Your search for online pazarlama returned 43 results.

Pazarlama Okullu mu Alaylı mı?


 

Bu yazının özellikle hem pazarlama veya ürün yönetiminde çalışıp hem de mba-yüksek lisans yaparken proje veya tez konusuna karar vermekte zorlanan beyaz yaka arkadaşlara yardımcı olabileceğini düşünüyorum. Sakallı profesörlerin yaptıklarının ve derslerde uyuyarak dinlediklerimizin gerçek hayattan kopuk olduğu, çalışırken hemen hemen hiç bir işimize yaramayacağı artık çok klasik bir argüman oldu. Diğerlerini pek bilmem ama dünyadaki iyi ve sayılı pazarlama bölümlerinde, özellikle sosyal medya alanında, son derece günlük gelişmelerle paralel hatta bunların ötesinde araştırmalar yapılıyor. Bu yazıda akademik anlamda bugünlerde en popüler olan pazarlama ve sosyal medya konularından kısa örnekler vererek teknoloji, markalar ve tüketiciler üzerinden bir yol haritasına varmak istedim. İşte en yeni, en yoğun ve en cazip araştırma alanları:

  • Transmedya Tüketim

Transmedya Öyküler ya da Yakınsama Kültürü de (Convergence Culture) denilen bu kavrama aslında hiçbirimiz yabancı değiliz. Teknoloji, çeşitli yeni medya kanalları ve bilgi yoğunluğu ile artık izleyici ya da tüketici pasif değil, her türlü kaynağı kullanarak ona sunulanı sadece tüketmiyor, onu baştan yazıyor, eleştiriyor, büyütüyor ve dönüştürüyor. Bu kavramın en somut hali popüler dizilerin yarattığı kendi dünyaları yani sinema + TV + oyun birliktelikleri. Yüzüklerin Efendisi, Mario Bros ve en yeni örnek sayılabilecek Game of Thrones; kendilerini tek tip bir medyayla kısıtlamıyor, hayranları düzenli olarak bu türe ait kitapları, oyunları, posterleri, çizgi romanları, alternatif hikaeleri ve kahramanları, figürleri, hatta hayat tarzlarını her türlü medyadan topluyor, geri sunuyor ve tam bir dünya yaratıyorlar.

  • Sanal Topluluklar (Virtual Communities)

Gerek firmalar tarafından, gerekse akademisyenler tarafından çok cazip bulunan bir diğer konu da internetteki küçük klanlar, bağlılıkları, pratikleri ve güçleri. Örneğin “yalnız seyahat eden kadınlar” kulübü nasıl bir online kültür yarattı, tarzları nedir, ne yer ne içer nerelerden alışveriş yaparlar ve en önemlisi onlara nasıl ulaşılır? Aynı şey ilgi alanına göre online Star Wars hayranlarına en iyi nasıl ulaşabiliriz ya da bu flashmobcular nasıl organize oluyorlar, insanlar nasıl bir anda twitter’da örgütleniyor gibi sorulara da götürüyor bizi.

  • Birlikte Yaratma Pratikleri (Prosumption, Co-Creation)

Çok uzun zaman pazarlama anlayışı şöyle oldu: firma ve pazarlamacı sunar, tüketici tepki verir: beğenir, beğenmez; ikna olur, olmaz; satın alır veya almaz. Artık anlık ve efektif iletişim kanallarının açıklığı ve katılımcı tüketicilerle neredeyse üretici veya pazarlamacılardan çok tüketicilerin söz sahibi olduğu ürünler ve markalar var. Ürünün adından tutun içeriğine, nerelerde satılması gerektiğine, ne kadar olması gerektiğine ve ne şekillerde kullanılacağına artık tüketiciler karar verebiliyor. Bu uygulamaların en önemlilerinden biri crowdsourcing, yani herkesin katılımına açık inovatif fikir toplama uygulamaları. Bunun en iyi örneklerinden biri Doritos’un yeni lezzetini halktan kişilere seçtirme ve karşılığından cipsin satışından hisse vermesi şeklindeydi. Gittikçe bu uygulamaların artacağını, avantajları yanında dezavantajlarının da tartışılacağını öngörüyoruz.

Bu önemli konular dışında viraller, online reklam yöntemleri ve bunların etkinliğinin en doğru biçimde ölçülmesi ve tabi mobil tüketici ve uygulamalar da araştırmaların yeni odakları olacak.

Online Reklam Kanallarınızı Nasıl Daha Doğru Ölçümleyebilirsiniz?


 

Ölçümleme konusu özellikle iş modeli tümüyle online olan şirketler için hayati önem taşıyor. Sebebi ise doğru ölçümlemenin pazarlama bütçesinin en etkin şekilde kullanılmasını sağlaması ve şirketin gidişatı konusunda önemli ipuçları vermesi.

Öncelikle iş modeli tümüyle online olan şirketlere bazı örnekler verelim. Bu şirketler, tüm operasyonları online olan eticaret şirketleri de olabilir, çeşitli hizmet odaklı şirketler de olabilir, örneğin online oyun, müzik veya film şirketleri gibi. Tüm bu iş modellerinin arkasında büyük oranda tek bir amaç var; doğru yatırımla en kısa sürede şirketin karlı duruma geçmesi ve karlılığını sürekli olarak arttırması. Gelir modeli ne olursa olsun, tüm bu şirketlerin ölçümlemeyi doğru yapması çok önemli. Bu yüzden, birçok farklı yazılım, modelleme kullanarak, farklı ölçümleme teknikleriyle en iyi dönüşüm aldıkları kanalları tespit ediyorlar, en azından etmeleri gerekiyor.

Hali hazırda iki temel ölçümleme tekniği bulunuyor. Birincisi Last-Click Attribution denilen, son tıklama odaklı ölçümleme tekniği; ikincisi Multi-Channel (touch) Attribution denilen, farklı reklam kanallarının etkilerini daha net bir şekilde ölçümleme tekniği. Last-click modelinin mantığı aslında oldukça basit, dönüşüm gerçekleşmeden önce kullanıcı hangi kanaldan gelmişse dönüşümün tamamını bu kanalın sağladığını varsaymak. Dönüşümden kastımız, örneğin eticaret şirketleri için ürün satışı veya üyelik, oyun şirketleri için oyuncu, film şirketleri için aylık abone olan üyeler diyebiliriz.

Multi-channel attribution model ise biraz daha karışık, ancak daha doğru bir ölçümleme yöntemi. Eğer 3 farklı kanalda reklam veriyorsanız ve kullanıcılar bu kanalların her birisinde farklı aksiyonlar alıyorsa -reklam görüntüleme, tıklama gibi- dönüşüm gerçekleşmeden önceki her aksiyonun bir değeri var demektir ve multi-channel attribution model bu değerlemeyi en net şekilde ortaya koymaya çalışmaktadır.

Örneğin, bir sosyal medya sitesinde, bir arama motorunda ve bir reklam ağında reklamlar veriyorsunuz. Tüm bu reklamların boyutları, yerleşimleri, formatları farklı. Facebook’ta haber kaynağı (newsfeed) reklamı verdiğimizi, reklamın tek resimli sayfa gönderisi olduğunu, Google’da Adwords’te reklam verdiğimizi ve reklam ağında da flash 300×250 boyutlarında banner reklamı verdiğimizi düşünelim. Tüm bu kanalların, formatların ve büyüklüklerin kullanıcı üzerinde ayrı ayrı etkisi bulunuyor. Örneğin bir kullanıcı, Facebook newsfeed’de reklamınızı gördü, resimdeki ürününüzü çok beğendi ancak o anda bu ürünün detaylarını incelemeye vakti olmadığı için linke tıklamadı ve sitenize gelmedi. Sonraki gün, kullanıcı banner reklamınızı gördü, ürününüzü veya markanızı hatırladı ve reklama tıkladı, sitenize geldi. Ancak o anda yanında kredi kartı yoktu, veya kredi kartında limit yoktu, ürünü satın alamadı. Ertesi hafta, kredi kartında limiti olduğunda ve kredi kartını yanında bulundurduğu anda aklına geldi ve Google’a ürünü ve sitenizin adını yazdı, sizi Adwords’te buldu ve reklama tıkladı, ürünü satın aldı.

Bu, olabilecek binlerce farklı senaryodan bir tanesi ve eğer Last-click ölçümlemesi kullanıyorsanız, dönüşümü tek başına Google’ın yarattığını varsayacaksınız. Ancak multi-channel attribution kullanarak Facebook’un ve banner reklamının ne kadar etkisinin olduğunu ölçebilir, reklam kanallarınız arasında daha doğru bir değerlendirme yapabilirsiniz. Bu durumun tam tersi de olabilirdi, örneğin kullanıcı Google Adwords’ten gelip, ürünü satın almayıp, banner reklamını görüp, yine ürünü satın almayıp, en son Facebook’ta gördükten sonra kararını verip ürünü satın alabilirdi. Bu şekilde last-click ile yine doğru bir değerlendirme yapmıyor olacaktınız.

Multi-channel attribution modelini kullanabileceğiniz üçüncü parti yazılımlar mevcut. Bildiğim kadarıyla Google Analytics’in ücretsiz versiyonu bu modellemeyi belli bir düzeye kadar destekliyor ancak premium ile birlikte tüm modellemeyi Google Analytics üzerinde kurabiliyorsunuz. Google Analytics dışında, birçok farklı araç kullanarak en doğru modellemeyi yapmanız mümkün.

Bu modellemede en önemli soru, kullanıcının dönüşümü gerçekleştirmeden önce aldığı aksiyonların hangisine ne kadar ağırlık verilmesi gerektiği. Misal, kullanıcının aldığı ilk aksiyon, ikinci aksiyon, üçüncü aksiyon vs ve sonuncu aksiyon arasında dönüşümün dağılımı nasıl olmalı? Bu konuda farklı yaklaşımlar var. Son aksiyonları önceliklendiren ağırlıklandırmalar mevcutken, ilk ve son aksiyonları daha ağırlıklı yaparak, ara aksiyonları daha düşük ağırlıklandırmak da mümkün. Bu modellemeyi dinamik olarak düşünüp en doğru yaklaşımın belirlenmesi gerekiyor ki en fazla etkisi olan aksiyonlar doğrultusunda reklam kanallarınızı en doğru şekilde değerlendirin.


Google Attribution Playbook’ta açıklanan farklı ağırlıklandırma yöntemleri

Yazımı bu konudaki güzel bir benzetmeyle sonlandırayım: eğer last-click modeli kullanırsanız, aslında bir futbol maçındaki forvetin golü tek başına attığını varsaymış olursunuz. Multi-channel attribution sahadaki tüm futbolcuların gole ve galibiyete katkısını ölçümlemeye benzer.

Pazarlamaya Canımız "Feda"


 

Bir gün uyandık ve hayatımızda Feda vardı. Öyle damdan düşer gibi. Sosyal medya istilası, 30 TL değerinde t-shirtler ve onu gururla üzerinde taşıyan Beşiktaş taraftarı, takım için bestelenen şarkılardan oluşan bir albüm.

Burada bir spor kulübünün borçları yüzünden taraftarından destek istemesinden çok, başarılı bir pazarlama projesi görüyoruz.

Beşiktaş Feda kampanyasında ilk kullanılan yöntem “WOM” oldu. Yani ağızdan ağıza pazarlama. Hikaye şuydu; BJK”nın kurucusu Şeref Bey son nefesini verirken “Feda” demişti. Tabi bu hikayeyi 1903 yılında kurulan bir takımdan yeni öğrenmemiz ilginç. Sanırım kötü günler için saklamışlar :)

İkinci yöntem normal standartlara göre pahalı sayılan Feda T-shirtlerinin satışa sunulmasıydı. Bence burada esas hedef t-shirt satışı değil “loyalty” yani sadakat yaratmaktı. Hiç bir maç kazanamasak da, takım kötü oynasa da renklere canımız feda mesajı. Ve böylece kombine satışlarında hiçbir şekilde düşüş yaşanmayacaktı. Taraftarın takıma küsmesi engellendi.

Albüm ise taraftara; “sizin için her şeyi düşündük, bakın Online casino US ünlü şarkıcılar da destekçimiz, size tribünde söylenecek besteyi bile hazırladık. Daha ne istiyorsunuz?” imajını yaratmanın bir yoluydu.

Sosyal medya ayağına gelince çok uzun bir süre BJK”yı trending topic yapmaya yetti. Artık Feda”yı duymayan kalmadı.

Yalnız BJK, futbolcularına milyonlar dökerken bu Feda sömürüsü benim hiç hoşuma gitmedi. Bildiğiniz acındırma içerikli bir kampanya, belki de olmayan bir hikaye, milyonlarca kişinin saçma bir t-shirte 30 TL vermesini sağladı. Sonuç başarılı ama bence hiç etik değil. Keşke Çarşı Feda”ya da karşı olsaydı, takım yine başka türlü destek alabilirdi, tribün boş kalmazdı, kombine satılırdı. Kimseyi kandırmaya gerek yoktu. Sonuç olarak kampanya marketing açısından iyi ama Seda Feda”ya karşı :)

2010'da Pazarlama Stratejilerinde Neler Oldu?


 

2011 yılına girmemize neredeyse bir ay kalan şu günlerde, basında 2010 yılına ait değerlendirmelerde artmaya başladı. 2010″da şirketlerimiz hangi pazarlama stratejileriyle ön plana çıktı diyorsanız, cevabını ben Capital Dergisi’nde, Özlem Aydın Ayvacı’nın yazısında buldum. Pazarlama dünyasında çalışan profesyonellerin, ve akademisyenlerin yaptığı çalışmayla, 2010 yılında öne çıkan 40 pazarlama yöneticisini oylamışlar. Bunların %1’in üzerinde oy alanlar da başarılarıyla birlikte yazıda verilmiş. Pazarlama yöneticileri ve 2010 pazarlama stratejilerinden önce, 2010’da pazarlamada neler değişmiş önce onları anlatayım.

Jack Trout’a göre ‘2010’un en önemli pazarlama trendi ‘değer’satmaktı.’ diyor yazıda. Sadece bir ürünün ya da servisin maddi değeri, alabilme gücü, ihtiyacı karşılayabilmesinden farklı şeyler arar oldu müşteriler, işte bu yüzden aslında, marka yönetimi daha da önem kazandı. Marketoloji.com’da da sıklıkla söz ettiğimiz sosyal medya trendi, yazıda 2010’u sosyal medya’nın yılı olarak gösteriyor. Pazarlama gurusu Al Ries’ın ‘Her yer Twitter,Facebook ve Youtube’dan bahsediyor. ‘Eğer bir şirket sosyal medyada yer almazsa başarısız olur’ duygusu bile yaratıldı. Medyanın bu ayağı büyümeye devam edecek.’ sözleriyle de sosyal medyanın pazarlama alanındaki gücü destekleniyor. Sosyal medyanın en önemli avantajının direkt geri bildirim olduğunu hep söyleriz. Yapılan herhangi bir aktivite Facebook ya da Twitter’da olumlu ya da olumsuz yorumlarla karşınıza çıkar. Özlem Aydın Ayvacı ‘2010’da artık tüketicinin markanın pazarlama stratejilerine casino online müdahale ettiği bir sürece girildi.’ diyerek bu noktaya değiniyor. Cüneyt Evirgen’in bu konu hakkında ise ‘Tüketicinin yarattığı medyaya karşı pazarlamacıların çok zor günler geçireceğini ve ‘müşteri şikayetlerinden faydalananların’ öne geçeceğini’ düşündüğünü söylüyor. Bunların hepsi birleştiğinde ise uzmanlar yeni pazarlama liderlerini, ‘Yeniliklere açık, tarafsız, dürüst, dinleyen, fark yaratmaya özen gösteren, analiz gücü yüksek, girişimci, küçük adımlarla başlayan ama büyük düşünen, sonuca odaklanan, geri bildirim alan bir lider’ olarak tanımlıyorlar.

2011’de ne gibi trendler olacak, neleri konuşacağız merak ediyorum. Ama 2010 yılına ait bir gözden geçirme olsun diye, ilk 5 şirketi, pazarlama yöneticileri, stratejileri ve aldıkları oyları da aşağıda listeledim.

1. Vodafone (Gökhan Öğüt) ,4 – Liderle savaşta başarılı bir pazarlama stratejisi sergiledi. Rakibi direkt olarak hedef aldı. Markayı müşterilerin zihnine kazıdı.
2. THY (Faruk Çizmecioğlu) %9,3 – Globalleştirme yolunda reklam ve sponsorluklarla çok başarılı adımlar attı, kurumsal anlaşma sayısını 20 kata çıkardı. Doluluk oranlarını 4 puan artırdı.
3. Mey İçki (Çiçekten Becel) %6,3 – Tüketime yönelik içki kültürüyle ilgili çalışmaları başarılıydı. Entegre pazarlama iletişimini en iyi uygulayanlardan biriydi. Tüm markaları dünya klasmanında yer buldu.
4. Ülker (Ahad Afridi) %5,4 – Markaları yeniden konumlandırdı ve ‘Mutlu bir an’ sloganı altında birleştirdi. Dijital mecralarda yoğunlaşarak Ülker’in sosyal medyada ‘trendsetter’lar arasında algılanmasını sağladı.
5. Turkcell (Lale Saral Develioğlu) %5,1 – ‘Turkcell’in gücü, Turkcell’in çekim gücü’ cıngıllı reklamlar, tüketicinin içerik yaratması anlamında başarılıydı. 3G konusunda yarattığı farkındalıkla PR’da Golden Drum ödülünü aldı.

Kaynak: Özlem Aydın Ayvacı / Capital

FlashMob Nedir, Pazarlama Alanında Nasıl Kullanılır?


 

Yeni teknolojilerin gelişmesinden tüm alanlar ve bilimler olduğu gibi pazarlama da payını alıyor. Yepyeni ürünler veya online açık arttırmalar gibi birçok pazarlama öğesinin yeni baştan yaratılmasına ek olarak pazarlama iletişiminde de gidilen değişiklikler gerçekten heyecan verici ve yaratıcı. Bunlardan biri de bir pazarlama iletişimi etkinliği olarak düşünebileceğimiz flashmob uygulamaları.

Ülkemizdeki bilinen gruplardan biri olan İstanbul Flash Mob‘un tanımına göre “Dünyanın pek çok ülkesinde yapılan flash mob eylemleri, katılımcıların daha önceden belirlemiş yer ve zamanda buluşup, yine önceden kararlaştırılan, eğlenceden başka hiç bir amacı olmayan bir eylemi gerçekleştirdikten sonra dağılmaları esasına dayanır. Flash mob eylemleri herhangi bir siyasi veya protest amaç içermez.”  Ancak bu orijinal tanımdan sonra flashmob tabir edilen, sadece belli bir kitleye duyurulan ama organizasyonun tüm halkın ilgisini çekebilecek şekilde yapıldığı bu ani aktivitelerin siyasi anlamda olanlarına da, ticari kaygı ile markalar için yapılanlarına da rastlar olduk. Örneğin İstiklal caddesinde bir anda herkes iMac‘lerini çıkarıp yere çömelebilir veya katıldığınız ciddi konferansta seyircilerin bir kısmı bir anda dansedip yeni bir içkiyi tanıtmaya başlayabilir. Yani kalabalık merkezi yerlerde bir anda farklı birşeyler yapmaya başlayan ve bir şekilde bir markayı, fikri veya en azından organize olmuş bir grubu temsil eden birlerini görürseniz şaşırmayın.

Örneğin İstanbul’un en kalabalık yerlerinden sayılabilecek Taksim’de yapılan Google Flashmob uygulaması, hem kendisinden sonra gelen viral videolar hem de orada bulunan yüzlerce insanın çektiği fotoğraflar, hatıralar vs ile uzun süre konuşuldu.

Get the Flash Player to see this content.

Bundan sonraki dönemde yine marka destekli ve özellikle medyada da geniş yer bulan ve PR değeri yüksek olan flashmoblar yeni birer pazarlama etkinliği olarak sık sık karşımıza çıkacak gibi duruyor.

Pazarlama Dehası David Plouffe Turkcell Davetlisi Olarak Türkiye’ye Geliyor


 

Barack Obama’nın seçimlerdeki başarısının baş mimarı ve son 10 yılın en zeki 25 kişisinden biri olarak gösterilen David Plouffe Türkiye’ye geliyor. Türkcell Akademi Pazarlama Konferansları dahilinde Türkiye’ye gelen Plouffe’nin konuşmasının başlığı ise “Plouffe, “Online Pazarlama Teknikleri ve Kazanmak için Cesaret”.

Davetiye bulabilen veya bir şekilde katilabilme fırsatı olan kimsenin kaçırmaması gereken bir konferans bence. 10 Mart 2010 tarihinde gerçekleşecek bu konferansın bulabildiğim kısmını internetten izlemeye çalışacağım ben de… Katılım bedeli 350tl olan event hakkında daha geniş bilgiyi Turkcell Akademi’nin websitesinden buraya tıklayarak bulabilirsiniz. Kısaca belirtmek gerekirse, Plouffe’un en büyük başarısı olarak Başkanlık Seçimleri sırasında, yani politika alanında dijital mecrayı bir devrim niteliğinde çok etkili kullanması ve bilgi akışı iletişimini çok iyi idare etmesi gösterilebilir.

Turkcell Akademi Konferansları dahilinde geçen yıl da Dünya’nın en etkileyici 100 kişisinden biri seçilen Amerikalı Malcolm Gladwell Türkiye’ye gelmişti. Paris Hilton veya Christina Aguilera gibi reyting çekici insanlar yerine bu tür kişilerin ülkemize gelmesi beni çok daha mutlu ediyor.

Sosyal Pazarlama Nedir?


 

Sosyal Pazarlama günümüzde artık “Sosyal Ağlarda Pazarlama Yapma”, “Sosyal Medyada Pazarlama” gibi konularla sık sık karıştırılır oldu. Bu nedenle Sosyal Pazarlama”nın literatürde ne anlama geldiğini kısaca anlatmak istedim.

Hepimiz çeşitli yardım kuruluşlarının, üniversitelerin veya devlet kurumlarının reklamlarını, ilan ve kampanyalarını çevremizde görmüşüzdür. Örneğin ordu, sağlık kuruluşları, üniversiteler ve vakıflar gibi birçok kurum aslında sosyal reklam faaliyetleri yapmaktadır.

1971″de Kotler ve Zaltman tarafından adı resmen koyulan Sosyal Pazarlama ise reklamdan da öte, planlama, fiyatlandırma, dağıtım gibi pek çok yönü olan pazarlama aktivitelerinin toplumu ilgilendiren fikir ve tutumların casino online kabul ettirilmesine yönelik kullanılması demektir. Bu durumda yayılmaya çalışılan fikir “ürün” (örneğin sigara yasağı), bu fikri kabul etmenin bedeli “fiyat” (örneğin sigara içmemek), bu değişikliğin gözlemlenebildiği noktalar “yer” (örneğin kapalı sosyal mekanlar) ve bu kampanyanın reklam ve broşürleri “promosyon” ayağını oluşturacak şekilde bir sosyal pazarlama karması oluşturulması mümkün.

Son günlerin en göze çarpan sosyal kampanyaları ise engellerikaldir hareketi ve Greenpeace i lovve nuclear hareketi.

Next Page » Scroll to top