Your search for pazarlama returned 235 results.

Ve Pazarlamanın Elli Tonu!


 

Christian Grey fenomenini duymayan kalmamıştır. Yakışıklı, ukala, zengin ve başarılı iş adamı hayali sapkın cinsel isteklerle birleşince Grinin Elli Tonu üçlemesinin bestseller olması çok normal. Dikkat çekici bir konu olduğu kesin, ancak kitabın pek çok sektöre yaptığı zincirleme pazarlama etkisi daha ilginç.

E. L. James’in yazdığı Grinin Elli Tonu’ (Fifty Shades of Grey) üçlemesi, marttan bu yana Amerika’da 20 milyon, dünyada 50 milyon satış rakamına ulaştı. Muhafazakar ve kitap okumaya gönülsüz ülkemizdeyse ilk satış günü 10 bin gibi müthiş bir satış rakamı karşımıza çıktı.

Üçlemeyi henüz bitirmiş biri olarak, tek kitapta her şey olup bitebilirmiş, edebi değer zaten sıfır diyebilirim. Kitabın başrollerini ise Audi, Agent Provocateur ve Versace paylaşıyor! Bir yere kadar ürün yerleştirme çok normal ama gerçek bir abartı söz konusu.

Şimdi gelelim “bu kitap niye yazıldı ve satış rekoru kırdı?” konusuna…

Bana göre bu kitap baştan beri sadece pazarlama, satış için yazıldı hatta kitabı Audi’nin yazdırdığına dair şüphelerim var :) Kitap satışında ilk etki ise elbette WOM (word of mouth/ ağızdan ağıza pazarlama). Kitap ilk önce, ABD’de, e-kitap olarak yayınlandı. İkinci nedene gelince; sıkılan, sıradan ve renksiz çiftlerin hayatına kattığı renk. Kim bilir kaç arkadaşımı kitapta yer alan seks oyun ve oyuncaklarını deneme heyecanıyla gördüm. Amaç kocayı, sevgiliyi mutlu etmekti… Sonuçta Grey hayallerin eşi, eve gelince çoraplarını fırlatmıyor, mandalina yemiyor ve televizyon izlemiyor ve her işi için bir hizmetlisi var. Burada okuyucuyu kitaba çeken nokta Ana’nın sıradan bir yaşam süren, normal bir kız olması. Rüyaların zirve yaptığı nokta.

Kaçınılmaz nedenlerden biriyse “seks satar” olgusu. İşin içine erotik oyuncaklar yerleştirmek, oyun odası, cezalandırma gibi şeyler girince olay farklı bir boyut kazanıyor. Ancak kitapta bulunan seks sahneleri gittikçe normale doğru ilerliyor ve Grey’in tabiriyle vanilya ilişkiye sonra da evliliğe dönüşüyor. Ancak kitap esas satışı nedeni cinsellikte bile gerçekliği yakalayamamış. Sado-mazo yaşam tarzını benimseyenlerin, itaatkar-efendi temasının bu derece yumuşak ve anlayışlı olamayacağını biraz araştırınca görebilirsiniz. Araya sıkıştırılan sosyal mesaj kaygısı işte burda yatıyor. Emniyet kemeri takmalar, sarhoşluktan ölünse cinsel ilişki esnasında korunmalar… Peki, sado-mazo Grey’e ne oldu? E pazarlama telaşıyla bir yere kadar tabi.

Gerçeklerden adeta bir fantastik eser kadar uzak olan kitabımsı Grinin Elli Tonu, kapaklarının birinde kravat, birinde kelepçe, diğerinde maskeyle karşımıza çıkıyor. Daha kapakta gizem başlıyor.

Şimdi sıkıcı hayatlar için hayal pazarlayan bu kitap, erotik shoplar, seksi iç çamaşırları ve (alabilenler için) araba satışlarında domino etkisi yaratacak. Kelepçe, kırbaç normale indirgenecek, bu yüzden özellikle Türkiye’de sakatlananlar dahi olabilir :)

Sıra filmde, gişe rekoru kıracağı kesin. Ancak size tavsiyem bu gerçek üstü kitabı okumayın, ciddi anlamda -cinsellik de buna dahil- hiçbir şey anlatmıyor, tuzak gibi. Bildiğiniz pazarlama tuzağı.

Pazarlamada Psikanaliz


 

Markaların pazarlama stratejileri ne kadar kapsamlı ve orijinal olursa olsun, eğer tüketicilerin kendi markalarını arzulamalarını sağlayamazlarsa ve “ürüne ihtiyaç duyma” güdüsünü müşterilere empoze edemezlerse süreç her zaman hüsranla sonuçlanıyor.

Dolayısıyla ürünü müşteriye pazarlamak, insan psikolojisiyle (duygu ve düşünceleriyle) doğrudan ilgili. Edward Bernays adlı zatı muhterem de -ki kendisi Freud’un öz be öz yeğeni olur.- halkla ilişkilerin (Publice Relations-PR) mucidi olarak pazarlama alanında tüketici algısını değiştirmek için psikanaliz yöntemleri ilk kullananlardan biri. Bernays’in teorileri temelde irrasyonel insan duygularının oluşturulması ve bu kontrol altında oluşturulan duygular sayesinde insanların vereceği kararların önceden planlanabilir hale getirilmesine dayanıyor. Bu yöntem büyük insan kitleleri için uygulandığında ise muazzam sonuçlar elde ediliyor.

Peki nedir bu irrasyonel duygu ve davranışlar? Örneğin; Bernays yaptığı kampanyalarla sigara içen kadınların, erkekler dünyasında bağımsız ve daha güçlü karakterler oluşturdukları izlenimini yarattı. Bunun için New York’ta daha önceden belirlenmiş lokasyonlarda, sigara içen güzel kızlar dolaştırıldı ve fotoğrafları çekilerek gazetelerde yayımlandı. O dönemki sigara paketleri yeşil olduğundan, yeşili moda haline getirmek için, tüm giysilerin yeşil olduğu büyük balolar düzenlendi. Dönemin ünlü dergilerinin destekleri kazanıldı. Tüm bu uğraşların sonunda 1940 ve 1950’li yıllarda kadınlar için sigara, özgürlük arayışının ve kendilerini ifade ediş tarzlarının bir sembolü olarak belirdi. Bu pazarlama aktivitelerinin sonucunda da Lucky Strike satışları %10’lardan %30’lara kadar yükseldi.

Bu tarz ilham verici ve doğrudan tüketici psikolojisine yönelik pazarlama hareketleri araba satışlarından, hazır kek yapım ürünlerine kadar geniş bir skalada uygulandı ve günümüzde de uygulanmaya devam ediyor. Bu tarz başarılı vakaların hepsinde ise uygulanan yöntem oldukça benzer. Akla hitap etmek yerine, müşterinin hissiyatına güvenmek ve duygusal bağlılığı oluşturmak… Başka bir deyişle, “Bu ürünü şu şu şu sebeplerden almanız gerek” tarzı bir yaklaşım yerine “Bu ürünü alırsanız iyi hissedeceksiniz.” şeklinde bir pazarlama anlayışı çok daha verimli oluyor.

Edward Bernays’in bu ve buna benzer ilham verici halkla ilişkiler projelerine yönelik detaylı bilgileri The Century of the Self (Benliğin Yüzyılı) belgeselini izleyerek öğrenebilirsiniz. 2002 yılında yayımlanan, BBC yapımı the Century of the Self, 4 bölümden oluşuyor ve tüketici psikolojisi, karar manipülasyon teknikleri gibi konularda hayranlık uyandırıcı örnekler sunuyor. Bence pazarlamaya ilgi duyan herkesin, kitle iletişimi ve halkla ilişkiler konularında birşeyler öğrenebilmek için  izlemesi gereken bir yapım.

Benliğin Yüzyılı belgeselini bu linkten izleyebilirsiniz.

Red Bull Stratos-Felix Baumgartner: Pazarlama Görevi Başarıyla Tamamlandı


 

Red Bull olağandışı pazarlama stratejilerinde -14 Ekim 2012- tarihi itibariyle zirveye çıktı, hatta uzaya…

1969-Avusturya doğumlu Felix Baumgartner ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan Roswell kenti yakınlarında, 850 bin metreküplük helyum balonunun taşıdığı kapsülle stratosfer katmanına çıktı ve 39 bin metre yükseklikten kendini dünyaya bıraktı! 1960 yılında Joe Kittinger ‘in 4 dakika 36 saniyede, 31 bin 333 kmden uzaklıktan dünyaya atlayış rekorunu kıran Baumgartner, Redbull sponsorluğunda skydivingin bir numaralı ismi oldu. Atlayışla kan basıncı artışı, beyin damarları hasarı, kanamalar gibi pek çok riski de göze alan sporcu, Red Bull’un aldığı önlemlerle dünyaya sağ salim ayak bastı.

http://www.youtube.com/watch?v=BjvmykjUfLU

Youtube Redbull Channel, Redbull Facebook ve Redbull Twitter hesapları üzerinden canlı olarak tüm dünyadan izlenen Red Bull Stratos etkinliği ile “Redbull Kanatlandırır” mottosu bir iddia olmaktan çıktı. Felix’in atlayış sonrası ilk tweeti “görev tamamlandı” oldu. Böylece; dijital pazarlama, event marketing, (bir çeşit) gerilla pazarlama, katılımcı pazarlama, sosyal medya entegrasyonu sağlandı. Olay öncesinde http://www.redbullstratos.com adresi ve youtube üzerinden deneme atlayışları, gidişat paylaşılarak merak ve tansiyon yükseltildi.

Spor ve enerji buluşmasında tabuları yıkan pazarlama anlayışıyla Red Bull, bir sponsorluğun nasıl uç noktalara taşınabileceğini de tüm dünyaya gösterdi. Extreme sporların vazgeçilmez markası Red Bull, Antartika atlayışları, Flugtag, bisiklet şovları derken skydiving ile kendini aştı.

Enerji içeceği dediğimizde tüketiciyi, spor, seks ya da gece hayatı ile vurabilirsiniz. Mesela Burn reklamlarından da hatırlayacağınız gibi cinsellik temasını ön plana çıkartır. Ama tabi reklamları ne kadar yaratıcı olsa da bu basit bir strateji. Red Bull- Vodka şeklinde bir içecekle gece hayatına hakim olan Red Bull spor-enerji içeceği bağdaştırmasında rakip tanımıyor. Freefall, live jump etkinliğiyle bunu bir kez daha gördük.

Redbull her zaman extreme sporlarla marka kimliğini ön plana çıkardı. Enerji verir mesajını, eğlenceli ve ilginç yollarla hedef kitlesine aktardı. Bugün tüm dünya Redbull konuşuyor diyebiliriz. WOM (word of mouth-ağızdan ağıza pazarlama) gücünü bu denli iyi kullanabilmek de ayrı bir başarı. Elbette bu işler fazlasıyla büyük bütçeli, bu yüzden ürün fiyatı yükseklerde. Konumlandırma üst segmentlerde gezinirken, fiyatı düşük tutmak zaten bir çelişki oluştururdu. Fiyat stratejisi de 10 puan aldı diyebiliriz.

Şimdi merak ettiğim Redbull’un hedef kitlesini tatmin etmek için bir sonraki hamlesi ne olacak? “Adamlar uzaya çıktı, daha ne yapsınlar?”demeyin, eminim geleneksel pazarlamayı alt üst eden, yaratıcı bir etkinlik sırada, bizi bekliyor :)

Detaylar, videolar, Felix biyografisi için www.redbullstratos.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Greenpeace’ten Yol Kesen Pazarlama!


 

Yorgun argın Beşiktaş meydandan taksiye ya da pasaja doğru film almaya giderken, yeşil t-shirtlü bir kaç gülümseyen surat bana doğru yaklaşıyor… “İyi akşamlar Greenpeace’i duydunuz mu, beş dakikanız var mı?” Eve dönüş korku filmine dönüşürken, yeşil bir örgüt benim için Hulk’a dönüşüyor!

Greenpeace’i yaratıcı reklamlarıyla, ilginç gerilla marketing etkinlikleriyle her zaman güzel güzel takip etsem de şu yol kesme olayını böyle bir STK’ya (Sivil Toplum Kuruluşu) bir türlü yakıştıramıyorum. Bir kere ilk soru oldukça hatalı; bu kadar bilinen bir marka, örgüt, logo ve bizi duydunuz mu? Yok duymadım, bu dünyadan değilim ben (!) Üstelik hayranlıkla izlediğim etkinlikler sokağa dökülüyor, marka değeri düşüyor. Beş dakikamızı ayırdığımız zamansa, Greenpeace sıkıcı bir şekilde anlatılmaya başlanıyor ve para desteği isteniyor. Hepimiz biliriz ki bir STK’ya maddi destek vermeye karar verdiğimizde güvenmek isteriz ve güven sokakta oluşmuyor. Aksine son derece basit bir algı var. Mendil satan çocuklar gibi.

Şimdi bu harika reklam kampanyalarını yapan örgütle sokaklara düşen Greenpeace aynı mı? Bence bu iki dünya çok farklı ve STK’ların da bir gururu olmalı. Elbette doğayı koruyalım, destek verelim, küresel ısınmanın etkilerini azaltalım ama yolu bu değil. İmaj düşürmekten başka pek bir işe yarayacağını pek sanmıyorum.

Pazarlamaya Canımız "Feda"


 

Bir gün uyandık ve hayatımızda Feda vardı. Öyle damdan düşer gibi. Sosyal medya istilası, 30 TL değerinde t-shirtler ve onu gururla üzerinde taşıyan Beşiktaş taraftarı, takım için bestelenen şarkılardan oluşan bir albüm.

Burada bir spor kulübünün borçları yüzünden taraftarından destek istemesinden çok, başarılı bir pazarlama projesi görüyoruz.

Beşiktaş Feda kampanyasında ilk kullanılan yöntem “WOM” oldu. Yani ağızdan ağıza pazarlama. Hikaye şuydu; BJK”nın kurucusu Şeref Bey son nefesini verirken “Feda” demişti. Tabi bu hikayeyi 1903 yılında kurulan bir takımdan yeni öğrenmemiz ilginç. Sanırım kötü günler için saklamışlar :)

İkinci yöntem normal standartlara göre pahalı sayılan Feda T-shirtlerinin satışa sunulmasıydı. Bence burada esas hedef t-shirt satışı değil “loyalty” yani sadakat yaratmaktı. Hiç bir maç kazanamasak da, takım kötü oynasa da renklere canımız feda mesajı. Ve böylece kombine satışlarında hiçbir şekilde düşüş yaşanmayacaktı. Taraftarın takıma küsmesi engellendi.

Albüm ise taraftara; “sizin için her şeyi düşündük, bakın Online casino US ünlü şarkıcılar da destekçimiz, size tribünde söylenecek besteyi bile hazırladık. Daha ne istiyorsunuz?” imajını yaratmanın bir yoluydu.

Sosyal medya ayağına gelince çok uzun bir süre BJK”yı trending topic yapmaya yetti. Artık Feda”yı duymayan kalmadı.

Yalnız BJK, futbolcularına milyonlar dökerken bu Feda sömürüsü benim hiç hoşuma gitmedi. Bildiğiniz acındırma içerikli bir kampanya, belki de olmayan bir hikaye, milyonlarca kişinin saçma bir t-shirte 30 TL vermesini sağladı. Sonuç başarılı ama bence hiç etik değil. Keşke Çarşı Feda”ya da karşı olsaydı, takım yine başka türlü destek alabilirdi, tribün boş kalmazdı, kombine satılırdı. Kimseyi kandırmaya gerek yoktu. Sonuç olarak kampanya marketing açısından iyi ama Seda Feda”ya karşı :)

Heat Map nedir? Pazarlamada Nasıl Kullanılır?


 

Heat Map’in ekşisözlükteki tanımı şu şekilde: “iki boyutlu bir grafik üzerinde bir değişkenin değerlerinin farklı renklerle işaretlenmesiyle oluşan grafik türü”. Tanım üzerinden gidersek pek anlam ifade etmiyor açıkçası. Ancak iki örnek üzerinden giderek kısaca özellikle Heat Map’ten bahsetmek istiyorum.

Heat Map sayesinde web sayfası üzerinde kullanıcıların en çok hangi noktalara odaklandıklarını görebiliyoruz. Böylelikle, dikkat çeken alanların ne olduğunu tespit ederek tasarımı optimize edebiliyoruz. Bu noktada, sadece web sayfalarında değil, reklamlarda kullanılan görseller de heat mapler sayesinde çok daha etkili hale getirilebiliyor. Aşağıdaki örneği inceleyelim:

Görsellerde kırmızıya doğru odağın arttığını öncelikle belirtelim. Soldaki reklam görselinde tüketiciler bebeğin yüzüne odaklanmış iken, yazılara ve markaya fazla dikkat edilmemiş görünüyor. Ancak sağdaki reklam görselinde, tüketiciler bebeğin yüzüne, yazının büyük kısmına ve markaya odaklanıyor. Fark, aslında temel olarak bebeğin yazıya bakması çünkü hepimiz öncelikle bebeğe, daha sonra bebeğin baktığı noktaya odaklanıyoruz. Bu da verilmek istenen mesajın aktarımını kuvvetlendiriyor. Bu uygulamanın özellikle bir Facebook sayfasının açılış sekmesinde kullanıldığı örnek çok hoşuma gitti. Bacardi Limited’ın Champions Drink Responsibly sayfasının açılış sekmesinde dünyaca ünlü tenisçi Rafael Nadal’ı görüyoruz. Peki Nadal, nereye bakıyor dersiniz?

Sabancı Üniversitesi MBA Kulübü Pazarlama Sohbetleri


 

Sabancı Üniversitesi MBA Kulübü tarafından son 6 senedir geleneksel olarak düzenlenen Pazarlama Sohbetleri’nin 7.’si 5 – 6 Mart 2011 tarihlerinde düzenlenecek. Pazarlama ile yakından ilgilenen öğrencilere yönelik olacak bu organizasyonda önemli markaların yöneticileri tecrübelerini ve tavsiyelerini paylaşacak. Aldığımız bilgiye göre söyleşilerin yanı sıra vaka çalışmaları ve çeşitli aktiviteler de olacakmış. Katılmak isteyen arkadaşlar buradaki formu doldurabilirler. Etkinlik tüm üniversite öğrencilerine açık, katılım ve ulaşım ücretsiz, ayrıca etkinlik sonunda katılımcılara sertifika da verilecekmiş (öyle dediler :) ).

5 Mart Günü programı:

10.30 – 11.00 Açılış Konuşması, Burçin Bozkaya (Sabancı Üniversitesi MBA Direktörü)
11.00 – 12.00 Finansbank (En kısa zamanda açıklanacak.)
12.00 – 12.15 Eti ve Starbucks’la Mola
12.15 – 13.15 Henkel, Can Altıok (Yapı Kimyasalları & Yapıştırıcılar Kıdemli Ürün Müdürü)
13.15 – 14.15 Yemek Arası
14.15 – 15.15 Vodafone (En kısa zamanda açıklanacak.)
15.15 – 15.30 Eti ve Starbucks’la Mola
15.30 – 16.30 GSK, Sema Buluç (Tüketici Sağlığı Ürünleri Grup Marka Müdürü)

6 Mart Günü programı:

11.00 – 12.00 Sony, Murat Gebeceli (Cyber-Shot ve Alpha Ürün Müdürü)
12.00 – 12.15 Eti ve Starbucks’la Mola
12.15 – 13.15 Reckitt Benckiser, Ahmet Topçuoğlu (Finish Kategori Müdürü)
13.15 – 14.15 Yemek Arası
14.15 – 15.15 Mey İçki, (Binboa Ürün Müdürü)
15.15 – 15.30 Eti ve Starbucks’la Mola
15.30 – 16.30 Loreal, Görkem Yurtlu (Vichy Ürün Müdürü)

Kampüse ulaşım için Kadıköy ve Taksim’den kalkacak ücretsiz servisleri kullanabilirsiniz.

Cumartesi Günü:

Kadıköy Servisi:
Kalkış saati: 09.00
Yeri: http://goo.gl/ZMsNM

Taksim Servisi:
Kalkış saati: 08.45
Yeri: http://goo.gl/KUE4y

Pazar Günü:

Kadıköy Servisi:
Kalkış saati: 10.00
Yeri: http://goo.gl/ZMsNM

Taksim Servisi:
Kalkış saati: 09..45
Yeri: http://goo.gl/KUE4y

Arabayla ulaşım: http://goo.gl/1umlJ

Sorularınız ve görüşleriniz için: su-mbaclub@sabanciuniv.edu
 

« Previous Page - Next Page » Scroll to top