Your search for microsoft returned 26 results.

1 Milyar Dolar, Yeterince Havalı: Instagram


 

Birkaç aydır, insanlara Facebook hesabı açmaya nasıl karar verdiklerini soruyorum. ”Arkadaşlarımın hesapları vardı.”, ”Çok güzel oyunlar var demişlerdi.”, ”Poke vardı, tanışmak istediklerine gönderebiliyordun.” ve benzerleri arasından kısa bir öykü, ısrarla farklılaşıyor:

”Topluca dışarıdaydık. Bir sürü fotoğraf çekildi. Biri, fotoğrafları Facebook’ta albüm yapacağını söyledi.”

Dün itibariyle Facebook, 1 milyar dolar değerinde nakit ve hisseyle Instagram’ı satın aldı. Önümüzdeki günlerde 5 milyar dolar hedefiyle halka arzını başlatacak Facebook‘un şu ana dek gerçekleştirdiği en büyük satın alma. Instagram, yalnızca iPhone’larda 30 milyon kullanıcıya ulaşmayı başarmış ve geçtiğimiz günlerde Android lansmanı haberini vermişti.

”A million dollars isn’t cool, you know what’s cool? A billion dollars.”

Tabii. Bir yandan da hiçbir şey sebepsiz değil.

1. Bir sürü fotoğraf çekildi ve biri, fotoğrafları Facebook’ta albüm yaptı.

Facebook’un etkileşimi görseller etrafına ördüğü ve sitede geçirilen zamanı görsellerle yükselttiği bir sır değil. Facebook’a günde 250 milyon fotoğraf yükleniyor. Webde bulabileceğiniz fotoğrafların yüzde 4’ünün Facebook’ta olduğu söyleniyor.

2. Facebook, mobil.

Çünkü, kullanıcılar mobil. 2012 başı itibariyle Facebook’un aylık aktif 300 milyon mobil kullanıcısı var; yaklaşık %40 mobil penetrasyon. Masaüstü ve dizüstü bilgisayarlardan Facebook’a erişen her kullanıcı, bir anlamda Facebook için mobil nakit akışının güçlenmesine engel.

Tam olarak bu yüzden Google, kendi mobil evreni Android’de Google+’ı önceliklendirme planları yapıyor. Tam olarak bu yüzden Apple, iOS cihazlarda Twitter entegrasyonunu Facebook’un önüne koyuyor.

Bu noktada, ”mobil fotoğraf paylaşımı” dikeyi üzerinde yükselen bir uygulamanın Android platforma da dahil olarak palazlanması karşısında Facebook, cevapsız kalmıyor.

3. Instagram, lovemark.

Instagram, görselleri kolay filtrelerle ‘remix’leyerek paylaşmayı mümkün kılan bir mobil uygulama. Kendini ifade etmek, tercihe göre kişiselleştirme ve ‘an’lar üzerine kurulu. Instagram’da yaşadığınız bir anı, bizzat seçtiğiniz bir filtreyle şekillendirmenin ve yine aynı ‘an’da takipçilerinizle paylaşmanızın gücü, çok az mobil uygulamada var.

Instagram’ın Twitter kullanıcıları ve Twitter entegrasyonuyla güçlenmesini, Facebook satın almasıyla birleştirdiğimizde tanıdık bir resimle karşılaşıyoruz: Yalnızca yakın arkadaşlarımızın bildiği, bayıldığımız alternatif/indie müzik grubu pop/rock çalmaya başlıyor.

4. Facebook, büyük.

Böyle bir satın almayı Google, Amazon, Apple ya da Microsoft’un gerçekleştirmesi kimseyi şaşırtmazdı. Facebook’un gerçekleştirmesi de şaşırtmamalı.

Facebook, uzunca bir süre yalnızca ‘Sosyal Ağ’ olarak algılandı; Google’ın uzunca bir süre ‘Arama Motoru’ olarak konumlanmasını hatırlatacak şekilde. Bu hamleyle Facebook’un ‘tek ürün’ stratejisinden uzaklaştığını söylemek mümkün değil belki. Öte yandan, ‘Sosyal Ağ’ın içinden gerekli segmentasyonla bir dolu servis ve ürün çıkacağını öngörmek de güç değil. Instagram, bunlardan ilki.

”13 kişi çalışıyorlarmış! 1 milyar dolardan değerlendiler!”

Teknoloji tarafında liderlik, başkanlık yarışından farksız. Kullanıcı tarafında algı, ”Altına Hücum!” semalarında. Instagram haberiyle ilgili en yaygın yanlış anlaşılmalardan biri, 1 milyar doların bir gecede kazanıldığı.

”1 gece, birkaç yıl ve fena halde doğru bir ürün” daha doğru bir cevap belki. 800 milyon kullanıcının günde 250 milyon görsel yüklediği bir platformu, mobilde içerikle karşılamak dün gece akıl ettikleri bir hamle değildir eminim.

Satmak mı Satmamak mı? Victoria's Secret Örneği


 

Geçen hafta The Social Network filmini yeniden izledim. Bu kez, özellikle bir sahneye fazla takıldım; Sean Parker”ın Victoria”s Secret ile ilgili anlattığı hikayeye. Sean Parker”ın anlattığına göre Roy Raymond karısına iç çamaşırı almak ister ancak bir mağazaya giderek iç çamaşırı almaktan utanır. Aklına onu sapık gibi göstermeyecek lüks bir iç çamaşırı mağazası açmak gelir. Bankadan 40.000 dolar çeker, akrabalarından da 40.000 dolar borç alır ve Victoria”s Secret”ı kurar. İlk senesinde 500.000 dolarlık satış yapan, ilk kataloğunu çıkaran, 3 farklı mağaza açan Victoria”s Secret büyük şirketlerin radarına girer ve Raymond Victoria”s Secret”ı 5 sene sonra Leslie isimli şirkete 4 milyon dolara satar. Ancak iki yıl sonra Victoria”s Secret”ın değeri 500 milyon dolar olmuştur. Roy Raymond da kendisini köprüden aşağı bırakır ve intihar eder.

Hikayedeki bağlantılar tümüyle gerçeği yansıtmıyor, en azından hikayede bazı eksikler var. Ray Raymond, 1982″de sattığı Victoria”s Secret sonrasında 1984″te çocuklar için My Child”s casino Destiny mağazasını açıyor ancak 1986″ta bu şirket batıyor. Roy Raymond”ın intiharı ise 1993″te gerçekleşiyor.

Roy Raymond”ın intiharı gerçekten Victoria”s Secret”ın bu kadar değerlenmesi midir, bilinmez ancak iş dünyası tarihinde satın almaların gerçekleşmesi veya gerçekleşmemesi birçok farklı sonu beraberinde getirdi. İnternet dünyasına daha yakın olduğum için ilk Yahoo örneği aklıma geldi. 2008″de Microsoft, Yahoo”ya 45 milyar dolarlık teklifte bulundu, ancak Yahoo tutarı düşük buldu ve kabul etmedi. Şirketin şu andaki değeri 19.8 milyar dolar civarında ve geçtiğimiz haftalarda kurucu Jerry Yang Yahoo”daki görevinden istifa etti. Bir de satın almanın gerçekleştiği bir örneğe bakalım. Youtube, 2006″da Google tarafından 1.65 milyar dolara satın alındığında bütün gazeteler ve dergiler bu satın almayı yazmıştı. Büyük yankı uyandırmış, Youtube”un kurucularının ne kadar “şanslı” olduklarına vurgu yapılmıştı. Ancak, Youtube bu teklifi 2006″da red etseydi ve bu yıllara kadar büyüyerek gelseydi, dünyanın en popüler video sitesi olmaya devam etseydi, değeri ne kadar olurdu dersiniz?

Nokia’dan İhtişamlı Lumia Lansmanı!


 

BMW’nin Singapur’da iki dev binanın duvarlarında yaptığı 3D gösteriyi hatırlarsanız Marketoloji’de paylaşmıştım. Geçtiğimiz günlerde de Nokia, akıllı telefon pazarında kendine yer açmak için lansmanını yaptığı Windows Phone işletim sistemini kullanan Lumia modelinin tanıtımı için benzer bir yöntem seçmiş. Londra’da gerçekleşen etkinlik kesinlikle muazzam.

Nokia, Türkiye’deki cep telefonu kullanıcıları arasında bir dönem en çok tercih edilen marka idi. Şu andaki pazar paylarını bilmiyorum açıkçası ancak son yıllarda dünya genelinde ciddi kan kaybı yaşadılar. Son olarak, Microsoft ile işbirliğine giden Nokia, artık akıllı telefon segmentinde söz sahibi olmak istiyor. Geç kalınmış bir hamle olduğu kesin. iPhone’un domine ettiği Samsung’un agresif ikinci olmaya çalıştığı bir pazarda Nokia, Lumia ile kendine iddialı bir yer edinebilecek mi, bekleyip göreceğiz. Bir parantez de videoya açalım. BMW’nin 3D gösterisinin videosu çok keyifliydi, Nokia’nın bu gösterisi de videoya başarılı müzikler eşliğinde aktarılmış. İzleyelim;

Freeshop’ta Alkol Markalarından Yaratıcı Standlar


 

Amsterdam havalimanında freeshopları gezerken birkaç alkol markasının yaratıcı standlarına denk geldim. Bildiğiniz gibi Freeshoplar vergiye tabi olmadığından özel tüketim vergisinin uygulandığı alkol, sigara, parfüm gibi ürünler bu mağazalarda makul fiyatlarda satılıyor. Bu bakımdan alkol markaları bu mağazalardaki satış noktalarında biraz daha ilgi çekmeye çalışıyor.İki marka, gerçekten çok başarılı iş çıkarmış. Özellikle Absolut’un Microsoft Surface ile hazırladığı stand muazzam. Hangi Absolut şişesini Surface üzerine getirirseniz onunla ilgili çeşitli bilgiler veriliyor, kokteyl tarifleri paylaşıyor, hatta kendinize bu bilgileri e-mail olarak gönderebiliyorsunuz.

Google Motorola’yı Satın Aldı, Yaşasın Android!


 

Google, yaklaşık 12.5 milyar dolar karşılığında Motorola‘yı satın aldı. Motorola, 2009 yılında üretimini Android’e odaklamıştı.

Android ekosisteminin güvenilir üreticilerinden Motorola’nın satın alınması, Google ve Android tarafında ne anlama geliyor?

1. Google, halen akıllı telefon pazarının en ‘seksi’ ürününün iPhone olduğunun farkında. Rekabet için yazılımdan cihaza, tam hakimiyet gerektiğini biliyor.

2. Motorola’nın satın alınmasından sonra, Android’in sonsuza dek açık kalacağı açıklandı. HTC, Samsung, LG, Sony Ericsonn ve diğer Android cihaz üreticileriyle stratejik paralellik sürüyor. (Satın almadan sonra diğer Android cihaz üreticilerinden yükselen sesler, pozitif.) Yine de Google’ın, Motorola üzerinden iPhone’u sallayacak bir cihaz üretmeye niyetlenmesi halinde, Android pazarında Motorola’nın öncelikleneceğini tahmin etmek güç değil.

3. Patent. Yeniliğe bu kadar ihtiyaç duyan bir pazar için önemli bir kelime. Android’in, özellikle Apple+Microsoft+Oracle tarafından patent hususunda zorlandığı biliniyor. Motorola’nın 14.000’in üzerinde onaylı, 6.000’in üzerinde onay için bekleyen patenti mevcut. Google, yakın bir geçmişte patent saldırılarına karşı koymak için Nortel‘i satın almak istemiş ancak başaramamıştı.

Apple’ın özel ve muhafazakar yazılım & patent duruşuna Google, Android’i açık tutarak ve akıllı cihaz üretiminde aktif davranarak karşılık vermek istiyor. Motorola satın alımını agresif bir hamleden ziyade, atılması gereken bir adım olarak değerlendirmekte yarar var.

Dünyanın En Değerli Markası Artık Apple


 

31 ülkede 1.5 milyon tüketiciye fikirleri sorularak 50.000’den fazla markanın kıyaslandığı Brandz Dünyanın En Değerli Markaları araştırmasının 2011 sonuçları açıklandı. 2010 yılının en değerli markası Google iken, 2011 yılının en değerli markası Apple oldu. 2011’de bir önceki yıla göre değeri en fazla yükselen marka ise Facebook oldu. Facebook’un marka değeri Brandz’e göre geçtiğimiz yıla kıyasla %246 arttı, ve listede 35. sırada yer buldu. İşte dünyanın en değerli 10 markası:

Sıralama Marka Değer (milyar $) 2010
1 Apple 153.2 3
2 Google 111.4 1
3 IBM 100.8 2
4 Mc Donald’s 81,0 6
5 Microsoft 78.2 4
6 Coca Cola 73.7 5
7 at&t 69.9 22
8 Marlboro 67.5 7
9 China Mobile 57.3 8
10 General Electric 50.3 9

Dökümana buradan ulaşabilir, sıralamanın kısa videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz:


 

Hulu.com Yapımcıları Düşündürüyor


 

Hulu.com, internette en çok beğendiğim iş modellerinden birisi olarak şu anda sadece ABD sınırları içerisinde hizmet veriyor. Sitenin modeli, dizi ve sinema yayıncılarından aldığı dizi ve filmleri yüksek kalitede yayınlama ve yapımcılarla gelir paylaşımı yapma üzerine kurulu. Gelir modeli önceleri reklam üzerine kuruluydu ancak daha sonra premium üyelik modeli getirerek bazı hizmetleri paralı hale getirdiler. Halen en başarılı internet girişimlerinden birisi olarak görülen Hulu.com, Aralık 2010″da 26.4 milyon kişi tarafından ziyaret edilmiş. Daha önemlisi, Hulu.com”da ortalama bir kullanıcı 217 dakika içerik izlemiş ve bu konuda rakiplerin büyük fark atmış (Hulu”yu sadece Google geçmiş). Yine aynı raporda en fazla reklam izlenilen sitenin de Hulu olduğu görünüyor.

İstatistikler Hulu.com”un başarısını ortaya koyuyorken, madalyonun diğer yüzü durumdan biraz rahatsız. The Wall Street Journal”da , NBC Universal, News Corp ve Walt Disney gibi yapımcıların Hulu”nun bu başarısının geleneksel gelir modellerini olumsuz yönde etkilediğini düşündükleri vurgulanıyor. Hatta bazı yapımcıların içeriklerinin bir bölümünü Apple, Microsoft, Netflix gibi rakip şirketlere sattıklarından da bahsediliyor. Yapımcıların kendi aralarında anlaşmaya varamadıkları en önemli konu, sağladıkları içeriğin ne kadarlık kısmının ücretsiz olması gerektiği. Halen Hulu.com, bu üçgen modelin her köşesini tatmin edecek bir sisteme geçme planları yapıyor, ki bu köşeler yapımcılar, reklam verenler ve kullanıcılardan oluşuyor.

Fikir olarak basit ve başarılı görünen Hulu.com, bir anda kendisini geleneksel medya ile kıran kırana bir mücadele içinde buldu. Aslında bir nevi, internetin, televizyon ve sinemaya meydan okuması da denebilir. Bu rekabete temkinli yaklaşan ve dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak istemeyen yapımcılar ise kararsız. Bakalım Hulu.com, modelini herkesi mutlu edecek şekilde geliştirebilecek mi, bekleyip göreceğiz.
 

« Previous Page - Next Page » Scroll to top