Your search for mark zuckerberg returned 13 results.

Facebook Filmi Posteri Karşınızda!


 

Kurulduktan sonra tüm internet alışkanlıklarımızı değiştiren, bununla da kalmayıp hayatımızın her alanında varlığını hissettiren Facebook‘un Columbia Pictures tarafından yapılan filminin ilk posteri yayınlandı. Ekim ayında gösterime girmesi planlanan ve “The Social Network” isminde olacak filmi David Fincher yönetecek. Posterde de görüldüğü gibi Mark Zuckerberg’i canlandıracak aktör Jesse Eisenberg fiziksel görünüş bakımından doğru seçim olduğu izlenimi yaratıyor.

Film Mark Zuckerberg’in Harvard’ın yurt odalarında Facebook’u yaratmasından başlayarak Facebook’un 500 milyon üye sahibi olduğu ana kadarki gelişmeleri anlatacakmış. Burada beni düşündüren nokta Facebook’un kuruluş aşamasında Mark Zuckerberg’in bu fikri çalmasıyla ilgili ciddi suçlamaların senaryoya ne şekilde ve ne ölçüde yansıtılacağı. Hollywood’da çekilen Irak savaşı, fantastik kahramanlar ve gişe odakli, içeriği çok sıradan ama görsel yönü etkileyici olan 3D filmlerden sıkılanlar için güzel bir alternatif olacağa benziyor. Umarım filmi izlerken bir belgesel havasından çok kahramanlaştırılmış bir gencin hikayesini izleriz. Sanırım usta yönetmen David Fincher da bu yüzden var zaten=)

Son olarak, posterin üzerinde yazan “You don’t get to 500 million friends without making a few enemies” (Birkaç düşman edinmeden 500 milyon arkadaşa ulaşamazsınız) ise Facebook’un son zamanlarda bu kadar tepkiye ve eleştiriye maruz kalmasına karşı bakış açısını özetliyor olsa gerek. 500 milyon üyeli bir ağa sahip olmanın getirdiği sorumluluklar kolay değil tabi. Belki de düşmandan kastı Google’dır. Ne dersiniz?

“Quit Facebook Day” 31 Mayıs’ta! Neden?


 

Facebook Şubat 2004’te kuruldu ve yalnızca 6 yıl içerisinde 430+ milyon kullanıcıya sahip oldu. Şu anda Google‘dan sonra dünyanın en çok ziyaret edilen websitesi olan Facebook bir sosyal ağ olarak inanılmaz bir kullanıcı verisine sahip durumda. Diğer bütün sitelerden daha dikkatli davranması gerekirken Facebook’ta son günlerde yaşanan güvenlik açıklarının ve kullanıcıların özel hayatlarına saygı duyulmamasının neden olduğu rahatsızlıklar insanların bir araya gelerek Facebook’tan hesaplarını aynı gün silme kararı almalarına neden oldu! Facebook sıklıkla toplulukların bir fanpage veya grup altında birleşerek herhangi bir konuda isteklerini belirttikleri bir platform 000-911 olarak kullanılıyor, ama bunun bir gün Facebook’un aleyhine de kullanılabileceği kimin aklına gelebilirdi ki…

Peki 31 Mayıs’ta toplu Facebook çıkışı düzenlemek isteyen insanların bu kararı almalarına ne neden oldu? Kısaca, Facebook’un kullanıcıların verilerine, özel yaşantısına ve web’in geleceğine karşı saygısız davranması…Daha da açmak gerekirse son 1 yıl içerisinde kullanıcıları oldukça rahatsız eden gelişmeleri şu şekilde sıralayabiliriz;

  • 31 Mart 2010’da bir bug yüzünden Facebook’taki gizli email adresleri 1 saatten kısa bir süre için de olsa herkes tarafından görülebiliyordu.
  • Phishing saldırıları nedeniyle kullanıcıların hesaplarının hacklenmesi. Facebook’un dünyada en çok phishing saldırılarına maruz kalan 4. şirket olduğunu ve tüm saldırıların 5.7%’inin Facebook’a yapıldığı düşünüldüğünde Facebook’taki özel bilgilerimizin güvende olmadığı hissine kapılabiliriz.
  • Facebook’un geçtiğimiz haftalarda F8 toplantısında açıkladığı ve çok ses getiren Open Graph, “like” butonu, Docs.com ve Pandora gibi yeniliklerin sonucu olarak “instant personalization” özelliğinin yine kişisel verilerimizin 3. partilerin eline geçmesi olasılığı. Tabi ki bu özelliği kapatma şansımız var, ama yine de bu özelliğin varlığı bile bir şekilde insanları rahatsız etmeye yetiyor.
  • 5 Mayıs 2010’da yine bir bug’ın neden olduğu açık sayesinde insanlar arkadaşlarının anlık Facebook chat konuşmalarını ve bekleyen arkadaşlık isteklerini görebiliyordu.
  • 922-102

Bütün bunlar düşünüldüğünde Facebook’un elindeki gücün aynı zamanda idare edilmesi zor bir kitle olduğu ortada. Kullanıcı sayısı arttıkça en ufak güvenlik açıklarının bile çok büyük sonuçlar doğuracağını görebiliyoruz. Facebook’un web’i ele geçirmeden önce kendi sitesindeki güvenlik konularına odaklanması en azından insanların tepkilerini azaltacaktır. Anladığım kadarıyla insanların tepkisi oluşan açıklar yüzünden yaşadığı korkudan çok Facebook’un bu konuda kılını kıpırdatmaması ve bu tür gelişmeleri pek umursamamasından kaynaklanıyor. 31 Mayıs’taki toplu çıkma hareketi belki bu tepkilerin boyutunu Mark Zuckerberg için daha gözle görülür hale getirecektir. Zira, Facebook’un denizi geçerken derede boğulmasını istemem…

Son olarak, bu hareket için açılan QuitFacebookDay.com‘dan da anlaşılıyor ki 31 Mayıs Facebook için kritik bir gün olacak. Benim merak ettiğim diğer bir şey ise Mark Zuckerberg‘in karşı bir hamlede bulunmak için 31 Mayıs’a kadar bekleyip beklemeyeceği. Şu anda sadece 675 kişinin çıkma taahhüdünde bulunduğu sitede bu sayının 50.000’e ulaşmaması durumunda olayın pek ciddiye alınacağını tahmin etmiyorum.

Dünyanın En Yenilikçi Şirketi Facebook


 

Dünyanın en yenilikçi 50 şirketi listesi her sene Fast Company dergisi tarafından yayınlanıyor. Mart sayısını kaçırdığım için MB2-702listeyi inceleme fırsatım olmamıştı ancak arkadaşımdan dergiyi edindim ve inceledim. Fast Company”nin listesine göre dünyanın en yenilikçi şirketi Facebook.

Yıllarca Google”ın arama sonuçlarını kayıt altına alarak ne kadar büyük bir gücü elinde bulundurduğunu konuştuk. Ancak sanırım Google”ı bu konuda geçen tek şirket (veya site) Facebook. 400 milyon kullanıcısı olan Facebook”ta insanların kendi isimleriyle bulunması ve her gün site üzerinde birşeyler paylaşması Facebook”u bilgi açısından en güçlü şirket yapıyor casino width=”128″ height=”300″ class=”alignleft size-medium wp-image-1965″ />diyebiliriz. Bu muazzam gücü yönetebilmek konusunda da oldukça maharetliler. 400 milyon insanın hayatlarında hatrı sayılır bir yer edinen Facebook”un en küçük güvenlik açığının bile çok büyük sonuçlar doğurabileceğini düşünürsek, ne denli zor bir işin üstesinden geldiklerini biraz olsun kavrayabiliriz. Facebook, diğer sitelerin aksine hiç durmuyor, yerinde saymıyor. Yeni özellikler, farklı açılımlar ile statik bir sosyal ağ sitesinden, sürekli trend yaratan ve bu trendi geliştiren bir yapıya büründü. Bu trendi sadece kendi sitesi üzerinden değil, tüm webi kapsayacak şekilde yapıyorlar, ki en son yenilikleri Helin”in de daha önce bahsettiği Open Graph özelliği. Bu trendi, hatırlarsak Facebook Connect ile başlatmışlardı.

Kısacası Facebook, sürekli gelişen, farklılaşan yapısıyla, her gün yeni bir özelliği büyük oranda başarılı bir şekilde insanların kullanımına sunan ve gittikçe daha da popülerleşen bir site. Fast 1T0-035 Company de bu yüzden Facebook”u birinciliğe layık görmüş.

Listenin tamamını buradan inceleyebilirsiniz.

Facebook’un Büyük Güvenlik Açığı


 

Techcrunch EU tarafından 5 Mayıs’ta yapılan bu haber çok ilgi popexams çekiciydi. Aşağıdaki videoda gösterilen yolu izleyerek bir arkadaşınızın o anki açık chat kutularını okuyabilme ve bekleyen arkadaşlık isteklerini görme şansına sahiptiniz.

Facebook’un güvenlik açığının açıkça anlatıldığı bu haberin artık aslında pek bir önemi kalmadı çünkü Facebook haberin yayınlandığı aynı gün Facebook 310-202 “chat” özelliğini kapatarak sorunu çözdüğünü belirten aşağıdaki yazıyı Techcrunch’a gönderdi;

“For a limited period of time, a bug permitted some users’ chat messages and pending friend requests to be made visible to their friends by manipulating the “preview my profile” feature of Facebook privacy settings. When we received reports of the problem, our engineers promptly diagnosed it and temporarily disabled the chat function. We also pushed out a fix to take care of the visible friend requests which is now complete. Chat will be turned back on across the site shortly. We worked quickly to resolve this matter, ensuring that once the bug was reported to us, a solution was quickly found and implemented.”

Sorunun insanların özel yaşantılarına ne ölçüde zarar verdiği, Facebook’un sorunu ne kadar sürede çözdüğü pek umrumda değil. İlgi çekici konu ise yazının neden Techcrunch tarafından haber yapıldığı aslında. Techcrunch’ın Facebook’a yakın olduğunu ve bu tür prestij düşürücü bir açığın haber yapılmaktansa direk Facebook’a bir uyarı olarak iletilmesi yoluna gidileceğini düşünürdüm. Böyle olmaması bana göre Techcrunch’a pek yakışmamış. Haber değeri taşıyor olduğu çok ortada, yazı binlerce kez retweet, share edilmiş, yazının altına yüzlerce yorum yazılmış, ama yine de bunun bir çok privacy ihlaline yol açacağı da göz önünde bulundurulmalıydı.

Bazen böyle bir açığın oluşması olası, çözümün de uzun zaman almaması sevindirici. Ancak, F8 toplantısında Mark Zuckerberg tarafından açıklanan ve hizmete sunulan yeniliklerden sonra tüm interneti hakimiyeti altına alacak olan Facebook’un elindeki gücü sayısı 430 milyonu aşan kullanıcılarından aldığını unutmaması gerekiyor. Aktif kullanıcı sayısını ve trafiği artırmak için yeni üye eklemek yetmez, halihazırda üye olan kişilerin de Facebook’un verdiği hizmetten memnun kalması sağlanmalıdır. Henüz Google gibi başarılı ve organik bir gelir modeli yaratamayan Facebook’un daha dikkatli olması gerekir. Open Graph ve like butonundaki değişiklik ile tüm internete yayılmayı hedefleyen Facebook’un ufak güvenlik sorunlarına takılması, yani dereyi geçip suda boğulması komik olur.

Twitter’ın Gelir Modeli?


 

Gelir modeli, kısaca bir web sitesinin nereden para kazanacağıdır. Örneğin, E-Ticaret sitelerinin gelir modeli komisyona dayalıyken, içerik sitelerinin birçoğu reklamdan para kazanır. Sosyal ağlardaki durum da pek farklı değil aslında, en büyük gelir kalemleri yine reklam.

Evan Williams

Google’ın reklam modelinin ise sıradan banner veya tıklama başına maliyetten çok daha kompleks ve üst düzey olduğunu söyleyebiliriz (Adwords reklamlarının çalışma prensibini incelemenizi tavsiye ederim).

Twitter ise henüz site içine bir gelir modeli entegre etmiş değil. Facebook’un tırmanışa geçtiği günlerde Mark Zuckerberg’e sıkça sorulan ‘gelir modeli’ fikirleri artık Twitter için sorulmaya başlandı çünkü site hızla büyüyor. Site içinde herhangi bir reklam yok farkettiyseniz ve kullanıcılar hizmete herhangi bir ücret ödemiyorlar.

Twitter geçtiğimiz aylarda ciddi miktarda yatırım aldı ve bu gelişmeler piyasada gelir modeli yaratılmasına yönelik bir baskı oluşturdu diyebiliriz. Twitter kurucusu Evan Williams’a en çok yöneltilen soru bu; “nasıl para kazanacaksınız?”.

CNNMoney’de yayınlanan Evan Williams röportajında Twitter kurucusu “öncelikli hedefimiz en iyi ürünü ve teknolojiyi üretmek” diyor. Gelir modeliyle ilgili çalışmalarının olduğunu ancak henüz bunun ilk önceliklerinin olmadığını vurguluyor. Williams yatırımcılarla planlarını paylaştıklarını ve para kazanma sürecinin zaman alacağını onlara bildirdiklerini söylüyor. Yatırımcıların da zaten kısa sürede para kazanmak gibi bir amaçlarının olmadığını, vizyonlarının geniş olduğunu ve bu konuda endişelenmediklerini de ekliyor. Aldıkları yatırımı, tıpkı Facebook’un aldığı yatırımlar gibi, ihtiyaçtan değil de “neme lazım dursun bir kenarda” mantığıyla aldıklarını itiraf ediyor. Bu parayla insanlara, altyapıya ve teknolojiye yatırım yapacaklarını belirtiyor.

Hep konuşuruz, söyleriz. İş planı lazım, gelir modeli mutlaka olmalı, herşey planlanmalı vs. vs. Peki bunları yaparken fazla zaman kaybetmiyor muyuz sizce de? Bunların hepsini netleştirmeden ortaya çıkmış Google, Facebook veya Twitter iflas mı ettiler veya edecekler mi?. Google, faydayı ön plana çıkardı yıllarca ve sıra para kazanmaya geldiğinde ona da bir çözüm buldular. Facebook, henüz birkaç senedir para kazanma yollarını keşfediyor. Twitter ise hala üzerinde çalışıyor ve birşeyler mutlaka ortaya çıkacaktır.

Kıssadan hisse, çok takılıyoruz iş modeline, gelir modeline, tahminlere, öngörülere. Bunların hiçbirisi olmasın ve kolları sıvayıp işe atılalım demiyorum tabi ki. Ancak ilk hedefimiz (belki de uzun bir süre) gerçekten aklımızda olan faydayı kullanıcıya yansıtmak olmalı. Kullanıcıyı memnun edebildikten sonra, orta vadede gelir modeli nasıl olsa yaratılabiliyor. Örneklerle sabit.

Soru: Is there a motto? Like “Don’t be evil”?
Evan Williams: We’re not going to publish “Don’t be evil.” I think that’s taken.

Röportajın tamamını buradan okuyabilirsiniz (ingilizce).

« Previous Page Scroll to top