Google

Google Trends: YouTube Aramalarıyla Türkiye’de Telekomünikasyon [ANALİZ]


 

Canon Lens Mug

Türkiye’de telekomünikasyon akla gelebilecek her mecrada sürekli ve yoğun iletişim, farklı iletişim kırılımları ve güçlü rekabet demek. Mecralar arası geçişkenlik ve ölçümleme ihtiyacı yüksek.

Google Trends verisine YouTube aramaları eklenmesi vesilesiyle Türkiye’de popüler rock müziği inceledikten sonra, benzer bir analizi telekomünikasyon özelinde gerçekleştirmenin yerinde olacağını düşündüm.cup sale online

Google Trends YouTube arama verilerinin kritik bir konumlanması var: Geleneksel mecralarda büyük bütçelerle gerçekleşen çizgiüstü iletişimin müşteride bıraktığı izin proaktif yansımalarını ölçümlüyor, etkileri ve eğilimleri belirginleştiriyor. Google Trends YouTube arama verisi, müşterinin diğer mecralarda maruz kaldığı iletişim sonrası kendi iradesiyle bilgi ve içeriğe ulaşmak istemesi demek.

Google’ın arama verisinden yola çıkarak hazırladığı Dünya Grip Haritası benzer analizlerin nerelere gidebileceği başlığında güzel bir örnek. Geleneksel ”Moment of Truth” döngüsünde Google’ın ”Zero Moment of Truth” yaklaşımıysa, satın almaya giden yolda Google verisinin fısıldadıklarını güzelce özetliyor.

Analizi 3 mobil operatörle 2011, 2012 ve 2013 kırılımlarında inceleyebilir, görsellere tıklayarak büyütebilirsiniz.

2011

- Vodafone’un Şubat ve Mayıs’ta, Avea’nın Nisan ve Temmuz’daki ani ve güçlü çıkışları sonrasında Turkcell, yılı bir adım önde kapatıyor.

- Vodafone’un Şubat’taki marjinal çıkışı Uçan Adam Sabri ve Katla Kazan kampanya iletişimine denk geliyor. İçeriğin dijitaldeki ”ağızdan ağıza” etkisinin TV’de yer buluşundan sonra dijitale katlanarak geri yansıdığını görüyoruz. Kesinlikle önemli bir iş.

- Yine Vodafone’un Mayıs’taki güçlü etkisini gençlik alt markası FreeZone lansmanıyla açıklamak mümkün. Şubat’taki etkiye oranla daha az şiddetli olsa da arama hacmi yaklaşık 3 ay boyunca ortalamanın üzerinde seyrediyor.

- Avea’nın Nisan’daki yükselişi, Turkcell ve Vodafone’un ”Anayasa” atışmasına cevaben yayınladığı filmle açıklanıyor. Avea, sular durulduktan sonra dikkat çekmeyi başarıyor.

- Avea’nın Temmuz’daki etkisi daha somut. Haziran boyunca Ata Demirer’in gelişini müjdeleyen film, #geyikhaklibeyler hashtag’iyle Avea’nın güçlü ve rekabetçi numara taşıma teklif filmi ve Ata Demirer’in Fatih Terim tiplemesini hatırlatan 2. numara taşıma teklif filmini izliyoruz. Temmuz’da Fasülye’yle yeni ve güçlü bir teklifin daha iletişimi yapılıyor. Haziran ve Temmuz’daki iletişimin kümülatif etkisiyle Avea, yıl boyunca 2. yükselişini gerçekleştiriyor.

- Yaz sonuna dek yılı sakin geçiren Turkcell’de Mayıs ayında başlayan Öztürkcell iletişiminin Ağustos’ta yayınlanan Öztürkcell Fatura Kontrol‘le gözle görülür bir kıpırdanma yarattığını söylemek mümkün.

- Turkcell yılın en büyük yükselişini Kasım’da Hayat Paylaşınca Güzel relansmanıyla yaşıyor.

2012

- 2012, Avea ve Vodafone hacimlerinin başabaş seyrettiği, Turkcell arama hacminin bir adım önde seyrettiği bir yıl.

- Turkcell, yılın en hareketlisi. Şubat’ta Öztürkcell – Zorunda Mıyım filminin somut etkisini görüyoruz. Yine dijitalde viralite kazanmış içeriğin TV’ye yansıdığında dijitale daha güçlü döndüğünün güzel bir kanıtı.

- Turkcell’in Nisan ve Mayıs’taki yükselişiyse, süregelen Öztürkcell iletişimine denk geliyor. Turkcell’in kendi iletişimine esprili bir üslupla yaklaştığı Öztürkcell – Baba ve Kızı ve bir başka internet fenomeni Halil Sezai’yi içeriğe dahil ettiği film kıpırdanmanın sebebi.

- Turkcell’in Eylül’de ”Akıllı Telefon Hareketi”yle hareketlendiğini görüyoruz.

- Vodafone’un Uçan Adam Sabri filmi ve Katla Kazan iletişimiyle yarattığı marjinal etkiye benzer bir etkiyi Turkcell, Aralık 2012’de Gangnam Style’ın başdöndürücü viral gücünü arkasına alan Turkcell Style‘la yakalıyor.

- Avea tarafında Şubat ve Mart’ta belirgin, Temmuz ve Ekim’de daha az belirgin yükselişler var.

- Şubat’taki yükseliş ”Avea Çalışıyor”, ”Avea Bayileri Tertemiz” ve ”Avea Çağrı Merkezi” filmleriyle Avea’nın kurumsal iletişimi önceliklendirdiği dönem.

- Mart ayında Okan Bayülgen’in gelişiyle Avea’nın gözle görülür bir yükseliş yaşadığını söylemek mümkün.

- Avea’nın KFC’yle gerçekleştirdiği sadakat kampanyası, Temmuz’daki kıpırdanmanın açıklaması.

- Ekim ayındaki kıpırdanmaysa, Avea’nın Akıllı Telefon Avea’dan Alınır iletişimiyle açıklanıyor.

- Vodafone’un Mart ayında başlayan ve Nisan sonuna dek süren tutarlı artışı, FreeZone gençlik alt markasının etkileşimi ve etkisi yüksek Liselerarası Müzik Yarışması‘nın mahareti.

- Vodafone, Temmuz’daki ”Her Şeyin Bir Kolayı Var” relansmanıyla belirgin ve ani bir çıkış yakalıyor.

- ”En Çok Tavsiye Edilen Operatör” iletişimi, Aralık ayında en belirgin yükselişlerden birine sebep oluyor.

2013

- Nisan sonuna dek 2013, 2011 ve 2012’ye göre daha dalgalı.

- Turkcell’in Şubat’taki ani çıkışı prodüksiyonu dillere destan Turkcellioğulları filmleriyle açıklanıyor.

- Süregelen Turkcellioğulları iletişimi ve ”Sınırsız Facebook ve Twitter Paketi” etkisiyle Mart ayında ikinci bir hareketlenme görüyoruz.

- Nisan’daki son hareketlenme, Turkcell’in internet bağlantı hızını vurguladığı Turbo 3G iletişimi.

- Vodafone’un Mart ayında başlayan Değerli Müşteriler alt markası Red iletişimi, hareketlenme yaratıyor.

- Vodafone’da Mart ve Nisan boyunca 2012’ye benzer ve 2012’den daha güçlü şekilde Liselerarası Müzik Yarışması’nın etkisini görüyoruz.

- Avea’nın Nisan’a dek düşüş gösteren grafiği ”Konuşma + Data” teklifini vurgulayan ”İkilemde Kalma” ve Barcelona futbol takımının Türkiye’deki güçlü algısına 23 Nisan vesilesiyle zarifçe dokunan filmle ciddi bir yükseliş gösteriyor.

- Mayıs’taki ”InTouch2” lansmanının etkiyi desteklediğini söylemek mümkün.

Hızlı Çıktılar

- Vodafone – Uçan Adam Sabri, Turkcell – Zorunda Mıyım? ve Turkcell – Turkcell Style grafikleri alt-üst eden, önemli örnekler. Çizgiüstü iletişimin dijitaldeki yayılımını kolaylaştırdıklarını, mesajın birden fazla mecrada iletilmesini sağladıklarını ve yatırımın geri dönüşünü ciddi ölçüde yükselttiklerini söylemek mümkün.

- Vodafone FreeZone ve Vodafone Liselerarası Müzik Yarışması viralitesi yüksek, ömrü kısa etkilerin aksine daha kapsamlı iletişimler olduklarını artan hacmi daha uzun süre muhafaza ederek gösteriyorlar. Dijital adaptasyonu yüksek segmentler için iletişimi uzun ömürlü kılmak ve proaktiviteyi tetiklemek, görünüşe göre dijital dostu içeriği ve frekansı marka çekirdeğine yerleştirmekten geçiyor.

- Öztürkcell ve Turkcellioğulları’nda da benzer bir görüntüden söz etmek mümkün. İçerik mecralararası geçişkenliğe uygun olunca, iletişimin tekrarlanması istikrarlı bir hacim artışı yaratıyor. Özellikle Turkcellioğulları’nın 2013’te zaten yüksek sayılabilecek (60) indeksi maksimuma çıkardığını görüyoruz. Şüphesiz ”Sınırsız Facebook ve Twitter Paketi” teklifinin indeksin maksimuma yakın seyrettiği bu döneme denk gelmesi çok yerinde.

- Turkcell’in 2013’ün ilk yarısına çok güçlü girdiğini gözlemlemek mümkün. Özturkcell, Zorunda Mıyım ve Turkcell Style’dan çıkarılan derslerin uygulamaya geçtiğini söylemek yanlış olmaz.

- Avea’nın rekabetçi tekliflerinin ve sadakat programlarının arama hacmini arttırması, isabetli bir iletişime işaret ediyor. Ağızdan ağıza etkisi yaratacak kadar güçlü tekliflerin, dijitalin doğasına uygun bir frekansla iletildiğini söyleyebiliriz.

Online Reklam Kanallarınızı Nasıl Daha Doğru Ölçümleyebilirsiniz?


 

Ölçümleme konusu özellikle iş modeli tümüyle online olan şirketler için hayati önem taşıyor. Sebebi ise doğru ölçümlemenin pazarlama bütçesinin en etkin şekilde kullanılmasını sağlaması ve şirketin gidişatı konusunda önemli ipuçları vermesi.

Öncelikle iş modeli tümüyle online olan şirketlere bazı örnekler verelim. Bu şirketler, tüm operasyonları online olan eticaret şirketleri de olabilir, çeşitli hizmet odaklı şirketler de olabilir, örneğin online oyun, müzik veya film şirketleri gibi. Tüm bu iş modellerinin arkasında büyük oranda tek bir amaç var; doğru yatırımla en kısa sürede şirketin karlı duruma geçmesi ve karlılığını sürekli olarak arttırması. Gelir modeli ne olursa olsun, tüm bu şirketlerin ölçümlemeyi doğru yapması çok önemli. Bu yüzden, birçok farklı yazılım, modelleme kullanarak, farklı ölçümleme teknikleriyle en iyi dönüşüm aldıkları kanalları tespit ediyorlar, en azından etmeleri gerekiyor.

Hali hazırda iki temel ölçümleme tekniği bulunuyor. Birincisi Last-Click Attribution denilen, son tıklama odaklı ölçümleme tekniği; ikincisi Multi-Channel (touch) Attribution denilen, farklı reklam kanallarının etkilerini daha net bir şekilde ölçümleme tekniği. Last-click modelinin mantığı aslında oldukça basit, dönüşüm gerçekleşmeden önce kullanıcı hangi kanaldan gelmişse dönüşümün tamamını bu kanalın sağladığını varsaymak. Dönüşümden kastımız, örneğin eticaret şirketleri için ürün satışı veya üyelik, oyun şirketleri için oyuncu, film şirketleri için aylık abone olan üyeler diyebiliriz.

Multi-channel attribution model ise biraz daha karışık, ancak daha doğru bir ölçümleme yöntemi. Eğer 3 farklı kanalda reklam veriyorsanız ve kullanıcılar bu kanalların her birisinde farklı aksiyonlar alıyorsa -reklam görüntüleme, tıklama gibi- dönüşüm gerçekleşmeden önceki her aksiyonun bir değeri var demektir ve multi-channel attribution model bu değerlemeyi en net şekilde ortaya koymaya çalışmaktadır.

Örneğin, bir sosyal medya sitesinde, bir arama motorunda ve bir reklam ağında reklamlar veriyorsunuz. Tüm bu reklamların boyutları, yerleşimleri, formatları farklı. Facebook’ta haber kaynağı (newsfeed) reklamı verdiğimizi, reklamın tek resimli sayfa gönderisi olduğunu, Google’da Adwords’te reklam verdiğimizi ve reklam ağında da flash 300×250 boyutlarında banner reklamı verdiğimizi düşünelim. Tüm bu kanalların, formatların ve büyüklüklerin kullanıcı üzerinde ayrı ayrı etkisi bulunuyor. Örneğin bir kullanıcı, Facebook newsfeed’de reklamınızı gördü, resimdeki ürününüzü çok beğendi ancak o anda bu ürünün detaylarını incelemeye vakti olmadığı için linke tıklamadı ve sitenize gelmedi. Sonraki gün, kullanıcı banner reklamınızı gördü, ürününüzü veya markanızı hatırladı ve reklama tıkladı, sitenize geldi. Ancak o anda yanında kredi kartı yoktu, veya kredi kartında limit yoktu, ürünü satın alamadı. Ertesi hafta, kredi kartında limiti olduğunda ve kredi kartını yanında bulundurduğu anda aklına geldi ve Google’a ürünü ve sitenizin adını yazdı, sizi Adwords’te buldu ve reklama tıkladı, ürünü satın aldı.

Bu, olabilecek binlerce farklı senaryodan bir tanesi ve eğer Last-click ölçümlemesi kullanıyorsanız, dönüşümü tek başına Google’ın yarattığını varsayacaksınız. Ancak multi-channel attribution kullanarak Facebook’un ve banner reklamının ne kadar etkisinin olduğunu ölçebilir, reklam kanallarınız arasında daha doğru bir değerlendirme yapabilirsiniz. Bu durumun tam tersi de olabilirdi, örneğin kullanıcı Google Adwords’ten gelip, ürünü satın almayıp, banner reklamını görüp, yine ürünü satın almayıp, en son Facebook’ta gördükten sonra kararını verip ürünü satın alabilirdi. Bu şekilde last-click ile yine doğru bir değerlendirme yapmıyor olacaktınız.

Multi-channel attribution modelini kullanabileceğiniz üçüncü parti yazılımlar mevcut. Bildiğim kadarıyla Google Analytics’in ücretsiz versiyonu bu modellemeyi belli bir düzeye kadar destekliyor ancak premium ile birlikte tüm modellemeyi Google Analytics üzerinde kurabiliyorsunuz. Google Analytics dışında, birçok farklı araç kullanarak en doğru modellemeyi yapmanız mümkün.

Bu modellemede en önemli soru, kullanıcının dönüşümü gerçekleştirmeden önce aldığı aksiyonların hangisine ne kadar ağırlık verilmesi gerektiği. Misal, kullanıcının aldığı ilk aksiyon, ikinci aksiyon, üçüncü aksiyon vs ve sonuncu aksiyon arasında dönüşümün dağılımı nasıl olmalı? Bu konuda farklı yaklaşımlar var. Son aksiyonları önceliklendiren ağırlıklandırmalar mevcutken, ilk ve son aksiyonları daha ağırlıklı yaparak, ara aksiyonları daha düşük ağırlıklandırmak da mümkün. Bu modellemeyi dinamik olarak düşünüp en doğru yaklaşımın belirlenmesi gerekiyor ki en fazla etkisi olan aksiyonlar doğrultusunda reklam kanallarınızı en doğru şekilde değerlendirin.


Google Attribution Playbook’ta açıklanan farklı ağırlıklandırma yöntemleri

Yazımı bu konudaki güzel bir benzetmeyle sonlandırayım: eğer last-click modeli kullanırsanız, aslında bir futbol maçındaki forvetin golü tek başına attığını varsaymış olursunuz. Multi-channel attribution sahadaki tüm futbolcuların gole ve galibiyete katkısını ölçümlemeye benzer.

Google Trends: YouTube Aramalarıyla Türkiye’de Rock Müzik, Kazanan Model


 

Canon 24-105mm Lens Coffee Mug

Veri, 2000’lerin alametifarikası. Karar alma mekanizmalarını en çok etkileyen değişkenlerden biri, üretilen ve okunan verinin önceki döneme göre binlerce kat artmış olması. Visual Studio nøkkel

Google, arama özelinde benzersiz bir veri tabanına sahip. Yer, zaman, bağlam gibi parametrelerle birlikte değerlendirildiğinde Google’ın arama verileri değerli anlamlar kazanabiliyor.

Google Trends, Google aramalarını yer, zaman ve mecra değişkenleriyle değerlendirebildiğiniz ve karşılaştırabildiğiniz bir servis. Bugün Google Trends’e YouTube aramalarının da eklendiğini duyunca, biraz kurcalamak istedim.

Athena – Mor ve Ötesi – Model: Türkiye’de Rock Müzik Nasıl Değişti?

Türkiye’de popüler rock müzik 2000’lerde ivme kazandı. Athena‘nın 2003’te, Mor ve Ötesi‘nin 2008’de Türkiye’yi Eurovision’da temsil ettiklerini hesaba katınca, iki grubun popüler rock müziğin 2000’lerde Türkiye’de ana akıma dahil oluşunda ne kadar büyük bir pay sahibi olduklarını anlamak kolaylaşıyor. Google Trends deneyine son yıllarda popülerliği artan Model’i de ekleyince resim somutlaşıyor.Canon Lens Mug

Ocak 2008 – Mart 2013 arasında Athena, Mor ve Ötesi, Model anahtar kelimeleriyle Türkiye’de yapılan YouTube aramaları hacim grafiğini hemen aşağıda inceleyebilirsiniz. Arama hacimleri, 100 üstünden indeksleniyor.

Athena ve Mor ve Ötesi 2008, 2009 ve 2010’da başabaş ilerliyorlar; Mor ve Ötesi bir adım önde. 2010 yılı boyunca Mor ve Ötesi’nin Masumiyetin Ziyan Olmaz albüm promosyon çalışmalarıyla arayı bir nebze daha açtığını görmek mümkün.

2011 yılından itibaren, Model oyunu alt üst ediyor.

Model’i şöhrete taşıyan Değmesin Ellerimiz parçası Nisan 2011’de görücüye çıkıyor. Model, Nisan 2011 – Haziran 2011 aralığında Athena ve Mor ve Ötesi ikilisine göre arama indeksini 16’dan 80’e çıkarıyor.

Model’in 2008 – 2010 yılları arasındaki sessiz ilerleyişini 2011’de patlamaya çeviren değişkenlerden biri, Eurovision’da Türkiye’yi temsil etmiş olmalarına rağmen Athena ve Mor ve Ötesi’ne göre Türkiye’nin geneline hitap edebilmeyi daha iyi kotarmış olması.

Athena, Marmara ve Ege bölgelerinde daha fazla YouTube araması tetiklerken; İç Anadolu ve Türkiye’nin doğusunda talep yarattığını söylemek zor.

Mor Ve Ötesi, Türkiye genelinde Athena’yı andıran bir görüntü veriyor.

Model, yalnızca Batı’ya değil; İç Anadolu ve hatta Doğu’ya konuşabilmeyi başarıyor.

Veri Gözlüğüyle Athena ve Model Marka İşbirlikleri

Mor ve Ötesi, farklı konumlanmasıyla marka işbirliklerinden kaçınsa da Athena ve Model’in sırasıyla Vodafone FreeZone ve gnctrkcll gençlik markalarıyla işbirlikleri mevcut. Google Trends verisi, her iki işbirliğinin de isabetini kanıtlarken, Model’in Türkiye’nin geneline hitap etme başlığıyla marka için farklılaşma fırsatı sağladığını gösteriyor.

Teknoloji Algıda, Amazon Teknolojide Lider


 

Teknolojinin ana akımı ele geçirdiği bir dönemdeyiz.

İddianın destekçisi, Harris Interactive‘in Amerika’nın en görünür 60 Windows 8 nøkkel şirketi hakkında 19.000 katılımcıyla gerçekleştirdiği araştırma.

Harris Interactive, katılımcıların 60 şirketi 6 başlıkta değerlendirmesini istemiş: Duygusal, Sosyal Sorumluluk, Ürün ve Servisler, Vizyon ve Liderlik, Finansal Performans ve Çalışma Ortamı.

İlk 5’te 3 teknoloji şirketi var: Amazon, Apple ve Google. Windows Server 2012 nøkkel

Amazon, 6 başlığın 2’sinde ve genelde lider. Amazon’un liderlik ettiği başlıklar ”Duygusal” ve ”Ürün ve Servisler”. Amazon ”Vizyon ve Liderlik”te Apple’ın ardından 2. sıradayken, ”Finansal Performans” başlığında 3. sırada, ”Çalışma Ortamı” başlığında 5. sırada yer alıyor.

Görünürde müşterileriyle yalnızca kargo paketleri aracılığıyla iletişim kuran bir şirketin Disney gibi bir markayı geride bırakması şaşırtıcı. Ürün, servis ve lojistik performansıyla Amazon’un müşterileriyle duygusal bir ilişki geliştirebilmesiyse büyüleyici. Görünüşe göre teknoloji tarafında vaatlerinizle ürün ve servislerinizin tutarlı olması öncelikleniyor.

Rapora sektörel bazda yaklaştığımızda, ilk 5’te 3 teknoloji şirketinin yer almasını anlamak kolaylaşıyor. Teknoloji, açık ara lider. Katılımcıların %79’u teknolojiye pozitif yaklaşıyor, %11’i tarafsız kalıyor. Pozitif yaklaşanlardan negatif yaklaşanları çıkararak elde edilen metrikle incelendiğinde, teknoloji ve en yakın takipçisi Turizm arasında %24lük ciddi bir fark var.

Yine teknoloji kategorisinde değerlendirebileceğimiz Sony, Samsung ve Microsoft’un ilk 20’de yer aldığı 60 şirketin tamamını hemen aşağıdaki görselde inceleyebilirsiniz.

Mobil, Sosyal Medya İçin Neden Vazgeçilmez Bir Mecra?


 

Sosyal medya hayatımızın her alanında derken ciddiydik. Yediğimiz yemekleri, içtiğimiz içkileri, gittiğimiz yerleri, gözümüzün o an gördüğünü anında paylaşıyoruz ve arkadaş çevremize bildiriyoruz. Bunun için çeşit çeşit sosyal ağdan uygulamaya kadar pek çok araca sahibiz. Tüm bu paylaşımları da yaptığımız en önemli mecra mobil. Pek çok alışkanlığımız sahip olduğumuz akıllı telefonlar ve tabletler sayesinde değişti.

Facebook’un 3. çeyrek raporunda açıkladığı rakamlarda mobil kullanımın artması dikkat çekici. Detaylar ve diğer bilgiler için blogumuzdaki ilgili yazıya bakabilirsiniz. Değişen alışkanlıklar ve rakamlar da gösteriyor ki, Timeline’ında yaşadığımız Facebook gerçekten de mobili merkeze koymalı ve kullanıcılara en güzel mobil deneyimi sunmalı.

Sayın Erkurt, Neden Mobil?

Doğduğumuz güne ait fotoğraf ekleyebildiğimiz, öldüğümüzde sevenlerimize sosyal hesaplarımızdan mesaj bırakabildiğimiz şu günlerde, hayatımız artık başta Facebook olmak üzere diğer sosyal ağlarda. Instagram satın alması ile Facebook hem mobile yatırım yaptı hem de fotoğraf paylaşımının gücünü Instagram’la perçinlemek istedi. Ekim 2005’te çıkardığı Fotoğraflar uygulaması ile sosyalin gücünden çok iyi yararlandı. Son rakamlara göre Facebook fotoğraf paylaşımı konusunda diğer siteleri katlamış durumda. Burada da en büyük avantajı, hem fotoğraf eyleminin hem de “mevzunun” sosyal olması (arkadaşların içerisinde olduğu) ve mobilden bunu kolay bir şekilde yapıyor oluşumuz. Son iOS uygulaması güncellemesi ile de fotoğraflara filtre eklenebiliyor.

Facebook’un en çok eleştirildiği konulardan biri mobildi. Bu eleştirilere de 3. çeyrekte açıkladığı rakamlarla biraz cevap vermiş oldu. Fakat rakamlar kullanıcı deneyimini daha da iyileştirme ve mobili Facebook kullanıcılar için vazgeçilmez bir mecra yapmaya tabii ki mazeret olamaz. Mobile verdiği önem konusunda şirketten açıklamalar duyuyoruz.

Google, Google+ için iPad uygulamasını çıkardığında pek çok kullanıcı iyi bir mobil uygulamanın ne olduğuna şahit olduğunu anlatan paylaşımlar yaptı. LinkedIn iPad uygulaması ile çok daha kullanışlı oldu.

Dergi ve gazete okuma alışkanlığı mobille şekil değiştirdi. Lojistik maliyetin ortadan kalktığı, yayına girdiği anda cihazlara indirebildiğimiz yeni sayılarıyla basılı yayıncılık resmen evrim geçiriyor. Newsweek yeni yılda basılı edisyondan vazgeçerek sadece dijital baskı ile yayın yapacak. E-kitap, dergi ve gazete mevzusu başlı başına ayrı bir yazı konusu.

Instagram sadece akıllı telefonlardan erişilebilir derken web profillerinin geldiği haberini aldık. Bu haberle birlikte biz mobilken bizi masa başında takip eden kullanıcılar için profilimize erişilebilir bir ortam sunacak. Instagram yine mobil, Instagram yine Facebook’un. Belki de yakın zamanda karşımıza çok daha sosyal, çok daha iyi bir mobil deneyimle çıkacak.

Hayat = Mobil

Hayat bilgisayar başında değilken çok daha paylaşılır şeylerle dolu. Bu noktada en yakın dostumuz mobil cihazımız. Sıkışık trafikte sarıldığımız, yolculukta ağlayan bebeği şikayet ettiğimiz, bekleme salonunda sayfalarını karıştırmak yerine az önce yeni sayısını indirdiğimiz dergimiz, takip ettiğimiz kişilerden oluşan dünyamıza baktığımız, siparişini verdiğimiz yemeği anında paylaştığımız şey mobil. Kısacası hayat = mobil. Sadece uygulama özelinde değil, mobil site anlamında yayına giren ve optimize edilen sitelere hepimiz şahit olduk. Akıllı telefonlara yüklediğimiz uygulamalarla hayatı akıl dolu, ihtiyacımıza yönelik çözümler sunan bir halde yaşamaya devam ediyoruz. Yeni çıkan telefonlarla birlikte NFC, mobil ödeme, mobil alışveriş gibi konulara da giderek aşina oluyoruz. Hayat ciddi anlamda giderek mobilleşiyor. Her sabah uyandığımızda gördüğümüz ilk şey kimi zaman sevgilimiz, eşimiz değil; akıllı telefonumuz oluyor.

Markalar ve Mobil Uygulamalar

Değişen alışkanlıklarla birlikte değişen tüketim ve pazarlama anlayışı da mobilde hayat buluyor. E-ticaret sitelerinden hızlı tüketim ürünlerine, lüks markalardan müzik dinleme servislerine kadar pek çok marka mobil uygulamalar sayesinde (akıllı telefon ve tablet) kullanıcıları hayatlarının her alanında yakalama ve satışlarını katlama, farkındalığı artırma amacında. Bu yönüyle bakınca tüketici olarak biz de bu uygulamalara ve markalara daha bağımlı hale geliyoruz. Facebook’un Open Graph’i sayesinde mobilde yaptığımızı profilimizde paylaşabiliyoruz.

Hayat mobildeyken ve sosyal medyada paylaşımlar hayatın her anını kapsıyorken, mobilin neden önemli olduğunu bir kez daha düşünün. Mobilin sosyal medya için vazgeçilmez olduğunu düşünüyoruz ama aslında hayatımız için vazgeçilmez bir noktaya doğru gidiyor. Akıllı telefon ve tablet gibi mobil cihaz kullanımının her gün katlandığı bir dönemde yapılabilecekleri ve potansiyeli hayal etmek bile heyecan veriyor.

Arama Motoruyla Konuşmak: #SEO’da Yeni Dönem


 

Başlangıçta metin kutusu vardı… ‘Hadi abi, interneti indirelim. Böylece millet internette olan biteni bu metin kutusundan arayıp bulsun’ dedi Larry ve Sergey Stanford’dayken. O günden bugüne internette arama alışkanlıklarımız da değişti, arama motoru pazarlaması da evrim geçirdi…

Bilgisayarla konuşmaya o kadar da yabancı değiliz. Douglas Adams’ın ölümsüz eseri Otostopçunun Galaksi Rehberi’ndeki Deep Thought (Derin Düşünce), tüm soruları cevaplayan, en sonunda da hayat, evren ve her şeye dair nihai cevabı bulan bir bilgisayardı. Turist Ömer de “kompiter” ile uzayda tanışıyordu. Buralardan görmüş olacağız ki, kullanıcılar olarak biz de arama motorları ile iletişim kurmaya çabalıyoruz.

 

Web sitemize kim nereden gelmiş diye bakıyoruz. Arama motorlarından gelen kimi ziyaretçiler akıl almaz sorgularla ilgili sayfaya ulaşıyor ve anahtar kelimelerin oluşturduğu cümbüşe gülümsememiz eşlik ediyor (Örneğin kendi bloguma “etkileyici erkek bakışı” yazıp gelen okurlarım var.). Çünkü aslında kullanıcı olarak arama motoru ile konuşuyoruz. Aradığımız şeyi sor(g)ular halinde metin kutularına danışıyoruz.

Google ve Yandex gibi arama motorları da bu sorguları anlamaya ve buna uygun sonuçlar çıkarmaya başladı. Bu gelişmeler arama motoru pazarlaması açısından da son derece önemli.

Örneğin Google’da AC/DC’nin diskografisini aramışsak, artık albümlerin hepsini, grupla ilgili ek bilgileri sonuç sayfasında görebiliyoruz.

Bir kelimenin Türkçe karşılığı ya da herhangi bir bayramın tarihi mi lazım? Hemen “ne zaman, translate” gibi kelimeleri sorgumuza ekliyoruz, Yandex bize sonucu gösteriyor:

Google’daki değişime baktığımızda, sadece indekslemek yerine artık faydalı sonuçları da bu sayfaya taşıması önemli bir gelişme. Çünkü çıkan sonuçlardansa, sonuç sayfasında ekstra bilgi görmek, görünür olmak, ona uygun içerikleri gösterebilmek gerekiyor.

Örneğin Inception filmini aramışsak, filmle ilgili bilgilere (yapımdan cast’a kadar) ek olarak “People also search for” (bunu arayan bunu da aradı) özelliği ile ek sonuçlar çıkıyor. Böylece sonuç sayfasında çapraz linkleme ile ek aramalar yapabiliyoruz.

Arama motoruyla diyaloga girmekten bahsetmişken, aynı mantıkta çalışan Wolfram|Alpha‘yı anmadan geçmeyelim. Wolfram|Alpha cevapları derleyip bilgiye çeviren bir motor.

Kişisel kullanım ve son kullanıcı açısından baktığımda, bence bu şekilde sonuçlara ulaşmak beni mutlu ediyor. Aradığımı kolayca, vakit kaybetmeden bulabiliyorum.

Kullanıcıdaki içgörü böyle olunca web sitesi/blog vb. sahibi olarak markaların da gerekli optimizasyonu yapmasında fayda var. Kullanıcılar artık anahtar kelimeler yerine anahtar sorgular ile arama yapıyor. Bu da SEO tarafında ek çalışma yapmayı gerektirebilir.

Tarayıcı (browser) tabanlı işletim sistemlerine geçişi konuştuğumuz şu günlerde tek bir metin kutusu tüm hayatımız da olabilir, milyarlarca veri tek bir metin kutusuna da sığabilir…

Apple 622 Milyar Dolar Değerlemeyle Neleri Değiştirdi?


 

Apple, 622 milyar dolara varan piyasa değeriyle tarihin en büyük Amerikan şirketi. Teknoloji, telekom, medya sektörlerini ve dolayısıyla günlük yaşantımızı yeniden şekillendiren Apple’ın 1 trilyon dolar seviyesinden değerlenen ilk şirket olması bekleniyor.

Somutlaştırmak adına, konuyla ilgili rastladığım dikkate değer noktaları toparlıyorum:

- Apple hisselerinin değeri Ocak 2009‘dan bu yana 3 kez iki katına çıktı.

- Apple’ın en yakın rakibi Exxon Mobil‘le arasında 200 milyar dolarlık bir fark var. Bir başka deyişle, Apple ve takipçisi Exxon Mobil arasındaki fark, Google‘ın piyasa değeri kadar.

- Apple’ın piyasa değeri geçtiğimiz yıla göre 300 milyar dolar artış gösterdi.

- Apple’ın ‘daha büyük ekranlı’ yeni iPhone, ‘küçük’ iPad ve ‘yenilenmiş’ Apple TV ürünlerinin yarattığı beklenti, Haziran’dan bu yana Apple hisselerini %16 oranında daha değerli kıldı.

- Apple, 622 milyar dolarlık piyasa değeriyle Microsoft’un 1999 yılındaki 619 milyar dolar rekorunu geride bıraktı.

- 1999 yılında Apple’ın piyasa değeri 9 milyar dolardı. Microsoft’un 1999 değerlemesinin 60’ta biri. Dell’in 1999 değerlemesinin 10’da biri.

- Microsoft bir önceki rekora 1999’da ulaştığında Nokia, 200 milyar dolarlık piyasa değeriyle 9. sıradaydı. Nokia’nın bugünkü piyasa değeri 8 milyar dolar.

- Geçtiğimiz günlerde Google‘dan gerçekleştirdiği Marissa Mayer transferiyle yeniden gündeme gelen Yahoo’nun 1999 yılındaki piyasa değeri 100 milyar dolardı. Yahoo’nun bugünkü piyasa değeri 18 milyar dolar.

Odaklanma yetisiyle meşhur birinin, dikkat döngülerini tümüyle değiştiren ürünleri kitleselleştirmesi yeterince garipken sayılar gerçek bir çılgınlığa işaret ediyor.

Next Page » Scroll to top