microsoft

Apple 622 Milyar Dolar Değerlemeyle Neleri Değiştirdi?


 

Apple, 622 milyar dolara varan piyasa değeriyle tarihin en büyük Amerikan şirketi. Teknoloji, telekom, medya sektörlerini ve dolayısıyla günlük yaşantımızı yeniden şekillendiren Apple’ın 1 trilyon dolar seviyesinden değerlenen ilk şirket olması bekleniyor.

Somutlaştırmak adına, konuyla ilgili rastladığım dikkate değer noktaları toparlıyorum:

- Apple hisselerinin değeri Ocak 2009‘dan bu yana 3 kez iki katına çıktı.

- Apple’ın en yakın rakibi Exxon Mobil‘le arasında 200 milyar dolarlık bir fark var. Bir başka deyişle, Apple ve takipçisi Exxon Mobil arasındaki fark, Google‘ın piyasa değeri kadar.

- Apple’ın piyasa değeri geçtiğimiz yıla göre 300 milyar dolar artış gösterdi.

- Apple’ın ‘daha büyük ekranlı’ yeni iPhone, ‘küçük’ iPad ve ‘yenilenmiş’ Apple TV ürünlerinin yarattığı beklenti, Haziran’dan bu yana Apple hisselerini %16 oranında daha değerli kıldı.

- Apple, 622 milyar dolarlık piyasa değeriyle Microsoft’un 1999 yılındaki 619 milyar dolar rekorunu geride bıraktı.

- 1999 yılında Apple’ın piyasa değeri 9 milyar dolardı. Microsoft’un 1999 değerlemesinin 60’ta biri. Dell’in 1999 değerlemesinin 10’da biri.

- Microsoft bir önceki rekora 1999’da ulaştığında Nokia, 200 milyar dolarlık piyasa değeriyle 9. sıradaydı. Nokia’nın bugünkü piyasa değeri 8 milyar dolar.

- Geçtiğimiz günlerde Google‘dan gerçekleştirdiği Marissa Mayer transferiyle yeniden gündeme gelen Yahoo’nun 1999 yılındaki piyasa değeri 100 milyar dolardı. Yahoo’nun bugünkü piyasa değeri 18 milyar dolar.

Odaklanma yetisiyle meşhur birinin, dikkat döngülerini tümüyle değiştiren ürünleri kitleselleştirmesi yeterince garipken sayılar gerçek bir çılgınlığa işaret ediyor.

Hoşçakal Hotmail, Merhaba Outlook!


 

Microsoft kurumsallaşmaya ve teknoloji dünyasına yeni bir boyut getirdi. ‘Outlook e-mail’  arayüzü, tasarımı ve sunduğu yeni özelliklerle rakiplerine karşı pazar payını arttırmaya çalışırken, Hotmail.com’a da veda etti. Outlook.com ‘un içeriğinden bahsetmeden önce Hotmail’in tarihçesi hakkında biraz bilgi vermek istiyorum.

Hotmail, e-posta sağlayıcısı olarak Sabeer Bhatia ve Jack Smith tarafından kuruldu ve Microsoft tarafından yaklaşık 400 milyon dolara satın alındıktan sonra kullanıcılarına 1996 yılında ücretsiz e-posta hizmeti olarak sunuldu. İsminin, günümüzde internet tabanlı veri paylaşımında kullanılan HTML (Hyper Text Markup Language) harflerini çağrıştırdığı için seçildiği söylenir. Kolay kullanımı ve 36 dil seçeneğiyle milyonlarca kullanıcısı olan MSN Hotmail, geçtiğimiz günlerde yerini sosyal ağlarla entegre olabilen, şık tasarımıyla sohbet ve görüntülü arama gerçekleştirebileceğimiz Outlook.com’a bıraktı.

Outlook.com nasıl kullanılabilir?
Öncelikle eski Hotmail adresimizle giriş yapabiliyoruz. Outlook.com adresinden siteyi açtığımızda şık tasarımı dikkatimizi çekiyor. Sağ üst köşede mesajlaşma, ayarlar ve yönetici paneli bulunurken, sol tarafında yine “Gelen Kutusu”, “Gereksiz”, “Taslaklar” gibi menüler yer alıyor. Ayrıca Gmail ya da Yahoo gibi farklı e-posta adresleri için de Outlook önizlemesini kullanmaya izin veriyor.

Yeni Outlook rağbet göreceğe benziyor. Yeni Outlook adresinizi hemen almanızı tavsiye ediyorum :)

Internet Explorer 9 TV Reklamı – Yeterince Güzel


 

İnternet”le tanıştığımız ilk günlerde Internet Explorer ve meşhur “e” logosu hep gözümüzün önündeydi. Microsoft”un Windows üzerinden bizi “default” olarak tanıştırdığı bu web tarayıcısının tahtı Netscape ile bir süreliğine sarsılır gibi oldu ancak toparlanması uzun sürmedi. Bu, henüz fırtına öndesi sessizlikti ve fitili Mozilla Firefox ateşledi. Firefox, tarayıcı dünyasına yeni bir soluk getirdi ve zamanla geniş bir hayran kitlesi oluşturdu. Hızıyla, pluginler, add-onlar gibi farklı özellikleriyle Internet Explorer”ı bir anda geri planda bıraktı. Öyle ki, artık Microsoft”a Windows”ta default browser olarak Internet Explorer”ın bulunmaması konusunda baskılar gelmeye başladı. Firefox”un yıldızının iyice parlamaya başladığı The amazing hidden worldThe Beetle Frenzy slot . noktada Google, Chrome ile sahneye çıktı ve Firefox”un şovunu bir nevi yarıda kesti. Böylelikle yeni tarayıcılarla birlikte IE”nin geride kaldığını gören Microsoft, IE”ye daha fazla kaynak ayırdı, rekabetten beslenerek hep daha iyisini yapmaya çalıştı.

IE”nin eski ve modası geçmiş imajını üstünden atmaya çalışırken, son sürümü için bir de güzel TV reklamı hazırlamışlar. Chrome”un Japonya”da yayınlanan televizyon reklamını da Marketoloji”de paylaşmıştım. Anlaşılan o ki, günlük hayatımızda yoğun olarak kullandığımız web sitelerinin veya yazılımların TV reklamı üzerinden geniş kitlelere ulaşması artık olağan hale geldi. Microsoft”un IE 9 için reklamını ise beğendim, markayı dinamizm ve olması gerektiği gibi hızlı olmakla özdeşleştiriyor. Performansını ise test edip görmek lazım.

1 Milyar Dolar, Yeterince Havalı: Instagram


 

Birkaç aydır, insanlara Facebook hesabı açmaya nasıl karar verdiklerini soruyorum. ”Arkadaşlarımın hesapları vardı.”, ”Çok güzel oyunlar var demişlerdi.”, ”Poke vardı, tanışmak istediklerine gönderebiliyordun.” ve benzerleri arasından kısa bir öykü, ısrarla farklılaşıyor:

”Topluca dışarıdaydık. Bir sürü fotoğraf çekildi. Biri, fotoğrafları Facebook’ta albüm yapacağını söyledi.”

Dün itibariyle Facebook, 1 milyar dolar değerinde nakit ve hisseyle Instagram’ı satın aldı. Önümüzdeki günlerde 5 milyar dolar hedefiyle halka arzını başlatacak Facebook‘un şu ana dek gerçekleştirdiği en büyük satın alma. Instagram, yalnızca iPhone’larda 30 milyon kullanıcıya ulaşmayı başarmış ve geçtiğimiz günlerde Android lansmanı haberini vermişti.

”A million dollars isn’t cool, you know what’s cool? A billion dollars.”

Tabii. Bir yandan da hiçbir şey sebepsiz değil.

1. Bir sürü fotoğraf çekildi ve biri, fotoğrafları Facebook’ta albüm yaptı.

Facebook’un etkileşimi görseller etrafına ördüğü ve sitede geçirilen zamanı görsellerle yükselttiği bir sır değil. Facebook’a günde 250 milyon fotoğraf yükleniyor. Webde bulabileceğiniz fotoğrafların yüzde 4’ünün Facebook’ta olduğu söyleniyor.

2. Facebook, mobil.

Çünkü, kullanıcılar mobil. 2012 başı itibariyle Facebook’un aylık aktif 300 milyon mobil kullanıcısı var; yaklaşık %40 mobil penetrasyon. Masaüstü ve dizüstü bilgisayarlardan Facebook’a erişen her kullanıcı, bir anlamda Facebook için mobil nakit akışının güçlenmesine engel.

Tam olarak bu yüzden Google, kendi mobil evreni Android’de Google+’ı önceliklendirme planları yapıyor. Tam olarak bu yüzden Apple, iOS cihazlarda Twitter entegrasyonunu Facebook’un önüne koyuyor.

Bu noktada, ”mobil fotoğraf paylaşımı” dikeyi üzerinde yükselen bir uygulamanın Android platforma da dahil olarak palazlanması karşısında Facebook, cevapsız kalmıyor.

3. Instagram, lovemark.

Instagram, görselleri kolay filtrelerle ‘remix’leyerek paylaşmayı mümkün kılan bir mobil uygulama. Kendini ifade etmek, tercihe göre kişiselleştirme ve ‘an’lar üzerine kurulu. Instagram’da yaşadığınız bir anı, bizzat seçtiğiniz bir filtreyle şekillendirmenin ve yine aynı ‘an’da takipçilerinizle paylaşmanızın gücü, çok az mobil uygulamada var.

Instagram’ın Twitter kullanıcıları ve Twitter entegrasyonuyla güçlenmesini, Facebook satın almasıyla birleştirdiğimizde tanıdık bir resimle karşılaşıyoruz: Yalnızca yakın arkadaşlarımızın bildiği, bayıldığımız alternatif/indie müzik grubu pop/rock çalmaya başlıyor.

4. Facebook, büyük.

Böyle bir satın almayı Google, Amazon, Apple ya da Microsoft’un gerçekleştirmesi kimseyi şaşırtmazdı. Facebook’un gerçekleştirmesi de şaşırtmamalı.

Facebook, uzunca bir süre yalnızca ‘Sosyal Ağ’ olarak algılandı; Google’ın uzunca bir süre ‘Arama Motoru’ olarak konumlanmasını hatırlatacak şekilde. Bu hamleyle Facebook’un ‘tek ürün’ stratejisinden uzaklaştığını söylemek mümkün değil belki. Öte yandan, ‘Sosyal Ağ’ın içinden gerekli segmentasyonla bir dolu servis ve ürün çıkacağını öngörmek de güç değil. Instagram, bunlardan ilki.

”13 kişi çalışıyorlarmış! 1 milyar dolardan değerlendiler!”

Teknoloji tarafında liderlik, başkanlık yarışından farksız. Kullanıcı tarafında algı, ”Altına Hücum!” semalarında. Instagram haberiyle ilgili en yaygın yanlış anlaşılmalardan biri, 1 milyar doların bir gecede kazanıldığı.

”1 gece, birkaç yıl ve fena halde doğru bir ürün” daha doğru bir cevap belki. 800 milyon kullanıcının günde 250 milyon görsel yüklediği bir platformu, mobilde içerikle karşılamak dün gece akıl ettikleri bir hamle değildir eminim.

Google Motorola’yı Satın Aldı, Yaşasın Android!


 

Google, yaklaşık 12.5 milyar dolar karşılığında Motorola‘yı satın aldı. Motorola, 2009 yılında üretimini Android’e odaklamıştı.

Android ekosisteminin güvenilir üreticilerinden Motorola’nın satın alınması, Google ve Android tarafında ne anlama geliyor?

1. Google, halen akıllı telefon pazarının en ‘seksi’ ürününün iPhone olduğunun farkında. Rekabet için yazılımdan cihaza, tam hakimiyet gerektiğini biliyor.

2. Motorola’nın satın alınmasından sonra, Android’in sonsuza dek açık kalacağı açıklandı. HTC, Samsung, LG, Sony Ericsonn ve diğer Android cihaz üreticileriyle stratejik paralellik sürüyor. (Satın almadan sonra diğer Android cihaz üreticilerinden yükselen sesler, pozitif.) Yine de Google’ın, Motorola üzerinden iPhone’u sallayacak bir cihaz üretmeye niyetlenmesi halinde, Android pazarında Motorola’nın öncelikleneceğini tahmin etmek güç değil.

3. Patent. Yeniliğe bu kadar ihtiyaç duyan bir pazar için önemli bir kelime. Android’in, özellikle Apple+Microsoft+Oracle tarafından patent hususunda zorlandığı biliniyor. Motorola’nın 14.000’in üzerinde onaylı, 6.000’in üzerinde onay için bekleyen patenti mevcut. Google, yakın bir geçmişte patent saldırılarına karşı koymak için Nortel‘i satın almak istemiş ancak başaramamıştı.

Apple’ın özel ve muhafazakar yazılım & patent duruşuna Google, Android’i açık tutarak ve akıllı cihaz üretiminde aktif davranarak karşılık vermek istiyor. Motorola satın alımını agresif bir hamleden ziyade, atılması gereken bir adım olarak değerlendirmekte yarar var.

Hulu.com Yapımcıları Düşündürüyor


 

Hulu.com, internette en çok beğendiğim iş modellerinden birisi olarak şu anda sadece ABD sınırları içerisinde hizmet veriyor. Sitenin modeli, dizi ve sinema yayıncılarından aldığı dizi ve filmleri yüksek kalitede yayınlama ve yapımcılarla gelir paylaşımı yapma üzerine kurulu. Gelir modeli önceleri reklam üzerine kuruluydu ancak daha sonra premium üyelik modeli getirerek bazı hizmetleri paralı hale getirdiler. Halen en başarılı internet girişimlerinden birisi olarak görülen Hulu.com, Aralık 2010″da 26.4 milyon kişi tarafından ziyaret edilmiş. Daha önemlisi, Hulu.com”da ortalama bir kullanıcı 217 dakika içerik izlemiş ve bu konuda rakiplerin büyük fark atmış (Hulu”yu sadece Google geçmiş). Yine aynı raporda en fazla reklam izlenilen sitenin de Hulu olduğu görünüyor.

İstatistikler Hulu.com”un başarısını ortaya koyuyorken, madalyonun diğer yüzü durumdan biraz rahatsız. The Wall Street Journal”da , NBC Universal, News Corp ve Walt Disney gibi yapımcıların Hulu”nun bu başarısının geleneksel gelir modellerini olumsuz yönde etkilediğini düşündükleri vurgulanıyor. Hatta bazı yapımcıların içeriklerinin bir bölümünü Apple, Microsoft, Netflix gibi rakip şirketlere sattıklarından da bahsediliyor. Yapımcıların kendi aralarında anlaşmaya varamadıkları en önemli konu, sağladıkları içeriğin ne kadarlık kısmının ücretsiz olması gerektiği. Halen Hulu.com, bu üçgen modelin her köşesini tatmin edecek bir sisteme geçme planları yapıyor, ki bu köşeler yapımcılar, reklam verenler ve kullanıcılardan oluşuyor.

Fikir olarak basit ve başarılı görünen Hulu.com, bir anda kendisini geleneksel medya ile kıran kırana bir mücadele içinde buldu. Aslında bir nevi, internetin, televizyon ve sinemaya meydan okuması da denebilir. Bu rekabete temkinli yaklaşan ve dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak istemeyen yapımcılar ise kararsız. Bakalım Hulu.com, modelini herkesi mutlu edecek şekilde geliştirebilecek mi, bekleyip göreceğiz.
 

Yahoo, Facebook'tan Sosyal Ağ Outsource Ediyor


 

Yahoo, yılların e-mail sağlayıcısı, 2000″li yılların en popüler sitelerinden, hatta Alexa sıralamalarında uzun süre en tepede yer alan web sitesi. En kaliteli e-mail hizmetini sunarak yerini yıllarca koruyan Yahoo, bir platform olarak da kullanıcılarını uzun süre tatmin etti. Ancak yıllar çok şeyi değiştirdi ve Yahoo bu değişime ayak uyduramadı.

İlki, Yahoo arama motoru hiç bir zaman Google kadar etkili olamadı. Platform olmasının ve e-mail konusunda kullanıcılarını tatmin etmesinin avantajını kullanarak en iyi ikinci oldu ancak Google”ı tehdit edecek düzeye hiç gelemedi. (Nisan 2010 comScore Search Engine Market raporuna göre pazardaki durum: Google d.4, Yahoo .7 ve Microsoft .8)

İkincisi, Yahoo, e-mail roulette servisi konusundaki üstünlüğünü zamanla kaybetti. Hatırlarsak Yahoo, kullanıcılarını 100 mblık kotayla sınırlarken, yeni gelen e-mail”ı açabilmek için eskilerden silmek zorunda bırakırken, kotayı aştığımızda kırmızı alarmlarla bizi uyarırken, birden Gmail geldi ve herkese 2 gb alan verdi. Bunun hemen akabinde de Yahoo, sınırlarını aşıp kotayı önce yükseltti, sonra sınırsız yaptı. Ancak yine de eski popülaritesini kazanamadı. Campaign Monitor”un istatistiklerinde görebileceğimiz gibi, Yahoo”nun pazar payı gittikçe düşüyor (aktif kullanıcısı sayısı hesaplanırsa durum daha da vahimleşebilir).

Üçüncüsü, Yahoo sosyal ağ trendini yakalayamadı. Messenger”ı sitesine entegre etti, allam etti, kallam etti ama olmadı. Bu konuya en az Google kadar yabancı kaldı ve çareyi Facebook”u sitesine entegre etmekte buldu.

Techcrunch”ın haberine göre, Yahoo sitesine Facebook Connect”i entegre etme aşamasına gelmiş. Böylelikle Yahoo, Facebook”tan sosyal ağ outsource edecek. Bu da Yahoo”nun artık bir şekilde tekrar tutunmaya çalıştığının göstergesi ancak outsource yaparak nereye kadar devam edebilirler bilmiyorum. Arama kısmını da Microsoft”tan outsource etmeye karar vermişlerdi. Yahoo, tüm bu gelişmelerin içinde en büyük hatayı bence Şubat 2008″de Microsoft“un yaptığı 45 milyar dolarlık teklifi red ederek yapmıştı. Bakalım, Yahoo”nun bu çabaları sonuç verecek mi, ve değeri red ettikleri 45 milyar doları aşabilecek mi. Sanmıyorum, ama bekleyelim görelim.

Next Page » Scroll to top