Your search for pazarlama stratejisi returned 31 results.

Samsung Galaxy: Farklılaştırma Stratejisi


 

Akıllı telefon pazarında Samsung başından beri çok önemli bir oyuncu. Ancak bu alandaki başarı kriterlerini dizayn ve işletim sistemi olarak belirlersek, dizayn konusunda Apple’a karşı büyük bir dava kaybederek; içerik konusunda da htc gibi zengin Android uygulamalarından faydalanabildiğimiz gelişmiş cihazlara karşı pazar payı kaybederek en büyük oyuncu olamadı.

En önemli üç pazarlama stratejisinden market penetration, yani pazara nüfuz etme konusunda sıkıntı yaşandı. Bir diğer seçenek niche marketing, yani niş zevklere hitap eden küçük bir oyuncu olmaksa Samsung’un tercihi ve üretim metodlarıyla uygun bir yol değildi. Bu durumda differentiation, yani farklılaştırma adına Samsung Galaxy Note’un tasarımı, özellikleri ve özellikle reklamları başarılı bir yol izledi; yaratıcılık!

Resimlerle, fotoğraflarla, videolarla oynamak, grafikleştirmek. renklerden, tasarımlardan faydalanmak Galaxy Note ve Tab reklamlarında öne çıkan faktörler oldu ve başarılı bir farklılaştırma noktasına temas etmiş oldular. İşte reklamlardan bu stratejiye dair seçmece kareler:

Red Bull Stratos-Felix Baumgartner: Pazarlama Görevi Başarıyla Tamamlandı


 

Red Bull olağandışı pazarlama stratejilerinde -14 Ekim 2012- tarihi itibariyle zirveye çıktı, hatta uzaya…

1969-Avusturya doğumlu Felix Baumgartner ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan Roswell kenti yakınlarında, 850 bin metreküplük helyum balonunun taşıdığı kapsülle stratosfer katmanına çıktı ve 39 bin metre yükseklikten kendini dünyaya bıraktı! 1960 yılında Joe Kittinger ‘in 4 dakika 36 saniyede, 31 bin 333 kmden uzaklıktan dünyaya atlayış rekorunu kıran Baumgartner, Redbull sponsorluğunda skydivingin bir numaralı ismi oldu. Atlayışla kan basıncı artışı, beyin damarları hasarı, kanamalar gibi pek çok riski de göze alan sporcu, Red Bull’un aldığı önlemlerle dünyaya sağ salim ayak bastı.

http://www.youtube.com/watch?v=BjvmykjUfLU

Youtube Redbull Channel, Redbull Facebook ve Redbull Twitter hesapları üzerinden canlı olarak tüm dünyadan izlenen Red Bull Stratos etkinliği ile “Redbull Kanatlandırır” mottosu bir iddia olmaktan çıktı. Felix’in atlayış sonrası ilk tweeti “görev tamamlandı” oldu. Böylece; dijital pazarlama, event marketing, (bir çeşit) gerilla pazarlama, katılımcı pazarlama, sosyal medya entegrasyonu sağlandı. Olay öncesinde http://www.redbullstratos.com adresi ve youtube üzerinden deneme atlayışları, gidişat paylaşılarak merak ve tansiyon yükseltildi.

Spor ve enerji buluşmasında tabuları yıkan pazarlama anlayışıyla Red Bull, bir sponsorluğun nasıl uç noktalara taşınabileceğini de tüm dünyaya gösterdi. Extreme sporların vazgeçilmez markası Red Bull, Antartika atlayışları, Flugtag, bisiklet şovları derken skydiving ile kendini aştı.

Enerji içeceği dediğimizde tüketiciyi, spor, seks ya da gece hayatı ile vurabilirsiniz. Mesela Burn reklamlarından da hatırlayacağınız gibi cinsellik temasını ön plana çıkartır. Ama tabi reklamları ne kadar yaratıcı olsa da bu basit bir strateji. Red Bull- Vodka şeklinde bir içecekle gece hayatına hakim olan Red Bull spor-enerji içeceği bağdaştırmasında rakip tanımıyor. Freefall, live jump etkinliğiyle bunu bir kez daha gördük.

Redbull her zaman extreme sporlarla marka kimliğini ön plana çıkardı. Enerji verir mesajını, eğlenceli ve ilginç yollarla hedef kitlesine aktardı. Bugün tüm dünya Redbull konuşuyor diyebiliriz. WOM (word of mouth-ağızdan ağıza pazarlama) gücünü bu denli iyi kullanabilmek de ayrı bir başarı. Elbette bu işler fazlasıyla büyük bütçeli, bu yüzden ürün fiyatı yükseklerde. Konumlandırma üst segmentlerde gezinirken, fiyatı düşük tutmak zaten bir çelişki oluştururdu. Fiyat stratejisi de 10 puan aldı diyebiliriz.

Şimdi merak ettiğim Redbull’un hedef kitlesini tatmin etmek için bir sonraki hamlesi ne olacak? “Adamlar uzaya çıktı, daha ne yapsınlar?”demeyin, eminim geleneksel pazarlamayı alt üst eden, yaratıcı bir etkinlik sırada, bizi bekliyor :)

Detaylar, videolar, Felix biyografisi için www.redbullstratos.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

2010'da Pazarlama Stratejilerinde Neler Oldu?


 

2011 yılına girmemize neredeyse bir ay kalan şu günlerde, basında 2010 yılına ait değerlendirmelerde artmaya başladı. 2010″da şirketlerimiz hangi pazarlama stratejileriyle ön plana çıktı diyorsanız, cevabını ben Capital Dergisi’nde, Özlem Aydın Ayvacı’nın yazısında buldum. Pazarlama dünyasında çalışan profesyonellerin, ve akademisyenlerin yaptığı çalışmayla, 2010 yılında öne çıkan 40 pazarlama yöneticisini oylamışlar. Bunların %1’in üzerinde oy alanlar da başarılarıyla birlikte yazıda verilmiş. Pazarlama yöneticileri ve 2010 pazarlama stratejilerinden önce, 2010’da pazarlamada neler değişmiş önce onları anlatayım.

Jack Trout’a göre ‘2010’un en önemli pazarlama trendi ‘değer’satmaktı.’ diyor yazıda. Sadece bir ürünün ya da servisin maddi değeri, alabilme gücü, ihtiyacı karşılayabilmesinden farklı şeyler arar oldu müşteriler, işte bu yüzden aslında, marka yönetimi daha da önem kazandı. Marketoloji.com’da da sıklıkla söz ettiğimiz sosyal medya trendi, yazıda 2010’u sosyal medya’nın yılı olarak gösteriyor. Pazarlama gurusu Al Ries’ın ‘Her yer Twitter,Facebook ve Youtube’dan bahsediyor. ‘Eğer bir şirket sosyal medyada yer almazsa başarısız olur’ duygusu bile yaratıldı. Medyanın bu ayağı büyümeye devam edecek.’ sözleriyle de sosyal medyanın pazarlama alanındaki gücü destekleniyor. Sosyal medyanın en önemli avantajının direkt geri bildirim olduğunu hep söyleriz. Yapılan herhangi bir aktivite Facebook ya da Twitter’da olumlu ya da olumsuz yorumlarla karşınıza çıkar. Özlem Aydın Ayvacı ‘2010’da artık tüketicinin markanın pazarlama stratejilerine casino online müdahale ettiği bir sürece girildi.’ diyerek bu noktaya değiniyor. Cüneyt Evirgen’in bu konu hakkında ise ‘Tüketicinin yarattığı medyaya karşı pazarlamacıların çok zor günler geçireceğini ve ‘müşteri şikayetlerinden faydalananların’ öne geçeceğini’ düşündüğünü söylüyor. Bunların hepsi birleştiğinde ise uzmanlar yeni pazarlama liderlerini, ‘Yeniliklere açık, tarafsız, dürüst, dinleyen, fark yaratmaya özen gösteren, analiz gücü yüksek, girişimci, küçük adımlarla başlayan ama büyük düşünen, sonuca odaklanan, geri bildirim alan bir lider’ olarak tanımlıyorlar.

2011’de ne gibi trendler olacak, neleri konuşacağız merak ediyorum. Ama 2010 yılına ait bir gözden geçirme olsun diye, ilk 5 şirketi, pazarlama yöneticileri, stratejileri ve aldıkları oyları da aşağıda listeledim.

1. Vodafone (Gökhan Öğüt) ,4 – Liderle savaşta başarılı bir pazarlama stratejisi sergiledi. Rakibi direkt olarak hedef aldı. Markayı müşterilerin zihnine kazıdı.
2. THY (Faruk Çizmecioğlu) %9,3 – Globalleştirme yolunda reklam ve sponsorluklarla çok başarılı adımlar attı, kurumsal anlaşma sayısını 20 kata çıkardı. Doluluk oranlarını 4 puan artırdı.
3. Mey İçki (Çiçekten Becel) %6,3 – Tüketime yönelik içki kültürüyle ilgili çalışmaları başarılıydı. Entegre pazarlama iletişimini en iyi uygulayanlardan biriydi. Tüm markaları dünya klasmanında yer buldu.
4. Ülker (Ahad Afridi) %5,4 – Markaları yeniden konumlandırdı ve ‘Mutlu bir an’ sloganı altında birleştirdi. Dijital mecralarda yoğunlaşarak Ülker’in sosyal medyada ‘trendsetter’lar arasında algılanmasını sağladı.
5. Turkcell (Lale Saral Develioğlu) %5,1 – ‘Turkcell’in gücü, Turkcell’in çekim gücü’ cıngıllı reklamlar, tüketicinin içerik yaratması anlamında başarılıydı. 3G konusunda yarattığı farkındalıkla PR’da Golden Drum ödülünü aldı.

Kaynak: Özlem Aydın Ayvacı / Capital

Birimiz Hepimiz, Hepimiz Bir Marka İçin: “Bütünleşik Pazarlama İletişimi”


 

PR’ ından reklamına, pazarlamasından satışına “bizim” sektörde kime sorsanız kendi çalıştığı, emek verdiği iş önce gelir. Reklam pazarlamanın %90’dır diyenler, PR olmasa saygınlığınızı asla sağlayamayacağınızı iddia edenler, bir ürünün sabaha kadar reklamını yapın rafta bulamazsanız ya da orda olması gerektiği yerde durmazsa kimse almaz diye haykıranlar…

Aslında -satış, pazarlama, reklam, PR- bunların hepsi birlikte hareket ederse ve aynı strateji üzerinden ilerlerse mutlak başarı mümkün. Ve tabi ki en önemlisi diye bir mevzu yok! İşte bunun için ille de bütünleşik pazarlama iletişimi (integrated marketing communication) diyoruz ya!

PR sakince güven verir, alt yapı hazırlar; reklam bağıra çağıra eğlenceyle karışık bilinçaltınıza işlerken satın alma davranışı oluşturur; raf oyunları çekicidir, satış noktasında sizi vurur ama bunların hiç biri pazarlamanın yüzde bilmem kaçı etmez! Çünkü birlikte değer kazanırlar. Marketing ise sadece reklam veya PR değildir.

Düşünsenize Nivea sadece reklam yapıyor ya da BMW sadece PR. O zaman bu markaları böyle yüksek imajlarla anabilir miydik?

BMW yeni serisini çıkaracak, outdoordan televizyona havalı bir reklam kampanyası yapacak, sonra ne kadar sattı, ekonomiye katkısı nedir, CEO hangi programda konuşsun halkla ilişkiye girsin karar verilecek, e haliyle bu üst segment araba Fikirtepe’ de satılmayacak. İşte şimdi oldu! Konseptin hakkını ancak bu yolla veririz.

Nivea’ya gelince; o güzel, görünce hemen tanıdığımız kızları yine ekranda göreceğiz, hemen akabinde kadınlar özelinde bir sosyal sorumluluk projesi, raf strateji söz konusu olunca da Nivea marka güzellik ürünleri hep gözümüzün hizasında olacak, asla Hobby ya da Duru gibi ayaklarımızın altında değil. Dağıtım kanalındaysa belki BİM’de değil ama Nivea, Migros’ta hep başköşeye oturacak.

Elbette Starbucks gibi “customization” (kişiselleştirme) stratejisiyle ilerleyen markalar var. Televizyon reklamı değil PR’ı tercih etseler de “ev ve iş yerlerinden sonra ikinci adresiniz” iddiasını mağaza dizaynı, broşürler, afişler, haber çalışmalarına hatta bardaklara, muglara kadar hissedebilirsiniz. Yani yine bir bütün halinde, tek stratejiyle…

Kim ne derse desin yıllarca konuşulan kampanyalar; reklam ajansı, PR ajansı, marka-pazarlama ekibi, satışın itici gücü birlikte ilerlese ortaya çıkıyor ve en can alıcısı ise yalnızca doğru ve bir konseptle.

Hatırlanmayan şeylerle zaman kaybedip, değersiz bir marka olarak dağılmak istemiyorsanız, doğru konsepti yakalayın, verin ajanslarınıza briefi, güzel güzel aynı strateji üzerinden çalışsınlar, iyi işlerle başarıyı yakalayın, benden söylemesi :)

Etnik Pazarlama Nedir?


 

Yukarıdaki sunum “Etnik Pazarlama” hakkında bildiklerinize kesinlikle çok şey ekleyecektir. Sunumu hazırlayıp Slideshare’de paylaşan Kerem Karabayır’a teşekkürlerimi buradan iletiyorum.

“Etnik Pazarlama” hakkında ilgi çekici noktalar ise şunlar;

  • Etnik Pazarlama nedir: Etnik Pazarlama bir ürün veya ürün grubunun belirli bir etnik gruba yönelik olarak pazarlanmasıdır. Aynı ürünün farklı etnik gruplar için farklı şekilde sunulması da, bir ürünün belirli bir etnik grup için bazı özellikleriyle farklılaştırılması da Etnik Pazarlama’ya örnek oluşturabilir. Etnik Pazarlama, pazarlamaya yeni bir yorum katmaz. Pazarlamanın en bilindik özelliklerinden biri olan segmentasyon unsurunu kullanarak hedef kitlesini belirler. Bu hedef kitlesi de bir ülkede azınlıkta bulunan etnik gruplardır.
  • Etnik Pazarlama ne değildir: Etnik Pazarlama, sadece dil değiştirerek yapılabilecek kolaylıkta bir pazarlama türü değildir. Bazen politik hassasiyetler ve konunun basında yaratacağı yankılar, bazen de niş bir pazarlama stratejisi hazırlamanın genel zorlukları Etnik Pazarlamanın önemli noktalarını oluşturur.
  • Etnik Pazarlama yapmadan önce dikkat edilmesi gerekenler: İlk olarak “etnisite derecesi”, yani etnik grubun ortak kültürden kopukluk oranı. Etnik Pazarlama yapılacak grubun alım gücü ve pazarın parasal büyüklüğü. Sosyolojik ve demografik araştırmaların sonuçları.

Türkiye’nin etnik kimliği ile ilgili ortada resmi rakamlar yok. Internette bulduğum rakamlara göre %86 Türk, %8 Kürt ve %1 kadar da Çerkes, Arap ve Zaza var. Kürt açılımının gündemde olduğu şu sıralar Türkiye’de bir Etnik Pazarlama kampanyasına girişmek politik gelişmeler nedeniyle riskli olur gibi geliyor bana. Şu da var ki, dünyada artık politikaya yön veren en önemli unsur olarak ekonomi gösteriliyor. Türkiye’deki etnik kimliklere yönelik pazarlama faaliyetlerinin sonucunda şirketler önemli gelirler sağlamaya başlarsa bu açılım olarak adlandırılan harekete de bir katkıda bulunabilir gibi geliyor bana.

Kızların Erkeklere Serzenişi Modaya Yansırsa :)


 

Baskılı t-shirtler, bu yılın kadın modasına eğlenceli bir bakış açısı getirirken; Instagram, Twitter gibi sosyal medya kanallarında kızların erkeklere mesajlar gönderdiği hatta daha günlük bir dille laf soktukları mesajları içeriyor. Sosyal medya ikili ilişkiler çatışmaları resmen modaya gelmiş, pazarlama stratejisi olarak karşımıza çıkmış. Çok akıllıca. Artık t-shirtlerimizle de laf sokup, güçlü görünebiliriz :)

“Drama Queen, I Hate U!, I am selfish!” Zara, Twist, Pull&Bear’da bulabileceğiniz bazı örnekler. Kadınların güçlü ve seksi duruşu zaman zaman bu şekilde modaya yansıyor. “Nasıl hissediyorsan öyle giyin” taktiği de cabası. Sosyal medya izlenimleri-gözlemleri, moda ve pazarlama bir arada, daha ne isteriz?

Best vs. Best


 

THY uzun süredir başarılı bir pazarlama stratejisi yürütüyor. Kevin Costner’la başlayan marka reklamında dünyaca ünlü insanları kullanma planı, THY’nin yeni pazarlama algısı sayesinde takip eden yıllarda daha da gelişerek büyüdü. Bu doğrultuda benimsenen konsept ise -daha fazla kişiye ulaşabilmek adına- “spor” odaklı sponsorluklar yapılması (Manchester United, Barcelona) ve ünlü sporcularla marka elçisi olarak anlaşmalar yapılması (Kobe Bryant, Lionel Messi) üstüne kuruldu.

Bu pazarlama ve reklam sürecinin en son bombası ise Messi-Kobe odaklı THY reklamı oldu. Uzun süredir izlediğim en hoş reklamlardan biri ve bana göre diğer Manchester, Barcelona, Kobe reklamlarının tamamının üstünde bir çizgiye sahip. Futbol vs. Basketbol gibi hakkında çetrefilli tartışmaların döndüğü bir konuda, bu iki spor türünün dünyadaki en iyi temsilcilerini karşı karşıya getirmek tek kelimeyle muazzam bir durum. Üstelik reklam; ünlüleri kullanma biçimi, yerinde mizah, istenilen marka imajını vermesi gibi etmenlerde de oldukça başarılı.

Reklam henüz birkaç gündür yayında olmasına rağmen şimdiden Youtube’da milyonlarca tıklanmaya ulaştı ve eminim ilerleyen haftalarda da bu izlenebilirlik ve reklamdan bahsedilme (konuşulabilirlik) oranı giderek artacaktır.

Not: Bu arada dikkatimden kaçmadı. Messi reklamda daha donuk gözükürken, Kobe Bryant Hollywood’dan alışık olsa gerek, mimiklerini inanılmaz rahat kullanıyor :)

Next Page » Scroll to top