Apple

Teknoloji Algıda, Amazon Teknolojide Lider


 

Teknolojinin ana akımı ele geçirdiği bir dönemdeyiz.

İddianın destekçisi, Harris Interactive‘in Amerika’nın en görünür 60 Windows 8 nøkkel şirketi hakkında 19.000 katılımcıyla gerçekleştirdiği araştırma.

Harris Interactive, katılımcıların 60 şirketi 6 başlıkta değerlendirmesini istemiş: Duygusal, Sosyal Sorumluluk, Ürün ve Servisler, Vizyon ve Liderlik, Finansal Performans ve Çalışma Ortamı.

İlk 5’te 3 teknoloji şirketi var: Amazon, Apple ve Google. Windows Server 2012 nøkkel

Amazon, 6 başlığın 2’sinde ve genelde lider. Amazon’un liderlik ettiği başlıklar ”Duygusal” ve ”Ürün ve Servisler”. Amazon ”Vizyon ve Liderlik”te Apple’ın ardından 2. sıradayken, ”Finansal Performans” başlığında 3. sırada, ”Çalışma Ortamı” başlığında 5. sırada yer alıyor.

Görünürde müşterileriyle yalnızca kargo paketleri aracılığıyla iletişim kuran bir şirketin Disney gibi bir markayı geride bırakması şaşırtıcı. Ürün, servis ve lojistik performansıyla Amazon’un müşterileriyle duygusal bir ilişki geliştirebilmesiyse büyüleyici. Görünüşe göre teknoloji tarafında vaatlerinizle ürün ve servislerinizin tutarlı olması öncelikleniyor.

Rapora sektörel bazda yaklaştığımızda, ilk 5’te 3 teknoloji şirketinin yer almasını anlamak kolaylaşıyor. Teknoloji, açık ara lider. Katılımcıların %79’u teknolojiye pozitif yaklaşıyor, %11’i tarafsız kalıyor. Pozitif yaklaşanlardan negatif yaklaşanları çıkararak elde edilen metrikle incelendiğinde, teknoloji ve en yakın takipçisi Turizm arasında %24lük ciddi bir fark var.

Yine teknoloji kategorisinde değerlendirebileceğimiz Sony, Samsung ve Microsoft’un ilk 20’de yer aldığı 60 şirketin tamamını hemen aşağıdaki görselde inceleyebilirsiniz.

Apple Samsung Davası Sonuçlandı, Kazanan Apple


 

Nikon Lens Mug

Apple‘ın iPhone‘la yarattığı akıllı cihaz pazarının en büyük davası sonuçlandı: Samsung, 1 milyar dolar tazminat ödeyecek. Apple CEO’su Tim Cook, Apple çalışanlarıyla kararı kutlayan bir e-mail bile paylaştı; davanın Apple tarafında başından beri orjinallik ve yenilikçilik değerleriyle ilgili olduğunun altını çizerek. cup sale online

Davanın kaybedeni gibi görünse de Samsung‘un kazandığını söylemek mümkün.

Nokia‘nın iPhone sonrası süreçte yaşadığı kayıp, RIM‘in ani düşüşü ve HTC‘nin ”güçlü ikinci pozisyonu”nu Samsung’a kaptırışını düşünelim: Samsung, akıllı cihaz pazarında zaman zaman kabına sığmayan agresif stratejisi için yalnızca 1 milyar dolarlık ufak bir tazminat ödeyerek hedefine ulaştı.

Apple 622 Milyar Dolar Değerlemeyle Neleri Değiştirdi?


 

Apple, 622 milyar dolara varan piyasa değeriyle tarihin en büyük Amerikan şirketi. Teknoloji, telekom, medya sektörlerini ve dolayısıyla günlük yaşantımızı yeniden şekillendiren Apple’ın 1 trilyon dolar seviyesinden değerlenen ilk şirket olması bekleniyor.

Somutlaştırmak adına, konuyla ilgili rastladığım dikkate değer noktaları toparlıyorum:

- Apple hisselerinin değeri Ocak 2009‘dan bu yana 3 kez iki katına çıktı.

- Apple’ın en yakın rakibi Exxon Mobil‘le arasında 200 milyar dolarlık bir fark var. Bir başka deyişle, Apple ve takipçisi Exxon Mobil arasındaki fark, Google‘ın piyasa değeri kadar.

- Apple’ın piyasa değeri geçtiğimiz yıla göre 300 milyar dolar artış gösterdi.

- Apple’ın ‘daha büyük ekranlı’ yeni iPhone, ‘küçük’ iPad ve ‘yenilenmiş’ Apple TV ürünlerinin yarattığı beklenti, Haziran’dan bu yana Apple hisselerini %16 oranında daha değerli kıldı.

- Apple, 622 milyar dolarlık piyasa değeriyle Microsoft’un 1999 yılındaki 619 milyar dolar rekorunu geride bıraktı.

- 1999 yılında Apple’ın piyasa değeri 9 milyar dolardı. Microsoft’un 1999 değerlemesinin 60’ta biri. Dell’in 1999 değerlemesinin 10’da biri.

- Microsoft bir önceki rekora 1999’da ulaştığında Nokia, 200 milyar dolarlık piyasa değeriyle 9. sıradaydı. Nokia’nın bugünkü piyasa değeri 8 milyar dolar.

- Geçtiğimiz günlerde Google‘dan gerçekleştirdiği Marissa Mayer transferiyle yeniden gündeme gelen Yahoo’nun 1999 yılındaki piyasa değeri 100 milyar dolardı. Yahoo’nun bugünkü piyasa değeri 18 milyar dolar.

Odaklanma yetisiyle meşhur birinin, dikkat döngülerini tümüyle değiştiren ürünleri kitleselleştirmesi yeterince garipken sayılar gerçek bir çılgınlığa işaret ediyor.

Steve Jobs'ın Biyografisi ve Çıkarılması Gereken Dersler


 

Steve Jobs..Bu satırlarda kendisi hakkında o kadar çok yazı yazdık, yaptıklarını o kadar övdük ki, aslında tüm bunlara ek olarak söylenebilecek herşey sanırım ancak biyografisini okuduktan sonra söylenebilir.

Çok sıkı bir kitap okuyucusu değilim, itiraf etmem gerekir. Ancak son yıllarda seçtiğim kitapların tümüyle gerçekleri yansıttığına emin olmaya özen gösteririm. Bu bakımdan, tarihi kitaplar, araştırmalar ve biyografiler çok daha fazla ilgimi çekiyor. Bu kitaplardan en sonuncusu, Steve Jobs”ın biyografisiydi. Uzun zaman önce edindiğim kitabı ancak bitirme fırsatım oldu ve kesinlikle büyülendiğimi söylemeliyim.

Steve Jobs”ı aslında keynotelarından veya röportajlarından tanıdığımızı zannediyorduk, ta ki bu biyografi yazılıp, vefatının ardından yayımlanana kadar. Kendisi bizzat Walter Isaacson”dan bu kitabı yazmasını istemiş, sebebi de herkesin, özellikle de çocuklarının, onun da bir zamanlar genç olduğunu ve hayatında neler yaşadığını objektif bir gözle öğrenmesini istemesi.

Steve Jobs, insanlık tarihinde yerini aldı. Kanserin aramızdan alıp götürdüğü bu dahi adam sayesinde, muhteşem ürünler kullanmaya ve harika bir kültürün parçası olma şansına eriştik. Çağının Thomas Edison”u ve Henry Ford”u olarak gösterilen Jobs, yarattığı ürünler ile hayat tarzımızı değiştirmemizi sağladı.

Steve Jobs”ın hayatından benim özellikle ders çıkardığım noktaları paylaşmak istiyorum:

Pes etme: Herhalde tüm hayat hikayesi boyunca Steve Jobs”ın Apple için yaptıklarından çıkarılabilecek en iyi sonuçlardan bir tanesi, kesinlikle pes etmemek. Apple I ile başlayan elektronik dünyaya adım atışı, hızlı yükselişi, zenginlik ile ilk tanışma, Microsoft ve IBM”in pc dünyasını yaratması, Apple”ı devre dışı bırakması, sonraki Apple bilgisayarlarında yaşanan hüsranlar, Steve Jobs”ın kovulması, Next”i kurması, başarısız olması, Pixar ile tekrar yükselişe geçişi, Pixar”ı dünyanın en iyi animasyon film yapımcısı yapması, Apple”a dönüşü, iMac, iPod, iPhone, iPad derken Apple”ın dünyanın en büyük teknoloji şirketi olması. Her bir adımı büyük deneyim ve kritik kararlarla dolu bu inişli çıkışlı serüven, Jobs”ın hiç bir zaman pes etmediğini, ürününe, fikirlerine olan bağlılığını ve sonuna kadar şansını zorlayışını da bize gösteriyor.

Ürüne odaklan, müşteri için en iyisini düşün, kontrolü elinde tut: Müşteri anketleri, pazar araştırmaları gibi ürün geliştirme sürecine katkıda bulunan girdiler, Apple için hiçbir zaman söz konusu olmadı. Jobs, ürünlerin tüm detaylarıyla (kullanılacak camın kalitesine, iç dizaynın mükemmeliyetine, cihazların rahatça açılıp açılamayacağna kadar) ilgilendi, her bir ürünü mükemmeliyete maksimum düzeyde yakınlaştırdı. Ürünü müşterinin eline alıp, sadece rahat ve üst düzey kullanımı tecrübesini istedi. Bunun için müşterinin düşüncelerine çoğu zaman ihtiyaç duymadı, çünkü kendisi de bir müşteriydi ve herkesten daha iyi öngörülere ve tespit yeteneğine sahipti. Jobs bu durumu şöyle özetledi: “Muhteşem ürünler üretmek istediğimiz için, kullanıcıyı önemsediğimiz için ve başka insanlar gibi berbat şeyler üretmek yerine deneyimin tamamının sorumluluğunu üstlenmekten hoşlandığımız için yapıyoruz…Onlar en iyi yaptıkları şeyleri yapmakla meşguller ve bizim de en iyi yaptığımız şeyi yapmamızı istiyorlar. Hayatları yoğun; bilgisayarlarıyla cihazlarını entegre etmekten başka yapacak bir sürü işleri var”

Yeri geldiğinde kendi ayağına ateş etmesini bileceksin: Jobs, iPod piyasaya sürüldükten sonra yakaladığı muazzam başarıya rağmen her zaman iPod”u neyin bitirebileceğini tahmin etmeye çalıştı. Kitapta yönetim kurulu üyesi Art Levinson şöyle der “Bizi neyin mahvedebileceğini düşünüp duruyordu sürekli” ve Jobs cevabı buldu: “Ekmeğimize kan doğrayabilecek cihaz cep telefonudur”. Bu karara vardığında biliyordu ki bir sonraki adımı telefon olmadıydı ancak telefona eklenebilecek iPod özellikleri iPod”un kendisini büyük oranda işlevsiz hale getirecekti. Ancak Jobs biliyordu ki, bu özelliği başka bir şirket, telefonlara entegre ettiğinde elinde ne iPod kalacaktı, ne de pazarı domine etmiş bir iPhone.

Jobs huysuzluğu, kabalığı, Apple dışındaki hemen herşeyi, herkesi umursamazlığı ile kendine has bir kişiliğe sahipti. Ancak herkeste hayranlık uyandıran bir karizması vardı ve çalışanlarının kitabın birkaç yerinde de vurguladığı gibi, onunla çalışmak çalışanları, mühendisleri için gerçekten çok zordu, ama onunla tahmin bile edemeyecekleri başarılar elde ettiler. Jobs”ın ikna etme yeteneği üst düzeydi, insanları imkansız gibi görünen birçok şeyi yapabileceklerine inandırmayı başardı yıllar boyunca, ve çalışanları bu imkansızları başararak insanlığa hayat tarzlarını değiştirebilecek ürünler armağan ettiler.

Kitapla ilgili anlatılabilecek çok şey var ama henüz okumamış okurlar için büyüsünü bozmak istemiyorum.

Son olarak, en çok merak edilen konulardan birisi, Apple ismi nereden geldi? İşte cevap:

“..Ertesi gün karar vermek için son günleriydi, çünkü Jobs gerekli belgeleri hazırlamaya başlamak istiyordu. Nihayet Jobs, Apple Computer adını önerdi. “Meyve diyetlerimden birindeydim” diye açıkladı. “Elma çiftliğinden yeni dönmüştüm. Rahatsız edici olmayan, eğlenceli, canlı bir isim gibi geldi. Apple (elma) sözcüğü, computer (bilgisayar) sözcüğünü yumuşatıyordu. Hem böylece telefon rehberinde Atari”den önde olacaktık.” Wozniak”a yarına kadar akıllarına daha iyi bir isim gelmezse Apple”ı kullanacağını söyledi. Ve onu kullandılar…”

Unutulmayan Reklamlar Dizisi 2: Apple 1984 Reklamı


 

Bu yazımda sizlere geçmişte çok etki bırakan bir reklamdan bahsetmek istiyorum..

Apple’in  ilk Macintosh kişisel bilgisayarını tanıtmak için ünlü yönetmen Ridley Scott’a yaptırdığı 1984 reklamı, televizyon reklamları tarihinin en temel taşlarından biri olarak görülmektedir. 1984 yılında Steve Jobs ve arkadaşları, IBM ‘in bilgisayar pazarındaki üstünlüğünü bitirmek için daha işlevsel  ve görsel dikkati uyandıran kişisel bilgisayar piyasaya sürmek için hazırlanıyorlardı. Bunun için tanıtım yapmaya ihtiyaç duydular. Önlerine George Orwell’in 1984 adlı kitabıyla bağlantı kurma teklifi geldi.Kitapta küçük kardeş Apple, büyük kardeş IBM’in yerini alıyordu.

1984 yılında mali sıkıntılardan dolayı sadece Amerikan Futbol maçı SuperBowl’da yayınlanabilen reklam, izleyenler üzerinde büyük etki bıraktı. Sosyal medyanın yaygın olmadığı o dönemlerde dahi bu reklamdan gazete ve televizyonlarda uzun süre bahsedildi.

Reklamın en sonunda ise ” On January 24th, Apple computer will introduce the Macintosh and you’ll see why 1984 won’t be like 1984″ sözü ilk Macintosh’un devrim yaratacağını, Apple’ın bilgisayar piyasasına yeni bir boyut getireceğini gösteriyordu.

Bugün Apple dünyanın en değerli teknoloji şirketi.Apple’i değerli yapan farklı düşünme ve çalışma potansiyelinin onun temellerinden geldiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Facebook, LinkedIn, Apple: Yeni Mezunlara Öğütler


 


Değişime adapte olmak bir yana, değişimi ifade etmek için bile hızlı davranmamız gereken zamanlardayız. Televizyon ve radyonun hızlı penetrasyonunun etkileri yıllarca tartışılırken; internet ve mobilin daha hızlı penetrasyonunu neredeyse eş zamanlı deneyimliyor, anlamaya ve yorumlamaya çalışıyoruz.

Apple‘ın iPod, iPhone ve iPad’lerle geri dönüşüne, Facebook‘un doğumuna ve yükselişine, LinkedIn‘in varlığına şahit olan bir kuşak için değişimin en büyük oyuncularının tavsiyelerinden daha değerli çok az şey var.

Sherly Sandberg, teknoloji ve webin en etkili kadınlarından. Google’ın yükselişinde aldığı büyük sorumlulukların ardından, Facebook’un yükselişinde de göz önündeydi. Sherly Sandberg, 2012 Harvard MBA mezunlarına yaptığı mezuniyet konuşmasında geleneksel kariyer hiyerarşisinin kaybolmaya başladığını, liderlik tanımının değiştiğini ve gerçeği olduğu gibi duymanın neden önem kazandığını odağa alıyor.

Reid Hoffman, Wired’a göre Silikon Vadisi’nin en ‘bağlı’ insanı. Reid Hoffman, The Start-Up of You başlıklı kitabında somutlaştırdığı üzere, girişimcilik yetkinliklerinin yalnızca girişimciler için değil; herkes için vazgeçilmez olduğunu savunuyor. Reid Hoffman’ın odağında ağlar ve ağların birey üzerindeki etkisi var.

Steve Jobs’tan uzun uzadıya bahsetmeye tahmin ettiğim kadarıyla gerek yok. Öte yandan, Steve Jobs yaklaşımının ve Apple’ın uzun süre değişimin en büyük oyuncularından biri olacağı aşikar.

1 Milyar Dolar, Yeterince Havalı: Instagram


 

Birkaç aydır, insanlara Facebook hesabı açmaya nasıl karar verdiklerini soruyorum. ”Arkadaşlarımın hesapları vardı.”, ”Çok güzel oyunlar var demişlerdi.”, ”Poke vardı, tanışmak istediklerine gönderebiliyordun.” ve benzerleri arasından kısa bir öykü, ısrarla farklılaşıyor:

”Topluca dışarıdaydık. Bir sürü fotoğraf çekildi. Biri, fotoğrafları Facebook’ta albüm yapacağını söyledi.”

Dün itibariyle Facebook, 1 milyar dolar değerinde nakit ve hisseyle Instagram’ı satın aldı. Önümüzdeki günlerde 5 milyar dolar hedefiyle halka arzını başlatacak Facebook‘un şu ana dek gerçekleştirdiği en büyük satın alma. Instagram, yalnızca iPhone’larda 30 milyon kullanıcıya ulaşmayı başarmış ve geçtiğimiz günlerde Android lansmanı haberini vermişti.

”A million dollars isn’t cool, you know what’s cool? A billion dollars.”

Tabii. Bir yandan da hiçbir şey sebepsiz değil.

1. Bir sürü fotoğraf çekildi ve biri, fotoğrafları Facebook’ta albüm yaptı.

Facebook’un etkileşimi görseller etrafına ördüğü ve sitede geçirilen zamanı görsellerle yükselttiği bir sır değil. Facebook’a günde 250 milyon fotoğraf yükleniyor. Webde bulabileceğiniz fotoğrafların yüzde 4’ünün Facebook’ta olduğu söyleniyor.

2. Facebook, mobil.

Çünkü, kullanıcılar mobil. 2012 başı itibariyle Facebook’un aylık aktif 300 milyon mobil kullanıcısı var; yaklaşık %40 mobil penetrasyon. Masaüstü ve dizüstü bilgisayarlardan Facebook’a erişen her kullanıcı, bir anlamda Facebook için mobil nakit akışının güçlenmesine engel.

Tam olarak bu yüzden Google, kendi mobil evreni Android’de Google+’ı önceliklendirme planları yapıyor. Tam olarak bu yüzden Apple, iOS cihazlarda Twitter entegrasyonunu Facebook’un önüne koyuyor.

Bu noktada, ”mobil fotoğraf paylaşımı” dikeyi üzerinde yükselen bir uygulamanın Android platforma da dahil olarak palazlanması karşısında Facebook, cevapsız kalmıyor.

3. Instagram, lovemark.

Instagram, görselleri kolay filtrelerle ‘remix’leyerek paylaşmayı mümkün kılan bir mobil uygulama. Kendini ifade etmek, tercihe göre kişiselleştirme ve ‘an’lar üzerine kurulu. Instagram’da yaşadığınız bir anı, bizzat seçtiğiniz bir filtreyle şekillendirmenin ve yine aynı ‘an’da takipçilerinizle paylaşmanızın gücü, çok az mobil uygulamada var.

Instagram’ın Twitter kullanıcıları ve Twitter entegrasyonuyla güçlenmesini, Facebook satın almasıyla birleştirdiğimizde tanıdık bir resimle karşılaşıyoruz: Yalnızca yakın arkadaşlarımızın bildiği, bayıldığımız alternatif/indie müzik grubu pop/rock çalmaya başlıyor.

4. Facebook, büyük.

Böyle bir satın almayı Google, Amazon, Apple ya da Microsoft’un gerçekleştirmesi kimseyi şaşırtmazdı. Facebook’un gerçekleştirmesi de şaşırtmamalı.

Facebook, uzunca bir süre yalnızca ‘Sosyal Ağ’ olarak algılandı; Google’ın uzunca bir süre ‘Arama Motoru’ olarak konumlanmasını hatırlatacak şekilde. Bu hamleyle Facebook’un ‘tek ürün’ stratejisinden uzaklaştığını söylemek mümkün değil belki. Öte yandan, ‘Sosyal Ağ’ın içinden gerekli segmentasyonla bir dolu servis ve ürün çıkacağını öngörmek de güç değil. Instagram, bunlardan ilki.

”13 kişi çalışıyorlarmış! 1 milyar dolardan değerlendiler!”

Teknoloji tarafında liderlik, başkanlık yarışından farksız. Kullanıcı tarafında algı, ”Altına Hücum!” semalarında. Instagram haberiyle ilgili en yaygın yanlış anlaşılmalardan biri, 1 milyar doların bir gecede kazanıldığı.

”1 gece, birkaç yıl ve fena halde doğru bir ürün” daha doğru bir cevap belki. 800 milyon kullanıcının günde 250 milyon görsel yüklediği bir platformu, mobilde içerikle karşılamak dün gece akıl ettikleri bir hamle değildir eminim.

Next Page » Scroll to top