Coca Cola

Reklam Camiasının Beklediği O Büyük An Geldi: “Türkiye’de Karşılaştırmalı Reklamlar Artık Serbest!


 

Karşılaştırmalı reklamların serbest kaldığı Resmi Gazete’de yayınlanınca ben de dahil olmak üzere bütün reklamcıları büyük bir heyecan sardı. “vs” reklam kampanyaları hazırlamak için sabırsızlanıyoruz. Peki ama niye?

Çünkü yaratıcılığımızı daha özgür sınırlarda kullanma imkanına sahip olduk. İma etmek zorunda değiliz direk söyleyebiliriz, marka adı verebiliriz, çok ince esprili göndermeler yapabiliriz. Bu yüzden hep gördüğümüz McDonald’s vs Burger King, Ferrari vs Porche reklamlarına özenmişizdir. Karşılaştırmalı reklamlar yapısı itibariyle zeki ve yaratıcıdır.

Daha doğrusu zeki ve yaratıcı olmak zorundadır ki itici olmasın. Bir kere gerçeklik daha fazla ön plana çıkıyor, iddianız doğru olmalı. Hangi üründe seçeceğinize dikkat etmelisiniz. Mesela parfüm reklamında böyle bir reklam tercih ederseniz pek uygun olmaz. Narin kadınlar buna kırılabilir. Potansiyel tüketiciniz kampanyayı itici bulursa, alışkanlıklarına saldırılmış hissederse kaçar, küser.

Tabi Pepsi Cadılar Bayramı reklamına Coca-Cola’nın verdiği cevap gibi rezil de olabilirsiniz. Liderliğe, kimin patron, kahraman olduğuna iyi karar vermek gerekiyor.

Türkiye gibi sinirleri biraz bozuk bir ülkede saldırganlığı abartmazsak güzel işler çıkacaktır, dedim ya heyecanla bekliyoruz, yıllardır bekliyoruz. ☺

Bu arada Reklam Özdenetim Kurulu’nu ne yapacağız, şikayetler ne seviyelere gelir merak ediyorum, hep beraber çalışalım, izleyelim, görelim!

Markalarda “Vintage” Merakımız


 

Eski bir OMO ambalajı gördüğümüzde hissettiğimiz derin bağ, Pepsi’nin logo kronolojisine çok meraklı oluşumuz… Düşündüğümüzde deterjan bitmediğinde markette dikkatimizi dahi çekmez, bize ne OMO’dan, bir marka işte, çoğumuz Pepsi değil de Coco-Cola içeriz hatta.

Bugün Çukurcuma’da antikacıları gezerken, 30 yıl önceki OMO kutusu, eski Vim’in yeşilini görünce ve tüm bunlara hipnotize olmuş gibi bakarken fark ettim: “Markaların geçmişi bizim geçmişimiz.” Şu an Çukurcuma’da eski bir Arko Traş kutusunun 50 TL’ye alıcı bulması bu yüzden.

O logolar ve ambalajlarla birlikte kendimizde olan değişimleri hatırlıyoruz. Çocukken Pepsi’nin logosu böyleydi, OMO’yu annem alırdı, Vim’in eski formu artık yok, tıpkı hayatımızda bir zamanlar olup şimdi olmayan insanlar gibi. Nasıl kendimizin şimdiki zamanda pek farkında değilsek, markalar için de aynı durum söz konusu. Nasıl 2 gün önce ne yaptığımız pek de önemli değil ama 5 yaşında ne yaptığımız çok anlamlıysa öyle.

Burda markaların tüketiciyle bağ kurması da ön plana çıkıyor. Köklü markalar bu nedenle önemli, Çelik ile büyüyen çocuklar için büyüyünce Arçelik çok önemli bir marka olacak. Bir gün Çukurcuma’da Çelik görürlerse ona 100 TL verebilecekler, tıpkı biz 84’lülerin TipiTip sevgisi gibi…

Pepsi’nin Coca-Cola’lı Reklamındaki İnanılmaz Mantık Hatası


 

Türkiye’de rekabetten dolayı karşılaştırmalı reklam yapılamıyor bildiğiniz gibi. Amerika’da ise markalar rakiplerini yerden yere vuruyor. Hal böyle olunca tüketici olarak biz bu tür reklamları izlediğimizde “vay be, adamlar ne laf çakmış!” diyoruz. Bunun örneklerini Audi’de ve BMW’de görmüştük.

Bu reklamı “laf çakma” yönünden izleyince evet, böylesi güzel ama Pepsi’nin bu reklamında inanılmaz bir pazarlama (veya mantık) hatası var.

Önce reklamı (tekrar) izleyelim:

Reklam, fikir olarak güzel. Rakibe saldırısı dozunda ve etkili bir şekilde kullanılmış. “Coca-Cola’yı Pepsi’ye uzanmak için alırım” denmiş. Fakat işin perde arkasına baktığımızda satışa bağlamada stratejik bir problem var:

1 Pepsi satılana kadar 2 Coca-Cola satılıyor. Yani 1 Pepsi almak için 2 Coca-Cola alman gerekiyor.

Bu reklamı hiç bu yönüyle düşünmüş müydünüz?

Not: Bu konuda zihnimi açtığı için Kerem Başar’a teşekkür ederim.

Coca Cola: Sevgili/Mutluluk Makinası


 

Coca Cola ”Mutluluk Kamyonu”nu hatırlarsınız. Sırada, ”Mutluluk Makinası” var.

Odak, Sevgililer Günü.

Sevgili olduğunuzu kanıtlayın, ”Mutluluk Makinası”ndan payınıza düşeni alın.

Sevgililer Günü dahilinde herkesin aynı mesajı, aynı şekilde vermeye çalıştığı gürültünün içinden, kolayca sıyrılan bir iş. Ajans, C-Section.

Mutluluk (Kamyonu), Köprü Trafiğinde


 

Coca Cola, ”Mutluluk” yakınlarındaki konumlandırmasını sürpriz ve etkileşimi yüksek dokunuşlarla anlamlandırıyor.

”Mutluluk Makinası”, en ihtiyaç duyulan yerde.

”Mutluluk Kamyonu”, konseptin bir başka uygulaması. Köprü trafiği, ”Mutluluk Kamyonu”yla ferahlıyor.

Mutluluk arayışının en yoğunlaştığı anlara dokunmak bir yana; her mutluluk dağıtımı ”Sosyal Medya”da takdir edilebilecek içerik üretimi anlamına da geliyor. Harika.

Coca Cola 125 Yaşında!


 

Dev bir çınar, sadece gazlı içecek değil, tüm FMCG sektörünün en büyük devlerinden birisi Coca Cola 125 yaşında. Coca Cola’nın bu 125 yıllık serüveninde çok değişik maceralar yaşandı, bir çok hikayesi konuşuldu ve rivayet edildi. Özellikle formülü ile ilgili sürekli bir soru işareti vardı herkesin kafasında. Formülünü sadece 3 kişinin bildiği ve bu üç kişinin aynı anda uçağa binmesine izin verilmediği dahi ileri sürüldü. Herkes, teknolojinin bu denli ilerlediği bir çağda nasıl olur da Coca Cola’nın formülü bulunamaz sorusuna cevap aramaya çalıştı ve geçtiğimiz yıl, formülün bulunduğu iddia edildi.

Coca Cola, ürün olarak müşterilerini 1,25 asırdır memnun ediyor ancak sadece ürünün kalitesine bırakmıyor yaptığı işi. Pazarlama ve reklam konularında hep öncü oldu ve hem global çapta hem de yerel pazarlarda birçok yaratıcı çalışmaya imza attı.

Bizi en çok ilgilendiren kısımlarından birisi de, bu denli büyük bir şirketin en tepesindeki koltuğa bir Türk’ün oturmasıydı. Muhtar Kent, Coca Cola’nın CEO’su olarak pasaportumuza bakılmaksızın iş dünyasında ne kadar başarılı olunabileceğini kanıtladı ve hepimizi mutlu etti.

Coca Cola, 125. yaşını Atlanta’daki genel müdürlük binasının çevresini perdeyle kaplayıp, 3 boyutlu görsel şölen haline getirerek kutladı. Bu muazzam çalışmanın detaylarını aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz:

Coca Cola Mutluluğu Buldu!


 

Expedition 206, Coca Cola’nın düzenlemiş olduğu bir çeşit “devr-i alem” temalı organizasyondu. “-du” diyorum çünkü geçtiğimiz günlerde bu tur sona erdi. Kasım 2009’da yazmış olduğum Coca Cola “Mutluluğu” Arıyor başlıklı yazımda Expedition 206’dan bahsetmiştim ve kısaca açıklamıştım ne olduğunu. [Expedition 206 kapsamında yarışmaya katılan adaylar arasından 3 genç seçildi ve bu üç genç bir yıl boyunca Coca Cola’nın satıldığı 206 ülke gezdiler.]

Bu dünya turu çerçevesinde gençlere tahsis edilen tüm dijital iletişim araçları ile birlikte gençler, izlenimlerini www.Expedition206.com sitesi üzerinden takipçileriyle paylaştı. Coca Cola’nın dijital iletişimden sorumlu üst düzey yöneticisi Anne Carelli de bu turun, gençler tarafından paylaşılanların farklı pazarlarda karşılaştığı yoğun ilgiden oldukça memnun. Örneğin, Carelli’nin paylaştığı bilgiye göre Çin’de QQ adı verilen anlık mesajlaşma programından Expedition 206 web sitesine bir milyar ziyaretçi yönlendirilmiş.

Amaç bu ilginç yöntemle viral etki yaratmaktı ve bunu, en azından Carelli’nin sözlerinden çıkardığımız kadarıyla, Coca Cola fazlasıyla başarmış. Türkiye’de ise çok fazla ilgi uyandırmadığı izlenimi edindim. Belki de ülke bazında bu organizasyonun tanıtımı konusunda farklı öncelikler vardı ve Türkiye’de bu çalışma için yoğun bir iletişim yürütülmemiş olabilir.

Konuyla ilgili yazmış olduğum yazıda “Üçlü Türkiye’de Nisan ayında uğrayacak. Bakalım buradaki izlenimleri nasıl olacak.” demişim. Gençlerin Türkiye izlenimini buradan izleyebilirsiniz.

*Konuyla ilgili AdAge’de yayınlanan makaleyi buradan okuyabilirsiniz.

Next Page » Scroll to top