amazon

Webde Niş Oluşumlar #3: Goodreads


 

“İnternette geçirdiğimiz sürenin önemli bir kısmını facebook ve twitter tüketmekte, bazıları için Linkedin, bazıları için Flickr gibi siteler bunlara eklenmekte. Ancak bu postlar dizisinde herşeyi bir arada bulma iddiasında olmayan, keyif aldıkları konuda keyif veren, odaklanmış, amacı belli, niş ve kaliteli site/ aplikasyon/ oluşumlara yer vermeyi hedefliyoruz.” demiştik. Bu sosyal websiteleri içinde üçüncü sırada Goodreads’e yer verebiliriz.

Birçok kitap okuyucusunun aşina olacağı bu site, bu hafta içinde Amazon tarafından satın alınmasıyla beraber iyice konuşulur oldu. Hedef, Kindle ve Goodreads içeriğini harmanlamak ve sosyal bir kitap okuma deneyimi geliştirmek gibi heyecan verici. Zaten goodreads satın alınmadan önce de “Making reading social!” ve “It’s what your friends are reading!” sloganlarıyla hedefinin sosyal paylaşılan okuma deneyimi olduğunu belli etmişti.

Temel olarak goodreads, sanal kitaplığınızı oluşturabileceğiniz, arkadaşlar ekleyebileceğiniz, mesajlaşabileceğiniz, kitaplığınıza uygun yeni kitap tavsiyeleri alabileceğiniz, sanal kitap topluluklarına üye olup tartışmalara katıllabileceğiniz, anketleri cevaplayabileceğiniz ve kendinize yıllık okuma kotaları koyarak kitap okuma alışkanlığınızı düzene koyabileceğiniz bir çevrimiçi platform. En güçlü tarafı ise neredeyse her kitabı içeren zengin içeriği, her kitabın her basımını sayfa sayıları ve kapak resimlerine kadar arşivlemesi, bedava ebook arşivi ve apple store gibi çeşitli platformlarda çok kullanışlı app ler çıkararak sorunsuz bir kullanma deneyimi sunması.

Eski müdavimlerden biri olarak Amazon satınalmasının ve Kindle entegrasyonunun siteye nasıl yansıyacağı biraz endişe yaratmakla beraber, platformun temel elemanlarının değişmeyeceğine hatta daha da kullanıcı dostu bir yapıya doğru gideceğine inanıyorum. Ne kadar çok insan kullanırsa, tartışmaların kalitesi ve forumların verimliliği de o kadar artacağı gibi, sosyal medyada hava atmak için kullanılacak olsa bile kitap okumak iyi bir şeydir!

Not: Önceki oluşumlar olarak değindiğimiz Foodspotting ve Fashiolista …

Teknoloji Algıda, Amazon Teknolojide Lider


 

Teknolojinin ana akımı ele geçirdiği bir dönemdeyiz.

İddianın destekçisi, Harris Interactive‘in Amerika’nın en görünür 60 Windows 8 nøkkel şirketi hakkında 19.000 katılımcıyla gerçekleştirdiği araştırma.

Harris Interactive, katılımcıların 60 şirketi 6 başlıkta değerlendirmesini istemiş: Duygusal, Sosyal Sorumluluk, Ürün ve Servisler, Vizyon ve Liderlik, Finansal Performans ve Çalışma Ortamı.

İlk 5’te 3 teknoloji şirketi var: Amazon, Apple ve Google. Windows Server 2012 nøkkel

Amazon, 6 başlığın 2’sinde ve genelde lider. Amazon’un liderlik ettiği başlıklar ”Duygusal” ve ”Ürün ve Servisler”. Amazon ”Vizyon ve Liderlik”te Apple’ın ardından 2. sıradayken, ”Finansal Performans” başlığında 3. sırada, ”Çalışma Ortamı” başlığında 5. sırada yer alıyor.

Görünürde müşterileriyle yalnızca kargo paketleri aracılığıyla iletişim kuran bir şirketin Disney gibi bir markayı geride bırakması şaşırtıcı. Ürün, servis ve lojistik performansıyla Amazon’un müşterileriyle duygusal bir ilişki geliştirebilmesiyse büyüleyici. Görünüşe göre teknoloji tarafında vaatlerinizle ürün ve servislerinizin tutarlı olması öncelikleniyor.

Rapora sektörel bazda yaklaştığımızda, ilk 5’te 3 teknoloji şirketinin yer almasını anlamak kolaylaşıyor. Teknoloji, açık ara lider. Katılımcıların %79’u teknolojiye pozitif yaklaşıyor, %11’i tarafsız kalıyor. Pozitif yaklaşanlardan negatif yaklaşanları çıkararak elde edilen metrikle incelendiğinde, teknoloji ve en yakın takipçisi Turizm arasında %24lük ciddi bir fark var.

Yine teknoloji kategorisinde değerlendirebileceğimiz Sony, Samsung ve Microsoft’un ilk 20’de yer aldığı 60 şirketin tamamını hemen aşağıdaki görselde inceleyebilirsiniz.

Yemeğin Tarifi de, Malzemeleri de Tesco'dan!


 

İngiltere merkezli süpermarketler zinciri Tesco, Facebook uygulaması üzerinden kullanıcılar ile tarifler paylaşıyor ve bu tariflerle birlikte leziz yemekler yapabiliyorsunuz. Tesco bununla da kalmıyor, size bu süreçte yardımcı da oluyor.

Yemek hazırlarken en çok vakit kaybedilen aşamalardan birisi olan alışveriş kısmını Tesco sizin için tek tıkla hallediyor. Tarifin hemen yanındaki “malzemeleri satın al” butonuyla, yemeği yapmak için ihtiyacınız olan herşeyi sepetinize eklemiş oluyorsunuz. Sonrası zaten standart online satın alma süreci. En kısa zamanda içerikler kapınızın önünde oluyor ve siz hiç dışarı çıkmanıza gerek kalmadan, tarifini öğrendiğiniz bu yemeği yapabiliyorsunuz.

Real food recipe konsepti ile hayata geçen uygulamaya buradan ulaşabilirsiniz: https://www.facebook.com/tesco/app_128178860595607

Aslında bu uygulama kapsamı üzerinde çalışıldığı takdirde çok daha spesifik ve faydalı hale getirilebilir. günümüz online perakendecilik ekosistemi, bir süre sonra online “erzak” konseptini de kapsamaya başlayacak. Böylelikle bu ve benzeri uygulamaları daha çok göreceğiz. Buna bağlı olarak da eticaret hacminin globalde ne kadar büyüyeceğini ve sadece elektronik, giyim markalarının değil, hızlı tüketim markaları için de hayati önem taşıyacağını rahatlıkla öngörebiliriz.

”Akıllı İnsanlar, Fikir Değiştirir”


 

Nikon Lens Mug

Jeff Bezos
, Amazon.com kurucusu ve CEO’su. Internet üzerinden gerçekleştirilen en karlı iş modellerinden, en sağlıklı ve en göz alıcı büyümelerden birinin fikir ve uygulama babası bir başka deyişle.

Jeff Bezos, geçtiğimiz günlerde Silikon Vadisi’nin etkili ismi Jason Fried‘le bir araya geldiğinde satır aralarında kaybolmak için fazla değerli olabilecek bir dizi söz söylüyor. Başlık kabaca fikri tutarlılık ve fikir değiştirmekle ilgili.

Jeff Bezos, akıllı insanların fikirlerini değiştirdiğini savunuyor. Genellikle haklı olan insanlar, fikirlerini sıkça değiştiren insanlardır. Fikren tutarlılık Jeff Bezos’a göre olumlu bir özellik değil; yarın, bugünkü fikirlerinize ters düşecek fikirlere sahip olmak kesinlikle sağlıklı. Detaylardan yukarı tırmanamayanlar ve ‘büyük resim’ birkaç farklı açıdan göremeyenler Jeff Bezos’a göre, çoğunlukla yanılırlar.

Jeff Bezos’un konuyla ilgili fikirlerinin tümü için ilgili blog posta buradan ulaşabilirsiniz.cup sale online

Günlük hedefler ve koşuşturmaca içinde tutarlılık ve devamlılığa sadık kalmanın zorunluluğu tartışılmaz. Farkı yaratansa, bu akış içerisinde kafayı hafifçe kaldırıp tekrar gözden geçirmekte yatıyor olabilir.

E-ticaret Markalarında Reklam Stratejileri


 

Satılan şey uzaklarda olduğu için ve elimizle dokunup deneyimleyemediğimiz için e-ticaret reklamları gözümüze hitap ediyor. Türkiye dışında ya animasyon ile anlatım ya da esprili anlatım bu stratejiyi destekliyor. Gülümseten ve hayatın nasıl kolaylaştığını anlatan reklamlar…

Ebay

Amazon
Türk e-ticaret reklam filmlerini çoğumuz hatırlarız. Halen Trendyol”un Hadise”li reklamı ekranlarda dönüyor. Türkler ünlü kullanımını tercih ediyor. Tavsiye bizim için önemli. Trendyol moda üzerine giderken, Markafoni “Markafonik aşk” sloganıyla Where does the data come from? It’s based on information that has been submitted by your free-credits-report.com ors and other authorized sources (such as the courts) to a consumer reporting agency. alışveriş aşkına dokunuyor. Limango ise sanırım çılgın alışverişten bahsetmeye çalışmış :)
Markafoni
Trendyol
 

Limango

Yabancılar, her zaman, her yerde, ne isterseniz, her ihtiyacınız olduğunda vurgusunu yaparken biz Türkler, indirim, fırsat, hava atma faktörlerini kullanmayı tercih etmişiz. Bu da ülke hedef kitle ve reklam kültür farkı olsa gerek.

E-Ticarete Dokunamayanlar


 

Orijinal adı “Electronic Commerce”. İnternetin hayatımızdan önemli zamanlar almasıyla başladı her şey… Online ayakkabı satın alan kadınlar göreceğime inanmazdım, denemeden ve rafta görmeden, hissetmeden. Mağazaların sanallaşması süreci o kadar hızlı ilerledi ki bize seyretmek kaldı.

Türkiye e-ticarete GittiGidiyor.com ile giriş yaptı diyebiliriz. Online dükkanlar, açık arttırma sistemi, Türkiye’de olmayan, taaa Çin’deki ürünleri satın alma şansı derken, site dünyaca ünlü “ebay” hükmü altına girdi ve değeri arttı. Daha sonra Markafoni ve Trendyol mağazada 400 TL’ye gördüğümüz bir elbiseyi bize (sözde) 200 TL’ye alma şansı sundu. Sabah sabah ürünler tükenmeden Markafoni’den alışveriş yapan arkadaşlarımı çok gördüm. Boşuna saat 10.00 olmadan tükenmiyor o ürünler!

Sonra Darty, Medimarkt gibi teknoloji firmaları online teknoloji satışına başladı, web indirimleri, avantajlarıyla tabi… Kitapyurdu, Amazon gibi kitap, CD satan siteleri de unutmamak lazım.

Böylece yeni bir meslek grubu bile doğdu: E-Ticaret uzmanları, müdürleri ve v.s leri. Ülkece yeni meslekler yaratmaya bayılırız zaten, pek bilmeden, uzmanlaşmadan ama, bu çok önemli!

Sıra geldi benim gibi dokunmadan almayan, denemeden kullanmayan, mağazanın havasını yakalayamadan alışveriş yapamayan bir kitleye. Ben az buz olmadığımıza inanıyorum. Kızlar bilir, vitrinde çok güzel duran bir elbise üzerinize yakışmayabilir, HOTİÇ’te ayağınız 37 iken Nine West’te ayağınız 38 numaraya çıkabilir, kalıplar değişiktir. Tamam online siteler değişim yapıyor ama beklemek bir kadını öldürebilir, biz hemen istediğimiz ille de olsun deriz! Önceden mağazada deneyip indirime girmesini beklemek te bir seçenek. İşte yine beklemek devreye giriyor, zaman kaybedeceğime oracıkta alıveririm beğendiğimi. ‘Time is money’ ne de olsa.

Gelelim sözde kocaman indirimlere. Hedef kitleniz markanın en eski ücra koleksiyonunu indirimli diye satmaya çalıştığınızın farkında. Bunu en çok yapan da Steve Madden. Farketmedik mi sandınız? O, 2011 yaz koleksiyonu değil bildiğimiz 2009 yaz koleksiyonu! Fazla geri sarmışsınız. Bu eski sezonlar bir marka için de zararlı. Sadece o siteye bakanlar, sizi çağ dışı, modayı, trendleri takip edemeyen bir kimlikle tanıyor. İyi mi?

Bu siteler, bilinmeyen markalar için iyi bir fırsat, bir mağazada yüzüne bakılmayacak ürünler, 29 TL’ye görülünce kadınların saldırısına uğruyor, düşünmeyen Türk milleti rolünü burada da güzel benimsedi. O markayı daha önce neden duymadığını, kalitesiz olabileceğini düşünen, taşınan yok, fırsat ya al gitsin!

İnternetten kitap almak, baskıları olmayan eserleri bulmak için harika. Ama raflarda gezinmenin, arka kapağı okumanın hazzını bana Kitapyurdu.com veremez ki.

Teknoloji siteleri gerçekten zaman zaman iyi indirimler yapıyor. Fakat eksik tanıtım ve uzmanlıkla. Çünkü dünün klasik pazarlama müdürleri, şimdinin e-commerce müdürleri. Acele gelen meslek grupları. Aslında eğitim şart.

Gelelim yakala.co, Grupanya gibi fırsat sitelerine. Bu siteler kaliteli markaları mı bize sunsun, görünce hayal kırıklığına uğrayacağımız fırsatları mı bir türlü karar veremediler. Cihangir Yoga, Coco Clementine gibi kaliteli aktivite şansları yakaladığımız oluyor. Ama hiçbir işe yaramayan kıyı köşe bir resim kursu, at binme gibi kötü tecrübeler yaşandığı da deneyimlendi. Yalnız bu sitelerde yer alan indirimler gerçek. Bu siteler bir güzelliği de firmalara çabasız, çok para harcamadan iyi reklam şansı vermesi.

E-ticarette bir de kredi kartı güven durumu var. Aslında güvenlik sistemi başarılı ama kredi kartı numarasını hala online ortamda vermek istemeyen bir kitle mevcut. Bu noktada Kitapyurdu gibi kapıda nakit ödeme seçeneğiyle satışlar artabilir.

Uçak biletlerimizi bile online aldığımız bir dönemde, yerinden kalkmadan alışveriş yapmayı soğuk bulan bir kitle yaşıyor. Ben onlardan biriyim. Belki fazla geleneksel bir bakış açısı ama azınlık olmadığımıza inanıyorum. Yıl 2012 ve ben asla online olarak ayakkabı almam, e-ticaret uzmanları çare bulabiliyorlarsa, çözümü bekliyorum :)

1 Milyar Dolar, Yeterince Havalı: Instagram


 

Birkaç aydır, insanlara Facebook hesabı açmaya nasıl karar verdiklerini soruyorum. ”Arkadaşlarımın hesapları vardı.”, ”Çok güzel oyunlar var demişlerdi.”, ”Poke vardı, tanışmak istediklerine gönderebiliyordun.” ve benzerleri arasından kısa bir öykü, ısrarla farklılaşıyor:

”Topluca dışarıdaydık. Bir sürü fotoğraf çekildi. Biri, fotoğrafları Facebook’ta albüm yapacağını söyledi.”

Dün itibariyle Facebook, 1 milyar dolar değerinde nakit ve hisseyle Instagram’ı satın aldı. Önümüzdeki günlerde 5 milyar dolar hedefiyle halka arzını başlatacak Facebook‘un şu ana dek gerçekleştirdiği en büyük satın alma. Instagram, yalnızca iPhone’larda 30 milyon kullanıcıya ulaşmayı başarmış ve geçtiğimiz günlerde Android lansmanı haberini vermişti.

”A million dollars isn’t cool, you know what’s cool? A billion dollars.”

Tabii. Bir yandan da hiçbir şey sebepsiz değil.

1. Bir sürü fotoğraf çekildi ve biri, fotoğrafları Facebook’ta albüm yaptı.

Facebook’un etkileşimi görseller etrafına ördüğü ve sitede geçirilen zamanı görsellerle yükselttiği bir sır değil. Facebook’a günde 250 milyon fotoğraf yükleniyor. Webde bulabileceğiniz fotoğrafların yüzde 4’ünün Facebook’ta olduğu söyleniyor.

2. Facebook, mobil.

Çünkü, kullanıcılar mobil. 2012 başı itibariyle Facebook’un aylık aktif 300 milyon mobil kullanıcısı var; yaklaşık %40 mobil penetrasyon. Masaüstü ve dizüstü bilgisayarlardan Facebook’a erişen her kullanıcı, bir anlamda Facebook için mobil nakit akışının güçlenmesine engel.

Tam olarak bu yüzden Google, kendi mobil evreni Android’de Google+’ı önceliklendirme planları yapıyor. Tam olarak bu yüzden Apple, iOS cihazlarda Twitter entegrasyonunu Facebook’un önüne koyuyor.

Bu noktada, ”mobil fotoğraf paylaşımı” dikeyi üzerinde yükselen bir uygulamanın Android platforma da dahil olarak palazlanması karşısında Facebook, cevapsız kalmıyor.

3. Instagram, lovemark.

Instagram, görselleri kolay filtrelerle ‘remix’leyerek paylaşmayı mümkün kılan bir mobil uygulama. Kendini ifade etmek, tercihe göre kişiselleştirme ve ‘an’lar üzerine kurulu. Instagram’da yaşadığınız bir anı, bizzat seçtiğiniz bir filtreyle şekillendirmenin ve yine aynı ‘an’da takipçilerinizle paylaşmanızın gücü, çok az mobil uygulamada var.

Instagram’ın Twitter kullanıcıları ve Twitter entegrasyonuyla güçlenmesini, Facebook satın almasıyla birleştirdiğimizde tanıdık bir resimle karşılaşıyoruz: Yalnızca yakın arkadaşlarımızın bildiği, bayıldığımız alternatif/indie müzik grubu pop/rock çalmaya başlıyor.

4. Facebook, büyük.

Böyle bir satın almayı Google, Amazon, Apple ya da Microsoft’un gerçekleştirmesi kimseyi şaşırtmazdı. Facebook’un gerçekleştirmesi de şaşırtmamalı.

Facebook, uzunca bir süre yalnızca ‘Sosyal Ağ’ olarak algılandı; Google’ın uzunca bir süre ‘Arama Motoru’ olarak konumlanmasını hatırlatacak şekilde. Bu hamleyle Facebook’un ‘tek ürün’ stratejisinden uzaklaştığını söylemek mümkün değil belki. Öte yandan, ‘Sosyal Ağ’ın içinden gerekli segmentasyonla bir dolu servis ve ürün çıkacağını öngörmek de güç değil. Instagram, bunlardan ilki.

”13 kişi çalışıyorlarmış! 1 milyar dolardan değerlendiler!”

Teknoloji tarafında liderlik, başkanlık yarışından farksız. Kullanıcı tarafında algı, ”Altına Hücum!” semalarında. Instagram haberiyle ilgili en yaygın yanlış anlaşılmalardan biri, 1 milyar doların bir gecede kazanıldığı.

”1 gece, birkaç yıl ve fena halde doğru bir ürün” daha doğru bir cevap belki. 800 milyon kullanıcının günde 250 milyon görsel yüklediği bir platformu, mobilde içerikle karşılamak dün gece akıl ettikleri bir hamle değildir eminim.

Next Page » Scroll to top