Your search for garanti bankası returned 10 results.

Bonus’la Köprüler Bir Günlüğüne Ücretsiz


 

Bonus, 10 yıl önce Garanti Bankası tarafından duyurulduğunda kredi kartı ile alışverişten para kazanma kavramına aşina değildik. Bonus’la birlikte başlayan bu trend giderek büyüdü ve tüm bankaların kredi kartlarında (farklı adlarda) standart bir özellik olarak tükecitilere sunulmaya başlandı. Bonus birkaç yıl öncesine kadar Garanti Bankası’nın bir ürünüyken, Garanti Bankası’ndan bağımsız bir marka haline geldi ve birkaç farklı banka tarafından da kullanılmaya başlandı.

10. yılını kutlayan Bonus yine sıradışı bir kampanya ile adından söz ettiriyor. Bugün (17 Nisan 2010) Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden geçiş Bonus sayesinde ücretsiz olacak. ‘Bonus kullanan, kullanmayan herkesin’ bu uygulamadan yararlanacağını da belirterek müşterisi olmayan kart kullanıcılarına da bir nevi göz kırpıyor Bonus. Uygulama yaratıcı olmasıyla birlikte oldukça etkili bir marka iletişimi haline geldi. Müşterilerine bu yöntem ile teşekkür eden Bonus, markasının gücüne de güç kattı aslında. Maliyeti de çok yüksek gibi görünmüyor. Boğaz geçiş ücretinin araç başına 3.75 TL olduğunu düşünürsek, araç sahiplerinin araç içinde seyahat edenlerin ve çevrelerinin bu uygulamadan haberdar olmasıyla birlikte bu maliyete hatrı sayılır bir kitleye başarılı bir marka iletişimi yaptığını (yapacağını) söyleyebiliriz.

Bilinmeyen Numaralar Sektörü ve Jingle Kullanımının Önemi


 

Son günlerde bilinmeyen numaraları öğrenebileceğimiz kısa numaraların reklamları yoğun olarak yapılıyor. Eminim birisine denk gelmiştirsiniz. Sanki hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıymış gibi 118’in türevleri halinde şu anda insanların aklına girmeye çalışıyorlar.

Benim en çok denk geldiğim reklamlar, 11880 ile 11818. Şimdi bu sistemden biraz bahsedelim. 118 bilinmeyen numaralar servisi Türk Telekom tarafından yıllarca verilen monopol bir hizmetti. Ancak geçtiğimiz aylarda bu hizmet rekabete açıldı ve serbest piyasa oluşturuldu. 11880, BN Telekomünikasyon şirketi tarafından kullanılırken, 11818 Telekom tarafından kullanılıyor (başka numara ve şirketler de var tabi).

Burada rekabet kıyasıya yaşanırken ben farklı bir noktaya değineyim. İki reklamda da firmalar, jingle (reklamın müziği, ritmi, şarkısı vs.) kullanımını ön plana çıkarmış, ki başarılı olduklarını söyleyebilirim. Özellikle Balık Ayhan’ın seslendirdiği 118-18 reklamının jingle ı fazlasıyla akılda kalıcı.

Jingle ların önemi ne kadar anlaşıldı veya incelendi bilmiyorum ancak ciddi bir etkisi olduğu kesin. Çok ünlü olan jingleların yanı sıra dönemlik aklımızda kalan ve dinlediğimizde hangi markaya ait olduğunu hemen anlayabildiğimiz jinglelar da yayınlandı. Arçelik’in, Garanti Bankası’nın, Turkcell’in jinglelarını, melodilerini, söz olmasına gerek kalmadan dinlediğinizde aklınıza hemen marka gelir (Bu markaların Alametifarika ile çalıştığını düşünürsek, ajansın bu konudaki becerisini takdir etmeliyiz).

Kıssadan hisse, bu kadar ilginç ve anlayamadığım derecede rekabetin yaşandığı bir alanda jingle kullanımı başarıya ulaşmış görünüyor. Bilinirlik kesinlikle yaratıldı ama kullanım oranı tahmin edilen düzeye ulaşacak mı, bekleyip göreceğiz.

Green Marketing


 

Türkçe çevirisi “Yeşil Pazarlama”. Pek anlamlı olmasa da aklımızda bulunsun. Wikipedia’da AMA’nın (American Marketing Association) Green Marketing tanımı şu şekilde yapılmış;

“Green Marketing, çevreye duyarlı olduğu düşünülen ürünlerin pazarlanmasıdır.”

Sadece çevreye duyarlılıkla sınırlandırmamak gerektiğine inanıyorum. Özellikle sağlık ve doğa temalı bir trend yaşıyoruz son yıllarda ve önümüzdeki yıllarda bu trend devam edecek gibi görünüyor. Sağlığa zararlı fast food’lar, meşrubatlar bir yana, manavdan, pazardan aldığımız hormonlu sebze, meyvelerin bizim için risk teşkil ettiğini farketmeye başladık. Bu da organik ürünlere olan talebi arttırırken, doğaya en az “müdahale” ile üretim yapma sürecini daha değerli kıldı.

Diğer yandan, özellikle küresel ısınmanın tetiklediği, çevresel sorunlara olan duyarlılık Green Marketing kavramının önemini arttırdı. Bacalarından çıkan zehirli gazı umursamayan fabrikalar yerine, yaptığı filtreleme yatırımlarını, doğaya duyarlı olarak ürettiği ürünlerini pazarlayan markalar görüyoruz. Kutup ayılarının çaresizliğine üzülen herkesi bu ürünlerin varlığı memnun ediyor. Garanti Bankası’nın Bonus kart için hazırladığı küresel ısınma temalı reklamda, ürettikleri kredi kartının doğada daha kolay ayrışabildiği ve ekstreleri basılı olarak değil dijital olarak göndereceklerini vurgulamışlardı. Garanti Bankası’nın ilgili sayfasından bir alıntı;

“Çevreye Duyarlı Bonus Card sahipleri, harcama tutarına ve kart çeşitine göre kazandıkları bonusun %10 ila %30’u arasında değişen kısmıyla, WWF-Türkiye’nin doğa koruma çalışmalarına katkıda bulunuyor. Kartın yapımında mümkün olan en az seviyede PVC kullanılıyor ve doğada daha hızlı yok olması sağlanıyor. “

Bu duyarlılık, birçok sektörde kendini hissettirdi. Tüketici elektroniğinde Sony, görsel medyada NTV farklı sektörlerden Green Marketing yapan firmalar olarak ön plana çıkıyor. Sony;

“Ekolojik düşünce, ürünlerimiz için kullandığımız malzemelerden, onları üretmek ve geri dönüştürmek için kullandığımız üretim süreçlerine kadar yaptığımız işin her parçasını etkileyen çevreye duyarlı düşünce tarzıdır.”

diyor. NTV, yeşil ekran‘da yaptığı programlarla çevreye olan duyarlılığını gösteriyor. Şüphesiz bu ve benzeri gelişmeler insanların doğayla biraz daha barışık yaşamasına katkıda bulunacaktır. Markaların özellikle de marka imajı açısından olumlu görünmek için elinden geleni yaptığı günümüz pazarlama ve iş dünyasında, yeşile olan bu ilgi, bizi ayrıca sevindiriyor.

« Previous Page Scroll to top