağıdan çıkarıyorlar.

4 gün önce başlayan bu event’e şimdiye kadar binlerce insan aktif olarak katılarak bu sayfanın duvarına bieşeyler yazdı. Uygulaması kolay, keyifli ve başarılı bir kampanyaya imza attığı için T-Mobile’ı tebrik ediyorum. Hayran sayısını bu 4 günlük sürede 6000’in üzerine çıkarmayı başarması da çok önemli. Hep dediğim gibi, artık bir iPhone ya da iPad gibi bir ödül koyarak hayran sayısı artırmanın modası çoktan geçti. İnsanları eğlendirdiğiniz için hayran sayfanıza üye oluyorlarsa o zaman onları gerçekten kazanmışsınız demektir.

Mor Çatı’dan Bir Taşla İki Kuş


 

Mor Çatı için yerleştirilen dış mecra reklamlarının gizli kameralar ile izlenmesi ile oluşturulan bu harika viral video bazı gerçekleri çok net olarak gösteriyor. Çok orijinal ve etkileyici olmuş.

Bu kampanya kapsamında önce çok güzel dış mecra reklamlarıyla bir kitleye ulaşmışlar ve kopan bacaklarıyla kalan kadınlar verilmek istenen mesajı çok net bir şekilde vermiş. Daha sonra ise gizli kameralar ile oluşturdukları viral ile anlatmaya çalıştıkları konunun aslında ne kadar ülkemizin bir gerçeği, bir davranış şekli olduğunu gözler önüne sermeyi başarmışlar.

Bu sayede bir kampanya ile iki farklı mecrayı kullanmayı başarmışlar ve bu iki mecra da birbirinden etkili olmuş. Toplumumuzu bu kadar etkileyen bir konuda, onun davranışlarını böyle iyi anlayan ve tahmin edebilen bir kampanya başarılı olabilirdi. Bunu hazırlayan TBWA İstanbul bu konuda gerçekten harika bir iş başarmış. Umarım bu viral ile videodaki erkek kitlesine de ulaşabilir de bu gerçeği onlara gösterebilirler ve sonunda belki birileri utanmaya başlar.

[HTML1]

Yeni Nesil Outdoor: “Security Gates”


 

Marketoloji’de açıkhava reklamlarıyla ilgili bugüne kadar pek çok yazı yazdık. [HTML1] yaratıcı açıkhava reklamlarının ne kadar dikkat çekici ve kayıtsız kalınamaz olduğundan bahsettik, [HTML2] ise görsel kirlilikle ilgili kaygılarımızı yazıya döktük.

Bu yazımda da açıkhava reklamlardan bahsetmek istiyorum, ancak farklı bir yönüne değinerek. Reklam dünyasına 2006 yılında giren [HTML3], sunduğu reklam mecraları ile bir ilke imza atarak outdoor ve indoor reklamlarının ölçümlemeye imkan tanıması. Evet, verilen reklamın kaç kişi tarafından görüldüğünü ölçümlemek mümkün! Peki nasıl? “Security Gates” (güvenlik girişi) isimli mecra; alışveriş merkezleri, plazalar, havalimanları gibi alanların girişinde bulunan dedektörleri kullanıyor. Güvenlik girişlerine yerleştirilen sayaçlar ile, bu kapılardan kaç kişinin geçtiği ve reklamı kaç kişinin gördüğü raporlanabiliyor.

Reklamın ne kadar göründüğü ve kaç kişiye ulaştığı bilgisi, reklamveren için her zaman önemli olmuştur. Bu açıdan baktığımızda Security Gates, reklam mecrası olan mecburi geçiş alanlarına kurduğu ölçümleme sistemi ile reklamverenlere sayısal sonuçlar sunabiliyor.

Titanların Savaşı; Kötü Film, Güzel Reklam


 

İstanbul’un gereğinden fazla reklamla yaşamaya başladığını savunduğum önceki yazıma bir şey ekleyecek olsaydım o da bu tür reklamların varlığından rahatsızlık duymayacağım olurdu!! Titanların Savaşı isimli yeni vizyon filminin IMDB puanı sadece 6.2, ama güzel reklam kampanyası ve aksiyon sahneleri sayesinde gişe yapacağı düşünülüyor. $200 milyon reklam bütçesi kullanan Avatar ve benzer şekilde bu filmin çabalarını görüyoruz ancak kitapların reklam kampanyalarına yaptığımız eleştirileri filmlere yöneltmiyoruz. Ben de bunun nedenini merak ediyorum…

Outdoor Reklamlar İstanbul'u Kirletiyor mu?


 

Geçenlerde bir blogda 2007 yılında Sao Paolo şehrinin Belediye Başkanı Gilberto Kassab”ın uygulamaya soktuğu “Clean City” (Temiz Şehir) uygulamasını gördüm. 11 milyonluk şehir bir süre sonra tamamen önemli bir kısmı illegal olan dış mecra reklamlarının etkisine girmişti, ve sağ görüşe sahip Kassab da görsel kirliliğe savaş açmış, çıkarttığı bir kanunla şehirdeki bütün dış mecra reklamları yasaklamıştı. Buna karşı çıkan Clear Channel”ın kampanyaları ters tepmişti çünkü bu uygulama şehir sakinlerinin da beğenisini toplamıştı. Olay kesinlikle çok ütopik, yani bu kadarını da kimse beklememiştir. İşte bu noktadan sonra 20 milyona yakın nüfusuyla İstanbul”un bu ağır dış mecra reklam yüküne daha ne kadar dayanabileceğini düşündüm. Örneğin, vapurla Beşiktaş”tan Kadıköy”e geçerken de gözümün resimdeki The Marmara Taksim”in tepesindeki reklama takılmasını gerçekten sevmiyorum.

Tahmin ediyorum ki bu konuda yapılmış ya da yapılacak araştırmalar hala İstanbul”un dış mecra reklam kullanımı konusunda kapasitesinin yüzde bilmem kaçında olduğunu söyleyecektir ama bu konuda yapılacak araştırmalara fazla da güvenim yok açıkçası. Tarihi olarak büyük bir geçmişi olan, dünya kültür başkenti olan More Here! cheap justin bieber tickets groggily wakes up from a nap on a yacht during his downtime in Ibiza, Spain, on Friday afternoon (August 1). İstanbul”u reklam spotları altında silikleştirmek beni bazen üzmüyor değil. İnternette de sitelerdeki reklamlar bazen rahatsız edici oluyor, ama onlar birer İstanbul değil tabi ki. Belediye”nin önemli bir gelir kaleminin bu reklamlar olduğunu tahmin edebiliyorum, ama reklam verilen mecra sayısı artınca bir yerden sonra bu reklamları hayatımızın birer parçası olarak algılamaya başlıyoruz ve bu reklamlar dikkat çekiciliğini yitiriyor. Berna”nın yazdığı yazıdaki gibi bir durak giydirmesi olmalı ki normalden daha fazla dikkatimizi çeksin.

Sonuç olarak, ben İstanbul”un reklama boğulmasını istemiyorum, tabi reklamlar tamamen kaldırılsın demek gibi bir düşüncemin olduğunu da düşünenlerin çıkmasını istemiyorum…

Next Page » Scroll to top