Your search for ipad returned 21 results.

Mobil, Sosyal Medya İçin Neden Vazgeçilmez Bir Mecra?


 

Sosyal medya hayatımızın her alanında derken ciddiydik. Yediğimiz yemekleri, içtiğimiz içkileri, gittiğimiz yerleri, gözümüzün o an gördüğünü anında paylaşıyoruz ve arkadaş çevremize bildiriyoruz. Bunun için çeşit çeşit sosyal ağdan uygulamaya kadar pek çok araca sahibiz. Tüm bu paylaşımları da yaptığımız en önemli mecra mobil. Pek çok alışkanlığımız sahip olduğumuz akıllı telefonlar ve tabletler sayesinde değişti.

Facebook’un 3. çeyrek raporunda açıkladığı rakamlarda mobil kullanımın artması dikkat çekici. Detaylar ve diğer bilgiler için blogumuzdaki ilgili yazıya bakabilirsiniz. Değişen alışkanlıklar ve rakamlar da gösteriyor ki, Timeline’ında yaşadığımız Facebook gerçekten de mobili merkeze koymalı ve kullanıcılara en güzel mobil deneyimi sunmalı.

Sayın Erkurt, Neden Mobil?

Doğduğumuz güne ait fotoğraf ekleyebildiğimiz, öldüğümüzde sevenlerimize sosyal hesaplarımızdan mesaj bırakabildiğimiz şu günlerde, hayatımız artık başta Facebook olmak üzere diğer sosyal ağlarda. Instagram satın alması ile Facebook hem mobile yatırım yaptı hem de fotoğraf paylaşımının gücünü Instagram’la perçinlemek istedi. Ekim 2005’te çıkardığı Fotoğraflar uygulaması ile sosyalin gücünden çok iyi yararlandı. Son rakamlara göre Facebook fotoğraf paylaşımı konusunda diğer siteleri katlamış durumda. Burada da en büyük avantajı, hem fotoğraf eyleminin hem de “mevzunun” sosyal olması (arkadaşların içerisinde olduğu) ve mobilden bunu kolay bir şekilde yapıyor oluşumuz. Son iOS uygulaması güncellemesi ile de fotoğraflara filtre eklenebiliyor.

Facebook’un en çok eleştirildiği konulardan biri mobildi. Bu eleştirilere de 3. çeyrekte açıkladığı rakamlarla biraz cevap vermiş oldu. Fakat rakamlar kullanıcı deneyimini daha da iyileştirme ve mobili Facebook kullanıcılar için vazgeçilmez bir mecra yapmaya tabii ki mazeret olamaz. Mobile verdiği önem konusunda şirketten açıklamalar duyuyoruz.

Google, Google+ için iPad uygulamasını çıkardığında pek çok kullanıcı iyi bir mobil uygulamanın ne olduğuna şahit olduğunu anlatan paylaşımlar yaptı. LinkedIn iPad uygulaması ile çok daha kullanışlı oldu.

Dergi ve gazete okuma alışkanlığı mobille şekil değiştirdi. Lojistik maliyetin ortadan kalktığı, yayına girdiği anda cihazlara indirebildiğimiz yeni sayılarıyla basılı yayıncılık resmen evrim geçiriyor. Newsweek yeni yılda basılı edisyondan vazgeçerek sadece dijital baskı ile yayın yapacak. E-kitap, dergi ve gazete mevzusu başlı başına ayrı bir yazı konusu.

Instagram sadece akıllı telefonlardan erişilebilir derken web profillerinin geldiği haberini aldık. Bu haberle birlikte biz mobilken bizi masa başında takip eden kullanıcılar için profilimize erişilebilir bir ortam sunacak. Instagram yine mobil, Instagram yine Facebook’un. Belki de yakın zamanda karşımıza çok daha sosyal, çok daha iyi bir mobil deneyimle çıkacak.

Hayat = Mobil

Hayat bilgisayar başında değilken çok daha paylaşılır şeylerle dolu. Bu noktada en yakın dostumuz mobil cihazımız. Sıkışık trafikte sarıldığımız, yolculukta ağlayan bebeği şikayet ettiğimiz, bekleme salonunda sayfalarını karıştırmak yerine az önce yeni sayısını indirdiğimiz dergimiz, takip ettiğimiz kişilerden oluşan dünyamıza baktığımız, siparişini verdiğimiz yemeği anında paylaştığımız şey mobil. Kısacası hayat = mobil. Sadece uygulama özelinde değil, mobil site anlamında yayına giren ve optimize edilen sitelere hepimiz şahit olduk. Akıllı telefonlara yüklediğimiz uygulamalarla hayatı akıl dolu, ihtiyacımıza yönelik çözümler sunan bir halde yaşamaya devam ediyoruz. Yeni çıkan telefonlarla birlikte NFC, mobil ödeme, mobil alışveriş gibi konulara da giderek aşina oluyoruz. Hayat ciddi anlamda giderek mobilleşiyor. Her sabah uyandığımızda gördüğümüz ilk şey kimi zaman sevgilimiz, eşimiz değil; akıllı telefonumuz oluyor.

Markalar ve Mobil Uygulamalar

Değişen alışkanlıklarla birlikte değişen tüketim ve pazarlama anlayışı da mobilde hayat buluyor. E-ticaret sitelerinden hızlı tüketim ürünlerine, lüks markalardan müzik dinleme servislerine kadar pek çok marka mobil uygulamalar sayesinde (akıllı telefon ve tablet) kullanıcıları hayatlarının her alanında yakalama ve satışlarını katlama, farkındalığı artırma amacında. Bu yönüyle bakınca tüketici olarak biz de bu uygulamalara ve markalara daha bağımlı hale geliyoruz. Facebook’un Open Graph’i sayesinde mobilde yaptığımızı profilimizde paylaşabiliyoruz.

Hayat mobildeyken ve sosyal medyada paylaşımlar hayatın her anını kapsıyorken, mobilin neden önemli olduğunu bir kez daha düşünün. Mobilin sosyal medya için vazgeçilmez olduğunu düşünüyoruz ama aslında hayatımız için vazgeçilmez bir noktaya doğru gidiyor. Akıllı telefon ve tablet gibi mobil cihaz kullanımının her gün katlandığı bir dönemde yapılabilecekleri ve potansiyeli hayal etmek bile heyecan veriyor.

Less is More: Peki Neden?


 

Alman mimar Ludwig Mies van der Rohe’nin ağzından çıkan ve modernist anlayışı devrim niteliğinde değiştiren bir söz Less is More (Az Çoktur)… Ortaya çıktığı andan itibaren önemini ve işlevini arttıran, gündelik hayatımızdaki etkilerini de her geçen gün daha net gözlemleyebileceğimiz bir felsefi akım aynı zamanda.

İlk olarak mimari eserlerde belirgin biçimde ortaya çıkan minimal akım, uzun yıllar boyunca sanatın çeşitli türlerinde de kendini gösterdi. Müzikten sinemaya, resimden modaya kadar geniş bir skalada sürekli olarak daha fazla biçimde “Az çoktur” kavramı insanlara empoze edildi. Dolayısıyla değişen tüketici alışkanlıklarına bağlı olarak, bu akım pazarlama ve reklam dünyasında da günden güne gücünü arttırıyor. Firmalar tüketiciyi pazarlama sürecine dahil etmek için bir ürünü detaylarıyla anlatmaktansa, onu tüketicinin hatırlayıp tamamlamasını istiyorlar. Bunun olabilmesi için de basitliği ve sadeliği kullanıyorlar.

Günümüzde internet ve donanım teknolojilerinin gelişmişliği bilgi sirkülasyonunu önemli ölçüde hızlandırıyor. En basit konuda bile insanlar inanılmaz bilgilere ulaşabiliyorlar. Doğal olarak, bu bilgi edinme süreci ve detaylara verilen önem müşteriler tarafından pek çok zaman vakit kaybı olarak görülebiliyor. Basit ve hedefe yönelik içerik sunmaktansa, ürüne yönelik tüm ayrıntıları karşı tarafa aktarmaya çalışmak hem pazarlama açısından, hem de marka algısının sağlıklı biçimde yaratılması yönünden sorunlar çıkartabiliyor. Bunun önüne geçmek için de firmalar çok daha net ve çabuk kavranabilir içerikler üretmeye çalışıyor.

Pazarlama ve reklamda minimalizm, sosyal medyanın hayatımızdaki etkisiyle de şekilleniyor. Sosyal medya sayesinde okuma ve izleme alışkanlıklarımız değişiyor. Örneğin; içinde bulunduğumuz dijital medya çağında, insanlar 7 satırdan fazla yazıları uzun yazı olarak nitelendiriyorlar. Artık twitter’ın 140 karakterinde düşüncelerini yazıp, başkalarının paylaşımlarını okuyan yeni nesiller için blog yazıları bile sıkıcı gelebiliyor. Keza benzer bir şekilde, video izlerken de, izleyicilerin yaklaşık %60’ı henüz videonun ikinci dakikası dolmuşken izlemeyi bırakıyor.

Markalar ürünlerini tanıtabilmek için şu ana kadar hiç olmadığı kadar farklı kanallara sahipler; ama rekabet de benzeri görülmemiş derecede yoğun. Bu bilgi yığınının arasından fark edilebilmek ve hedef kitlede bir algı yaratabilmek de ancak sadeliğe önem vermekle mümkün.

Apple 622 Milyar Dolar Değerlemeyle Neleri Değiştirdi?


 

Apple, 622 milyar dolara varan piyasa değeriyle tarihin en büyük Amerikan şirketi. Teknoloji, telekom, medya sektörlerini ve dolayısıyla günlük yaşantımızı yeniden şekillendiren Apple’ın 1 trilyon dolar seviyesinden değerlenen ilk şirket olması bekleniyor.

Somutlaştırmak adına, konuyla ilgili rastladığım dikkate değer noktaları toparlıyorum:

- Apple hisselerinin değeri Ocak 2009‘dan bu yana 3 kez iki katına çıktı.

- Apple’ın en yakın rakibi Exxon Mobil‘le arasında 200 milyar dolarlık bir fark var. Bir başka deyişle, Apple ve takipçisi Exxon Mobil arasındaki fark, Google‘ın piyasa değeri kadar.

- Apple’ın piyasa değeri geçtiğimiz yıla göre 300 milyar dolar artış gösterdi.

- Apple’ın ‘daha büyük ekranlı’ yeni iPhone, ‘küçük’ iPad ve ‘yenilenmiş’ Apple TV ürünlerinin yarattığı beklenti, Haziran’dan bu yana Apple hisselerini %16 oranında daha değerli kıldı.

- Apple, 622 milyar dolarlık piyasa değeriyle Microsoft’un 1999 yılındaki 619 milyar dolar rekorunu geride bıraktı.

- 1999 yılında Apple’ın piyasa değeri 9 milyar dolardı. Microsoft’un 1999 değerlemesinin 60’ta biri. Dell’in 1999 değerlemesinin 10’da biri.

- Microsoft bir önceki rekora 1999’da ulaştığında Nokia, 200 milyar dolarlık piyasa değeriyle 9. sıradaydı. Nokia’nın bugünkü piyasa değeri 8 milyar dolar.

- Geçtiğimiz günlerde Google‘dan gerçekleştirdiği Marissa Mayer transferiyle yeniden gündeme gelen Yahoo’nun 1999 yılındaki piyasa değeri 100 milyar dolardı. Yahoo’nun bugünkü piyasa değeri 18 milyar dolar.

Odaklanma yetisiyle meşhur birinin, dikkat döngülerini tümüyle değiştiren ürünleri kitleselleştirmesi yeterince garipken sayılar gerçek bir çılgınlığa işaret ediyor.

Steve Jobs'ın Biyografisi ve Çıkarılması Gereken Dersler


 

Steve Jobs..Bu satırlarda kendisi hakkında o kadar çok yazı yazdık, yaptıklarını o kadar övdük ki, aslında tüm bunlara ek olarak söylenebilecek herşey sanırım ancak biyografisini okuduktan sonra söylenebilir.

Çok sıkı bir kitap okuyucusu değilim, itiraf etmem gerekir. Ancak son yıllarda seçtiğim kitapların tümüyle gerçekleri yansıttığına emin olmaya özen gösteririm. Bu bakımdan, tarihi kitaplar, araştırmalar ve biyografiler çok daha fazla ilgimi çekiyor. Bu kitaplardan en sonuncusu, Steve Jobs”ın biyografisiydi. Uzun zaman önce edindiğim kitabı ancak bitirme fırsatım oldu ve kesinlikle büyülendiğimi söylemeliyim.

Steve Jobs”ı aslında keynotelarından veya röportajlarından tanıdığımızı zannediyorduk, ta ki bu biyografi yazılıp, vefatının ardından yayımlanana kadar. Kendisi bizzat Walter Isaacson”dan bu kitabı yazmasını istemiş, sebebi de herkesin, özellikle de çocuklarının, onun da bir zamanlar genç olduğunu ve hayatında neler yaşadığını objektif bir gözle öğrenmesini istemesi.

Steve Jobs, insanlık tarihinde yerini aldı. Kanserin aramızdan alıp götürdüğü bu dahi adam sayesinde, muhteşem ürünler kullanmaya ve harika bir kültürün parçası olma şansına eriştik. Çağının Thomas Edison”u ve Henry Ford”u olarak gösterilen Jobs, yarattığı ürünler ile hayat tarzımızı değiştirmemizi sağladı.

Steve Jobs”ın hayatından benim özellikle ders çıkardığım noktaları paylaşmak istiyorum:

Pes etme: Herhalde tüm hayat hikayesi boyunca Steve Jobs”ın Apple için yaptıklarından çıkarılabilecek en iyi sonuçlardan bir tanesi, kesinlikle pes etmemek. Apple I ile başlayan elektronik dünyaya adım atışı, hızlı yükselişi, zenginlik ile ilk tanışma, Microsoft ve IBM”in pc dünyasını yaratması, Apple”ı devre dışı bırakması, sonraki Apple bilgisayarlarında yaşanan hüsranlar, Steve Jobs”ın kovulması, Next”i kurması, başarısız olması, Pixar ile tekrar yükselişe geçişi, Pixar”ı dünyanın en iyi animasyon film yapımcısı yapması, Apple”a dönüşü, iMac, iPod, iPhone, iPad derken Apple”ın dünyanın en büyük teknoloji şirketi olması. Her bir adımı büyük deneyim ve kritik kararlarla dolu bu inişli çıkışlı serüven, Jobs”ın hiç bir zaman pes etmediğini, ürününe, fikirlerine olan bağlılığını ve sonuna kadar şansını zorlayışını da bize gösteriyor.

Ürüne odaklan, müşteri için en iyisini düşün, kontrolü elinde tut: Müşteri anketleri, pazar araştırmaları gibi ürün geliştirme sürecine katkıda bulunan girdiler, Apple için hiçbir zaman söz konusu olmadı. Jobs, ürünlerin tüm detaylarıyla (kullanılacak camın kalitesine, iç dizaynın mükemmeliyetine, cihazların rahatça açılıp açılamayacağna kadar) ilgilendi, her bir ürünü mükemmeliyete maksimum düzeyde yakınlaştırdı. Ürünü müşterinin eline alıp, sadece rahat ve üst düzey kullanımı tecrübesini istedi. Bunun için müşterinin düşüncelerine çoğu zaman ihtiyaç duymadı, çünkü kendisi de bir müşteriydi ve herkesten daha iyi öngörülere ve tespit yeteneğine sahipti. Jobs bu durumu şöyle özetledi: “Muhteşem ürünler üretmek istediğimiz için, kullanıcıyı önemsediğimiz için ve başka insanlar gibi berbat şeyler üretmek yerine deneyimin tamamının sorumluluğunu üstlenmekten hoşlandığımız için yapıyoruz…Onlar en iyi yaptıkları şeyleri yapmakla meşguller ve bizim de en iyi yaptığımız şeyi yapmamızı istiyorlar. Hayatları yoğun; bilgisayarlarıyla cihazlarını entegre etmekten başka yapacak bir sürü işleri var”

Yeri geldiğinde kendi ayağına ateş etmesini bileceksin: Jobs, iPod piyasaya sürüldükten sonra yakaladığı muazzam başarıya rağmen her zaman iPod”u neyin bitirebileceğini tahmin etmeye çalıştı. Kitapta yönetim kurulu üyesi Art Levinson şöyle der “Bizi neyin mahvedebileceğini düşünüp duruyordu sürekli” ve Jobs cevabı buldu: “Ekmeğimize kan doğrayabilecek cihaz cep telefonudur”. Bu karara vardığında biliyordu ki bir sonraki adımı telefon olmadıydı ancak telefona eklenebilecek iPod özellikleri iPod”un kendisini büyük oranda işlevsiz hale getirecekti. Ancak Jobs biliyordu ki, bu özelliği başka bir şirket, telefonlara entegre ettiğinde elinde ne iPod kalacaktı, ne de pazarı domine etmiş bir iPhone.

Jobs huysuzluğu, kabalığı, Apple dışındaki hemen herşeyi, herkesi umursamazlığı ile kendine has bir kişiliğe sahipti. Ancak herkeste hayranlık uyandıran bir karizması vardı ve çalışanlarının kitabın birkaç yerinde de vurguladığı gibi, onunla çalışmak çalışanları, mühendisleri için gerçekten çok zordu, ama onunla tahmin bile edemeyecekleri başarılar elde ettiler. Jobs”ın ikna etme yeteneği üst düzeydi, insanları imkansız gibi görünen birçok şeyi yapabileceklerine inandırmayı başardı yıllar boyunca, ve çalışanları bu imkansızları başararak insanlığa hayat tarzlarını değiştirebilecek ürünler armağan ettiler.

Kitapla ilgili anlatılabilecek çok şey var ama henüz okumamış okurlar için büyüsünü bozmak istemiyorum.

Son olarak, en çok merak edilen konulardan birisi, Apple ismi nereden geldi? İşte cevap:

“..Ertesi gün karar vermek için son günleriydi, çünkü Jobs gerekli belgeleri hazırlamaya başlamak istiyordu. Nihayet Jobs, Apple Computer adını önerdi. “Meyve diyetlerimden birindeydim” diye açıkladı. “Elma çiftliğinden yeni dönmüştüm. Rahatsız edici olmayan, eğlenceli, canlı bir isim gibi geldi. Apple (elma) sözcüğü, computer (bilgisayar) sözcüğünü yumuşatıyordu. Hem böylece telefon rehberinde Atari”den önde olacaktık.” Wozniak”a yarına kadar akıllarına daha iyi bir isim gelmezse Apple”ı kullanacağını söyledi. Ve onu kullandılar…”

Facebook, LinkedIn, Apple: Yeni Mezunlara Öğütler


 


Değişime adapte olmak bir yana, değişimi ifade etmek için bile hızlı davranmamız gereken zamanlardayız. Televizyon ve radyonun hızlı penetrasyonunun etkileri yıllarca tartışılırken; internet ve mobilin daha hızlı penetrasyonunu neredeyse eş zamanlı deneyimliyor, anlamaya ve yorumlamaya çalışıyoruz.

Apple‘ın iPod, iPhone ve iPad’lerle geri dönüşüne, Facebook‘un doğumuna ve yükselişine, LinkedIn‘in varlığına şahit olan bir kuşak için değişimin en büyük oyuncularının tavsiyelerinden daha değerli çok az şey var.

Sherly Sandberg, teknoloji ve webin en etkili kadınlarından. Google’ın yükselişinde aldığı büyük sorumlulukların ardından, Facebook’un yükselişinde de göz önündeydi. Sherly Sandberg, 2012 Harvard MBA mezunlarına yaptığı mezuniyet konuşmasında geleneksel kariyer hiyerarşisinin kaybolmaya başladığını, liderlik tanımının değiştiğini ve gerçeği olduğu gibi duymanın neden önem kazandığını odağa alıyor.

Reid Hoffman, Wired’a göre Silikon Vadisi’nin en ‘bağlı’ insanı. Reid Hoffman, The Start-Up of You başlıklı kitabında somutlaştırdığı üzere, girişimcilik yetkinliklerinin yalnızca girişimciler için değil; herkes için vazgeçilmez olduğunu savunuyor. Reid Hoffman’ın odağında ağlar ve ağların birey üzerindeki etkisi var.

Steve Jobs’tan uzun uzadıya bahsetmeye tahmin ettiğim kadarıyla gerek yok. Öte yandan, Steve Jobs yaklaşımının ve Apple’ın uzun süre değişimin en büyük oyuncularından biri olacağı aşikar.

Samsung’un Galaxy’e Note’u Var!


 

Samsung, çok isabetli bir projeyle tekrar gündemde. Lansmanın tam olarak CES 2012 Tüketici Elektronikleri Fuarı’nın gündemde olduğu bir tarihe denk gelmesiyse, tahmin ettiğim kadarıyla sürpriz değil :)

Erdil Yaşaroğlu‘nun Samsung Galaxy Note‘u kullanarak planladığı, Guinness onaylı, Dünya’nın en büyük karikatürünün serüvenine göz atarak başlayalım.

http://www.youtube.com/watch?v=eLEtJGmWEgc

galaksiyenotumuzvar.com mikrositesi üzerinden canlıya alınan kampanyanın detaylarına geçmeden önce, Samsung’un dijital varlığı ve dijitalde gerçekleştirdiği projeler göz önüne alındığında bu başarının sürpriz olmadığını belirtmek gerek.

2010’da Boğaziçi Üniversitesi ekibiyle Türkiye galibi olarak Samsung Mob!lers Dijital Pazarlama Yarışması dahilinde Seoul’e gittiğimde, Samsung Nation ve Samsung Stage projelerinden haberdar olduğumda, Samsung’un lokal ve globalde parmakla gösterilen işler yapmaya devam edeceğinden emin olmuştum.

Proje, viral yayılımın gizinin çözüldüğü, sanat olmaktan bilim olmaya yakınsadığı, ”Neden?” ve ”Nasıl?” sorularını cevaplayacak kadar bilgi ve tecrübe sahibi markalar tarafından kolaylıkla kullanılabildiği bir döneme girdiğimizin en güzel örneklerinden.

An itibariyle, lansman gününde Twitter’da Trending Topic olmuş, 48 saatten az bir sürede YouTube’da 130.000 barajını geride bırakmış, sitede görünen fidan sayısına göre yaklaşık 30.000 kez paylaşılmış bir projeden söz ediyoruz.

Peki… ”Neden?”

1. Ürünle Yakından Bağlantılı: Galaxy Note, tablet ve akıllı telefon arasına konumlanmış bir cihaz. Tabletlerin büyüklük ve kullanım kolaylığı açısından mobil olup olmadıklarının tartışıldığı bir dönemde niş ihtiyaca cevap veren, niş konumlanan bir ürün. (Amazon’un Kindle Fire’ının kullanım kolaylığı, büyüklük ve fiyat noktalarından iPad’i karşılamaya çalıştığı biliniyor) Harika bir ekranı var ve globalde iletişime taşınan en somut nokta: Galaxy Note üzerinde çizim yapmak çok rahat ve çok eğlenceli.

Ürün üzerinde Dünya’nın en büyük karikatürünü çizme fikrinin ne denli alakalı olduğunu görmemek zor. Video boyunca cihazın tablet işlevlerini, mobil kullanımla yerine getirdiğini de eklemek gerek.

2. İsabetli Ünlü Tercihi: 1) Ürün üzerinde çizim yapmak çok eğlenceli.
2) Karikatürler, Türkiye özelinde, Facebook ve Twitter’da en çok paylaşılan görsellerin başında geliyor. 3) Erdil Yaşaroğlu, Türkiye’nin en tanınmış karikatüristlerinden, üstelik analog biri değil, Twitter’da 430.000’den fazla takipçisi var.

Noktaları birleştirelim: Daha isabetli bir tercih aklıma gelmiyor.

3. Şaşırtıcı, Büyük, Wow! Dedirten: Viral yayılımı garantileyen en güçlü sebeplerden: İçeriğin şaşırtıcı, efsanevi, büyük ve Wow! dedirtecek frekansta olması. Şehir efsanelerinin üzerine gitmek, ”çalışma” ihtimali en yüksek argümanlardan. (Kıyafetleri transparan hale getiren teknolojiler, konuşan meyve-sebze-hayvanlar, suda yürümek…)

Güven unsuru Guinness aracılığıyla pekiştirilen bir kampanyada, ”Dünya’nın En Büyük Karikatürünü Çizmek” ve galaksiye-uzaylılara mesaj göndermek… 12’den.

4. Eğlenceli: ”Bugüne dek uzaylılar bize mesaj gönderdi, sıra bizde!”. Projenin mizah unsuru da eksik değil. Samsung’un Android platformunu sahiplenmesi ve algıda galaksi-uzay ve Android’in birbirlerine yakınsayan kavramlar olması, üzerine sos.

5. Paylaşma Motivasyonu Yaratmak Adına Sosyal Sorumluluk: Dünya’nın en büyük karikatürünün çizildiği yaklaşık 11.000 metrekarelik alana Samsung, her 10 paylaşım için 1 fidan dikiyor. İçeriği paylaşırken, içeriğin eğlenceli, büyük ve görülmeye değer olmasının yanında, Sosyal Sorumluluk motivasyonunun ekstra bir değer kattığını söylemek mümkün.

Tertemiz. Tebrikler!

Ekim Ayı Mobil Platformlar ve Uygulamalar Raporu


 

Distimo her ay mobil dünyada olup bitenleri derlediği oldukça faydalı bir rapor yayınlıyor. Daha önceki sayılarının detaylarını Marketoloji’de de zaman zaman paylaştığımız bu raporda, hangi mobil işletim sistemi ne durumda, hangi mobil mağaza daha aktif, hangi uygulamalar daha popüler gibi önemli analizler yer alıyor.

Distimo’nun Ekim 2011 raporuna göre dünyanın en büyük markalarının %91’inin popüler işletim sistemlerinde uygulamaları bulunuyor. 18 ay önce bu oran, lisanslı uygulamaya sahip olma kriterine göre bile, %51’di. Markalar artık farklı uygulama mağazalarında uygulamalarının yer almasının öneminin farkına vardı. Rapora göre özellikle medya, iş dünyasına dayalı hizmetler ve otomotiv endüstrisi mobil uygulamaları en yaygın kullanan sektörler.

En büyük 100 global marka için halen açık ara en popüler uygulama mağazası Apple App Store. Ayrıca, markalar artık Symbian/Java destekleyen Nokia platformunda yer almaya sıcak bakmıyolar. Markaların çok büyük kısmı uygulamalarını ücretsiz olarak yayınlıyorlar. Amaçları uygulamalardan para kazanmak değil, marka bilinirliği çok daha önemli. Disney 636 uygulaması ile en fazla uygulaması olan marka, ikinci 285 uygulama ile Sony, üçüncü BMW. Uygulama sayısına göre ise platformlar arasında Apple iPhone pazarda lider. İkinci durumda yine bir Apple platformu iPad bulunuyor. Geçtiğimiz yıla göre büyük bir sıçrama yapan Android ise üçüncü durumda ve iPad ile arasındaki farklı kapatıyor.

Raporun tamamını buradan indirebilirsiniz.

« Previous Page - Next Page » Scroll to top