Your search for iphone returned 50 results.

iPhone 3GS Reklamları; Ne Gerek Vardı?


 

iPhone 3GS’nin aşağıdaki reklam videolarını izledikten sonra bir düşündüm. Apple’ın iPhone 3GS’nin reklamlarını yapma sebebi ne olabilir? Ayrıca, reklamların özünün iPhone’ların işlevselliğini ortaya çıkarmak olduğunu düşünülürse iPhone’un satışlarında beklentilerin altında seyrettiğini düşünebilir miyiz? Ya da Türkiye’de olduğu gibi hakkını vermeden sırf gösteriş için iPhone kullanan insanlara aslında telefonlarıyla neler yapabileceklerini gösterme amaçlı bir çalışma mı bu? Ya da hiçbiri. Bu arada, bu reklamların Google’ın “Parisian Love” reklamına benzeyen bir yapısının olduğunu da söylemekte fayda var.

Pos Cihazı Olarak iPhone


 

iPhone‘u pos* cihazı haline getiren birkaç cihazın tanıtımını daha önce görmüştüm. Bu durumun özellikle pos cihazı sektörünün önde gelen firmalarından Verifone‘u zor durumda bırakabileceğini düşünmüştüm. Ancak Verifone da boş durmamış ve teknolojiye ayak uydurmayı başarmış. Verifone’un iPhone için ürettiği ek parça iPhone’u bir pos cihazı haline getiriyor. Satıcıların işini kolaylaştırdığı ve maliyetleri düşürdüğü kesin.

*POS = Point of Sale (Satış Noktası)

Google Nexus One mı, Apple iPhone mu?


 

Aslında aşağıdaki kıyaslama sadece Nexus One ve iPhone’la sınırlı pass4sure ST0-075 kalmamış. Palm Pre ve Motorola Droid de listeye eklenmiş. Cihazların özellikleri birbirine yakın. Madem ciddi bir farklılık yaratamadı, Google neden cep telefonu işine girdi sorusunu soranlara bir bütün olarak mobil dünyasının artan popülerliği, büyüyen pazar ve Google’ın Android’e verdiği önem derim.

Kaynak; Buzz Feed | Nexus One vs. iPhone vs. Droid pass4sure 000-998

House of Cards ve Ürün Yerleştirme


 

House of CardsNetflix hizmet verdiği ülkelerde insanların içerik tüketme alışkanlıklarını şüphesiz değiştirmeye başladı. Binlerce dizi ve filmin yanı sıra kendi içeriklerini de Netflix Original adı altında yayınlayan Netflix`in en büyük başarılarından birisi House of Cards (bir diğeri de Orange is the New Black diyebiliriz). Netflix`in özellikle bu dizilerde izlediği tüm sezonu aynı anda siteye yükleme prosedürü dizi hayranları tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanıyor. Geleneksel dizi izleme alışkanlığında her haftanın belli gün ve saatini beklemenin yerine tüm içeriğe anında ulaşmak Netflix`i tüketicilerin gözünde paha biçilmez yapıyor.

Birkaç senedir Netflix üyesi olarak bu hayranlardan birisi de benim ve en sevdiğim dizi de House of Cards. Kevin Spacey`nin Beyaz Saray`daki entrikalarla dolu maceraları ve kendine has rol yeteneği milyonlarca kişi gibi beni de kendine hayran bırakıyor.

Dizinin ilk sezonununda özellikle dikkat ettiğim noktalarından birisi markalardan kaçmamasıydı. Özellikle telefon markalarında kadınlar iPhone`u tercih ederken, siyasetçi erkekler Blackberry kullanıyordu. Bu ürün yerleştirme fazla başarılı olmuş olacak ki 3. sezonda bariz bir şekilde Windows Phone yerleştirilmesi yapılmış.

House of Cards - Windows Phone

Belli ki markalar arasında House of Cards`ta görünme yarışı var ancak daha da önemlisi bu tarz yerleştirmelerin diziye kattığı gerçeklik hissi. Markalardan kaçan veya çok belli markalar için garip isimler uyduran diziler bence hiçbir zaman yeterli gerçekçiliği yakalayamayacaklar. Bu demek değil ki dizinin her tarafından marka fışkırsın, ancak kesinlikle yeterli seviyede marka kullanımı diziye apayrı bir hava katıyor. House of Cards da bunu çok iyi başarmış görünüyor.

Clash of Clans’ın ilk TV reklamı


 

Marketoloji satırlarında çok kez anlattığımız gibi sosyal oyunlar, özellikle mobilin de etkisiyle son yılların en hızlı büyüyen sektörlerinden birisi haline geldi. Zynga, King.com gibi büyük oyuncuların arasına artık yenileri eklenmeye başladı bile. Bu şirketlerden birisi de Supercell, dünyaca ünlü Clash of Clans’ın yaratıcısı. Haziran 2010’da kurulan şirketin %51 hissesi Ekim 2013’te Japon Softbank şirketi tarafından tam 1.5 milyar dolara satın alındı. Yani, şirket yaklaşık 3 sene içinde 3 milyar dolardan daha değerli hale geldi. Nisan ayında Supercell, Clash of Clans oyunundan günde 2.4 milyon dolar gelir elde ediyordu. Bu rakamın şu sıralarda çok daha yukarılarda olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Supercell, sonunda oyunun TV reklamını da yayına aldı:

Spotify, Deezer, Rdio ve Müzik Endüstrisi


 

Plaklara yetişemedim ama küçüklüğümde kasetler hayatımın önemli bir parçasıydı. Kasette istediğim şarkıyı dinlemek için kalemle bant çevirmeye çalıştığım günleri hatırlarım. O günlerden bugünlere birçok alanda olduğu gibi müzikte de çok şey değişti. Kasetler, kasetçalarlar, farklı cihazlara, boyutlara, formatlara büründüler ve sonunda iPod/iPhone’un büyük oranda hakim olduğu, telif haklarına saygı gösterilen, online olarak belli bedeller ödenerek dinlenen veye edinilen parçalarla bambaşka bir dünya haline geldi.

Bu dönemde farklı sıkıntılar yaşandı. Kullanıcılar, bedava mp3 bulmak uğruna bilgisayarlarına yüzlerce virüs indirdiler, çalışmayan hoparlörlerinden bezdiler, müzik paylaşırken yakalanmaktan korktular, kaset doldurmanın yerini CD doldurma aldı. Diğer yandan, şarkıcılar, yayıncılar içeriklerinin herhangi bir bedel ödenmeden tüketilmesine isyan etti, farklı yaptırımlar uygulanmak zorunda kalındı.

Geldiğimiz noktada, artık Spotify, Rdio, Deezer gibi girişimler, tüm bu telif konusunu halletmiş durumdalar ancak bunun bir bedeli var. Örneğin, bu alanda dünyanın şu anda en popüler servisi olan Spotify’ın halen kar edip etmediği tartışma konusu. The Verge’de çıkan , globalde toplam 20 milyon üyeye ve ücretli servisini kullanan 5 milyon üyeye sahip Spotify elde ettiği gelirin büyük kısmı telif haklarına veriyor (bazı ülkelerde şarkıların arasında reklam da dinlettiğini ekleyelim). Tahminlere göre gelirin kalan kısmı tanıtıma, kalan da Spotifyın teknolojisine gidiyor. Bu telif maliyetleri, Spotify gibi servislerin belini büyük oranda büküyor, ancak müzik şirketlerinin geri adım atmaya hiç niyeti yok, çünkü çoğu büyük holdinglerin bir parçası ve müzik endüstrisi bu holdingler için tabir-i caizse para makinesi.

Tüm bu sorunların arasında, bu servisleri kullanarak istediğimiz şarkıları istediğimiz zaman ya bedelsiz ya da ufak bedellerle dinleyebiliyor olmamız sevindirici. Türkiye’de benzer servisler mevcut ancak henüz bu global oyuncularla yarışabilecek bir girişimimiz yok maalesef (Fizy?). (Not: Bu servislerin hiçbirisi henüz Türkiye’de aktif değil)

Kapanışı Spotify’ın Amerika’da yayına aldığı televizyon reklamı ile yapalım. Spotify gözünden müzik:

Kanye West Konseriyle Mobil Abone Segmentasyonu


 

cup sale online

Mobil, değişiyor. Obama ailesinin 2009’daki görüntüsü ve 2013’deki görüntüsü arasındaki tek fark artan akıllı telefon penetrasyonu.

iPhone’un pazarı değiştirme vaadiyle 29 Haziran 2007’deki lansmanından bu yana Amerika’da akıllı telefon penetrasyonu %60’ın üzerine tırmandı. Avrupa ülkelerinde de %50 civarında seyreden bir penetrasyondan söz etmek mümkün. Asya, Afrika ve gelişen ülkelerde penetrasyon %20’nin altında. Globaldeki %27’lik penetrasyon tahmini, Türkiye özelinde %10 – %15 skalasında seyrediyor.

Satış tahminleri, pazar payları, penetrasyon ölçümlemeleri… Değişen mobili, değiştiği anda anlamak adına yerelde ve globalde yoğun bir çalışma var. Mobil abone davranışlarını anlamak adına da araştırma ve tahminlemeler dört nala… ComScore ve benzerlerinin yayınları ve medyaya yansıyanlar bir yana; akıllı telefon üreticileri ve telekomünikasyon şirketlerinin detaylı analizleri yeni mobil abone davranışlarını hızla anlamlandırmaya ve segmente etmeye çalışıyor.Canon 70-200mm Lens Thermos Coffee Mug

Okyanustayız: Sayısız kaynak, araştırma ve yazının ortasında, akıllı telefonlarla farklılaşan mobil abone davranışlarını ve mobil abonelerin hayat tarzlarını eşlemeye çalışıyoruz. Akıllı telefon sahipleri hangi dizileri daha çok tercih eder, modaya bütçelerinden ne kadar ayırır, ayda ortalama kaç uygulama indirir… Veri dipsiz olunca, müstakbel sonuçlar uçsuz bucaksız.

Peki, gözümüzün önündekini kaçırıyor olabilir miyiz?

Hemen aşağıda izleyebileceğiniz video, Amerika’nın rap fenomeni Kanye West‘in 2011 yılında Amerika’da gerçekleştirdiği bir konserin canlı performans videosu. Henüz Obama’nın 2009 ve 2013 görüntüsü arasındaki fark belirginleşmemişken, Amerika’da akıllı cihaz penetrasyonu %60’ın çok altındayken.

Türün ve Kanye West’in meraklıları için keyifli bir video. Direkt konuya girelim diyorsanız, 01:26’dan itibaren sahneyi devralan akıllı telefonlara buyurun. (Yine 1:46 ve 1:55’teki çekimler de fikir verecektir.)

Kanye West, Amerika’da benim ”plaza rap” demeyi sevdiğim bir iletişim yapıyor: Üniversite mezunu, eğitimli, teknolojiyle yakından ilgili, hızlı adapte olan beyaz yakalı / varlıklı beyazlara konuşuyor. Kanye West içeriğinde güç, para, rekabet, arabalar, kadınlar, jet-set hayatı önemli bir yer kaplıyor.

Kanye West’i ön sıralardan takip edebilmek için binlerce doları gözden çıkarabilen kalabalığın neredeyse tamamının 2011 yılında akıllı telefon sahibi olması muhtemelen tesadüf değil. Canlı performansı akıllı telefonlarıyla kaydetmeleri ve yakın çevreleriyle paylaşmaları / YouTube benzeri kanallara yüklemeleri henüz 2011 yılında Facebook ve Twitter’ı mobil faydalarıyla kullandıklarını tahmin etmeyi kolaylaştırıyor: 3G / 4G’ye hakim, hava niyetine data tüketen bir kalabalıktan söz ediyor olma ihtimalimiz yüksek.

Gözümüzün önündekini kaçırıyoruz.

2011 yılında, mobildeki değişime hangi segmentin daha hızlı adapte olduğunu görmek için Kanye West konseri canlı kaydından fazlasına gerek yok. Sözkonusu içerik olunca, mobil davranışlar ve hayat tarzı kolayca örtüşüyor.

« Previous Page - Next Page » Scroll to top