Your search for vodafone returned 20 results.

gnçtrkcll Temsilciliği


 

Turkcell Türkiye’nin en büyük şirketlerinden biri ve özellikle de 2005 yılında Vodafone’un Telsim’i satın almasından beri de pazarlamaya büyük önem veriyor. 2005 öncesi dönem incelendiği zaman, Turkcell’in daha çok teknik gücüne yatırım yaptığı görülürken, 2004-2005 dönemlerinde önce Aycell ve Aria’nın birleşmesi, sonrasında Vodafone’un Türkiye pazarına girmesi, telekomünikasyon sektöründe Turkcell’i, tıpkı rakipleri gibi, çok daha agresif ve yoğun bir pazarlama anlayışına yöneltti. Bu durumun ilk meyveleri de 2005 yılında gencturkcell oluşumuyla kendini gösterdi.

Uzun uzadıya gnctrkcll’nin 6-7 yıllık serüvenini anlatmaya gerek yok; ancak “gnçtrkcll temsilcileri” odaklı düzenlenen süreç, bence -en azından şu ana kadar- başarılı bir pazarlama projesi olarak dikkat çekiyor. En temel haliyle gnçtrkcll temsilcilikleri ülkenin farklı üniversitelerinden seçilmiş 5 farklı üniversite öğrencisinin tarife, teknoloji, kariyer, etkinlik, alışveriş kategorilerinde markanın yüzü olması şeklinde düşünülebilir. Bu konuda Turkcell’in esas başarısı ise, “gnçtkcll temsilcisini arıyor” sloganı ile başlayan ve 20 bine yakın gencin aday olduğu başvuru süreci.

Bu sürecin sayısal dataları, Turkcell’in sitesinde şu şekilde belirtiliyor: “Bu tür bir kampanyada “sosyal mülakat” yöntemi Türkiye’de ilk kez uygulandı ve 500 bin civarı genç sürece dahil olarak kendilerini temsil edecek gençleri belirledi. Facebook sistemi içerisinde dünyada ilk defa 7 farklı sosyal medya kanalı (Facebook, Twitter, Foursquare, Linkedin, Instagram, Tumblr, Blog) birbirine bağlandı ve buradaki aktiviteler analiz edildi. GNCSKOR adı verilen sosyal medya puanı hesaplaması yapıldı. “gnçtrkcll temsilcisini arıyor” 23 gün içinde 1.146.723 kişiye ulaştı, 504.269 kişi uygulamaya girdi. Finalist adaylar 7.242.329 beğeninin sonucunda belirlendi. Yoğun katılım, gnçtrkcll’lerin gerçek isteklerini adresleyen doğru ve doğal sonuçları beraberinde getirdi.”

Bir aydan kısa sürede ulaşılan değerler muazzam; fakat tabii ki sürpriz değil. Bu başarının bazı geçerli sebepleri var:

  1. Proje sadece bir Facebook uygulamasından oluşmasına rağmen, sosyal medyanın tüm ayakları çok efektif biçimde kullanıldı. Bu şekilde, genç turkcell, hedef kitlesinde yer alan binlerce genç hakkında inanılmaz boyutlarda dataya ulaştı. Gençler nerelerde çalışıyor, ne tarz projeler yapıyorlar, neler giyiyorlar, bloglarında neler yazıp, nerelere gidiyorlar gibi çok geniş piyasa araştırması gereken konularda tüketicilerin bizzat kendilerinin bu bilgileri vermesi sağlandı.
  2. Paylaşım atmosferi oluşturuldu. Proje dinamikleri gereği, temsilci adayları, beğeni almak ve dikkat çekmek için sık sık sosyal medyayı kullandı ve viral etkinin doğması sağlandı.
  3. Profesyonel kariyer hedefleyenler için ayrı, teknoloji sevenler için ayrı, alışveriş tutkunları için ayrı ödüller konularak, farklı zevklere sahip kullanıcıların da sürece dahil edilmesi sağlandı.
  4. Başvuru sürecini komplike hale getiren şeylerden ve kullanıcılara ek iş yüklemekten kaçınıldı. İnsanların “Eğer başarırsam çok iyi, olmazsa da denemekten zarar gelmez” şeklinde düşünmesi sayesinde binlerce adaylık ve çok daha fazla miktarda data girişi alındı.
  5. Tanıtım reklamlarının Turkcell Plaza’da çekilmesi, Turkcell çalışanlarının rol alması, kullanılan samimi dil ve doğallık, projenin çok daha organik bir proje olarak algılanmasını ve kullanıcılarda “Bu organizasyona katılabilirim” düşüncesinin oluşmasını sağladı.

Gençturkcell Temsilciliği projesi ilerleyen zamanlarda nasıl devam edecek ve basit bir marka elçiliği kavramından ne tarz farklılıklar gösterecek göreceğiz. Fakat özellikle başvuru süreci oluşturduğu viral etki, kullanıcılara kazanabileceklerini hissettirebilmesi ve hedef kitlesinden edindiği detaylı veriler sayesinde ilerde de pek çok case çalışmasına konu olacak gibime geliyor.

Mecralararası: Öztürkcell – ”Sabit Fiyat Vermek Zorunda Mıyım?”


 


Internet virallerini, televizyon reklamlarına entegre ettiğinizde ne elde ediyorsunuz?

Televizyon için yaptığınız yatırımın, dijitaldeki yayılımını kolaylaştırmış, bazı durumlarda garantilemiş oluyorsunuz. Akıllıca.

Aynı numarayı diğer mecralar için yapamadığınızı hesaba katınca, daha akıllıca. (Sözgelimi televizyonda yaptığınız bir yatırımın radyoda kendiliğinden yayılımını içeriği optimize ederek etkileyemezsiniz.)

Amerika’da ”Mecralararası geçişkenlik” başlığında toparlayabileceğimiz pek çok örneğe rastlamak mümkün.

Türkiye’de türünün en büyük ve en etkili örneklerinden, Vodafone‘un Uçan Adam Sabri‘si. Yaklaşık 1 yıl kadar önce.

http://www.youtube.com/watch?v=C1HD5gP5o3I

Bu hafta itibariyle, bir başka büyük örnek, Turkcell‘in Öztürkcell – Zorunda Mıyım‘ı. Hikayenin orijinaliyle beraber.

http://www.youtube.com/watch?v=IQw_fzb3o0E

Geleneksel medya ve yeni medya aygıtları arasındaki etkileşimin zengin veriyle yorumlanmış hali, yakın geçmişte TED‘de gündeme geldi. Yeni doğmuş bebeğinin nasıl konuşmaya başladığını merak eden Deb Roy, harika bir analizle mecralararası etkileşimi özetliyor.

Videoyu izlerken, mobilin ve ”çok ekranlı hayat”ın yükselişini de hesaba katarak medya bütçelerini düşünmek gerekiyor.

Sahiden, ”sabit fiyat vermek zorunda mıyım?”

iPadler Elimizde, Biz Gideriz Bienal’e


 

Adı üstünde 2 yılda bir düzenlenen İKSV yönetimindeki Bineal, İstanbul’un kültür sanat açısından gurur duyulan aktivitelerinden biri. Sanatla, özellikle de modern sanatla birçok izleyiciyi tanıştıran ve dünyaca ünlü sanatçıların eserlerini İstanbul’a ayağımıza getiren Bienallerin hepsini ben de ziyaret etmeye çalıştım. Ancak son ziyaretim bambaşkaydı, rehberimiz önderliğinde ve İKSV Sosyal Medya Sorumlusu Emre Erbirer eşliğinde bloggerlar olarak çok güzel ve doyurucu bir gezi gerçekleştirdik. Ve bu deneyimi tamamlayan en önemli özellik her birimizde, İKSV Mobil HD adlı uygulamanın yüklü olduğu iPadlerin olmasıydı.

iPadli ve rehberli bu turlardan ziyaretçiler de faydalanıyor, gerek Koç/Bilkom’un ücretsiz verdiği iPadlerle, gerekse kendi iPadlerine yükleyerek. Peki Vodafone sponsorluğundaki bu uygulamada neler var? Daha önce sesli rehberler eşliğinde aldığımız bilgilerin yüzlerce katını almak mümkün. 3 boyutlu olarak gezdiğimiz katın planı, her bir odaya tek tek tıklayabilme ve sanatçı hakkına detaylı bilgi alabilme, galeri bölümünde tüm eserlerin görsellerine ulaşabilme ve beğendiğimiz eserleri anında Facebook ve Twitter gibi ağlarda paylaşabilme… Etkilendiğiniz bir çalışmayı hemen Facebook’unuza kendi yorumunuzla beraber post edebilmek gerçekten interaktivite adına bir artı puan. Vodafone’a da bu çalışmada imzası olduğu için tebrikler.

Ayrıca bu gezide tekrar şahit olduk ki İKSV hem kültür sanat aktivitelerini, hem de işin pazarlama kısmını çok büyük ciddiyetle yapıyor ve bir çok kar amaçlı firmadan büyük bir pazarlama ekipleri var. Bienal’i klasik 4P pazarlama paradigması içinde inceleyecek olursak:

- Ürün: Bienalin sanatsal içeriği, zenginliği, temaları ve 3 katı doldurması serginin kalitesi açısından tartışılmaz.

- Fiyat: Hedef kitlenin başında gelen üniversite öğrencilerine ücretsiz olması, normalde de bilet fiyatlarının çok çok makul tutulması fiyatlandırma hanesine de artı puan.

- Kanal: Bienalin halka ulaşma yeri ve şekli, merkeze yakın İstanbul Modern’in yanına konumlanması çok elverişli. Vakıf bir çok dev sponsora sahip. Ve en önemlisi, geliştirilen mobil uygulamalarla Bienal’e gelme fırsatını bulamayan kesimler bile eserlerden haberdar olup gerçeğinin yerini tutmasa da bir nebze bu deneyimi yaşayabilecek.

- Promosyon: Vapur iskelelerinde Bienal tabelalarıyla insanları önce bienali dolaşıp sonra vapurlarına binmeye davet eden görevliler, geniş pazarlama ekibi, medya sponsorları ve sosyal medya yönetiminde gösterdikleri özen göze çarpıyor.

Bu yeni uygulama ve bilgiler ışığında, son 4-5 gününde bienali kaçırmamanız, hele teknolojiyle ilgilenen veya eserler hakkında daha da çok bilgi edinmek isteyenler için iPad deneyimiyle gezmeyi hiç kaçırmamanız tavsiye edilir.

Masaüstü Reklam Filmi vs Çekim!


 

Önce müşteriniz gelir ve bir reklam filmi “çekeceğiz” der. Kreatif ekip heyecanla çalışır, birkaç alternatif üretir, işler sunulur ve sevgili müşterinin tek yorumu –vakit ve bütçe yok- masaüstü bir çalışma yapalım! Eh, keşke baştan söyleseydiniz… Peki, nedir bu masaüstü reklam filmi, müşterinin ne işine yarar, kreatifi nasıl zor duruma sokar?

Masaüstü reklam filmi aşağıda iki örneğini göreceğiniz gibi bilgisayar üzerinde yapılan, kamera açılmayan yani stüdyolarla, çekimle uğraşmayan maliyetsiz filmlerdir. Genelde reklam ajansına sonradan süre daralınca filmin masaüstü olması gerektiği söylenir, adettendir.

İş üzerindeki ekibi zorlayan ise –çekimsiz- yaratıcılığı kullanmaktır. Malum kamera yoksa his yok, gerçeklik yok, yalnızca kısıtlı kaynaklarla doğru mesajı verebilirsiniz. Önemli olan stratejik mesaj ve satışları arttırmak ama çekimle ürününüzü tüketiciye daha fazla yaklaştırdığınız büyük bir gerçek. Turkcell ve Vodafone gibi markaların hem çekim bedelli hem masaüstü reklamları vardır. Tüketiciye yaklaştıktan sonra basit kampanyalarda masaüstü filmler kullanılabilir. Ancak yeni bir ürün için bence seyirciyi içine çekebilecek, dokunabileceği filmler gerek. Büyük markalar iki türlü işler de çıkarır, onların tüketicisi ürünü zaten tanır, siz onlara bakmayın pek sevgili az bilinen, unutulmaya yüz tutmuş veya yeni markalar! Hiç uğraşmayın böyle hiç kimseyi etkileyemezsiniz. Çekim bedeli satış olarak size dönecek bunu unutmayın, tüketici aldığı kadar verir. Siz onlara değer vermezseniz, onlar da sizi hatırlamaz… Tabi bunu müşterilerimize anlatmak çok kolay değil :) Biraz da gerçek reklam filmleri izleyin siz karar verin, hangisi etkileyici?

Operatörlerin Rockçı Sevdası


 

Heralde marka başına reklam sayısı ve çeşidi gibi bir istatistik yapılsa, Türkiye”nin cep telefonu operatörleri; yani Turkcell, Vodafone ve Avea bu konuda kupayı götürür. Neredeyse her gün yeni ve bir öncekiyle alakasız bir reklam silsilesiyle karşımızdalar. Reklamlar marka 1Z0-409 exams ile ve genel stratejileriyle ilgili değil de daha çok birbiriyle yarış ve savaş şeklinde üstelik.

Daha bir kaç gün önce Turkcell”in sayısız ünlü kullanımına yeni bir örnek olan Sertab Erenerli reklamlar dikkatimi çekti, zira şarkıcı olarak çok severim. Ancak Turkcell”in çekim kalitesi artık reklamlarla zorlanacak bir özellik değil, WOM yani kullanan insanların tavsiyeleriyle öğrenebildiğimiz bir özellik, o yüzden reklamın mesajını şimdilik To help shine a spotlight on medical costdrivers, AHIP released a new iPad app that consolidates 50 years of federal insurance quotes health care spending datainto a series of easy-to-use, interactive charts. hiç etkili bulmadım. Ancak belli ki bu reklam dizisi devam edecek.

Akşamına kalmadan bir diğer sevdiğim şarkıcı olan Şebnem Ferah da TV 1Z0-409 exams reklamlarındaydı. Özgürce Yaşa şarkısını söylese de reklam Vodafone Free Zone websitesini ve girişimini tanıtıyor aslında.

Vodafone Free Zone sitesinde bizi bir gençlik ve özgürlük manifestosu karşılıyor ki detaylarına burda giremeyeceğim. İşin eğlenceli kısmı Şebnem Ferah, TNK, Aylin Aslım, Badem ve Hayko Cepkin”den birini seçip webcam”de şarkının aynı kısmını söylerek kaydetmek. Biraz Doğa İçin Çal projelerine benzeyen bu kampanya sonunda heralde ortaya hoş klipler çıkacak ve ses de getirecektir.

Bu tesadüften sonra insan ister istemez Avea cevap vermeyecek mi diye düşünüyor. Bu merakla Avea”nın websitesini açtım ve açar açmaz anasayfada Teoman”ın son albümünün heryerden önce Avea Müzik”te yayınlanacağını gördüm. Tahminlerimin biraz altında kaldı ama yaz sezonunda Avea”nın da bu reklam yarışında yerini alacağına eminim. Tüm bu kampanyalar cep telefonu kullanımı ve mobil iletişim adına ne fark yaratacak, ne fayda getirecek sorusunun cevabını ise uzun vadede umarım alırız.

Sabancı Üniversitesi MBA Kulübü Pazarlama Sohbetleri


 

Sabancı Üniversitesi MBA Kulübü tarafından son 6 senedir geleneksel olarak düzenlenen Pazarlama Sohbetleri’nin 7.’si 5 – 6 Mart 2011 tarihlerinde düzenlenecek. Pazarlama ile yakından ilgilenen öğrencilere yönelik olacak bu organizasyonda önemli markaların yöneticileri tecrübelerini ve tavsiyelerini paylaşacak. Aldığımız bilgiye göre söyleşilerin yanı sıra vaka çalışmaları ve çeşitli aktiviteler de olacakmış. Katılmak isteyen arkadaşlar buradaki formu doldurabilirler. Etkinlik tüm üniversite öğrencilerine açık, katılım ve ulaşım ücretsiz, ayrıca etkinlik sonunda katılımcılara sertifika da verilecekmiş (öyle dediler :) ).

5 Mart Günü programı:

10.30 – 11.00 Açılış Konuşması, Burçin Bozkaya (Sabancı Üniversitesi MBA Direktörü)
11.00 – 12.00 Finansbank (En kısa zamanda açıklanacak.)
12.00 – 12.15 Eti ve Starbucks’la Mola
12.15 – 13.15 Henkel, Can Altıok (Yapı Kimyasalları & Yapıştırıcılar Kıdemli Ürün Müdürü)
13.15 – 14.15 Yemek Arası
14.15 – 15.15 Vodafone (En kısa zamanda açıklanacak.)
15.15 – 15.30 Eti ve Starbucks’la Mola
15.30 – 16.30 GSK, Sema Buluç (Tüketici Sağlığı Ürünleri Grup Marka Müdürü)

6 Mart Günü programı:

11.00 – 12.00 Sony, Murat Gebeceli (Cyber-Shot ve Alpha Ürün Müdürü)
12.00 – 12.15 Eti ve Starbucks’la Mola
12.15 – 13.15 Reckitt Benckiser, Ahmet Topçuoğlu (Finish Kategori Müdürü)
13.15 – 14.15 Yemek Arası
14.15 – 15.15 Mey İçki, (Binboa Ürün Müdürü)
15.15 – 15.30 Eti ve Starbucks’la Mola
15.30 – 16.30 Loreal, Görkem Yurtlu (Vichy Ürün Müdürü)

Kampüse ulaşım için Kadıköy ve Taksim’den kalkacak ücretsiz servisleri kullanabilirsiniz.

Cumartesi Günü:

Kadıköy Servisi:
Kalkış saati: 09.00
Yeri: http://goo.gl/ZMsNM

Taksim Servisi:
Kalkış saati: 08.45
Yeri: http://goo.gl/KUE4y

Pazar Günü:

Kadıköy Servisi:
Kalkış saati: 10.00
Yeri: http://goo.gl/ZMsNM

Taksim Servisi:
Kalkış saati: 09..45
Yeri: http://goo.gl/KUE4y

Arabayla ulaşım: http://goo.gl/1umlJ

Sorularınız ve görüşleriniz için: su-mbaclub@sabanciuniv.edu
 

2010'da Pazarlama Stratejilerinde Neler Oldu?


 

2011 yılına girmemize neredeyse bir ay kalan şu günlerde, basında 2010 yılına ait değerlendirmelerde artmaya başladı. 2010″da şirketlerimiz hangi pazarlama stratejileriyle ön plana çıktı diyorsanız, cevabını ben Capital Dergisi’nde, Özlem Aydın Ayvacı’nın yazısında buldum. Pazarlama dünyasında çalışan profesyonellerin, ve akademisyenlerin yaptığı çalışmayla, 2010 yılında öne çıkan 40 pazarlama yöneticisini oylamışlar. Bunların %1’in üzerinde oy alanlar da başarılarıyla birlikte yazıda verilmiş. Pazarlama yöneticileri ve 2010 pazarlama stratejilerinden önce, 2010’da pazarlamada neler değişmiş önce onları anlatayım.

Jack Trout’a göre ‘2010’un en önemli pazarlama trendi ‘değer’satmaktı.’ diyor yazıda. Sadece bir ürünün ya da servisin maddi değeri, alabilme gücü, ihtiyacı karşılayabilmesinden farklı şeyler arar oldu müşteriler, işte bu yüzden aslında, marka yönetimi daha da önem kazandı. Marketoloji.com’da da sıklıkla söz ettiğimiz sosyal medya trendi, yazıda 2010’u sosyal medya’nın yılı olarak gösteriyor. Pazarlama gurusu Al Ries’ın ‘Her yer Twitter,Facebook ve Youtube’dan bahsediyor. ‘Eğer bir şirket sosyal medyada yer almazsa başarısız olur’ duygusu bile yaratıldı. Medyanın bu ayağı büyümeye devam edecek.’ sözleriyle de sosyal medyanın pazarlama alanındaki gücü destekleniyor. Sosyal medyanın en önemli avantajının direkt geri bildirim olduğunu hep söyleriz. Yapılan herhangi bir aktivite Facebook ya da Twitter’da olumlu ya da olumsuz yorumlarla karşınıza çıkar. Özlem Aydın Ayvacı ‘2010’da artık tüketicinin markanın pazarlama stratejilerine casino online müdahale ettiği bir sürece girildi.’ diyerek bu noktaya değiniyor. Cüneyt Evirgen’in bu konu hakkında ise ‘Tüketicinin yarattığı medyaya karşı pazarlamacıların çok zor günler geçireceğini ve ‘müşteri şikayetlerinden faydalananların’ öne geçeceğini’ düşündüğünü söylüyor. Bunların hepsi birleştiğinde ise uzmanlar yeni pazarlama liderlerini, ‘Yeniliklere açık, tarafsız, dürüst, dinleyen, fark yaratmaya özen gösteren, analiz gücü yüksek, girişimci, küçük adımlarla başlayan ama büyük düşünen, sonuca odaklanan, geri bildirim alan bir lider’ olarak tanımlıyorlar.

2011’de ne gibi trendler olacak, neleri konuşacağız merak ediyorum. Ama 2010 yılına ait bir gözden geçirme olsun diye, ilk 5 şirketi, pazarlama yöneticileri, stratejileri ve aldıkları oyları da aşağıda listeledim.

1. Vodafone (Gökhan Öğüt) ,4 – Liderle savaşta başarılı bir pazarlama stratejisi sergiledi. Rakibi direkt olarak hedef aldı. Markayı müşterilerin zihnine kazıdı.
2. THY (Faruk Çizmecioğlu) %9,3 – Globalleştirme yolunda reklam ve sponsorluklarla çok başarılı adımlar attı, kurumsal anlaşma sayısını 20 kata çıkardı. Doluluk oranlarını 4 puan artırdı.
3. Mey İçki (Çiçekten Becel) %6,3 – Tüketime yönelik içki kültürüyle ilgili çalışmaları başarılıydı. Entegre pazarlama iletişimini en iyi uygulayanlardan biriydi. Tüm markaları dünya klasmanında yer buldu.
4. Ülker (Ahad Afridi) %5,4 – Markaları yeniden konumlandırdı ve ‘Mutlu bir an’ sloganı altında birleştirdi. Dijital mecralarda yoğunlaşarak Ülker’in sosyal medyada ‘trendsetter’lar arasında algılanmasını sağladı.
5. Turkcell (Lale Saral Develioğlu) %5,1 – ‘Turkcell’in gücü, Turkcell’in çekim gücü’ cıngıllı reklamlar, tüketicinin içerik yaratması anlamında başarılıydı. 3G konusunda yarattığı farkındalıkla PR’da Golden Drum ödülünü aldı.

Kaynak: Özlem Aydın Ayvacı / Capital

« Previous Page - Next Page » Scroll to top