açıkhava reklamcılık

Yaratıcılık Sanatla Birleşti Reklam Oldu


 

Sanatın pazarlamada ve reklamlarda kullanımı her zaman çok daha ilgi çekici olmuştur. Bu tarz çalışmalardan birisi olduğunu düşündüğüm ışıklandırma ile şehrin duygusal halini yansıtan çalışma Stockholm’de hayata geçirilmiş ve şehirin marka değerine katkıda bulunmuştu (Bkz: Hey Stockholm! Bugün Nasılsın?). Sokak sanatçılarının pazarlama ve reklam çalışmalarına dahil edildiği örnekler hep oldu ancak bu örnek gerçekten büyüledi beni. Sanırım daha önce bu tarz bir sanatsal çalışma da görmemiş olmamdan da kaynaklanıyor. Bakın gölge sanatının bir başka boyutu Heineken International’ın markalarından Nescastle Brown Ale birasının billboard reklamında insanları nasıl büyülemiş:

Wiki’leaks’ Butterfly Doesn’t!


 

Son aylarda gündemi yoğun olarak meşgul eden Wikileaks, yaratıcı bir reklamın sloganına ilham kaynağı olmuş. Ped markası Butterfly, billboard reklamında başlıktaki sloganı kullanmış: “Wikileaks, Butterfly Doesn’t” – “Wiki Sızdırır, Buttterfly Sızdırmaz”

Açıkhava Reklamcılığında Nelere Önem Verilmeli?


 

Yolda yürürken, durakta beklerken ya da arabayla işe yetişmeye çalışırken kırmızı ışıkta durduğunuzda, etrafa bakmaya başlarsınız, zaman geçsin diye. İşte bu noktada açıkhava reklamcılığı (outdoor advertising) sizin için çalışır. Açıkhava reklamcılığının en eğlenceli yanı ‘Gerilla Pazarlama’ ile birleşince ortaya çıkıyor. Ummadığınız yerde, ummadığınız bir şekilde karşınıza çıkıyor, aklınızda kalıyor. Hem açıkhava reklamcılığı hem de gerilla pazarlama daha önce diğer yazar arkadaşlarımız tarafından anlatılmıştı. Benim bu konuda yazmak istediğim ise okuduğum bir makale ile ilgili.
Makale, ‘Lex Van Meurs’ ve ‘Mandy Aristoff’ tarafından yazılmış, ve BrandAge dergisinin Ekim sayısının ‘Out of Home Branding’ ekinde dikkatimi çekti. Açıkhava reklamcılığı ile ilgili ilginç tespitlerle dolu bir makale. Mesela, kesinlikle marka ya da ürün bilgisi sağ alt köşeye konulmamalı deniyor, çünkü en son dikkat edilen yermiş orası. Bu yüzden göz hizasına veya üste konmalı diye öneriliyor.

Özellikle dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta olarak ise vurgulamayı yazmışlar. Koyu vurguyla, ‘YENİ’ başlığıyla bir ürünün ilk sunumunun etkisini arttırabilirsiniz. ‘YENİ’ yazısını görünce ilginiz olmayan bir tabelayı bile incelemeye başlarsınız. Aslında duraklarda ürünle ilgili ayrıntılı bilgiler de bulunabilir, sonuçta insanlar beklerken buna zaman ayırıp, okurlar diye düşünüyorum. Yakın plan fotoğraflar, hele tüketiciyle göz teması kuruyorsa, reklam ve tüketici arasında bir bağ oluşturduğu da destekleniyor yazıda.

Hem tanıtayım markamı hem de çekici bir reklam olsun dediğimizde ise, bu iki amacın, birbiriyle ters orantılı olduğu söyleniyor. Markadan bahsetmek, tanınmasını hızlandırıyor, fakat çekiciliği azaltıyor ya da insan figürü kullanmak çekiciliği arttırırken, tanınırlığı azaltıyor.

Sonuç olarak bir açıkhava reklam kampanyasının başarılı olabilmesi için, kısa ve öz bilgi olmalı, fotoğraf (insan figürlü olması ilgiyi arttırır) ve dikkat çekici renklerde olmalı.

Örnek olarak bir kampanya göstermek istedim. Uluslararası Af Örgütünün yaptığı çalışmada, kişi panoya baktığında, mutlu bir aile varken, kişi kafasını başka bir yöne çevirdiğinde şiddet ortaya çıkıyor. Zaten yazdıkları cümleyle de bunu dile getirmişler. ‘It happens when nobody is watching’. Gerçekten anlamlı olmuş bence!

Not: Makalenin devamına buradan ya da BrandAge dergisinin Ekim sayısından ulaşabilirsiniz.

*Lex Van Meurs and Mandy Aristoff ‘What makes outdoor advertising work?’

Gezenzi'nin Ünlemleri!


 

Gezenzi“nin renkli ünlemlerine Beşiktaş ve Bebek”ten sonra Taksim”de de rastladım. Özellikle yukarıdan düşmüş efekti verilmesi (yerdeki parke taşlarının bu şekilde tasarlanması) çok güzel durmuş. Mesajı doğru bir şekilde verdiğine ve kesinlikle dikkat çektiğine inanıyorum. Ünlemleri koydukları bölgeler de özenle seçilmiş anlaşılan (akıllı telefon -iPhone, Blackberry vs.- kullanıcılarının daha çok bulunabileceği bölgeler). Gezenzi, bildiğimiz gibi “lokasyon bazlı mobil iz bırakma servisi” olarak insanların bulundukları yerleri site üzerinden işaretlemesine ve yorum yapmasına imkan tanıyor. Foursquare”in yakaladığı başarıyı Türkiye”de yakalamak isteyen Turkcell“in Lost temalı reklam yapması ve açıkhavadaki bu başarılı reklamı siteye verdiği önemi de gösteriyor. Sanal ortamdaki yer işaretlemeyi, gerçek hayatta dev ünlemlerle göstererek ilgi çeken ve sitenin iletişimini başarılı bir şekilde yapan Turkcell”i (ve ajansını) tebrik etmek lazım.

BMW’den 3D Açıkhava Reklamı, Fantastik!


 

BMW‘nin birçok reklam çalışmasını Marketoloji’de inceledik. Sanırım BMW reklam dünyası konusunda içeriğimizi sürekli güncel tutacak. Çok başarılı bir reklam çalışmasını açıkhavada gerçekleştirmişler. Singapur’da iş merkezlerinin bulunduğu bir bölgede arasından yol geçen iki binanın geniş yüzeyleri üzerine kurulan dijital billboardlarda yapılan görsel şölen, orada bulunanlar tarafından kameraya bile çekildi. Dijital billboardların pencereler de düşünülerek monte edilmesi müthiş bir gerçeklik katmış. Verilen mesaj ise “work work work if it gives you joy joy joy” (çalışın çalışın çalışın eğer size keyif keyif keyif veriyorsa).

“Joy is success”, isnt it? (keyif başarıdır, değil mi?)

Get the Flash Player to see this content.

*credits go to Truly Deeply and Seda :)

Durak Reklamlarının Sonu Ne Olacak?


 

Kent merkezinde yoğun trafik olan yerlerde (örneğin Taksim, Levent, Etiler) ilk örneklerini gördüğümüz otobüs durak giydirmeleri ilk örneklerinde bizi heyecanlandırmıştı. Hatta bazı başarılı bulduğumuz çalışmaları Marketoloji’de paylaşmıştık (1) (2) . Geçtiğimiz hafta da Taksim meydanda Sütaş’ın yeni tatlı serisi için giydirdiği duraklara rastladım:

Sütaş’ın tatlı (puding) serisini rakiplerinden ayrıştırmak için kullandığı “%100 doğal” sloganıyla paralel olması için durakta doğal bir ortam yaratılmaya çalışılmış, çimenler çiçeklerle bezenmiş vs.

Herşey iyi, güzel ve belli bir strateji çerçevesinde olsa da artık bu mecranın kullanımının “alternatif, yeni ve görülmemiş” bir yöntem olmaktan “rahatsız edici ve kendini tekrar edici” özelliğe büründüğünü düşünüyorum. Evet hala giydirilmiş bir durak gördüğümüzde kafamızı çevirip bakıyoruz ancak bu yöntemin yaygınlaşmasını şehir estetiği açısından şahsen çok iyi bulmuyorum.

Otobüs durakları toplumun kullanmak zorunda olduğu mekanlar olduğundan ister istemez durakta bekleyen herkes bu pazarlama atmosferinin bir parçası oluyor. Çimlere basmak, dev bir telefonun yanında dikilmek, dev bir şişenin arkasında otobüs beklemek  bazılarına farklı bir deneyim gibi gelirken bazıları için hoş olmayabilir. Her innovatif reklam ve pazarlama kampanyası insanların gözüne sokularak yapılmayabilir.

Otobüs duraklarının reklam mecrası olarak kullanılması şu an önünde yasal bağlayıcılık olmadan yapılıyor. Üstelik İETT’nin sitesinden bu mecranın hakkını almış olan Clear Channel‘a bağlantı sağlanmış. Ancak toplumun ve dolayısıyla tüketicilerin seçme haklarına, çevreye ve etik değerlere saygılı olup aynı zamanda yenilikçi ve farklı olmak mümkün. Umarız burada bu türden örnekleri daha çok paylaşırız.

Next Page » Scroll to top