Your search for microsoft returned 26 results.

Microsoft’un Sonu mu Geliyor?


 

Microsoft..Pencereleri hayatımızın bir parçası yapan şirket. Benim de sonlarına yetiştiğim Dos işletim sisteminden Windows’a geçen, bilgisayar kullanmayı kolaylaştıran şirket. Ancak bütün fonksiyonlarını işletim sistemi ve Office’e yoğunlaştıran şirketin artık biraz daha geleceği görmeye çalışması gerekiyor.

Bu noktada konuşulması gereken iki kavram var; bilgisayar ve internet. Bilgisayarlar, internetin ortaya çıkışından önce çevrimdışı (offline) olarak çalışıyor ve mucizeler yaratıyordu (o zaman için). Sonrasında internet geldi. Bilgisayar ve internet organik bir bağ kurdular. Masaüstümüz ile internet bağlantımız etle tırnak gibiydi. Ancak bu ikili de ayrılmaya başladı. İnternet tek başına dünyada hüküm sürmeye başladı. Bağlantı hızlarının ciddi boyutlara ulaşmasıyla birlikte öyle bir noktaya gelindi ki, internetten dosya indirme hızı, bilgisayarın kendi içinde bir sürücüden diğer sürücüye dosya kopyalama hızından yüksek olmaya başladı. Bu da bilgisayar bağımsız, internet bağımlı bir dünya demek. Bunun adına Cloud Computing demişler. Yaklaşık 1.5 sene kadar önce Mert.me’de yazdığım Intel, HP ve Yahoo ‘Cloud Computing’ için birleşti başlıklı yazımda da Cloud Computing kavramından bahsetmişim.

Yakında Google, Chrome Operation Systems’ı ücretsiz olarak piyasaya sürdüğünde insanlar ücretli Windows’tan ücretsiz Chrome’a kaymaya başlayacaktır. Tabi, bu süreç Microsoft’un asıl gelir kaynağı olan ticari işletmelere de kaydığında Microsoft en büyük gücünü kaybetmeye başlayacak. Chrome için Google da tamamen internet tabanlı bir sistem olacağı duyurusunu yapmıştı. Microsoft’un internete yatırımda geç kalması, ve bir adım geriden takip etmesiyle birlikte masaüstü uygulamaların önemini büyük ölçüde yitireceği gerçeği aslında çoktan şirketi harekete geçirip yeni modeller üstünde çalışmaya zorlamalıydı.

Bu yazıya ilham kaynağı olan haber CNNMoney’de yayınlandı. The end of Microsoft. A door opens to a new cloud. başlıklı yazının yazarı Marc Benioff, Salesforce.com’un başkanı ve CEO’su. Yazıda Microsoft’un bu değişim içinde nasıl kaybolduğu anlatılıyor.

Sonuç olarak özetlemek gerekirse, elinizde altın yumurtlayan tavuğunuz da olsa, sektörü, geleceği iyi tahmin etmek ve ona göre konumlanmak gerekiyor. Microsoft’un masaüstü devrimine son veren Google’ın arama motoruyla fethettiği internet devrimine, Apple mobil devrim ile yanıt verdi. Google bu değişimin farkında ve internetten uzaklaşmadan mobile her geçen gün daha çok odaklanıyor.

Family Guy ve Microsoft


 

Geçtiğimiz günlerde Microsoft’un Windows 7 için hazırladığı reklam kampanyası doğrultusunda Family Guy’ın özel gösterim olacak bir bölümüne sponsor olacağı haberini okudum. Biraz şaşırdım çünkü diğer (çizgi) dizilere nazaran Family Guy’ın tarzı biraz farklıdır.

Öncelikle (beni tanıyanlar bilir) çok sıkı bir Family Guy hayranı olduğumu belirtmeliyim. Friendfeed ve Twitter’daki profil resimlerimin Family Guy’daki Stewie karakteri olduğunu, bazen Facebook’taki profil resmime de Stewie’yi koyduğum düşünülürse hayranlık seviyem anlaşılabilir. Şu anda dizi 8. sezonunda. Bu sezonu yakından takip ettiğim gibi geçtiğimiz 7 sezonun tüm bölümlerini -bazılarını birkaç kez- izledim. Tarzları, komedi anlayışı biraz farklı ancak benim hoşuma gidiyor. Hemen herşeyi tiye alabilen bir konsepti var Family Guy’ın. Hatta bir bölümünde Bill Gates ile konuşan Family Guy karakteri (yakından takip edenler için, Lois’in babası) Gates’e iPod’unu göstererek Zune ile dalga geçiyor. Gates, şimdiye kadar birkaç bölümün senaryosunda da yer aldı.

Microsoft’un bu kararı, özellikle de Family Guy’ın sıradışı diyebileceğimiz mizah anlayışı düşünüldüğünde gerçekten ilginç gelmişti. Ancak zaten onlar da bu yanlışın farkına varmışlar. Adage’in haberine göre Microsoft, dizinin içeriğini daha detaylı incelediğinde Windows markasıyla uyuşmayacağı kanısına vararak sponsporluktan vazgeçmiş. “Fox ve Seth MacFarlane (Family Guy yapımcısı) ile çalışmalarımız devam edecek ve diğer alanlarda kendileriyle çalışacağız” diye de eklemiş Microsoft sözcüsü.

Teknoloji Algıda, Amazon Teknolojide Lider


 

Teknolojinin ana akımı ele geçirdiği bir dönemdeyiz.

İddianın destekçisi, Harris Interactive‘in Amerika’nın en görünür 60 Windows 8 nøkkel şirketi hakkında 19.000 katılımcıyla gerçekleştirdiği araştırma.

Harris Interactive, katılımcıların 60 şirketi 6 başlıkta değerlendirmesini istemiş: Duygusal, Sosyal Sorumluluk, Ürün ve Servisler, Vizyon ve Liderlik, Finansal Performans ve Çalışma Ortamı.

İlk 5’te 3 teknoloji şirketi var: Amazon, Apple ve Google. Windows Server 2012 nøkkel

Amazon, 6 başlığın 2’sinde ve genelde lider. Amazon’un liderlik ettiği başlıklar ”Duygusal” ve ”Ürün ve Servisler”. Amazon ”Vizyon ve Liderlik”te Apple’ın ardından 2. sıradayken, ”Finansal Performans” başlığında 3. sırada, ”Çalışma Ortamı” başlığında 5. sırada yer alıyor.

Görünürde müşterileriyle yalnızca kargo paketleri aracılığıyla iletişim kuran bir şirketin Disney gibi bir markayı geride bırakması şaşırtıcı. Ürün, servis ve lojistik performansıyla Amazon’un müşterileriyle duygusal bir ilişki geliştirebilmesiyse büyüleyici. Görünüşe göre teknoloji tarafında vaatlerinizle ürün ve servislerinizin tutarlı olması öncelikleniyor.

Rapora sektörel bazda yaklaştığımızda, ilk 5’te 3 teknoloji şirketinin yer almasını anlamak kolaylaşıyor. Teknoloji, açık ara lider. Katılımcıların %79’u teknolojiye pozitif yaklaşıyor, %11’i tarafsız kalıyor. Pozitif yaklaşanlardan negatif yaklaşanları çıkararak elde edilen metrikle incelendiğinde, teknoloji ve en yakın takipçisi Turizm arasında %24lük ciddi bir fark var.

Yine teknoloji kategorisinde değerlendirebileceğimiz Sony, Samsung ve Microsoft’un ilk 20’de yer aldığı 60 şirketin tamamını hemen aşağıdaki görselde inceleyebilirsiniz.

Apple 622 Milyar Dolar Değerlemeyle Neleri Değiştirdi?


 

Apple, 622 milyar dolara varan piyasa değeriyle tarihin en büyük Amerikan şirketi. Teknoloji, telekom, medya sektörlerini ve dolayısıyla günlük yaşantımızı yeniden şekillendiren Apple’ın 1 trilyon dolar seviyesinden değerlenen ilk şirket olması bekleniyor.

Somutlaştırmak adına, konuyla ilgili rastladığım dikkate değer noktaları toparlıyorum:

- Apple hisselerinin değeri Ocak 2009‘dan bu yana 3 kez iki katına çıktı.

- Apple’ın en yakın rakibi Exxon Mobil‘le arasında 200 milyar dolarlık bir fark var. Bir başka deyişle, Apple ve takipçisi Exxon Mobil arasındaki fark, Google‘ın piyasa değeri kadar.

- Apple’ın piyasa değeri geçtiğimiz yıla göre 300 milyar dolar artış gösterdi.

- Apple’ın ‘daha büyük ekranlı’ yeni iPhone, ‘küçük’ iPad ve ‘yenilenmiş’ Apple TV ürünlerinin yarattığı beklenti, Haziran’dan bu yana Apple hisselerini %16 oranında daha değerli kıldı.

- Apple, 622 milyar dolarlık piyasa değeriyle Microsoft’un 1999 yılındaki 619 milyar dolar rekorunu geride bıraktı.

- 1999 yılında Apple’ın piyasa değeri 9 milyar dolardı. Microsoft’un 1999 değerlemesinin 60’ta biri. Dell’in 1999 değerlemesinin 10’da biri.

- Microsoft bir önceki rekora 1999’da ulaştığında Nokia, 200 milyar dolarlık piyasa değeriyle 9. sıradaydı. Nokia’nın bugünkü piyasa değeri 8 milyar dolar.

- Geçtiğimiz günlerde Google‘dan gerçekleştirdiği Marissa Mayer transferiyle yeniden gündeme gelen Yahoo’nun 1999 yılındaki piyasa değeri 100 milyar dolardı. Yahoo’nun bugünkü piyasa değeri 18 milyar dolar.

Odaklanma yetisiyle meşhur birinin, dikkat döngülerini tümüyle değiştiren ürünleri kitleselleştirmesi yeterince garipken sayılar gerçek bir çılgınlığa işaret ediyor.

Hoşçakal Hotmail, Merhaba Outlook!


 

Microsoft kurumsallaşmaya ve teknoloji dünyasına yeni bir boyut getirdi. ‘Outlook e-mail’  arayüzü, tasarımı ve sunduğu yeni özelliklerle rakiplerine karşı pazar payını arttırmaya çalışırken, Hotmail.com’a da veda etti. Outlook.com ‘un içeriğinden bahsetmeden önce Hotmail’in tarihçesi hakkında biraz bilgi vermek istiyorum.

Hotmail, e-posta sağlayıcısı olarak Sabeer Bhatia ve Jack Smith tarafından kuruldu ve Microsoft tarafından yaklaşık 400 milyon dolara satın alındıktan sonra kullanıcılarına 1996 yılında ücretsiz e-posta hizmeti olarak sunuldu. İsminin, günümüzde internet tabanlı veri paylaşımında kullanılan HTML (Hyper Text Markup Language) harflerini çağrıştırdığı için seçildiği söylenir. Kolay kullanımı ve 36 dil seçeneğiyle milyonlarca kullanıcısı olan MSN Hotmail, geçtiğimiz günlerde yerini sosyal ağlarla entegre olabilen, şık tasarımıyla sohbet ve görüntülü arama gerçekleştirebileceğimiz Outlook.com’a bıraktı.

Outlook.com nasıl kullanılabilir?
Öncelikle eski Hotmail adresimizle giriş yapabiliyoruz. Outlook.com adresinden siteyi açtığımızda şık tasarımı dikkatimizi çekiyor. Sağ üst köşede mesajlaşma, ayarlar ve yönetici paneli bulunurken, sol tarafında yine “Gelen Kutusu”, “Gereksiz”, “Taslaklar” gibi menüler yer alıyor. Ayrıca Gmail ya da Yahoo gibi farklı e-posta adresleri için de Outlook önizlemesini kullanmaya izin veriyor.

Yeni Outlook rağbet göreceğe benziyor. Yeni Outlook adresinizi hemen almanızı tavsiye ediyorum :)

Steve Jobs'ın Biyografisi ve Çıkarılması Gereken Dersler


 

Steve Jobs..Bu satırlarda kendisi hakkında o kadar çok yazı yazdık, yaptıklarını o kadar övdük ki, aslında tüm bunlara ek olarak söylenebilecek herşey sanırım ancak biyografisini okuduktan sonra söylenebilir.

Çok sıkı bir kitap okuyucusu değilim, itiraf etmem gerekir. Ancak son yıllarda seçtiğim kitapların tümüyle gerçekleri yansıttığına emin olmaya özen gösteririm. Bu bakımdan, tarihi kitaplar, araştırmalar ve biyografiler çok daha fazla ilgimi çekiyor. Bu kitaplardan en sonuncusu, Steve Jobs”ın biyografisiydi. Uzun zaman önce edindiğim kitabı ancak bitirme fırsatım oldu ve kesinlikle büyülendiğimi söylemeliyim.

Steve Jobs”ı aslında keynotelarından veya röportajlarından tanıdığımızı zannediyorduk, ta ki bu biyografi yazılıp, vefatının ardından yayımlanana kadar. Kendisi bizzat Walter Isaacson”dan bu kitabı yazmasını istemiş, sebebi de herkesin, özellikle de çocuklarının, onun da bir zamanlar genç olduğunu ve hayatında neler yaşadığını objektif bir gözle öğrenmesini istemesi.

Steve Jobs, insanlık tarihinde yerini aldı. Kanserin aramızdan alıp götürdüğü bu dahi adam sayesinde, muhteşem ürünler kullanmaya ve harika bir kültürün parçası olma şansına eriştik. Çağının Thomas Edison”u ve Henry Ford”u olarak gösterilen Jobs, yarattığı ürünler ile hayat tarzımızı değiştirmemizi sağladı.

Steve Jobs”ın hayatından benim özellikle ders çıkardığım noktaları paylaşmak istiyorum:

Pes etme: Herhalde tüm hayat hikayesi boyunca Steve Jobs”ın Apple için yaptıklarından çıkarılabilecek en iyi sonuçlardan bir tanesi, kesinlikle pes etmemek. Apple I ile başlayan elektronik dünyaya adım atışı, hızlı yükselişi, zenginlik ile ilk tanışma, Microsoft ve IBM”in pc dünyasını yaratması, Apple”ı devre dışı bırakması, sonraki Apple bilgisayarlarında yaşanan hüsranlar, Steve Jobs”ın kovulması, Next”i kurması, başarısız olması, Pixar ile tekrar yükselişe geçişi, Pixar”ı dünyanın en iyi animasyon film yapımcısı yapması, Apple”a dönüşü, iMac, iPod, iPhone, iPad derken Apple”ın dünyanın en büyük teknoloji şirketi olması. Her bir adımı büyük deneyim ve kritik kararlarla dolu bu inişli çıkışlı serüven, Jobs”ın hiç bir zaman pes etmediğini, ürününe, fikirlerine olan bağlılığını ve sonuna kadar şansını zorlayışını da bize gösteriyor.

Ürüne odaklan, müşteri için en iyisini düşün, kontrolü elinde tut: Müşteri anketleri, pazar araştırmaları gibi ürün geliştirme sürecine katkıda bulunan girdiler, Apple için hiçbir zaman söz konusu olmadı. Jobs, ürünlerin tüm detaylarıyla (kullanılacak camın kalitesine, iç dizaynın mükemmeliyetine, cihazların rahatça açılıp açılamayacağna kadar) ilgilendi, her bir ürünü mükemmeliyete maksimum düzeyde yakınlaştırdı. Ürünü müşterinin eline alıp, sadece rahat ve üst düzey kullanımı tecrübesini istedi. Bunun için müşterinin düşüncelerine çoğu zaman ihtiyaç duymadı, çünkü kendisi de bir müşteriydi ve herkesten daha iyi öngörülere ve tespit yeteneğine sahipti. Jobs bu durumu şöyle özetledi: “Muhteşem ürünler üretmek istediğimiz için, kullanıcıyı önemsediğimiz için ve başka insanlar gibi berbat şeyler üretmek yerine deneyimin tamamının sorumluluğunu üstlenmekten hoşlandığımız için yapıyoruz…Onlar en iyi yaptıkları şeyleri yapmakla meşguller ve bizim de en iyi yaptığımız şeyi yapmamızı istiyorlar. Hayatları yoğun; bilgisayarlarıyla cihazlarını entegre etmekten başka yapacak bir sürü işleri var”

Yeri geldiğinde kendi ayağına ateş etmesini bileceksin: Jobs, iPod piyasaya sürüldükten sonra yakaladığı muazzam başarıya rağmen her zaman iPod”u neyin bitirebileceğini tahmin etmeye çalıştı. Kitapta yönetim kurulu üyesi Art Levinson şöyle der “Bizi neyin mahvedebileceğini düşünüp duruyordu sürekli” ve Jobs cevabı buldu: “Ekmeğimize kan doğrayabilecek cihaz cep telefonudur”. Bu karara vardığında biliyordu ki bir sonraki adımı telefon olmadıydı ancak telefona eklenebilecek iPod özellikleri iPod”un kendisini büyük oranda işlevsiz hale getirecekti. Ancak Jobs biliyordu ki, bu özelliği başka bir şirket, telefonlara entegre ettiğinde elinde ne iPod kalacaktı, ne de pazarı domine etmiş bir iPhone.

Jobs huysuzluğu, kabalığı, Apple dışındaki hemen herşeyi, herkesi umursamazlığı ile kendine has bir kişiliğe sahipti. Ancak herkeste hayranlık uyandıran bir karizması vardı ve çalışanlarının kitabın birkaç yerinde de vurguladığı gibi, onunla çalışmak çalışanları, mühendisleri için gerçekten çok zordu, ama onunla tahmin bile edemeyecekleri başarılar elde ettiler. Jobs”ın ikna etme yeteneği üst düzeydi, insanları imkansız gibi görünen birçok şeyi yapabileceklerine inandırmayı başardı yıllar boyunca, ve çalışanları bu imkansızları başararak insanlığa hayat tarzlarını değiştirebilecek ürünler armağan ettiler.

Kitapla ilgili anlatılabilecek çok şey var ama henüz okumamış okurlar için büyüsünü bozmak istemiyorum.

Son olarak, en çok merak edilen konulardan birisi, Apple ismi nereden geldi? İşte cevap:

“..Ertesi gün karar vermek için son günleriydi, çünkü Jobs gerekli belgeleri hazırlamaya başlamak istiyordu. Nihayet Jobs, Apple Computer adını önerdi. “Meyve diyetlerimden birindeydim” diye açıkladı. “Elma çiftliğinden yeni dönmüştüm. Rahatsız edici olmayan, eğlenceli, canlı bir isim gibi geldi. Apple (elma) sözcüğü, computer (bilgisayar) sözcüğünü yumuşatıyordu. Hem böylece telefon rehberinde Atari”den önde olacaktık.” Wozniak”a yarına kadar akıllarına daha iyi bir isim gelmezse Apple”ı kullanacağını söyledi. Ve onu kullandılar…”

Internet Explorer 9 TV Reklamı – Yeterince Güzel


 

İnternet”le tanıştığımız ilk günlerde Internet Explorer ve meşhur “e” logosu hep gözümüzün önündeydi. Microsoft”un Windows üzerinden bizi “default” olarak tanıştırdığı bu web tarayıcısının tahtı Netscape ile bir süreliğine sarsılır gibi oldu ancak toparlanması uzun sürmedi. Bu, henüz fırtına öndesi sessizlikti ve fitili Mozilla Firefox ateşledi. Firefox, tarayıcı dünyasına yeni bir soluk getirdi ve zamanla geniş bir hayran kitlesi oluşturdu. Hızıyla, pluginler, add-onlar gibi farklı özellikleriyle Internet Explorer”ı bir anda geri planda bıraktı. Öyle ki, artık Microsoft”a Windows”ta default browser olarak Internet Explorer”ın bulunmaması konusunda baskılar gelmeye başladı. Firefox”un yıldızının iyice parlamaya başladığı The amazing hidden worldThe Beetle Frenzy slot . noktada Google, Chrome ile sahneye çıktı ve Firefox”un şovunu bir nevi yarıda kesti. Böylelikle yeni tarayıcılarla birlikte IE”nin geride kaldığını gören Microsoft, IE”ye daha fazla kaynak ayırdı, rekabetten beslenerek hep daha iyisini yapmaya çalıştı.

IE”nin eski ve modası geçmiş imajını üstünden atmaya çalışırken, son sürümü için bir de güzel TV reklamı hazırlamışlar. Chrome”un Japonya”da yayınlanan televizyon reklamını da Marketoloji”de paylaşmıştım. Anlaşılan o ki, günlük hayatımızda yoğun olarak kullandığımız web sitelerinin veya yazılımların TV reklamı üzerinden geniş kitlelere ulaşması artık olağan hale geldi. Microsoft”un IE 9 için reklamını ise beğendim, markayı dinamizm ve olması gerektiği gibi hızlı olmakla özdeşleştiriyor. Performansını ise test edip görmek lazım.

Next Page » Scroll to top