outdoor

Online Reklam Offline Reklamı Döver mi?


 

Geleneksel reklam (offline reklam/marketing) ölüyor mu, yoksa yerini online (dijital reklam/marketing) reklamları mı bırakıyor, aman tanrım sosyal medya ajansları kuruluyor derken dijital reklamların outdoor un önüne geçtiği haberleri yayıldı bile.

Tabletler, akıllı telefonlar, kolay internet erişimiyle hızını alamayan dijital marketing, yeni nesilin ilgisiyle yükseliyor yükselmesine ama Türkiye’de hala hiç internet kullanmayan insanlar olduğunu, internet kullanımının büyük şehirlere dağıldığını hepimiz biliyoruz. İşte bu nokta dijitalin kör noktası ve burada hala milyonlar harcanan televizyon reklamları kral.

Dergilere gelince asla dokunularak okunan kuşe kağıt keyfini online dergilerden alamıyoruz. Tabii stratejik olarak ta örneğin A+ Rolex reklamı kuşe kağıda yakışıyor, bir tıkla çevrilen sayfalara değil…

Facebook, Twitter ve Friendfeed in oluşturduğu sosyal medya reklamcılığıyla imaj, kurumsal kimlik yaratmak ise çok zor. Özenle hazırlanan offline kampanyalara ancak destek olabiliyorlar.
Aslında online çoğu zaman offline dan destek alıyor. Profilo’nun güçlü reklamları, sağlam imajı olmasa o sevimli viral kampanyalar anlamsız görünebilirdi.

Bir de hala internetten hatta bilgisayardan anlamayan ve marketlerden alışveriş yapan anneler var. İşte bu kitle de istemeden offlinecı. Online genç annelere, yeni nesile kalıyor gibi.

Dijital harcamalar offline a göre ucuz maliyetli olsa da (acaba popülerlik sebebi biraz da bu mu:) bence hala offline daha doğru, geniş ve özel bir kitleyi yakalıyor.

Kısacası anında tepki, hemen katılım, aksiyon diyorsanız, dijital; ağır başlı, güçlü bir imaja sahip A+,B+ iseniz ağırlıklı olarak geleneksel, katkı olarak dijital.

Esas olay televizyon ve internetin birleştiği noktada başlar :) Bakalım neler olacak…

T-Mobile Macaristan’dan Mükemmel Bir Event


 

Aylardır Budapeste’de olmama rağmen henüz burada gördüğüm bir çalışmayı Marketoloji’ye taşımamıştım. Bu kez taşımam gerektiğini düşündüm çünkü gerçekten de çok beğendim ve sonuçlarının etkileyiciliği de beni buna ikna etti.

Kısaca bahsetmek gerekirse, T-Mobile Budapeşte’nin akşam saatlerinde en kalabalık yeri olan Gödör’de bir kampanyaya başladı. Gödör, hava güzel olduğunda insanların içeceklerini alıp dışarıda oturdukları güzel bir yer ve T-Mobile burada kendi Facebook sayfasının canlı versiyonu olan aşağıdaki platformu kurdu.

Olay şu; Facebook’a girip T-Mobile’ın bu event için açtığı hayran sayfasını (Facebookozz az utcan)beğeniyorsunuz, sonra bu sayfanın duvarına istediğiniz herhangi bir şeyi yazıyorsunuz. Tabi ki küfür içerikli, aşırıya kaçan ya da azınlıklara saldırı özelliği taşıyan yazılara izin verilmiyor. Arkada çalışan 20 kişilik bir ekip de bu sayfanın duvarına yazılanları yukarıdaki platforma uygun hale getiriyor. Her wall post için hazırlanmış dikdörtgen plakalarda önce profil sahibinin resmini çiziyorlar, sonra da Facebook sayfasının duvarına yazılmış yazıyı aynı şekilde bu dikdörtgen plakaya yazıyorlar. 3 kişilik bir ekip de sürekli bu plakalardan yenilerini en üste koyarken eskileri de aşağıdan çıkarıyorlar.

4 gün önce başlayan bu event’e şimdiye kadar binlerce insan aktif olarak katılarak bu sayfanın duvarına bieşeyler yazdı. Uygulaması kolay, keyifli ve başarılı bir kampanyaya imza attığı için T-Mobile’ı tebrik ediyorum. Hayran sayısını bu 4 günlük sürede 6000’in üzerine çıkarmayı başarması da çok önemli. Hep dediğim gibi, artık bir iPhone ya da iPad gibi bir ödül koyarak hayran sayısı artırmanın modası çoktan geçti. İnsanları eğlendirdiğiniz için hayran sayfanıza üye oluyorlarsa o zaman onları gerçekten kazanmışsınız demektir.

Coca-Cola’dan Eğlenceli Outdoor Çalışması


 

20 Temmuz’da Arjantin’de Ogilvy tarafından hazırlanan bu kampanya bence çok başarılı. Sürekli gençleri hedef alan reklamlarının yanısıra Coca-cola burada gençlerin enerjilerini, gençliklerini kullanarak dev Coca-cola makinelerinden kutu kolaları almalarını hedeflemiş. Bu kadar uğraşın nedeni de bir kola parası ile 2 kola alabiliyor olmak. Bence bu kadar tırmanan ve uğraşan gençler için ödülde biraz pintiliğe kaçılmış ama onun dışında her şey mükemmel=)

3M Post-it'ten Don't Forget Your Friends.com


 

Dijital kanalların tek başına değil de her zaman pazarlama karması içinde, diğer kanallarla entegre bir şekilde kullanılması gerektiğini savunuyorum. Geleneksel ve çağdaş bütün pazarlama araçları ortak bir amaç için kullanıldığında, mesaj tüketicilere istenilen şekilde iletilecek ve kampanyalar başarıyla sonuçlanacaktır.

[HTML2]”in 30. yıl kampanyası farklı kanalları kullanmaya güzel bir örnek. Hem outdoor reklam kullanılmış, hem sosyal medya. Ayrıca katılımcılara promosyon ürünler gönderiliyor ya da tatil kazanma şansı veriliyor.

Post-it”in Outdood”da verdiği reklamlar, oldukça sade ve dikkat çekici, aynı zamanda Post-it şeklinde olması da ürünü çağrıştırması açısından casino spiele çok başarılı.

Reklamlarda yazan [HTML1]”a girdiğinizde ise sizi post-it tarafından hazırlanan ve Facebook üzerinden oynanan bir oyun karşılıyor. Oyunda arkadaşlarınızı ne kadar tanıdığınızı test ediyorsunuz ve sonunda seçtiğiniz 2 farklı Post-it ürünü adresinize gönderiliyor. (Promosyon maalesef sadece İngiltere ve İrlanda için geçerli.) Ayrıca isterseniz hediye almayıp oyunun 2. ve 3. aşamasına da geçebilirsiniz ve tatil kazanma şansınızı deneyebilirsiniz.

Bu kampanyanın en hoşuma giden taraflarından biri de, oyun ve ürünün birbiri ile çok örtüşmesi. Hatırlatma notları almamızı sağlayan Post-it, hazırladığı oyunda da hatırlama-unutmama kavramlarıyla karşımıza çıkıyor. “… help you remember the things that matter the most to you.” (Sizin için en önemli şeyleri hatırlamanıza yardımcı olur.) şeklinde verdiği mesaj ve oyunda arkadaşlarımız hakkındaki detayları ne kadar hatırladığımızı test etmemiz çok tutarlı duruyor.

Bir tek [HTML3]”un biraz daha kısa bir isim olması gerektiğini düşünüyorum. Bu kadar uzun bir isim seçmiş olmaları, bu kampanyanın tek olumsuz tarafı gibi görünüyor.

Yeni Nesil Outdoor: “Security Gates”


 

Marketoloji’de açıkhava reklamlarıyla ilgili bugüne kadar pek çok yazı yazdık. [HTML1] yaratıcı açıkhava reklamlarının ne kadar dikkat çekici ve kayıtsız kalınamaz olduğundan bahsettik, [HTML2] ise görsel kirlilikle ilgili kaygılarımızı yazıya döktük.

Bu yazımda da açıkhava reklamlardan bahsetmek istiyorum, ancak farklı bir yönüne değinerek. Reklam dünyasına 2006 yılında giren [HTML3], sunduğu reklam mecraları ile bir ilke imza atarak outdoor ve indoor reklamlarının ölçümlemeye imkan tanıması. Evet, verilen reklamın kaç kişi tarafından görüldüğünü ölçümlemek mümkün! Peki nasıl? “Security Gates” (güvenlik girişi) isimli mecra; alışveriş merkezleri, plazalar, havalimanları gibi alanların girişinde bulunan dedektörleri kullanıyor. Güvenlik girişlerine yerleştirilen sayaçlar ile, bu kapılardan kaç kişinin geçtiği ve reklamı kaç kişinin gördüğü raporlanabiliyor.

Reklamın ne kadar göründüğü ve kaç kişiye ulaştığı bilgisi, reklamveren için her zaman önemli olmuştur. Bu açıdan baktığımızda Security Gates, reklam mecrası olan mecburi geçiş alanlarına kurduğu ölçümleme sistemi ile reklamverenlere sayısal sonuçlar sunabiliyor.

Titanların Savaşı; Kötü Film, Güzel Reklam


 

İstanbul’un gereğinden fazla reklamla yaşamaya başladığını savunduğum önceki yazıma bir şey ekleyecek olsaydım o da bu tür reklamların varlığından rahatsızlık duymayacağım olurdu!! Titanların Savaşı isimli yeni vizyon filminin IMDB puanı sadece 6.2, ama güzel reklam kampanyası ve aksiyon sahneleri sayesinde gişe yapacağı düşünülüyor. $200 milyon reklam bütçesi kullanan Avatar ve benzer şekilde bu filmin çabalarını görüyoruz ancak kitapların reklam kampanyalarına yaptığımız eleştirileri filmlere yöneltmiyoruz. Ben de bunun nedenini merak ediyorum…

Coca Cola Durak Giydirmesi


 

Daha önce bir yazımda Coca Cola’nın Cırt Cırtlı durak giydirmesinden bahsetmiştim. Yurt dışından bir uygulama olan bu giydirmeden sonra, Coca Cola’dan örnek alınası bir giydirme de İstanbul’dan…

Outdoor, markaların tüketiciyi etkilemek için kullandığı mecraların arasında önemli bir yere sahip. Ancak, tüketici dışarı çıktığında karşısına çıkan reklam görselleri o kadar çok sayıda ki, acaba kaç kişi kaç tanesine dikkat ediyor, verilmek istenen mesajı kim doğru algılıyor? Yoksa açık hava reklamlarına harcanan onca para boşa mı gidiyor.

Markalar da sanırım bu durumdan endişe ediyorlar, zira her geçen gün daha yaratıcı ve dikkat çekici açık hava reklamları ile karşımıza çıkıyorlar, Ezgi’nin yazdığı Türk Telekom Durakları‘nda da olduğu gibi… Tüketiciler de reklam kuşatması içinde de olsalar, bu yaratıcı reklamlara kayıtsız kalamıyor.

Coca Cola’nın durak giydirmesine geri dönecek olursak, gerçek kola şişelerinin duraktaki buzdolabı modeline konması, oldukça etkili ve dikkat çekici.

Next Page » Scroll to top