Facebook

Bahamalar’da Bir Noel Hikayesi: Su Geçirmeyen iPhone Kabı


 

Facebook fotoğraf albümlerinize ürün/içerik yerleştirme hiç aklınızdan geçti mi?

Elimizde yeterince garip bir öykü var.

Mashable CEO’su Pete Cashmore ve kız arkadaşı Camera+ kurucusu Lisa Bettany, Noel tatili için Bahamalar’a gidiyorlar.

Pete Cashmore’un 219.000, Lisa Bettany’nin 92.000 takipçisinin de haber akışlarına dahil olacak şekilde çift, Facebook’tan lokasyonlarını güncelliyor, görsel paylaşıyor ve tatilin tadını çıkarıyor.

Takiben, hepimizin yaptığı gibi, Bahamalar tecrübesini görsellerle toparlamak için Lisa Bettany bir Facebook fotoğraf albümü yaratıyor.

Takiben, hepimizin yaptığı gibi, Lisa Bettany’nin takipçileri fotoğraf albümünü açıyor ve sırayla görselleri takip ederek, parçaları birleştiriyor.

Öykü burada kırılıyor, dikkat! Lisa Bettany, Facebook fotoğraf albümünde sırasıyla aşağıdaki 3 görseli paylaşıyor.

1. Bahamalar’da tatildeyken iPhone’unuzu suya düşürmek, sorun olabilecek bir durum.

2. Bir de sudan çıkardığınızda nasıl hissedeceğinizi düşünün.

3. Ah! Tabii!

İnanılmaz, değil mi?

Lisa Bettany, sırasıyla paylaştığı 3 fotoğrafın altına ufak bir not düşüyor:
Lifeproof case I used the entire time. Worked amazingly well. totally water tight. http://lifeproof.com/

Fotoğrafların altındaki onlarca like, share ve ”Bunu nereden alabilirim?” yorumlarını tahmin edersiniz.

Çiftin takipçilerinin kendi aksiyonlarıyla içerik takibi yaptıklarını, yine kendi aksiyonlarıyla fotoğraf albümünü açtıklarını ve içeriği takip ederken, öykünün ve context’in tamamiyle içinde kalacak şekilde Lifeproof iPhone kaplarından haberdar olduklarını düşününce, ne denli isabetli ve özgün bir işten söz ettiğimiz netleşiyor.

Dijital, gelenekselin kurallarını, sayısız şekilde uygulamak için çok uygun.

İsabetli işlere isim takıp, vakaya çevirip, kalıplaştırmak bir yana, temel kuralların yeni uygulamalarla nasıl yaşayacağını düşünmek, hep daha avantajlı.

Olla Condoms Size Arkadaşlık Teklifi Gönderdi


 

Bir gün Facebook’unuzu açtığınızda sizin isminiz + Jr. (Örnek: Engin Bali Jr.) isimli bir bebeğin size arkadaşlık teklifinde bulunduğunu görseniz ne hissedersiniz? Olla Condoms’un Brezilya’da yaptığı bu kampanyanın videosunu buradan izleyebilirsiniz.

Facebook kullanımı yapılan yüzlerce fake hesap aracılığıyla olmuş. Fikir çok güzel ama bu sahte hesapların Facebook’ta yaratılmış olması kampanyayı riske atıyor. Masrafı gayet düşük olan bu kampanyada en fazla ihtiyaç duyulan şey insan gücü ve bu gerilla kampanya birçok bloga konu olmayı başararak viralliğini arttırmış. Buna rağmen, yapılan facebook hesapları maalesef yalnızca arkadaşlık teklifi için değerli, şu haliyle kampanyanın başarısına ilerleyen aşamalarda katkıda bulunması pek mümkün değil. Halbuki biraz daha üzerinde düşünülse bu aşama da çok daha yaratıcı hale getirilebilirmiş. Yine de beğendim…

Google+ TV Reklamı: Paylaşın, Gerçek Hayatta Paylaştığınız Gibi


 

Google‘ın deneysellik+ürün sevdası malumunuz. Öte yandan hedef kitle ve ihtiyaca cevap verme hususlarında pek çok Google ürününün sorgulandığına şahit olduğumuzu söylemek mümkün.

Google+, Google’ın ısrarla arkasında durduğu ürünlerinden. Facebook karşısına konumlanan, ”privacy”, bilgi dağıtımı + tüketimi, ağ bağlantılarını gruplama ve hangout özellikleriyle farklılaşma iddiasındaki Google+ için bir de televizyon reklamı kotarıldı.

Filmde tamamiyle Google+’ı Facebook’tan bir ürün olarak farklılaştıran noktaların üzerinde duruluyor.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=GRmDGvdkg8E

Facebook ve Google‘ın Sosyal Ağlar rekabetinde farklılaştıkları nokta: Bağlantılara bakış açıları.

Facebook’un 2010’da Tipping Point‘i geride bırakmasından önce, 2006-2009 yılları arasında 6 Degrees of Separation‘ın (Dünya üzerindeki herhangi birine bağlanmak için 6 kişinin yeterli olduğu teorisi) fazlasıyla riayet edilen bir düşünce olmasını Facebook’un yükselişinden ayırt etmek zor. Aynı fikrin dönemin popüler kültür harikası Lost ve Obama’nın seçim iletişimiyle alakalı olduğunu görmek gerekiyor.

Google+’ın bağlantılara yaklaşımı daha farklı. Reklam filminde altı çizildiği üzere Google+, ”her şeyi herkesle konuşamayacağımızı” düşünüyor. Bağlandığınız insanlarla farklı ortam, motivasyon ve sebeplerle bağlanıyorsunuz. Ailenizle konuştuğunuzu yakın arkadaşlarınızla konuştuklarınızdan, iş arkadaşlarınızla konuştuklarınızı lise arkadaşlarınızla konuştuklarınızdan ayırmanız gerekebilir. Google+’ın ”Circles” adını verdiği özellik, bağlantılarınızı gruplamayı ve iletişim – içeriği özelleştirmenizi öneriyor, bu durumun sosyalleşmenin doğasında olduğunu vurgulayarak.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=sVf3UaZePC8

En nihayetinde açık kalan alanın segmentasyon olduğunu fark etmek zor değil. Facebook’un anlamlandırılabilir veri ve bağlantı birikimiyle segmentasyon hususunda yetersiz olduğunu iddia etmek mümkün olmasa da webi kullanıcı açısından sosyal ağlarda var olma paralelinde değiştirdiği düşünülünce, Google+’ın, pastadan pay almak / rakibini en güçlü olduğu noktada karşılamak ve benzeri motivasyonlarla farklılaştırılmış ve segmentasyon vurgusu yapan bir ürünle var olması anlam kazanıyor.

Google+’nın isabetli bir ürün olduğunu inkar etmek zor. Google+’nın halen critical mass‘e ulaşma, içerik üretimi + dağıtımı gibi noktalarda beklenen seviyeye ulaşmadığını da belirtmek gerekiyor.

Google’ın ürünleri için TV reklamı yapmasıysa, başka bir yazının motivasyonu olarak kalsın.

Bir Köyün Sosyal Medya Başarısı


 

İsviçre’de bir köyün -belediye- başkanı (bizdeki deyimiyle muhtarı), sosyal medyayı başarılı bir şekilde kullanarak köylerini tüm dünyada geniş kitlelere tanıtmayı başardı. 78 kişinin yaşadığı, 1 kilise, 1 otel ve birkaç ineğin bulunduğu bu köyün adı Obermutten.

Belediye başkanının yürüttüğü çalışma kapsamında, Facebook sayfalarını beğenen herkesin resmini köyün panosuna astılar, ve panonun resmini düzenli olarak çekerek hayranlarıyla paylaştılar. İlgi bir anda büyüdü ve sayfanın hayran sayısı hızla arttı.78 kişilik nüfusa sahip bu köyün Facebook sayfasının 10.000’den fazla hayranı var şu anda ve bu kişilerin hepsinin resimleri köyün panosunda yerini aldı. Köy, tüm dünyadan birçok insanın sempatisini topladı.

Resminizin köyün panosuna asılmasını istiyorsanız, sayfalarını beğenmek için: http://www.facebook.com/obermutten

Facebook Sayfaları: “Bunun Hakkında Konuşanlar” Nedir?


 

Sahip olunan medya (ing:owned media) Forrester tarafından markanın kontrol ettiği medya olarak tanımlanmış. Bir markanın ürünlerinin bulunduğu raflar veya mağazaları, web sitesi, mobil sitesi birer sahip olunan medyadır. Ancak günümüzde oldukça önemli hale gelen bir başka sahip olunan medya var: Facebook Sayfaları.

800 milyondan fazla kullanıcıya sahip Facebook, artık markalar için de büyük önem taşıyor. Müşterileri veya potansiyel müşterileriyle etkileşime (dikkat! iletişim değil etkileşime) geçebilecekleri, çok büyük kitlelere ulaşabilecekleri, ağızdan ağıza pazarlamanın gücünü kullanabilecekleri bir mecra artık Facebook.

Facebook Sayfaları, bu noktada markalar için kritik önem taşıyor. Facebook Sayfaları üzerinden hayran kitlelerini büyüten ve hayranlarıyla etkileşime geçen markalar artık Facebook’ta kendilerinden daha da fazla söz ettirmek istiyorlar. Facebook’un yeni parametresi “Bunun hakkında konuşanlar (ing:people talking about this)” da artık markaların hedeflerinin sadece hayran kitlesini büyütmek olmaması gerektiğini, kendileri hakkında Facebook’ta konuşulmasının en az hayran sayısı kadar önemli olduğunu gösteriyor. “Bunun hakkında konuşanlar” marka ile ilgili son 1 haftada haber yaratan herkesi içeriyor. Bu haberler, kişinin markanın sayfasını beğenmesi, sayfadaki bir gönderiyi beğenmesi, gönderiye yorum yapması, bir fotoğrafta sayfayı etiketlemesi, markanın bir mağazasında yer bildirimi yapması gibi marka ile ilgili tüm haberleri kapsıyor.

Markaların, Sayfalarını hayranları için ilgi çekici hale getirmeleri gerekiyor. Nedeni çok basit, markalar kullanıcıların Facebook’taki haber kaynaklarında, kullanıcıların arkadaşları ile rekabet ediyorlar. Bu sebeple, en az arkadaşlarının oluşturdukları haberler kadar ilgi çekici gönderiler paylaşması ve hayranlarının bu gönderilerle etkileşime geçmesini sağlaması gerekiyor. Bu da hem gönderilerine olan ilgi, hem de ilginin ağızdan ağıza pazarlama ile yayılması açısından çok önemli.

Facebook’un markalar için Facebook Sayfaları ile ilgili paylaştığı 10 ipucunu buradan indirebilirsiniz. Döküman İngilizcedir.

Mashable Media Summit: Sosyal Medya 2012 Trendleri


 

Mashable Media Summit, 4 Kasım 2011″de gerçekleşti.

Mashable kurucusu ve CEO”su Pete Cashmore tarafında her şey hızlı: 4 yıllık sürecin sonunda Cashmore ve Mashable; dijital kültür, Sosyal Medya ve teknoloji içeriğinde piramidin en üstünde. Cashmore, Time”ın geleneksel “”En Etkili 100 İnsan”” listesine 2010″da girmeyi başarmıştı.

Cashmore sunumundan, 2012″de Sosyal Medya ve dijital habitatı yönlendirecek 8 trend.

Touch: Steve Jobs”ın Xerox çalışmaları arasından mouse ve imleci ayrıştırması, Steve Jobs biyografisi vesilesiyle gündemde. Yine bu günlerde, mouse ve klavyeye veda etmeye başlamış olabiliriz.

Sürecin uzunluğu ve içeriği henüz belirsiz ancak akıllı cihaz tabletlerin dokunmayı, imlece önceliklendirdiğini ve kullanıcı tarafında tecrübeyi değiştirdiğini söylemek yerinde.

Cashmore, dokunmayı tüm trendlerin üzerinde konumlanacak bir şemsiyeye benzetiyor ve Windows 8 tasarımının dokunma eylemine yaklaşması örneğiyle trendi somutlaştırıyor.

Read,Watch,Listen: f8de medya tüketiminin sosyalleşeceğinin ilanı sonrasında, dokunma deneyimi etrafına örülen dijital deneyim, öncelikli olarak bu üç eylemle zenginleşecek.

1. News Aggregation Apps (Haber Birleştirme Uygulamaları)

Tablet kullanıcıları, Flipboard liderliğinde dijital içerik tüketiminin geçirdiği dönüşümü bir süredir takip ediyor. Flipboard, Facebook Twitter hesaplarınızda yakın çevrenizin paylaştıklarını deyimi yerindeyse “tablet dergisi” formatında toparlamanın yanı sıra, içerik üreticilerine yine Flipboard arayüzü ve tasarımıyla ulaşmanızı mümkün kılıyor. PC”de websiteleri ve linkler üzerinden ayrı ayrı takip edilen içerik kaynaklarını tek bir arayüz tasarım ve uygulamada toparlıyor ve ilgi alanlarınıza göre kategorize ediyor.

Flipboard”un yarattığı alandaki diğer güçlü oyunculardan biri Zite. Flipboard”dan farklılaşmak adına Zite”da rehberinizin ilgi alanlarınız olduğunun altı çizili, içerik üreticilerinin kendi aralarındaki kategorizasyonu ikincil. Cashmore sunum esnasında diğer oyuncuları da zikrediyor (Editions,Livestand) Her üç uygulamayı da kullanan biri olarak Flipboard, Pulse ve Zite arasındaki mücadelenin pazarı tanımlayacağı kanısındayım.

2. Magazine Apps (Dergi Uygulamaları)

Tablet ve akıllı cihazlarda Haber Birleştirme Uygulamaları”nın içerik tüketimini yönlendirmesi, içerik üreticileri adına sahiplenemedikleri raflarda, rakipleriyle aynı uygulama aracılığıyla kullanıcıya ulaşmaları anlamına geliyor. Tahmin edeceğiniz gibi, içeriği farklılaştırmak ve özel kılmak, abonelik üzerinden ciddi bir akış yaratmak için bu noktada vazgeçilmez hale geliyor.

2012″de, Wired örneğiyle seneler önce deneyimlediğimizin, çok daha fazla dergi tarafından kotarıldığı bir yıl yaşayacağız: Dergiler, içerik ve iletişimlerini, sahiplenecekleri uygulamalar aracılığıyla casino online yapmak isteyecek.

3. Beyond iPad (iPad”in Ötesinde)

iPad”e yeni rakipler. En güçlüsü, Kindle Fire.

Kindle Fire: iPhone-killer rüyasına en çok yaklaşabilen, Samsung Galaxy S serisi oldu. Amazon”un Kindle Fire hususunda iPad-killer rüyası var mıdır bilinmez ancak özel yazılımı ve sağlıklı-zengin içerik habitatıyla Kindle Fire”ın ciddi bir rakip olduğunu fark etmek şart. Amazon, yıllar önce fiziksel formattaki medya için e-ticaret aracılığıyla yaptığını bu kez dijital medya için bizzat kendi tabletiyle yapmak istiyor. Kindle Fire”ın iPad karşısında fiyat kırdığını da notlara ekleyelim.

4. Social Gestures

f8de duyurulan “”Frictionless Sharing”” etrafında, webde yapılan herhangi bir eylemin Facebook tarafında eş zamanlı olarak paylaşılması. Kısaca, “”paylaşma””yı senkronize ve refleksif hale getirmek.

Facebook News Feed”lerinizde Social Reader”ları fark etmişsinizdir. Social Reader, herhangi bir haber/makale okuduğunuzda, otomatik olarak eylemi akışa dahil ediyor.

5. TV Everywhere (TV, Her Yerde)

“”TV öldü”” çığlıkları, beklenenden daha kısa sürede geçersiz hale geldi. Evlerimizde alıştığımız haliyle değil belki ancak TV içeriği için altın çağ başlıyor, denebilir.

Time Warner Comcast, Disney Youtube, Netflix Facebook ortaklıkları, dijitalde TV film içeriğini daha sık göreceğimizin ve içerik paylaşımına TV”yi dahil edeceğimizin en belirgin göstergeleri.

Kablolu yayın sağlayıcıları, içerik ileticisi olarak bu noktada önceliklenirken, şaşırmayacağınız bir haber: Google”ın yakın gelecekte kablolu yayın yatırımı yapabileceği söylentileri yükseliyor.

6. Second Screen Experiences (İkinci Ekran Deneyimleri)

Birden fazla ekranla yaşadığımız, gerçek ve yüksek ihtimalle kullanıcı tarafındaki en güçlü içgörülerden. Televizyon izlerken bilgisayar başında olmak, mobil internet/SMS kullanmak örnekleri tanıdık gelecektir.

Cashmore”un sunumda üstünde durduğu, biraz daha farklı: Seyrettiğiniz içeriğe, görsel ve metni de dahil ederek, deneyimi zenginleştirme üzerine kurulu.

MTV Watchwith iPad uygulaması özelinde: MTV programlarını izlerken, isteğinize bağlı olarak görsel ve metinlere de eş zamanlı olarak ulaşabiliyorsunuz.

7. TV Movie Marketing Apps (TV ve Film Pazarlama Uygulamaları)

Uygulamalar, özel bir kitleye, özel bir mecrada, özel bir etkileşimle ulaşmaya devam ettikçe, TV içeriği ve filmler için uygun iletişim mecraları haline geliyorlar.

Angry Birds Rio ve Super 8 uygulamaları, Cashmore”un fikri somutlaştırırken kullandığı örnekler.

Fikren, akıllı cihazlar ve tabletler özelinde webin yerini uygulamalara bıraktığı düşüncesi gittikçe güçlenirken, pazarlama aksiyonları da kullanıcı mecrayı takip ediyor.

8. Social Music (Sosyal Müzik)

Facebook Spotify ortaklığı Amerika”da ciddi bir titreşim yarattı. Sosyal uygulamaların viral etkisine en somut örnek.

Cashmore sunumunda, iş modelinde, iTunes”un yerleştiği alışkanlıklar düşünülünce, abonelik sistemiyle ilgili soru işaretlerinin varlığı gündeme geliyor. Bu noktada, kullanıcıya istediği zaman ulaşabileceği zengin bir içerik sağlamanın yanında, editöryal içerik kullanımının iş modeline yardımcı olacağını söylemek mümkün. Müzik henüz fiziksel formattayken, benzer bir sorun Best of albümleriyle rahatlıkla aşılmıştı.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=zhOwWeS7FT8

Van Depremi: ”Sosyal Medya”da Ana Sallantı ve Artçılar


 

Çin, İran, Mısır, Tunus ve Libya’nın aksine Türkiye, Sosyal Medya’nın öncelikli iletişim seçeneği haline geldiği toplumsal bir krizle karşılaşmadı. Hepimizi üzüntüye boğan Van depremi ve takip eden gelişmeler, Türkiye’de Sosyal Medya’nın etkisinin süreç boyunca gözlemlenebileceği en somut örneklerden.

Twitter’ın süreç boyunca Facebook’tan daha anlık etki gösterdiğini, gündemi belirlemekte daha kıvrak bir mecra işlevi gördüğünü söylemek mümkün. Facebook, en azından deprem ve benzeri toplumsal etki gösteren süreçlerde, Twitter’da belirlenen gündemin büyütülmesi ve kesinleştirilmesi için daha uygun.

1. Başlangıç: Bilgi Penetrasyonu: Sallantının gerçekleştiği andan itibaren sallantının büyüklüğü, merkezi, ilk etkileri hızlıca Twitter’da paylaşıldı. Tweet’lerin saf bilgi içerdiği, yoruma/fikre fazla yer bırakmadığı ve kullanıcıların, başlangıçta, öncelikle bilgilendirme amacı güttüğünü söylemek mümkün.

2. Başlangıç: Fikir Beyanı Sallantının gerçekliğinden emin olunduktan ve feed’lerde dikkat çekilecek kadar bilgi biriktikten sonra devreye girdi. Bilgilendirmeden bir adım sonrası denilebilir. Tweet’ler görüş/tepki içermeye başladı. Kullanıcıların, diğer kullanıcıları görüşleri paralelinde etki altında bırakmak istedikleri ilk anlardan söz ediyoruz.

3. Düğüm: Görüş Kamplaşması Tweet içerikleri tam anlamıyla ikiye bölündü. Kibarca ”Schadenfreude” (Diğerlerinin acısından keyif almak) ekseninde toparlanabilecek görüşler ve bu görüşe tepki olarak, şiddetini ve etki alanını giderek genişletecek diğer dalga.

4. Düğüm: Zirve Her iki kampın da ileti sıklığını ve içerik yoğunluğunu arttırdığı safha. Tartışmanın bu noktada Facebook iletileri, Facebook’ta paylaşılan görseller ve görüş event’leriyle Facebook tarafında daha fazla yer bulduğunu söylemek mümkün.

5. Çözülme: Aksiyon Arzusu Yardım hareketlerinin ve yardım yapma yöntemlerinin tartışılmaya başlandığı nokta. Tipping Point’i 23 Ekim Pazar olarak işaretleyebiliriz. 23 Ekim Pazar gece yarısı, ortak kanı paralelinde alınması gereken aksiyonlar planlanmaya başlamıştı. Haftabaşında, Sosyal Medya yönlendirmesi ve desteğiyle hayat bulan pek çok fikrin, eyleme geçebildiğini söyleyebiliriz.

6. Çözülme: Aksiyon Takibi Sosyal Medya’da hakim görüşün önerileri aksiyona çevirildikten sonra, bu aksiyonların takip edilmesi, büyütülmesi ve bağırılması olarak özetlenebilir. Aynı zamanda geleneksel medyanın, alacağı aksiyonları kesinleştirdiği evre. Başlangıç safhasında geleneksel medya, tepki vermekte ağır davranırken, kullanıcılar aksiyon takibine geçtikten ve aksiyon almayanları aksiyon almaya zorlamaya başladıktan sonra geleneksel medyanın tepkileri sıklaştı ve netleşti. Ortak kanıya uymayanların ve ortak kanı göz önünde bulundurulduğunda, riskli sayılabilecek davranış gösterenlerin kelimenin tam anlamıyla linç edildiği safha.

Slacktivisim, zikretmemiz gerekenlerden. Slacker(işe yaramayan kişi) ve Activism kelimelerinin bir birleşimi. Mealen: Sosyal Medya’da yaratılmaya çalışılan akımları boş vakit fazlalığı, görüş belirtme kolaylığı ve aksiyon alma ihtiyacı duyulmaması gibi sebeplerle açıklıyor. Van Depremi’nde, Düğüm olarak özetlediğim sürecin, kamplardan biri tarafından aksiyona dönüştürülme isteği, Sosyal Medya’da genellikle görmeye alışık olduğumuz Slacktivism belirtilerini ortadan kaldırdı.

Clay Shirky, How Social Media Can Make History başlıklı TED konuşmasında, benzer bir yayılım ve süreci, İran özelinde incelemişti.

Malcolm Gladwell, Sosyal Medya’da yaratılan gündemin, ”insani ve gerçek dokunuşlardan”, aksiyon çağrısından ve aksiyona geçmekten her daim mahrum kalacağını düşünenlerden. İlgili makalesi, Revolution Will Not Be Tweeted.

Van depremi, Türkiye Genel Seçimi öncesinde tanık olduğumuz Cumhuriyet Yürüyüşleri ve sansür karşıtı akımdan sonra, Sosyal Medya’da gürültüyü takiben ortak kanı oluşmasına ve bu paralelde aksiyon alınmasına çok somut bir örnek. Sonuçları sevindirici. Bilginin yayılımı, görüş piyasası ve çözülme gibi adımlarla da Sosyal Medya’da akım yaratma hususunda pek çok ders barındırıyor.

« Previous Page - Next Page » Scroll to top