iPhone

iPhone Uyguamamız Yayında!


 

Availaible on App Storeİlk adımını Blogger`da atan, sonrasında WordPress`e taşınan Marketoloji`nin artık bir iPhone uygulaması var :) Dilerseniz buradan indirebilirsiniz: https://itunes.apple.com/ie/app/marketoloji/id967809676.

Mobilin ne kadar hızlı bir şekilde hayatımızın büyük bir parçası olduğu artık aşikar. Bu sebeple geçen seneden beri mobil uygulama konusunda çabalarım sürüyordu. Eskiden Asp.Net (visual basic) ile websiteleri geliştiriyordum ancak uygulama geliştirme dünyasına geçişim çok kolay olmadı. Her ne kadar temel mantığı biliyor olsam da, iki dil arasında büyük farklılıklar olduğu gibi, mobil uygulama ile web konseptleri arasındaki yapısal farklar ilk mobil uygulamamı yayına almamı oldukça uzattı. İlgilenenler için, öğrenme sürecinde bir çok makale, blog yazısı, Youtube videosu dışında ana öğrenme kaynaklarım Udemy ve StackOverFlow’du.

Benedict Evans’in mobilin ne denli önemli hale geldiğinden bahsettigi “Mobile is eating the world”* başlıklı sunumundan en etkileyici bulduğum slaytlardan birisi;

Dünyada online olan kişilerin ne kadarı akıllı telefona sahip olacak?

Toplam online olan insan sayısı & Toplam akıllı telefon sayısı

Mobilde ise insanların uygulamalarda, mobil webe göre çok daha fazla vakit geçirdiğini de hesaba katarsak mobil uygulama dünyasına girmemiz şart olmuştu, artık oradayız :)

*Sunumun tamamına buradan ulaşabilirsiniz:
http://ben-evans.com/benedictevans/2014/10/28/presentation-mobile-is-eating-the-world

Kanye West Konseriyle Mobil Abone Segmentasyonu


 

cup sale online

Mobil, değişiyor. Obama ailesinin 2009’daki görüntüsü ve 2013’deki görüntüsü arasındaki tek fark artan akıllı telefon penetrasyonu.

iPhone’un pazarı değiştirme vaadiyle 29 Haziran 2007’deki lansmanından bu yana Amerika’da akıllı telefon penetrasyonu %60’ın üzerine tırmandı. Avrupa ülkelerinde de %50 civarında seyreden bir penetrasyondan söz etmek mümkün. Asya, Afrika ve gelişen ülkelerde penetrasyon %20’nin altında. Globaldeki %27’lik penetrasyon tahmini, Türkiye özelinde %10 – %15 skalasında seyrediyor.

Satış tahminleri, pazar payları, penetrasyon ölçümlemeleri… Değişen mobili, değiştiği anda anlamak adına yerelde ve globalde yoğun bir çalışma var. Mobil abone davranışlarını anlamak adına da araştırma ve tahminlemeler dört nala… ComScore ve benzerlerinin yayınları ve medyaya yansıyanlar bir yana; akıllı telefon üreticileri ve telekomünikasyon şirketlerinin detaylı analizleri yeni mobil abone davranışlarını hızla anlamlandırmaya ve segmente etmeye çalışıyor.Canon 70-200mm Lens Thermos Coffee Mug

Okyanustayız: Sayısız kaynak, araştırma ve yazının ortasında, akıllı telefonlarla farklılaşan mobil abone davranışlarını ve mobil abonelerin hayat tarzlarını eşlemeye çalışıyoruz. Akıllı telefon sahipleri hangi dizileri daha çok tercih eder, modaya bütçelerinden ne kadar ayırır, ayda ortalama kaç uygulama indirir… Veri dipsiz olunca, müstakbel sonuçlar uçsuz bucaksız.

Peki, gözümüzün önündekini kaçırıyor olabilir miyiz?

Hemen aşağıda izleyebileceğiniz video, Amerika’nın rap fenomeni Kanye West‘in 2011 yılında Amerika’da gerçekleştirdiği bir konserin canlı performans videosu. Henüz Obama’nın 2009 ve 2013 görüntüsü arasındaki fark belirginleşmemişken, Amerika’da akıllı cihaz penetrasyonu %60’ın çok altındayken.

Türün ve Kanye West’in meraklıları için keyifli bir video. Direkt konuya girelim diyorsanız, 01:26’dan itibaren sahneyi devralan akıllı telefonlara buyurun. (Yine 1:46 ve 1:55’teki çekimler de fikir verecektir.)

Kanye West, Amerika’da benim ”plaza rap” demeyi sevdiğim bir iletişim yapıyor: Üniversite mezunu, eğitimli, teknolojiyle yakından ilgili, hızlı adapte olan beyaz yakalı / varlıklı beyazlara konuşuyor. Kanye West içeriğinde güç, para, rekabet, arabalar, kadınlar, jet-set hayatı önemli bir yer kaplıyor.

Kanye West’i ön sıralardan takip edebilmek için binlerce doları gözden çıkarabilen kalabalığın neredeyse tamamının 2011 yılında akıllı telefon sahibi olması muhtemelen tesadüf değil. Canlı performansı akıllı telefonlarıyla kaydetmeleri ve yakın çevreleriyle paylaşmaları / YouTube benzeri kanallara yüklemeleri henüz 2011 yılında Facebook ve Twitter’ı mobil faydalarıyla kullandıklarını tahmin etmeyi kolaylaştırıyor: 3G / 4G’ye hakim, hava niyetine data tüketen bir kalabalıktan söz ediyor olma ihtimalimiz yüksek.

Gözümüzün önündekini kaçırıyoruz.

2011 yılında, mobildeki değişime hangi segmentin daha hızlı adapte olduğunu görmek için Kanye West konseri canlı kaydından fazlasına gerek yok. Sözkonusu içerik olunca, mobil davranışlar ve hayat tarzı kolayca örtüşüyor.

Facebook Aslında Bir Mobil Şirket


 

Facebook 2004’te kuruldu. 2006’da Amerika’nın seçkin üniversitelerinde yayılımını tamamladı. Kurucusu Mark Zuckerberg’in Time dergisi tarafından ”Yılın İnsanı” seçildiği 2010 yılında öncelikle 1. Dünya Ülkeleri (ABD, Kanada, İngiltere, Batı Avrupa) ve takiben gelişmekte olan ülkeler (Brezilya, Türkiye, Hindistan) taraflarında penetrasyonu maksimum seviyelere yaklaştı. 2011’de gelirlerini 1 milyar dolar seviyesi ve yukarısına kadar arttırdı; Zynga gibi platformu fırsata çevirmeyi bilen örnekler yarattı ve nihayet 2012’de hisse başına 38 dolarlık yüksek bir değerlemeyle halka açıldı.

İlk iPhone piyasaya çıktığında ve akıllı cihaz pazarını yarattığında yıl 2007’di. Bugün 234 milyon mobil abone barındıran ABD’de akıllı telefon penetrasyonu yüzde 50 dolaylarında. Batı Avrupa ve gelişmekte olan ülkeler tarafında ABD’yle kıyaslanacak bir orandan söz etmek mümkün olmasa da penetrasyonun artmayı sürdürdüğünü ve sürdüreceğini biliyoruz.

iOS ve Android ekosistemlerinde en çok indirilen uygulama, Facebook. Sahi, desktop ve laptoplardan erişmeye alıştığımız internete ‘Sosyal Medya’ dememize de büyük ölçüde Facebook neden olmamış mıydı?

Kullanıcılar desktop ve laptoplardan hızla mobile geçiyorlar. 1 milyar aylık aktif Facebook kullanıcısının 600 milyonu Facebook’a mobilden erişiyor. Üstelik mobilden Facebook’a erişen kullanıcıların yüzde 70’i Facebook’a her gün girerken, desktop kullanıcılarının yalnızca yüzde 40’ı Facebook’a her gün giriyorlar. Facebook, desktoptan mobile geçen kullanıcıları ciroya çevirme konusunda da hızlı ve güç bir mücadele verirken, kötü bir performans sergilediğini söylemek güç: 2012 3. çeyrek rakamlarına göre Facebook gelirlerinin yüzde 14’ü mobilden geliyor.

Peki büyük haber?

Facebook, mobil penetrasyonun yüksek olduğu bölgelerden daha fazla para kazanıyor.

Amerika ve Kanada’da ARPU (Kullanıcı Başına Ortalama Gelir) 3 dolar ve yukarısındayken, Avrupa tarafında 1.3 dolar seviyesinde. Asya ve geri kalan ülkelerdeyse 0.5 dolar.

Facebook gelirleri, karlılığı ve değerlemesiyle ilgili tartışmaların süreceği aşikar. Öte yandan, yakın gelecekte Amerika ve Kanada tarafında akıllı cihaz penetrasyonunun daha hızlı artacağını hesaba katınca, mobil tarafta gelir alternatiflerini zenginleştirdiği takdirde Facebook’un büyüme hızını arttıracağını söyleyebiliriz.

Mobil tarafta tüm planların 2015’e göre yapıldığı bir gerçeklikte, Facebook’un 2015 yılına dek 2000 çalışandan 6600 çalışana kadar genişleyecek bir ekip için yepyeni bir kampüs planlaması eminim kimseyi şaşırtmayacaktır.

Facebook’un yeni yaşam alanının mobil olduğu fikrine hızla alışmamız gerekiyor.

Apple 622 Milyar Dolar Değerlemeyle Neleri Değiştirdi?


 

Apple, 622 milyar dolara varan piyasa değeriyle tarihin en büyük Amerikan şirketi. Teknoloji, telekom, medya sektörlerini ve dolayısıyla günlük yaşantımızı yeniden şekillendiren Apple’ın 1 trilyon dolar seviyesinden değerlenen ilk şirket olması bekleniyor.

Somutlaştırmak adına, konuyla ilgili rastladığım dikkate değer noktaları toparlıyorum:

- Apple hisselerinin değeri Ocak 2009‘dan bu yana 3 kez iki katına çıktı.

- Apple’ın en yakın rakibi Exxon Mobil‘le arasında 200 milyar dolarlık bir fark var. Bir başka deyişle, Apple ve takipçisi Exxon Mobil arasındaki fark, Google‘ın piyasa değeri kadar.

- Apple’ın piyasa değeri geçtiğimiz yıla göre 300 milyar dolar artış gösterdi.

- Apple’ın ‘daha büyük ekranlı’ yeni iPhone, ‘küçük’ iPad ve ‘yenilenmiş’ Apple TV ürünlerinin yarattığı beklenti, Haziran’dan bu yana Apple hisselerini %16 oranında daha değerli kıldı.

- Apple, 622 milyar dolarlık piyasa değeriyle Microsoft’un 1999 yılındaki 619 milyar dolar rekorunu geride bıraktı.

- 1999 yılında Apple’ın piyasa değeri 9 milyar dolardı. Microsoft’un 1999 değerlemesinin 60’ta biri. Dell’in 1999 değerlemesinin 10’da biri.

- Microsoft bir önceki rekora 1999’da ulaştığında Nokia, 200 milyar dolarlık piyasa değeriyle 9. sıradaydı. Nokia’nın bugünkü piyasa değeri 8 milyar dolar.

- Geçtiğimiz günlerde Google‘dan gerçekleştirdiği Marissa Mayer transferiyle yeniden gündeme gelen Yahoo’nun 1999 yılındaki piyasa değeri 100 milyar dolardı. Yahoo’nun bugünkü piyasa değeri 18 milyar dolar.

Odaklanma yetisiyle meşhur birinin, dikkat döngülerini tümüyle değiştiren ürünleri kitleselleştirmesi yeterince garipken sayılar gerçek bir çılgınlığa işaret ediyor.

Steve Jobs'ın Biyografisi ve Çıkarılması Gereken Dersler


 

Steve Jobs..Bu satırlarda kendisi hakkında o kadar çok yazı yazdık, yaptıklarını o kadar övdük ki, aslında tüm bunlara ek olarak söylenebilecek herşey sanırım ancak biyografisini okuduktan sonra söylenebilir.

Çok sıkı bir kitap okuyucusu değilim, itiraf etmem gerekir. Ancak son yıllarda seçtiğim kitapların tümüyle gerçekleri yansıttığına emin olmaya özen gösteririm. Bu bakımdan, tarihi kitaplar, araştırmalar ve biyografiler çok daha fazla ilgimi çekiyor. Bu kitaplardan en sonuncusu, Steve Jobs”ın biyografisiydi. Uzun zaman önce edindiğim kitabı ancak bitirme fırsatım oldu ve kesinlikle büyülendiğimi söylemeliyim.

Steve Jobs”ı aslında keynotelarından veya röportajlarından tanıdığımızı zannediyorduk, ta ki bu biyografi yazılıp, vefatının ardından yayımlanana kadar. Kendisi bizzat Walter Isaacson”dan bu kitabı yazmasını istemiş, sebebi de herkesin, özellikle de çocuklarının, onun da bir zamanlar genç olduğunu ve hayatında neler yaşadığını objektif bir gözle öğrenmesini istemesi.

Steve Jobs, insanlık tarihinde yerini aldı. Kanserin aramızdan alıp götürdüğü bu dahi adam sayesinde, muhteşem ürünler kullanmaya ve harika bir kültürün parçası olma şansına eriştik. Çağının Thomas Edison”u ve Henry Ford”u olarak gösterilen Jobs, yarattığı ürünler ile hayat tarzımızı değiştirmemizi sağladı.

Steve Jobs”ın hayatından benim özellikle ders çıkardığım noktaları paylaşmak istiyorum:

Pes etme: Herhalde tüm hayat hikayesi boyunca Steve Jobs”ın Apple için yaptıklarından çıkarılabilecek en iyi sonuçlardan bir tanesi, kesinlikle pes etmemek. Apple I ile başlayan elektronik dünyaya adım atışı, hızlı yükselişi, zenginlik ile ilk tanışma, Microsoft ve IBM”in pc dünyasını yaratması, Apple”ı devre dışı bırakması, sonraki Apple bilgisayarlarında yaşanan hüsranlar, Steve Jobs”ın kovulması, Next”i kurması, başarısız olması, Pixar ile tekrar yükselişe geçişi, Pixar”ı dünyanın en iyi animasyon film yapımcısı yapması, Apple”a dönüşü, iMac, iPod, iPhone, iPad derken Apple”ın dünyanın en büyük teknoloji şirketi olması. Her bir adımı büyük deneyim ve kritik kararlarla dolu bu inişli çıkışlı serüven, Jobs”ın hiç bir zaman pes etmediğini, ürününe, fikirlerine olan bağlılığını ve sonuna kadar şansını zorlayışını da bize gösteriyor.

Ürüne odaklan, müşteri için en iyisini düşün, kontrolü elinde tut: Müşteri anketleri, pazar araştırmaları gibi ürün geliştirme sürecine katkıda bulunan girdiler, Apple için hiçbir zaman söz konusu olmadı. Jobs, ürünlerin tüm detaylarıyla (kullanılacak camın kalitesine, iç dizaynın mükemmeliyetine, cihazların rahatça açılıp açılamayacağna kadar) ilgilendi, her bir ürünü mükemmeliyete maksimum düzeyde yakınlaştırdı. Ürünü müşterinin eline alıp, sadece rahat ve üst düzey kullanımı tecrübesini istedi. Bunun için müşterinin düşüncelerine çoğu zaman ihtiyaç duymadı, çünkü kendisi de bir müşteriydi ve herkesten daha iyi öngörülere ve tespit yeteneğine sahipti. Jobs bu durumu şöyle özetledi: “Muhteşem ürünler üretmek istediğimiz için, kullanıcıyı önemsediğimiz için ve başka insanlar gibi berbat şeyler üretmek yerine deneyimin tamamının sorumluluğunu üstlenmekten hoşlandığımız için yapıyoruz…Onlar en iyi yaptıkları şeyleri yapmakla meşguller ve bizim de en iyi yaptığımız şeyi yapmamızı istiyorlar. Hayatları yoğun; bilgisayarlarıyla cihazlarını entegre etmekten başka yapacak bir sürü işleri var”

Yeri geldiğinde kendi ayağına ateş etmesini bileceksin: Jobs, iPod piyasaya sürüldükten sonra yakaladığı muazzam başarıya rağmen her zaman iPod”u neyin bitirebileceğini tahmin etmeye çalıştı. Kitapta yönetim kurulu üyesi Art Levinson şöyle der “Bizi neyin mahvedebileceğini düşünüp duruyordu sürekli” ve Jobs cevabı buldu: “Ekmeğimize kan doğrayabilecek cihaz cep telefonudur”. Bu karara vardığında biliyordu ki bir sonraki adımı telefon olmadıydı ancak telefona eklenebilecek iPod özellikleri iPod”un kendisini büyük oranda işlevsiz hale getirecekti. Ancak Jobs biliyordu ki, bu özelliği başka bir şirket, telefonlara entegre ettiğinde elinde ne iPod kalacaktı, ne de pazarı domine etmiş bir iPhone.

Jobs huysuzluğu, kabalığı, Apple dışındaki hemen herşeyi, herkesi umursamazlığı ile kendine has bir kişiliğe sahipti. Ancak herkeste hayranlık uyandıran bir karizması vardı ve çalışanlarının kitabın birkaç yerinde de vurguladığı gibi, onunla çalışmak çalışanları, mühendisleri için gerçekten çok zordu, ama onunla tahmin bile edemeyecekleri başarılar elde ettiler. Jobs”ın ikna etme yeteneği üst düzeydi, insanları imkansız gibi görünen birçok şeyi yapabileceklerine inandırmayı başardı yıllar boyunca, ve çalışanları bu imkansızları başararak insanlığa hayat tarzlarını değiştirebilecek ürünler armağan ettiler.

Kitapla ilgili anlatılabilecek çok şey var ama henüz okumamış okurlar için büyüsünü bozmak istemiyorum.

Son olarak, en çok merak edilen konulardan birisi, Apple ismi nereden geldi? İşte cevap:

“..Ertesi gün karar vermek için son günleriydi, çünkü Jobs gerekli belgeleri hazırlamaya başlamak istiyordu. Nihayet Jobs, Apple Computer adını önerdi. “Meyve diyetlerimden birindeydim” diye açıkladı. “Elma çiftliğinden yeni dönmüştüm. Rahatsız edici olmayan, eğlenceli, canlı bir isim gibi geldi. Apple (elma) sözcüğü, computer (bilgisayar) sözcüğünü yumuşatıyordu. Hem böylece telefon rehberinde Atari”den önde olacaktık.” Wozniak”a yarına kadar akıllarına daha iyi bir isim gelmezse Apple”ı kullanacağını söyledi. Ve onu kullandılar…”

Nokia’dan İhtişamlı Lumia Lansmanı!


 

BMW’nin Singapur’da iki dev binanın duvarlarında yaptığı 3D gösteriyi hatırlarsanız Marketoloji’de paylaşmıştım. Geçtiğimiz günlerde de Nokia, akıllı telefon pazarında kendine yer açmak için lansmanını yaptığı Windows Phone işletim sistemini kullanan Lumia modelinin tanıtımı için benzer bir yöntem seçmiş. Londra’da gerçekleşen etkinlik kesinlikle muazzam.

Nokia, Türkiye’deki cep telefonu kullanıcıları arasında bir dönem en çok tercih edilen marka idi. Şu andaki pazar paylarını bilmiyorum açıkçası ancak son yıllarda dünya genelinde ciddi kan kaybı yaşadılar. Son olarak, Microsoft ile işbirliğine giden Nokia, artık akıllı telefon segmentinde söz sahibi olmak istiyor. Geç kalınmış bir hamle olduğu kesin. iPhone’un domine ettiği Samsung’un agresif ikinci olmaya çalıştığı bir pazarda Nokia, Lumia ile kendine iddialı bir yer edinebilecek mi, bekleyip göreceğiz. Bir parantez de videoya açalım. BMW’nin 3D gösterisinin videosu çok keyifliydi, Nokia’nın bu gösterisi de videoya başarılı müzikler eşliğinde aktarılmış. İzleyelim;

Samsung’tan Apple ‘Fanboy’larına Gönderme


 

Apple’ın cihaz bazında en önemli rakiplerinden Samsung, yeni reklamında Apple’a ve fanboylarına (yani hayranlarına) ilginç göndermeler yapmış. Apple’ın yeni telefonu için saatlerce sırada bekleyen kişileri bir nevi tiye alan reklamda bir sonraki büyük şeyin-Next Big Thing- (Türkçe’de pek bir garip duruyormuş :) ) Samsung Galaxy S II olduğu vurgulanıyor. “Apple” kelimesi reklam boyunca hiç telaffuz edilmiyor, hiç görünmüyor ancak iPhone bir sahnede reklama dahil oluyor. Gerçi iPhone’un dahil olmasına gerek kalmadan biz Samsung’un kime gönderme yaptığını ilk görüşte anlıyoruz. Reklamda Samsung, akıllı telefon pazarında Apple’a meydan okuduğunu göstermiş. Ancak, Apple hayranlarını bu şekilde doğrudan hedef alması bana pek doğru bir hamle gibi gelmedi. Apple’ın hayranları ürünlerinin eşsiz özelliklerinin yanı sıra, tarzını ve tasarımını seviyor. Farklılığını seviyor. Samsung, ürünlerinde bu farklılığı yakalabildi mi? Kişisel fikrim, hayır. Apple, bir trend yaratıyor, diğerleri tabir-i caizse bu trendi sadece takip ediyor. Bu bakımdan, Samsung’un kendine özel bir kitle yakalaması daha doğru olacakken, doğrudan Apple hayranlarını hedef alan böyle bir reklam hazırlayarak yanlış bir strateji izlemiş.

Next Page » Scroll to top