Your search for sony returned 26 results.

Ekim Ayı Mobil Platformlar ve Uygulamalar Raporu


 

Distimo her ay mobil dünyada olup bitenleri derlediği oldukça faydalı bir rapor yayınlıyor. Daha önceki sayılarının detaylarını Marketoloji’de de zaman zaman paylaştığımız bu raporda, hangi mobil işletim sistemi ne durumda, hangi mobil mağaza daha aktif, hangi uygulamalar daha popüler gibi önemli analizler yer alıyor.

Distimo’nun Ekim 2011 raporuna göre dünyanın en büyük markalarının %91’inin popüler işletim sistemlerinde uygulamaları bulunuyor. 18 ay önce bu oran, lisanslı uygulamaya sahip olma kriterine göre bile, %51’di. Markalar artık farklı uygulama mağazalarında uygulamalarının yer almasının öneminin farkına vardı. Rapora göre özellikle medya, iş dünyasına dayalı hizmetler ve otomotiv endüstrisi mobil uygulamaları en yaygın kullanan sektörler.

En büyük 100 global marka için halen açık ara en popüler uygulama mağazası Apple App Store. Ayrıca, markalar artık Symbian/Java destekleyen Nokia platformunda yer almaya sıcak bakmıyolar. Markaların çok büyük kısmı uygulamalarını ücretsiz olarak yayınlıyorlar. Amaçları uygulamalardan para kazanmak değil, marka bilinirliği çok daha önemli. Disney 636 uygulaması ile en fazla uygulaması olan marka, ikinci 285 uygulama ile Sony, üçüncü BMW. Uygulama sayısına göre ise platformlar arasında Apple iPhone pazarda lider. İkinci durumda yine bir Apple platformu iPad bulunuyor. Geçtiğimiz yıla göre büyük bir sıçrama yapan Android ise üçüncü durumda ve iPad ile arasındaki farklı kapatıyor.

Raporun tamamını buradan indirebilirsiniz.

Google Motorola’yı Satın Aldı, Yaşasın Android!


 

Google, yaklaşık 12.5 milyar dolar karşılığında Motorola‘yı satın aldı. Motorola, 2009 yılında üretimini Android’e odaklamıştı.

Android ekosisteminin güvenilir üreticilerinden Motorola’nın satın alınması, Google ve Android tarafında ne anlama geliyor?

1. Google, halen akıllı telefon pazarının en ‘seksi’ ürününün iPhone olduğunun farkında. Rekabet için yazılımdan cihaza, tam hakimiyet gerektiğini biliyor.

2. Motorola’nın satın alınmasından sonra, Android’in sonsuza dek açık kalacağı açıklandı. HTC, Samsung, LG, Sony Ericsonn ve diğer Android cihaz üreticileriyle stratejik paralellik sürüyor. (Satın almadan sonra diğer Android cihaz üreticilerinden yükselen sesler, pozitif.) Yine de Google’ın, Motorola üzerinden iPhone’u sallayacak bir cihaz üretmeye niyetlenmesi halinde, Android pazarında Motorola’nın öncelikleneceğini tahmin etmek güç değil.

3. Patent. Yeniliğe bu kadar ihtiyaç duyan bir pazar için önemli bir kelime. Android’in, özellikle Apple+Microsoft+Oracle tarafından patent hususunda zorlandığı biliniyor. Motorola’nın 14.000’in üzerinde onaylı, 6.000’in üzerinde onay için bekleyen patenti mevcut. Google, yakın bir geçmişte patent saldırılarına karşı koymak için Nortel‘i satın almak istemiş ancak başaramamıştı.

Apple’ın özel ve muhafazakar yazılım & patent duruşuna Google, Android’i açık tutarak ve akıllı cihaz üretiminde aktif davranarak karşılık vermek istiyor. Motorola satın alımını agresif bir hamleden ziyade, atılması gereken bir adım olarak değerlendirmekte yarar var.

Dünyaca Ünlü Hacker Grubu Anonymous’tan Türkiye Operasyonu!


 

BTK’nın şifreleme sistemi 22 Ağustos’ta yürürlüğe girecek… Ancak Anonymous buna izin verecek mi? Vermeyecek gibi gözüküyor, çok A30-327 exams da iyi oluyor. Türkiye internet sansürünün bu kadar ünlü bir gruptan protesto görmesi sevindirici. Şimdiden Türkiye İnternetime Dokunma yürüyüşünü tanımayan tüm basın konuya -mecburen- geniş yer veriyor. Bakalım neler oluyor, Anonymous ne yapar?

2003 yılından bu yana eylemleriyle dünyanın gündemine oturan Anonymous oluşumunda hackerlar dışında eylemlere destek vermek isteyenler de saldırılara katılıyor ve kendi yazılım sistemlerini kurarak gruba üye olabiliyor. Reuters gibi global haber ajansların en popüler başlıklarında her zaman yer alan Anonymous, Sony’nin haksız olarak bir kişiye dava açmasını protesto etmek amacıyla kredi kartı bilgileri dahi her ayrıntıyı ele geçirmiş ve büyük olay yaratmıştı.

Şimdiki sert uyarı Türkiye’ye geldi. TİB ve Sağlık Bakanlığı sitelerine saldırılar yavaştan başladı. Bu gov.tr uzantılı adreslerle devam edecek. Guy Fawkes maskesini amblem C_TFIN52_64 olarak kullanan grup, internette yayınladıkları videoda “bizler anonimiz, bizler çoğunluğuz, affetmeyiz, unutmayız, Türk Hükümeti, bekle bizi!” diyorlar ve Youtube gibi sitelerinin yasaklanmasının yanlış olduğunu ifade ediyorlar.

Dünyadan sansüre karşı destek almak gurur verici. Belki gov.tr uzantılı siteler tamamen çökmedi, bir anda erişime engellenmedi ama olay yeterince ses getirdi ve hükümeti içten içe bir korku sardı: “Şimdi nereye saldıracaklar? Dünyadan tepki alıyoruz, olamaz! Basın her şeyi yazıyor, ne yapsak? Seçim öncesi oldu mu şimdi?” Belki yasaklar üzerinde Anonymous’un bir nebze etkisi olur. Yalnız benim en çok aklıma takılan sevgili Türk basını, eee şimdi sıkıyorsa yazmasınlar!

Sabancı Üniversitesi MBA Kulübü Pazarlama Sohbetleri


 

Sabancı Üniversitesi MBA Kulübü tarafından son 6 senedir geleneksel olarak düzenlenen Pazarlama Sohbetleri’nin 7.’si 5 – 6 Mart 2011 tarihlerinde düzenlenecek. Pazarlama ile yakından ilgilenen öğrencilere yönelik olacak bu organizasyonda önemli markaların yöneticileri tecrübelerini ve tavsiyelerini paylaşacak. Aldığımız bilgiye göre söyleşilerin yanı sıra vaka çalışmaları ve çeşitli aktiviteler de olacakmış. Katılmak isteyen arkadaşlar buradaki formu doldurabilirler. Etkinlik tüm üniversite öğrencilerine açık, katılım ve ulaşım ücretsiz, ayrıca etkinlik sonunda katılımcılara sertifika da verilecekmiş (öyle dediler :) ).

5 Mart Günü programı:

10.30 – 11.00 Açılış Konuşması, Burçin Bozkaya (Sabancı Üniversitesi MBA Direktörü)
11.00 – 12.00 Finansbank (En kısa zamanda açıklanacak.)
12.00 – 12.15 Eti ve Starbucks’la Mola
12.15 – 13.15 Henkel, Can Altıok (Yapı Kimyasalları & Yapıştırıcılar Kıdemli Ürün Müdürü)
13.15 – 14.15 Yemek Arası
14.15 – 15.15 Vodafone (En kısa zamanda açıklanacak.)
15.15 – 15.30 Eti ve Starbucks’la Mola
15.30 – 16.30 GSK, Sema Buluç (Tüketici Sağlığı Ürünleri Grup Marka Müdürü)

6 Mart Günü programı:

11.00 – 12.00 Sony, Murat Gebeceli (Cyber-Shot ve Alpha Ürün Müdürü)
12.00 – 12.15 Eti ve Starbucks’la Mola
12.15 – 13.15 Reckitt Benckiser, Ahmet Topçuoğlu (Finish Kategori Müdürü)
13.15 – 14.15 Yemek Arası
14.15 – 15.15 Mey İçki, (Binboa Ürün Müdürü)
15.15 – 15.30 Eti ve Starbucks’la Mola
15.30 – 16.30 Loreal, Görkem Yurtlu (Vichy Ürün Müdürü)

Kampüse ulaşım için Kadıköy ve Taksim’den kalkacak ücretsiz servisleri kullanabilirsiniz.

Cumartesi Günü:

Kadıköy Servisi:
Kalkış saati: 09.00
Yeri: http://goo.gl/ZMsNM

Taksim Servisi:
Kalkış saati: 08.45
Yeri: http://goo.gl/KUE4y

Pazar Günü:

Kadıköy Servisi:
Kalkış saati: 10.00
Yeri: http://goo.gl/ZMsNM

Taksim Servisi:
Kalkış saati: 09..45
Yeri: http://goo.gl/KUE4y

Arabayla ulaşım: http://goo.gl/1umlJ

Sorularınız ve görüşleriniz için: su-mbaclub@sabanciuniv.edu
 

Gazelle ile Elinizdeki Ürünü Anında Satın


 

Fastcompany’nin bu ayki sayısında Gazelle‘in tanıtımı dikkatimi çekti. Şirketin geçtiğimiz yıl çizdiği başarılı grafiğin arkasında güzel düşünülmüş bir sistem yatıyor. Bu sisteme doğa ile barışık bir anlayış da dahil.

Gazelle’in temel işlevi, bizden kullanmadığımız elektronik eşyaları satın almak. Bize önerdiği fiyat ise belli bir hesaplamadan sonra ortaya çıkıyor. Bu hesaplamayı, patentini alma aşamasında oldukları bir algoritma ile yapıyorlar. Örneğin, Sony Play Station 3’ünüzü satmak istiyoruz. Sitede ürünü bulduktan sonra karşımıza küçük bir form çıkıyor. Formda ürünün düzgün olarak çalışıp çalışmadığı, ortalama durumu, kablolarının, adaptörlerinin yanında olup olmadığı gibi sorular soruluyor ve bu soruların cevaplarına göre sistem size bir fiyat öneriyor. Bu fiyata ürününüzü Gazelle’e satabiliyorsunuz. Formun hemen altındaki grafikten de aynı ürünün satış fiyatının grafiğini görebiliyorsunuz. Bu da aslında bu ürün için ikinci el pazarındaki durumu gösteriyor diyebiliriz. Gazelle, bizden aldığı ürünü 1 hafta içinde değerlendiriyor ve bizim verdiğimiz bilgilerin doğruluğunu teyit ettikten sonra ödemeyi yapıyor. Ürün çalışır vaziyetteyse, varsa içindeki kişisel bilgileri silerek, çeşitli dağıtım kanallarıyla ürünü satıyor ve ürünün ömrünü uzatıyor. Eğer çalışır vaziyette değilse ürünü geri dönüşüm sürecine dahil ediyor.

Şirketin yaptığı aslında bizi ikinci el ürün satmak için eBay’de hesap açıp, ürünü sergileyip, açık arttırmayı bekleyip, doğru fiyata geldiğinde satma külfetinden kurtarmak. Elinizde birden fazla ürün varsa, satış daha da avantajlı hale geliyor.

Play Station’dan Wii’ye Karşı ‘Move’


 

Play Station Move geçtiğimiz haftalarda harekete duyarlı oyun controllerı Move’u tanıttı. Dublin’de Move için açtıkları demo mağazasında deneme fırsatı bulduğum controller, açıkçası benim gibi bir konsol hastasını tatmin edemedi. Gerçi beni harekete duyarlı oyun konsolları ezelden beridir tatmin edemiyor. Wii’nin ortaya çıkardığı bu sistem birçok insan tarafından çok sevilmiş, Wii’yi en çok satan konsol yapmıştı. Marketoloji’de yazdığım ilk yazı da aslında Wii ile PS3’ün kıyaslamasıyla ilgiliydi. (Bkz: PS3 vs Wii – Biz de Karşılaştıralım). Tıpkı Move gibi, XBOX’ın da harekete duyarlı Kinect’i tanıttığını belirtelim. Kinect’in Wii ve Move’dan farkı ise herhangi bir controller kullanmamanız. Televizyonun alt veya üst kısmına yerleştirilen Kinect’in içinde bulunan kameralar oyuncunun tüm hareketlerini algılayabiliyor ve herhangi bir cihaz kullanmasına gerek kalmadan oyun oynatabiliyor. Araba yarışı, bowling, futbol bu oyunlardan bazıları. Kinect’in demo mağazasında da bu cihazı deneme fırsatı bulmuştum ve açıkçası Wii ve Move’dan daha eğlenceli bulduğumu söylemeliyim.

Move için hazırlanan reklamlar ise gerçekten çok başarılı. Mesajı hem sevimli(!), hem de net bir şekilde veriyor. ‘İçimizdeki çocuğa’ vurgu ancak bu kadar güzel yapılabilirdi.

[HTML1]



[HTML2]


Sinema Reklamlarında Üçüncü Boyut


 

Aslında üç boyutlu yayın bu sene ortaya çıkan bir fenomen değil. Yıllar önce de bazı kanallar 10 dakikalığına da olsa üç boyutlu program yayınlayacaklarını anons ederler, hatta gazeteler de karton üç boyutlu gözlükler dağıtırdı.

Ancak internet kullanımının ve özgür içerik paylaşımının inanılmaz derecede yaygınlaşması, torrent ve rapidshare kullanımıyla film ve müziklere bireysel olarak erişip edinmemiz bu sektörlerde bir krize yol açtı. Sinema endüstrisi bu krizden şimdilik üç boyutlu yani 3D teknolojilerle bir çıkış yolu bulmuş gibi görünüyor. Özellikle James Cameron’ın Avatar filmi ve Oscarları toplaması, bu teknolojiyi kitlelere yaydı, şu anda tüm iyi sinema salonlarında en az bir 3D film gösterimde.

Bu olgunun pazarlama yanı ise kendini şimdilik yayınlanan reklamlarda gösterdi. Bir salon dolusu gözlüklerini takmış meraklı izleyiciye elbette klasik sinema reklamlarını göstermek yerine vizyon sahibi tüm markalar üç boyutlu reklam filmlerine geçiş yaptılar. “Aman bizim de üç boyutlu reklamımız olsun” diyerek aceleye getirilmeyip iyi hazırlandıkları takdirde görsel olarak etkileri de katlanıyor bu reklamların.

Kişisel olarak benim izlediklerim Coca-Cola, Maximum kart, Flexi kart, Mac fitness ve Sony’ye aitti. Bunların arasından Mac, sinema izleyicisini hedef kitlesine tam olarak oturtan iyi bir strateji izliyor ancak reklamı özensizdi. Eski sinema reklamının üzerine logonun ve sloganların üç boyutlu olarak eklenmesiyle elde edilmişti. Temelden üç boyutlu çekilen bir reklamla çok daha büyük bir etki yaratabilir. En başarılı ve en etkili bulduğum ise Sony’nin 3D televizyonunun reklamıydı. Gerçekten etkileyici görüntüler kullanılan reklamın bir şansı da reklam için kullanılan teknolojinin aynı zamanda reklamı yapılan ürün olması, yani 3D konseptini her anlamda desteklemesi.
[HTML1]

« Previous Page - Next Page » Scroll to top