Your search for garanti bankası returned 10 results.

Görüntü Yok, Ses Var!


 

Araba kullanırken, yolculuklarda veya ofiste açık kalmış bir seste radyo reklamlarına kulak vermeden olmaz. Belki farketmeyiz ama bu sesler dilimize dolanır. Mesela “Bir numara Mutlu Akü bir numara” yı tüm gün saçma bir şekilde söylediğimi bilirim.

Radyo reklamlarında önemli nokta; herşeyden habersizken sizi ele geçirmesidir. Bu fetih ya akılda kalıcı bir jingle ile ya gülümseten bir espriyle ya da kafada canlandırılan görüntüyle mümkün olur. Yine Garanti Bankası’nın radyo reklamı “geçen gün şeytanın bacağını kırdım sonrası gelen merhaba ben şeytan Garanti’den sigortalıydım bacağımı alçıya aldılar” diyaloğuyla gelişen mükemmel espri anlayışı buna örnek gösterilebilir. Sadece radyo reklamı olduğu halde tüm hedef kitleyi yakaladı.

Durex radyo reklamlarıysa akılda görüntü canlandırma konusunda oldukça iyi. Dublajın kullanımı, aşkım mutfağımı çok seviyorum, halıyı da derken hayal edebileceğimiz görselliğe uygun sesler Durex’le seks reklamlarını esprili haliyle sevdirdi. Tabii bu noktada radyo reklamlarının rahatça televizyonun yasak sınırlarını aşabildiğini görüyoruz.

Peki radyo reklamı kimlere ulaşır, bazı markalar sadece radyo mecrasını kullanırken diğerleri neden bu sesli medyayı tercih etmez? Hedef kitleniz kim olduğu radyo reklamlarında fazlasıyla önem kazanıyor. Araba, akü gibi otomobil sahiplerine ulaşabileceğiniz mecra radyo. Çünkü eve dönüş yolunda biliyoruz ki radyo açık ve kim bilir belki Renault taksitlerinden haberdar olmak istiyorlar. Televizyonda cesaret edemediğiniz yasaklı görüntüleri hayal ettirmek de radyonun işi. Ve elbette bütçeniz kısıtlıysa radyo tam markanıza göre! Clynomin yoğun radyo kampayasıyla (Clynomin diş macunu yeter diyorum!) ve doktor tavsiye desteğiyle kendini aldırttı.

Radyoda efendi; ses, hayal ve görüntü oluşturma gücü. Ne duruyorsunuz açın sesi! :)

Reklamlarda Fabl Trendi: İpragaz Örneği


 

Fabl, bildiğiniz gibi hayvanların konuşturulduğu hikayelerdir. Son dönemlerde Garanti Bankası”nın yoğun olarak kullandığı bu yöntem bence İpragaz reklamında çok daha başarılı bir şekilde uygulanmış. İpragaz”ın reklamlarındaki köpek ve kedi hikayeleri, izleyenlerin ilgisini çekiyor ve gündelik hayata hayvanların gözünden bakmamızı sağlıyor. Bunu yaparken ufak tefek detaylara da vurgu yapıyor. Reklamlarda köpeğin hikayesi, kedininkisine göre biraz daha sıkıcı ancak bu durum kedininkisini daha da eğlenceli yapıyor. Reklamda vurgu yapılan İpragaz dağıtım ekibinin disiplini ve ürünün güvenliği yeteri kadar markaya katkı sağlamış. Reklam odağı topluyor ve mesajı doğru şekilde veriyor kanımca. Siz ne düşünüyorsunuz? Son günlerde rasladığımız Fabl örneklerini başarılı buluyor musunuz?

Bobi

Pissi

Serdar Erener’in En Başarılı ve En Başarısız Reklamları


 

Serdar Erener, reklam dünyasında adından sıkça söz ettiren bir isim. Alametifarika reklam ajansının kurucusu Serdar Erener’in imzasının bulunduğu birçok reklam çekildi ve tüketiciler olarak birçoğunu beğenerek izledik. Alametifarika Garanti Bankası, Turkcell, Arçelik, Pepsi, Türk Hava Yolları gibi büyük markaların reklam çalışmalarını yürütüyor, ve sektörde oldukça meşhur.

2007 yılında katıldığım Garanti Bankası Talent Camp organizasyonunun konuşmacılarından birisiydi Serdar Erener ve açıkçası kendisinin 1 saat boyunca bizimle paylaştıklarından çok şey öğrenmiştim. Hikayesini tüm açık yürekliliğiyle bizimle paylaştı ve reklam sektörüne nasıl girdiğini, nasıl başarılı olduğunu uzun uzun anlattı.

Anlatacakları bittiğinde soru-cevap bölümüne geçildi ve diğer soruların yanında ben de kendisine bir soru yönelttim: “En başarılı ve en başarısız olduğunu düşündüğünüz reklam çalışmalarınız hangileriydi, ve neden?”

Kendisi en başarılı olduğunu düşündüğü reklam çalışmasının Arçelik için yaratmış oldukları Çelik karakteri çerçevesinde yürüttükleri reklamlar olduğunu söyledi. Arçelik’in Çelik karakterine odaklı reklamlarından önceki imajı ve marka bilinirliği gerçekten çok düşük seviyelerdeydi, ancak Çelik ile başlayan ve marka logosunun değişimiyle güçlendirilen iletişim çalışmalarıyla Arçelik, eskisinden de güçlü bir şekilde beyaz eşya sektörüne damgasını vurdu.

En başarısız olduğunu düşündüğü reklam çalışmasının ise Evy Lady için yürüttükleri Cem Özer’in kırmızı takım elbiseyle boy gösterdiği reklamlar olduğunu belirtti. Bu reklamlar sonucunda marka algısının yaratıldığını ancak insanların rafta bu markayı görüp, tanısalar bile almaya yanaşmadığını belirtti. Aslına bakarsak, bu tarz bir ürünün reklamında kırmızının bu şekilde (absürd mü diyelim?) kullanılması gerçekten de biraz itici durmuş.

Serdar Erener’in paylaştığı bu iki örnekte bile reklamcılık adına çok faydalı noktalar yakalanabilir; bir markanın küllerinden doğması ve bir diğer markanın, ürünün yapısı gereği, yapılan reklam sonucunda tanınması ancak satın alma davranışı yaratamaması.

Markalar Facebook’a El Atıyor – First


 

Markaların “herkes Facebook’ta, biz de birşeyler yapalım, markamızı oraya taşıyalım” çabaları artık aşikar. Billboardlarda bile birçok marka Facebook sayfalarının linkini yayınlıyor artık. Bu örnekleri teker teker Marketoloji’den de paylaşıp eleştirmekte fayda görüyorum.

2011’de Garanti Bankası Profilmatik uygulamasıyla, Arçelik ise Sevgililer Günü uygulamaları ile Facebook’un yeni profil düzeninden faydalanarak takipçi topladılar. Bu akıma uyan bir diğer marka olan First de, Facebook uygulaması vasıtasıyla değişik profil resimleri yaratmanıza olanak veriyor.

Yaklaşık 20 seçeneğin olduğu bu linkteki uygulamada, ister bir uzaylının yanında ister bir dj’in yanında dururmuşçasına şablonunuzu seçip webcam ile fotoğrafınızı resme montajlıyor ve profilinize koyabiliyorsunuz. Ayrıca fotoğrafınızı galeriye ekleyip çeşitli ödüller için de yarışabiliyorsunuz.

First’ün uygulamasında dikkat çeken iki şey var. Birincisi, bir sakız markası olarak bu Facebook uygulamasına illa sakız ürününü de sokuşturalım, fotoğrafların biryerlerinden sakızlar çıksın kaygıları olmamış, tebrik ediyorum.

İkincisi ise yine ürünün kendisinden bağımsız olarak, sadece marka adını ve Facebook sayfalarını kullanarak bir takipçi grubu oluşturmak amaçlanmış ve tüm iletişim çabaları, bütçe, emek vs bu amaçla ayarlanmış. İstanbul’un en kalabalık yerlerine açık hava reklamları yerleştirilmiş. Yani halk daha çok sakız çiğnesin mantığından daha ötede bir çaba olmuş.

Bakalım yakında bu uygulamadan gelen resimleri profillerde görecek miyiz yoksa markalar çoğunlukla olduğu gibi yine facebook gençliğini yakalamakta zorlanmış mı olacak…

Spora Sponsor Olmanın Marka İmajına Etkisi


 

Spor derken, aslında kulüp takımlarını kastetmiyorum çünkü kulüp takımları açısından sponsorluğun önemi anlaşılalı çok oldu. Ligimizin önemli takımlarının forma ön-arka ve kol sponsorlarından aldığı meblalar zaten markaların bu konuya ne kadar önem verdiğinin net bir göstergesi. Hatta Türk Hava Yolları’nın Barcelona ve Manchester United gibi dünyanın en büyük futbol kulüplerine resmi sponsor olması da bu duruma güzel bir örnek. Markaların kulüp takımlarıyla olan bu anlaşmaları, kesinlikle futbolseverler üzerinde büyük etki yaratıyor ve markalar da bu etkiyi marka imajına iyi giydiriyorlar.

Bu yazıda bahsetmek istediğim biraz daha farklı sponsorluklar. Mesela Türkiye 1. futbol ligi (yani süper lig). Turkcell’in uzun süredir sponsor olduğu süper ligimizin artık yeni sponsoru Spor Toto. Turkcell, sponsor olduğu süreçte bu desteği çok başarılı bir şekilde kullanıcıya yansıttı ve sadece bu konuda yaptığı iletişim çalışmalarıyla marka imajını güçlendirdi. “Turkcell Süper Lig Hiç Bitmesin” sloganını hala hatırlarız ve bir süre daha hatırlayacağız. Geçtiğimiz yıl Bank Asya da 2. futbol ligine (aslında yeni ismiyle 1. lig) sponsor oldu ve bu desteği tıpkı Turkcell gibi başarılı bir şekilde tüketiciye yansıtıyor. Yaptığı iletişim çalışmaları, özellikle Bank Asya Ligi için çeşitli kanallarda yapılan spor programlarıyla birlikte marka imajını oluşturuyor ve güçlendiriyor. Bank Asya’nın geçtiğimiz yıla kadarki imajıyla bu sene itibariyle oluşan ve güçlenen imajı arasında ciddi fark olduğunu düşünüyorum. Ayrıca milli takımımızın sponsorlarına baktığımızda sektörünün en büyüklerini görebiliyoruz: Turkcell, Ülker, Nike, Mercedes Benz, Efes Pilsen, Garanti Bankası, TTNet.

Diğer yandan önümüzdeki günlerde başlayacak Dünya Basketbol Şampiyonası kapsamında da birçok marka iletişim çalışmalarına çoktan başladı. Beko, Garanti Bankası, Ülker (Metro), Turkcell bu markalardan bazıları. Özellikle Garanti Bankası’nın 2001 yılında Türkiye’de düzenlenen Avrupa Basketbol Şampiyonası kapsamında basketbol milli takımımız için başlattığı sponsorluk ve Athena tarafından bestelenen şarkı ile desteklenen iletişim çalışmaları markaya çok büyük güç kattı. O yıllardan bugüne devam eden destek, Doğuş Grubu’nun kanalları NTV ve NTVSpor’un ’12 Dev Adam’ın maçlarını yayınlamasıyla daha da güçlendi. Turkcell’in geçtiğimiz yıl Hidayet Türkoğlu ile yaptığı reklam çalışmaları da bu desteğin iletişim çalışmalarının birer parçasıydı.

Basketbol ve özellikle de futbolun Türkiye’deki rolü ve insanlar üzerindeki etkisi düşünüldüğünde bu sponsorluk çalışmalarının marka bilinirliği oluşturma ve marka imajını güçlendirme konusunda ciddi etkisi var. Kulüp takımlarının ötesinde liglere ve milli takımlara yapılan yatırımlar da son yıllarda bu desteğin hızla artmasına ön ayak oldu.

Bonus Card Üzerinden Co-Branding (Birlikte Markalama)


 

Belki dikkatinizi çekmiştir. Genelde büyük, önemli, ses getirici konserlerin sponsorları bankalar oluyor (Tabi Turkcell de bu konuda çok aktif Kuruçeşme Arena ile). Biletlerin çok önceki tarihlerde alınma zorunluluğu ve online satış imkanları gibi nedenlerle kredi kartlarının sponsorluklarını en verimli şekilde kullanabilecekleri bir mecra olarak konser ve festivaller öne çıkıyor. Örneğin bu yazki aktivitelerden Sonisphere festivali Akbank exi26 sponsorluğunda yapılıyorken, 3 Haziran’daki Rihanna konseri de Bonus Card sponsorluğunda gerçekleştirilecek.

Bilet satışının gerçekleştiği Biletix websitesindeki notta şöyle yazılmış:

Tüm Garanti kredi kartlarına % 20 indirim uygulanmaktadır. DenizBank Bonus, TEB Bonus, ING Bonus ve Şeker Bonus Card” lar için %20 indirim!

Bonus’un Türkiye kredi kartları pazarındaki bilinirliği ve imajı gerçekten çok yüksek. Ayrıca bonus kafa reklam kampanyaları ve bu marka adına yapılan yatırımlarla ciddi bir bilinirlik ve tercih edecek kitle oluşturuldu. Garanti Bankası bünyesinde sunulup genişlese de gün geçtikçe diğer bankalarla da ortaklıklara gidiliyor. Pazarlama literatüründe en bol örneği kredi kartları sektöründe bulunan bu ortaklıkların genel adı “co-branding” (Türkçe de ise birlikte markalama veya ortak marka terimleriyle biliniyor), özel olaraksa türü “reach – awareness co-branding” (yani ulaşma – bilinirlik amaçlı ortak marka)  olarak literatürde yer alıyor. Yani banka – kredi kartı ortaklıklarının asıl amacı varolan müşteri veri tabanına ulaşma ve isim bilinirliğinden faydalanmak.

Güçlerini birleştirerek tekil markalardan daha fazla fayda sağlama ve daha çok tercih edilme yolunda ilerleyen birçok marka ve şirket, bu örneklerdeki gibi ortaklıklar kurarak kaynaklarını ve yeteneklerini paylaşıyor. Bu ortaklıklar kısa vadeli veya uzun vadeli olabiliyor. Farklı amaçlar için farklı isimler verilmiş olan diğer ortak marka türlerine ve örneklerine burada yer veriyor olacağız. Ancak Bonus’un kredi kartı markası olarak bir çok farklı marka ile ortaklığını yürüttüğünü, World ve benzerlerinin de bu trendde devam ettiğini söylemek mümkün.

Erkeklere Ulaşmanın Kısa Yolu: Futbol


 

Kadınlar ve erkekler arasındaki farklar yüzyıllardır tanımlanmaya çalışılır. Fiziksel farklardan ziyade mental ve davranışsal farklılıklar çoğu kez derinlemesine incelenmiş, sonucunda kadınların komplex, erkeklerin basit yapıya sahip oldukları sonucuna varılmış :)

Garanti Bankası’nın Talent Camp organizasyonunda yemek pişirmek ve takım ruhu temalı bir bölüm vardı. Bu bölümü yöneten kadın genel olarak iş dünyasına yönelik bir sunum yaptı. Sunumda en çok dikkatimi çeken nokta, kadınlar ve erkekler arasındaki farkı gösteren slayttı. Slaytta bir resim vardı. Sol tarafta bir kontrol paneli, üstünde yüzlerce irili ufaklı, rengarenk düğmeler var. Sağ tarafta başka bir kontrol paneli, ve üzerinde tek bir düğme var. Tabi ki soldaki kadına, sağdaki erkeğe ait (bir benzerini yukarıdaki resimde görebilirsiniz).

Pazarlama iletişiminde doğru kitleye doğru mesajı vermek en önemli unsurlardan birisi, bildiğimiz gibi. İletişimini yaptığımız ürün erkeklere yönelik ise, çözüm basit: futbol. Futbol üzerinden erkeklere ulaşan bir çok marka oldu bugüne kadar, belki de saymakla bitmez. Erkeklere yönelik bir ürün için futbolu kullanarak da en doğrusunu yaptılar diyebiliriz. Talep böyle olunca, arz da fiyatını yükseltti tabi. Futbolda reklamın rolü gittikçe artarken, reklamverenler için de maliyetler iyiden iyiye yükseldi.

Son günlerde Toyota Auris de yeni reklam kampanyası için futbolu seçenlerden. Reklamda “Hangisi Auris?” olarak belirlediği üç futbolcudan hangisinin Auris’i yansıttığı soruluyor.

[HTML1]

Next Page » Scroll to top