Your search for yahoo returned 10 results.

Yahoo, Facebook'tan Sosyal Ağ Outsource Ediyor


 

Yahoo, yılların e-mail sağlayıcısı, 2000″li yılların en popüler sitelerinden, hatta Alexa sıralamalarında uzun süre en tepede yer alan web sitesi. En kaliteli e-mail hizmetini sunarak yerini yıllarca koruyan Yahoo, bir platform olarak da kullanıcılarını uzun süre tatmin etti. Ancak yıllar çok şeyi değiştirdi ve Yahoo bu değişime ayak uyduramadı.

İlki, Yahoo arama motoru hiç bir zaman Google kadar etkili olamadı. Platform olmasının ve e-mail konusunda kullanıcılarını tatmin etmesinin avantajını kullanarak en iyi ikinci oldu ancak Google”ı tehdit edecek düzeye hiç gelemedi. (Nisan 2010 comScore Search Engine Market raporuna göre pazardaki durum: Google d.4, Yahoo .7 ve Microsoft .8)

İkincisi, Yahoo, e-mail roulette servisi konusundaki üstünlüğünü zamanla kaybetti. Hatırlarsak Yahoo, kullanıcılarını 100 mblık kotayla sınırlarken, yeni gelen e-mail”ı açabilmek için eskilerden silmek zorunda bırakırken, kotayı aştığımızda kırmızı alarmlarla bizi uyarırken, birden Gmail geldi ve herkese 2 gb alan verdi. Bunun hemen akabinde de Yahoo, sınırlarını aşıp kotayı önce yükseltti, sonra sınırsız yaptı. Ancak yine de eski popülaritesini kazanamadı. Campaign Monitor”un istatistiklerinde görebileceğimiz gibi, Yahoo”nun pazar payı gittikçe düşüyor (aktif kullanıcısı sayısı hesaplanırsa durum daha da vahimleşebilir).

Üçüncüsü, Yahoo sosyal ağ trendini yakalayamadı. Messenger”ı sitesine entegre etti, allam etti, kallam etti ama olmadı. Bu konuya en az Google kadar yabancı kaldı ve çareyi Facebook”u sitesine entegre etmekte buldu.

Techcrunch”ın haberine göre, Yahoo sitesine Facebook Connect”i entegre etme aşamasına gelmiş. Böylelikle Yahoo, Facebook”tan sosyal ağ outsource edecek. Bu da Yahoo”nun artık bir şekilde tekrar tutunmaya çalıştığının göstergesi ancak outsource yaparak nereye kadar devam edebilirler bilmiyorum. Arama kısmını da Microsoft”tan outsource etmeye karar vermişlerdi. Yahoo, tüm bu gelişmelerin içinde en büyük hatayı bence Şubat 2008″de Microsoft“un yaptığı 45 milyar dolarlık teklifi red ederek yapmıştı. Bakalım, Yahoo”nun bu çabaları sonuç verecek mi, ve değeri red ettikleri 45 milyar doları aşabilecek mi. Sanmıyorum, ama bekleyelim görelim.

Apple 622 Milyar Dolar Değerlemeyle Neleri Değiştirdi?


 

Apple, 622 milyar dolara varan piyasa değeriyle tarihin en büyük Amerikan şirketi. Teknoloji, telekom, medya sektörlerini ve dolayısıyla günlük yaşantımızı yeniden şekillendiren Apple’ın 1 trilyon dolar seviyesinden değerlenen ilk şirket olması bekleniyor.

Somutlaştırmak adına, konuyla ilgili rastladığım dikkate değer noktaları toparlıyorum:

- Apple hisselerinin değeri Ocak 2009‘dan bu yana 3 kez iki katına çıktı.

- Apple’ın en yakın rakibi Exxon Mobil‘le arasında 200 milyar dolarlık bir fark var. Bir başka deyişle, Apple ve takipçisi Exxon Mobil arasındaki fark, Google‘ın piyasa değeri kadar.

- Apple’ın piyasa değeri geçtiğimiz yıla göre 300 milyar dolar artış gösterdi.

- Apple’ın ‘daha büyük ekranlı’ yeni iPhone, ‘küçük’ iPad ve ‘yenilenmiş’ Apple TV ürünlerinin yarattığı beklenti, Haziran’dan bu yana Apple hisselerini %16 oranında daha değerli kıldı.

- Apple, 622 milyar dolarlık piyasa değeriyle Microsoft’un 1999 yılındaki 619 milyar dolar rekorunu geride bıraktı.

- 1999 yılında Apple’ın piyasa değeri 9 milyar dolardı. Microsoft’un 1999 değerlemesinin 60’ta biri. Dell’in 1999 değerlemesinin 10’da biri.

- Microsoft bir önceki rekora 1999’da ulaştığında Nokia, 200 milyar dolarlık piyasa değeriyle 9. sıradaydı. Nokia’nın bugünkü piyasa değeri 8 milyar dolar.

- Geçtiğimiz günlerde Google‘dan gerçekleştirdiği Marissa Mayer transferiyle yeniden gündeme gelen Yahoo’nun 1999 yılındaki piyasa değeri 100 milyar dolardı. Yahoo’nun bugünkü piyasa değeri 18 milyar dolar.

Odaklanma yetisiyle meşhur birinin, dikkat döngülerini tümüyle değiştiren ürünleri kitleselleştirmesi yeterince garipken sayılar gerçek bir çılgınlığa işaret ediyor.

Hoşçakal Hotmail, Merhaba Outlook!


 

Microsoft kurumsallaşmaya ve teknoloji dünyasına yeni bir boyut getirdi. ‘Outlook e-mail’  arayüzü, tasarımı ve sunduğu yeni özelliklerle rakiplerine karşı pazar payını arttırmaya çalışırken, Hotmail.com’a da veda etti. Outlook.com ‘un içeriğinden bahsetmeden önce Hotmail’in tarihçesi hakkında biraz bilgi vermek istiyorum.

Hotmail, e-posta sağlayıcısı olarak Sabeer Bhatia ve Jack Smith tarafından kuruldu ve Microsoft tarafından yaklaşık 400 milyon dolara satın alındıktan sonra kullanıcılarına 1996 yılında ücretsiz e-posta hizmeti olarak sunuldu. İsminin, günümüzde internet tabanlı veri paylaşımında kullanılan HTML (Hyper Text Markup Language) harflerini çağrıştırdığı için seçildiği söylenir. Kolay kullanımı ve 36 dil seçeneğiyle milyonlarca kullanıcısı olan MSN Hotmail, geçtiğimiz günlerde yerini sosyal ağlarla entegre olabilen, şık tasarımıyla sohbet ve görüntülü arama gerçekleştirebileceğimiz Outlook.com’a bıraktı.

Outlook.com nasıl kullanılabilir?
Öncelikle eski Hotmail adresimizle giriş yapabiliyoruz. Outlook.com adresinden siteyi açtığımızda şık tasarımı dikkatimizi çekiyor. Sağ üst köşede mesajlaşma, ayarlar ve yönetici paneli bulunurken, sol tarafında yine “Gelen Kutusu”, “Gereksiz”, “Taslaklar” gibi menüler yer alıyor. Ayrıca Gmail ya da Yahoo gibi farklı e-posta adresleri için de Outlook önizlemesini kullanmaya izin veriyor.

Yeni Outlook rağbet göreceğe benziyor. Yeni Outlook adresinizi hemen almanızı tavsiye ediyorum :)

Satmak mı Satmamak mı? Victoria's Secret Örneği


 

Geçen hafta The Social Network filmini yeniden izledim. Bu kez, özellikle bir sahneye fazla takıldım; Sean Parker”ın Victoria”s Secret ile ilgili anlattığı hikayeye. Sean Parker”ın anlattığına göre Roy Raymond karısına iç çamaşırı almak ister ancak bir mağazaya giderek iç çamaşırı almaktan utanır. Aklına onu sapık gibi göstermeyecek lüks bir iç çamaşırı mağazası açmak gelir. Bankadan 40.000 dolar çeker, akrabalarından da 40.000 dolar borç alır ve Victoria”s Secret”ı kurar. İlk senesinde 500.000 dolarlık satış yapan, ilk kataloğunu çıkaran, 3 farklı mağaza açan Victoria”s Secret büyük şirketlerin radarına girer ve Raymond Victoria”s Secret”ı 5 sene sonra Leslie isimli şirkete 4 milyon dolara satar. Ancak iki yıl sonra Victoria”s Secret”ın değeri 500 milyon dolar olmuştur. Roy Raymond da kendisini köprüden aşağı bırakır ve intihar eder.

Hikayedeki bağlantılar tümüyle gerçeği yansıtmıyor, en azından hikayede bazı eksikler var. Ray Raymond, 1982″de sattığı Victoria”s Secret sonrasında 1984″te çocuklar için My Child”s casino Destiny mağazasını açıyor ancak 1986″ta bu şirket batıyor. Roy Raymond”ın intiharı ise 1993″te gerçekleşiyor.

Roy Raymond”ın intiharı gerçekten Victoria”s Secret”ın bu kadar değerlenmesi midir, bilinmez ancak iş dünyası tarihinde satın almaların gerçekleşmesi veya gerçekleşmemesi birçok farklı sonu beraberinde getirdi. İnternet dünyasına daha yakın olduğum için ilk Yahoo örneği aklıma geldi. 2008″de Microsoft, Yahoo”ya 45 milyar dolarlık teklifte bulundu, ancak Yahoo tutarı düşük buldu ve kabul etmedi. Şirketin şu andaki değeri 19.8 milyar dolar civarında ve geçtiğimiz haftalarda kurucu Jerry Yang Yahoo”daki görevinden istifa etti. Bir de satın almanın gerçekleştiği bir örneğe bakalım. Youtube, 2006″da Google tarafından 1.65 milyar dolara satın alındığında bütün gazeteler ve dergiler bu satın almayı yazmıştı. Büyük yankı uyandırmış, Youtube”un kurucularının ne kadar “şanslı” olduklarına vurgu yapılmıştı. Ancak, Youtube bu teklifi 2006″da red etseydi ve bu yıllara kadar büyüyerek gelseydi, dünyanın en popüler video sitesi olmaya devam etseydi, değeri ne kadar olurdu dersiniz?

Fizy Kapatıldı: Fizy Cephesinden Açıklama [Güncelleme]


 

Güncelleme: Fizy’den gelen yeni açıklamaya göre Mü-yap ile yeniden bir araya gelindi ve Fizy’nin anlaşma yanlısı olduğu belirtildi. Konu Mü-yap tarafından en kısa sürede değerlendirilip dönüş yapılacak.

Fizy‘i ilk kullanmaya başladığım günlerde, sitenin basitliği ve işlevselliği beni etkilemişti. Tek bir arama kutusu ile webdeki hemen hemen tüm müzik içeriğine ulaşabiliyordunuz. Sonraları, bu sitenin bir Türk girişimi olduğunu duyunca açıkçası çok şaşırdım. Pop-uplar, Bannerler neredeydi? Neredeydi site kaplama reklamları, flashlı animasyonlu gözümüze giren reklamlar? Hiçbirisi yoktu, sadece bir CocaCola reklamı vardı, o da göz yormuyordu. Demek ki, kullanıcı memnuniyetini düşünen bir elin beş parmağını geçmeyen sitelere biri daha eklenmişti. Kalitelerini koruyan, zaman zaman erişilemese de kullanıcılarını küstürmeyen bu başarılı platform Mashable Ödülleri’nde finale kalarak global bir başarıya imza da attı.

Bugün Fizy kapatıldı. Konu Fizy’nin ne kadar iyi ve işlevsel bir site olmasından bağımsız değerlendirilmeli. Fizy’den gelen açıklamayı aşağıda okuyabilirsiniz:

“selam, hoşgeldin,

yalnızca 2 dakikanı ayırabilir misin? çünkü özet geçmeyeceğim.

biz fizy ekibi. seni çok seviyoruz. ve sana minnettarız. sayende büyüdük, buralara kadar geldik. 700 bin günlük tekil ziyaretçimiz oldu. sen de onlardan birisisin. çok teşekkürler.

son 6 aya oranla %400 büyüdük. senin sayende birçok ülkenin dev gazetelerinde, büyük kanallarında ülkemizden, türkiye’den övgüyle bahsettiler. harika değil mi? hepsi senin sayende.

seni üzmemek için fizy üzerinde hep az reklam gösterdik. hep senin ihtiyaçlarına önem verdik. küçük ekibimizle, sadece 3 kişilik ekibimizle (evet 3 kişiyiz) yüksek efor sarfettik. sana hizmet ettik. ve sayende buralara geldik. gerçekten teşekkürler.

dünya’nın en prestijli internet ödüllerinden mashable awards’da ilk 5’e kalarak finalist olduk. bize orada da destek verdin. ülkemizden, türkiye’den daha önce hiç bir sitenin finallere kalamadığı mashable ödüllerinde bugün ilk 3’e kaldığımız ve dev ödül töreninde ülkemiz adına 6 ocak’ta ödül alacağımızı öğrendik. ödül törenine apple, facebook, yahoo, google gibi dev şirketlerin yöneticileri de katılacak. orada o ödülü gururla alacağız. hepsi senin sayende. gerçekten teşekkürler.

derecemiz ne olursa olsun, kaçıncı olursak olalım, last.fm, pandora gibi dünya devi markalarla birlikte yarıştığımız oylamada alacağımız ödülü sana armağan ediyoruz. çünkü onu “sen” hak ettin. onu türk internet kullanıcıları hak etti. türk olduğumuzu her platformda ortaya koyduk. türklerin de başarılı projeler yapabileceğini göstermek istedik. insanların gözünü sen üzerimize çektin. senin sayende sorumluluğu öğrendik.

ardından rakiplerimiz geldiler. çoğaldılar. hepsi müzik piyasasına milyonlarca dolar ödediler. reklam harcaması yaptılar. üyelerine birşey verdiler, karşılığında para aldılar. kar ettiler.

ama seni fizy’den alamadılar. başarılı olamadılar. milyonlarca dolar harcamaya rağmen 3 kişilik ekibe karşı başarılı olamadılar. hepsi senin sayende.

bazı büyük gruplar fizy’nin kapanması için baskı kurdular. yabancı sitelere dokunmayan telif hakkı sahipleri, şahıslar; yurt dışında da ülkesini başarıyla temsil eden bir “türk” sitesinin yayın hayatını bitirmesini istediler. kendi ülkelerinden çıkan uluslararası başarı yakalamış bir site için “x sitesi varken ona ne gerek var” diyerek kendi başarısızlıklarını kapatmaya çalıştılar. ve şu an bunu başardılar. ya da kısa bir süre için başardıklarını sanıyorlar.

buraya kadar normal. normal olmayan ise mü-yap başkanı bülent forta’nın açıklaması. onun açıklamasını okuyana kadar bu açıklamayı yapmayı düşünmüyordum bile.

bülent forta’nın açıklamasından alıntı
“Fizy ile bu karardan önce 7 ay içinde 20’ye yakın toplantı yaptık. 5 ayrı iş planı sunduk. Ama kendileri hiçbir plana yanaşmadılar.” “Fizy bize, şarkıları 100 liralık kullanırız ama 5 lira öderiz diyorlar. Bunu asla kabul edemeyiz.”
bülent forta’nın açıklamasından alıntı

bu yazıya vakit ayıran çok değerli türk internet kullanıcısı,

biliyorsun fizy’de ziyaretçi memnuniyetini ön planda tutmaya çalıştık, çok reklam almadık. buna rağmen açıldığımız hafta itibariyle mü-yap yetkilileri ile yasallaşmak için görüşmelere başladık ve sözleşme yaptık. telif hakkımızı her ay ödedik.

geçtiğimiz günlerde sözleşmemizin yenilenme tarihi geldiğinden bülent forta ve ekibiyle birçok kez toplantı yaptık. “ödediğiniz fiyattan artık hizmet veremeyiz, yeni fiyat bu” dediler. tamam dedik. fiyatı katlaya katlaya arttırdılar. buna rağmen tamam dedik. ardından 2 şart daha sundular. tam verdikleri 2 şartı da kabul ettiğimizi söyleyecektik… ki..

telefonlarımıza çıkmadılar. maillerimize dönmediler. vakit geçirdiler..

sonra bir gün çıktılar. verdikleri 2 şartı da kabul ettiğimizi söyledik. tamam biz size yönetim kuruluyla konuşup dönelim dediler.

ve yine telefonlarımıza çıkmadılar. maillerimize dönmediler. vakit geçirdiler..

sonra bir gün yine çıktılar. yönetim kurulu verdiğiniz teklifi kabul etmedi dediler. (tüm yazışmalarımız kanıt niteliğinde mahkemeye sunulmak üzere saklanmaktadır. bu yüzden şu an için burada paylaşamıyorum. ama mahkeme sürecinde zaten hepiniz kanıtlardan haberdar olabileceksiniz)

burada dikkat etmenizi rica ettiğim bir husus var. “yapmış olduğunuz son öneri yk (yönetim kurulu) tarafından uygun bulunmadı” cümlesi.

lütfen dikkat! teklifi yapan mü-yap mıydı? biz miydik? biraz kafanız karışmış olmalı değil mi? :)

biz her şarta rağmen “mü-yap’ın yaptığı” teklifi kabul eden tarafız. bunun üzerine avukatlarımızı da yazışmaya dahil ederek 13 ve 14 aralık 2010 tarihli yazışmalarımızda acil anlaşmak istediğimizi, tekliflerini zaten daha önce kabul etmiş olduğumuzu anlatan mailler attık. (bunlar da duruyor)

telefonlarımıza çıkmadılar. maillerimize dönmediler. vakit geçirdiler. ama bunu zaten yukarıda söylemiştim, biliyorsunuz.

neden sürekli oyaladılar diyorum biliyor musunuz? çünkü ortada 3 gün içerisinde yanıt verilmesi gereken ihtar vardı. biz bu süre zarfında ihtar süresi geçmeden itiraz etmek istedik. ama kendilerine ulaşamadık.

bunun üzerine bülent forta’nın açıklamasını neye dayanarak yaptığını, bir hukuk devleti sınırları içerisinde nasıl doğru olmayan beyanat verdiğini, bu gücü nereden (?) aldığını, ortada birşey yokken fizy gibi uluslararası bir projeyi nasıl kapattırabildiğini anlamakta güçlük çekiyorum.

avukatlarımız sayın gökhan ahi ve sayın erdem türkekul bahsi geçen durum hakkında biraz önce itiraz dilekçemizi verdiler.

legal olan bir siteyi kapatan, sözleşmesi bulunan ve telif ödemelerini “faturalı bir şekilde” meslek birliklerine yapan, türkiye cumhuriyeti sınırları içerisinde herşeyi kayıt altında olan bir “limited şirkete” ait web sitesinin bu şekilde kapatılmasına sebep olan bazı kişilerin “görevi kötüye kullanması” konusundaki yorumlarını telif ödediğimiz sanatçıların ve kamuoyunun vicdanına bırakıyorum.

saygı ve sevgilerimle,
ercan yaris – kurucu”

http://ercanyaris.com/blog

Bana Güven, Bana Tıkla


 

Yahoo‘yu daha sık kullandığınız günleri hatırlıyor musunuz?

Flickr‘a yüklediğiniz onlarca fotoğrafı? Delicious‘tan keşfettiklerinizi?

Peki, Facebook‘un 16 Aralık’ta 1 saatten az bir süre için de olsa ‘down’ oluşunu?

Internete yansıttığımız hayatlarımız ve biriktirdiğimiz data yığını, mahremiyeti yeniden tanımladı. Webde bir canavara dönüşmekle, hayatta kalmaya çalışmak arasındaki fark artık net: Güven.

Yahoo, Delicious ve Flickr’ı kapatacağını duyurdu.

Evet: Yeni doğan çocuğunuzla çektirdiğiniz fotoğraflar, makinenizi aldıktan hemen sonra çektiğiniz manzara resimleri, Delicious yardımıyla takibe aldığınız linkler… Yahoo’nun pek umrunda değil. Bu tavırla Yahoo, Facebook’taki fotoğraflarınız ve ‘share’ refleksiyle baş edemeyen iki projesinden kendince haklı sebeplerle vazgeçmeyi göze aldı. Peki, mahreminiz ne olacak? Yahoo’ya güvenerek sakladığınız fotoğraflar? Yahoo mail kutunuzda biriken doğumgünü tebrikleri, aşk mektupları? Sıra bir gün onlara da gelir mi?

Facebook, 20 ila 45 dakika arası ‘down’ olmayı bile an itibariyle muazzam bir şekilde yönetebiliyor. Bilgi dağıtıcılarına ve kanaat önderlerine açıklama yapıyor, onları konudan haberdar ediyor. Ve tam olarak bu yüzden, Facebook an itibariyle hayatımızı alakadar eden tüm detayları ‘güven’le paylaştığımız bir platform olmayı başarabiliyor. ‘Güven’in nasıl yönetileceğiniyse, beraber deneyimleyeceğiz.

İnsanların dijital ortamda gerçek kimlikleriyle bulunmayı standartlaştığı bir dönemde, eski devlerden birinin yaptığı kritik hatayı gözlemlemek dramatik.

Yahoo için ‘son’ çok uzakta olmasa gerek: Yahoo mail adresine sahip arkadaşlarınızı durumdan haber etmenin tam vakti belki de.

Gelişmeler:

Yahoo Delicios’u Kapatıyor Mu?
Delicious’u Kapatmak Neden Önemli?
Facebook: ‘Down’

Facebook İnternet Reklamcılığında Kuralları Değiştiriyor


 

Adage’de yayınlanan habere göre sosyal ağlarda yayınlanan reklamların maliyeti ortalama internet reklamlarının maliyetinin çok altında. İnternet reklamcılığının ortalama gösterim maliyeti $2.43 iken, sosyal ağlarda bu miktar 56 cente kadar düşüyor.

ComScore raporlarına göre Mayıs ayında Amerika’daki tüm reklam gösterimlerinin* %16.8’i Facebook tarafından yayınlandı. Facebook reklam gösterimleri konusunda birinciliği elde ederken, MySpace %6.3’lük payla ikinci oldu.

Yazıda Facebook’un çok daha fazla gösterim almasına rağmen Yahoo‘dan daha fazla para kazandığı anlamına gelmediğini bahsedilmiş ancak saçma bir tespit olmuş. Reklam gösterimleri arz olarak düşünürsek ve Facebook’un (veya daha genel anlamda sosyal ağların) bu arzı ciddi oranlarda arttırdığını göz önünde bulundurursak, bu durumun gösterim maliyetlerini belli oranlarda düşüreceğini söyleyebiliriz. Hatta, fazlasıyla geniş kitlelere hemen hemen hiçbir segmentasyon yapmadan gösterim yapan Yahoo ve diğer gösterim odaklı reklamcılığa yoğunlaşmış siteler, yaş, cinsiyet, lokasyon, ilgi alanları, eğitim gibi birçok demografik parametreye göre segmente edilebilen Facebook reklamları karşısında kısa sürede aciz kalınca, Yahoo’nun gösterim maliyetlerinin hangi seviyelere düşeceğini, Facebook reklamlarının da aynı oranda değerleneceğini ön görmek çok da zor değil. Reklamverenler, Facebook’un bu muazzam gücünü kullanmayı öğrendiklerinde, en doğru hedef kitleye en doğru mesajla ulaşmayı başaracaklar. Sadece ziyaretçi çekmekten çok öte, çekilen her ziyaretçinin niteliğinin daha iyi olduğu reklam kanalları çok daha değerlenecek. Tıpkı Google’ın gönderdiği organik trafiğin diğer reklam kanallarından gelenlere kıyasla çok daha kaliteli olduğu gibi. Tüm bunlar hesaba katıldığında Facebook, reklamverenlere kendini anlatmaya, ajanslar üzerinden onlara dokunmaya başladığında internet reklamcılığında maliyet ve segmentasyon (hedefleme) gibi kavramlar için standartlar değişecek.

*Reklam gösterimi (impression) derken 1000 gösterim başına maaliyet (CPM) reklamlarından bahsedilmektedir.

Next Page » Scroll to top