Your search for ipad returned 21 results.

iPadler Elimizde, Biz Gideriz Bienal’e


 

Adı üstünde 2 yılda bir düzenlenen İKSV yönetimindeki Bineal, İstanbul’un kültür sanat açısından gurur duyulan aktivitelerinden biri. Sanatla, özellikle de modern sanatla birçok izleyiciyi tanıştıran ve dünyaca ünlü sanatçıların eserlerini İstanbul’a ayağımıza getiren Bienallerin hepsini ben de ziyaret etmeye çalıştım. Ancak son ziyaretim bambaşkaydı, rehberimiz önderliğinde ve İKSV Sosyal Medya Sorumlusu Emre Erbirer eşliğinde bloggerlar olarak çok güzel ve doyurucu bir gezi gerçekleştirdik. Ve bu deneyimi tamamlayan en önemli özellik her birimizde, İKSV Mobil HD adlı uygulamanın yüklü olduğu iPadlerin olmasıydı.

iPadli ve rehberli bu turlardan ziyaretçiler de faydalanıyor, gerek Koç/Bilkom’un ücretsiz verdiği iPadlerle, gerekse kendi iPadlerine yükleyerek. Peki Vodafone sponsorluğundaki bu uygulamada neler var? Daha önce sesli rehberler eşliğinde aldığımız bilgilerin yüzlerce katını almak mümkün. 3 boyutlu olarak gezdiğimiz katın planı, her bir odaya tek tek tıklayabilme ve sanatçı hakkına detaylı bilgi alabilme, galeri bölümünde tüm eserlerin görsellerine ulaşabilme ve beğendiğimiz eserleri anında Facebook ve Twitter gibi ağlarda paylaşabilme… Etkilendiğiniz bir çalışmayı hemen Facebook’unuza kendi yorumunuzla beraber post edebilmek gerçekten interaktivite adına bir artı puan. Vodafone’a da bu çalışmada imzası olduğu için tebrikler.

Ayrıca bu gezide tekrar şahit olduk ki İKSV hem kültür sanat aktivitelerini, hem de işin pazarlama kısmını çok büyük ciddiyetle yapıyor ve bir çok kar amaçlı firmadan büyük bir pazarlama ekipleri var. Bienal’i klasik 4P pazarlama paradigması içinde inceleyecek olursak:

- Ürün: Bienalin sanatsal içeriği, zenginliği, temaları ve 3 katı doldurması serginin kalitesi açısından tartışılmaz.

- Fiyat: Hedef kitlenin başında gelen üniversite öğrencilerine ücretsiz olması, normalde de bilet fiyatlarının çok çok makul tutulması fiyatlandırma hanesine de artı puan.

- Kanal: Bienalin halka ulaşma yeri ve şekli, merkeze yakın İstanbul Modern’in yanına konumlanması çok elverişli. Vakıf bir çok dev sponsora sahip. Ve en önemlisi, geliştirilen mobil uygulamalarla Bienal’e gelme fırsatını bulamayan kesimler bile eserlerden haberdar olup gerçeğinin yerini tutmasa da bir nebze bu deneyimi yaşayabilecek.

- Promosyon: Vapur iskelelerinde Bienal tabelalarıyla insanları önce bienali dolaşıp sonra vapurlarına binmeye davet eden görevliler, geniş pazarlama ekibi, medya sponsorları ve sosyal medya yönetiminde gösterdikleri özen göze çarpıyor.

Bu yeni uygulama ve bilgiler ışığında, son 4-5 gününde bienali kaçırmamanız, hele teknolojiyle ilgilenen veya eserler hakkında daha da çok bilgi edinmek isteyenler için iPad deneyimiyle gezmeyi hiç kaçırmamanız tavsiye edilir.

AT&T, iPad’i 1993’te Müjdelemiş!


 

1993 yılında yayınlanan bir dizi televizyon reklam filminde AT&T; tablet, GPS, mobil ödeme, görüntülü konuşma, stream gibi pek çok yeniliği müjdeliyor ve sahipleniyor. ”You will” sloganı etrafına örülen isabetli öngörüler, AT&T’nin kullanıcıya yenilikleri bizzat getireceği vurgusuyla sonlanıyor.

AT&T’nin 90’larda sahiplenmeye çalıştığı yeniliklerin her birinin bir başkası tarafından gerçekleştirilmiş olması, dikkat çekici. Uygulamaya inanmak, en az fikirlere ve vizyona duyulan aşk kadar önemli.

Özyeğin Üniversitesi’nden iPad Ödüllü Yarışma


 

Facebook’ta bir arkadaşımın postu ile dikkatimi çeken bu yarışmayı gördükten sonra kendimi bu yazıyı yazarken buldum. Facebook ve Twitter ikilisi artık kurumsal yapıların iletişim araçlarını oluşturuyor. Özyeğin Üniversitesi de  sesini bu mecralarda daha fazla duyurabilmek için sayfasını beğenenlerin sayısını artırmayı bu yarışma yoluyla hedeflemiş.

Yarışmayı özetlemek gerekirse isteyen herkes kendi üniversitesini kurabiliyor. Sonrasında departmanlar, yıllık ücret, öğrenci kapasitesi ve burslu öğrenci sayısı gibi özellikler seçilebiliyor. Vuvuzela Üniversitesi gibi ilginç isimlerin de olduğu bu yarışma bir uygulama olarak bana çok ilgi çekici gelmedi çünkü üniversitemi kurduktan sonra neler yapabileceğim hakkında pek bir fikir edinemedim. Ödülü kazananlar üniversitesine en çok kişiyi toplayan ilk 3 yarışmacı olacak. Bu anlamda, üniversitesini kuranların bundan sonra sürekli insanlardan oraya üye olmayı rica etmeleri, sürekli linki post etmeleri gerekiyor. Viral Loop yaratır mı yaratır, fanpage’i “like” edenlerin sayısını ciddi anlamda artıracağına eminim ama herşey sadece buna odaklanmış. Amaç sadece üniversiteye öğrenci çekmekse neden yukarıda belirttiğim ekstra özellikleri seçiyoruz ki… Ben meraklı birkaç kişi dışında kimsenin bu uygulamada üniversitelere teker teker girip departmanlara bakarak üniversite seçeceğini düşünmüyorum. Herkes kendi arkadaşının üniversitesine kayıt yaptıracaktır çünkü bu, iPad gibi süper bir ödülün yaratacağı sonuçtur.

Ben wooga’da çalışırken Brain Buddies isimli oyunun ana karakterine isim bulmak için böyle bir yarışma düzenlemiştik. Finale kalan ilk 10 birer t-shirt, birinci de iPhone 3GS kazanacaktı. Oyunun hayranlarının oylarıyla birinciyi belirledikleri bu yarışmanın sonunda genel kanıya göre beğenilen isim son anlarda geçildi çünkü finale kalan 10 isimden birinin sahibi bütün arkadaşlarından oy toplayarak birinci olmuştu. Birinci olan ismin sahibine yarışmanın koşul ve şartlarına uymayan bir şekilde oy topladığı için onun birinciliğini iptal ettiğimizi belirttik ama yine de kendisine bir iPod Touch hediye ettik. Bence bu da güzel bir customer management örneğidir aynı zamanda.

Yukarıdaki paragraftaki örneği anlatmamın nedeni Özyeğin Üniversitesi’nin “Hayalindeki Üniversite” isimli yarışmasındaki bir kaç kötü yanı daha iyi göstermek amaçlıdır. iPad mükemmel bir ödül ama bu uygulama ile hazırlanan yarışmanın içeriği çok zayıf. Kesinlikle ilgi çeker, Facebook ve Friendfeed’de çok post yapılır ama bu bir yarışmadan çok en çok arkadaşını toplayanın iPad kazandığı bir vakadır bence.

Son olarak, Özyeğin Üniversitesinin hayran sayfasının verimli kullanımı dikkatimi çekti. Duvardaki her post gerçekten ilgi çekici ve bilgilendirici. Rektör ile de online olarak sorularınızı gönderebileceğiniz bir sistemin olması ayrıca çok güzel. Uygulama ve yarışma bazı yönleriyle yetersiz gibi görünse de bir üniversitenin bunu yapması üniversitenin yeniliklere açık olduğunun ve hantal bir yapıda olmadığının bir göstergesi.

iPad; “Will It Blend” Videosu


 

iPad’in piyasaya çıkmasıyla birlikte ilgiyle beklenen “will it blend” videosu yayında. Açıkçası, iPhone için olan videoyu izlediğimde daha çok şaşırmıştım, ama güzelim iPad’in paramparça olması beni aynı derecede üzdü ve şaşkınlığa uğrattı.

Blendtec isimli markanın bu “Will It Blend” isimli dahiyane kampanyası o kadar başarılı oldu ki inanamıyorum. Bir iPhone, iPad ya da o anda her ne parçalanıyorsa o kadarlık bütçe ile onlarca milyon kişi tarafından videonuz izleniyor. Evet bu bir reklam sonuçta, ama benim en sevdğim nokta, reklamı yapılan blender’in hep arka planda kalmayı başarması. Yani insanlar videoları izlerken farklı bir çok ürünün tuzla buz olmasına hayret ederken o ürünleri paramparça eden ürün hiç ön plana çıkmıyor. Bu da bu kampanyanın uzun soluklu olmasına rağmen bizi sıkmamasını sağlıyor.

Apple iPad’in Yarattığı Yankı


 

Mashable’da bir anket düzenlenmişti ve katılımcıların çoğunluğu Apple’ın yeni tabletinin ismi için iSlate’i daha uygun bulmuşlardı. Ancak ben iPad’i daha çok beğenmiştim. Öncelikle isim için teşekkürler Apple.

iPad, iPod’la başlayan ‘Steve Jobs ürün tanıtımı yapar, herkes can kulağıyla dinler, tüm medya bundan bahseder’ geleneğini sürdürdü. Jobs yine geçti perdenin önüne, iPad’i arkasındaki perdeden duyurdu. Ürün önceden de bilindiği gibi bir tablet. Bu tabletin, özellikle “internette gezinme, e-mail gönderme, fotoğraf gösterebilme ve paylaşma, video oynatabilme, oyun oynayabilme ve e-kitap okuyabilme” konularında laptop ve akıllı telefonlarından (smart phone – blackberry, iphone gibi) çok daha iyi performans göstereceğini söylüyor bay Jobs.

Adage, TechCrunch, Mashable, CnnMoney başta olmak üzere bir çok sitede günlerce iPad konuşuldu. Hatta ürünün tanıtıldığı ikinci gün, Techcrunch’ın ana sayfasındaki 20 yazının 16’sı iPad ile ilgiliydi. Ürün, satılır mı satılmaz mı, laptop ve akıllı telefon arasında farklı bir ürün kategorisi yaratır mı bilinmez, ancak ürün yeteri kadar konuşuldu, ve konuşulmaya devam ediyor. Bu viral etki, tabi ki iPod, Mac ve iPhone’un başarısıyla beslendi. Böylelikle diğer kategorilerdeki başarının, bir sonraki ürüne olan pozitif etkisini de görmüş oluyoruz. Apple milyon dolarlar harcasa şu anda olduğu kadar gündemde olamazdı. Jobs’ı bir kez daha kutlamak lazım.

Erkekler ve Oyuncakları, Kadınların Sınavı


 

Erkek arkadaşlarınızdan, sevgililerinizden ve kardeşlerinizden dolayı bilirsiniz, erkekler teknolojik bir alet aldığında resmen çocukluğuna geri döner. Bu bir ipad, bilgisayar bir oyun konsolu olabilir inanın hiç fark etmez. Sürekli aletin özelliklerini uygulamalı olarak gösterme isteği, elle yapabileceğimiz şeyleri nasıl da onun aldığı makinenin de yapabileceği… Bu liste uzar gider. Kadınlar bu noktada adeta fenalık geçirirler ama erkekler ne de olsa çocuk kırmak olmaz, güzel güzel, alttan alttan derslerini vermek gerekir. İşte bu durumu harika bir şekilde ele alan reklam filmi.

Sevgili erkeklerin gördüğü üzere teknoloji hayatın her alanında işe yaramıyor :) Sosyal paylaşım oranının yüksekliğine bakılırsa çoğunluk bu duruma katılıyor. Ve yine basitlik ve yaratıcılık. Gerçek hayattan alınmış, reklama uyarlanmış, sonuç mükemmel!

Next Page » Scroll to top