Your search for facebook returned 204 results.

Markalar Facebook Timeline’da: Spotify


 

Büyük gün geldi: Markalar, Facebook Timeline’a geçiyor. Facebook Timeline kullanımının markalar tarafında daha yüksek etkileşim (like, comment, share) anlamına gelebileceğini sıklıkla duyuyoruz. İçerik iletişimi, hikaye anlatımı ve bütünlüklü ”bilgi mimarisi”nin yüksek etkileşime ulaşmak için anahtar görevi göreceği aşikar.

Spotify, Facebook Timeline’ını 1000’li yıllardan günümüze ”Müzik Tarihi”yle örüyor. Müzik tarihindeki dönüm noktalarını işaretliyor. Walkman’in piyasaya sürüldüğü tarih, Eminem‘in Slim Shady lansman tarihi, Gorillaz‘ın kuruluş tarihi, Frank Sinatra‘nın ölüm yıldönümü…

Spotify, müzik tüketimi başlığında en güçlü içgörülerden birine dokunuyor. Ne de olsa, dinlediklerimizi diğer duyularımızla, tecrübelerimizle ve geçmişimizle eşleştiriyoruz; akor, nota ya da armoniyle değil. High Fidelity, müzik tutkunlarının müziği hayatlarında nasıl odağa aldıklarından söz eden en iyi işlerden. Lise yıllarımıza eşlik eden parçalar, üniversiteye girdiğimizde keşfettiğimiz gruplar ya da cazla tanıştığımız günler… Müzik hiçbir zaman yalnız değil. Duygularla, anılarla ve geçmişle örülü. Spotify, bu içgörüye konuşmanın en doğru yollarından birinin ”Müzik Tarihi” olduğunun farkında.

Spotify Yalnızca Bir Müzik Servisi Değil, Bir Kanaat Önderi

Spotify, ilk bakışta bir müzik servisi. Vaadi, müzik dinleme tecrübesini en iyi şekilde mümkün kılmak. İş modeli abonelikler, bir başka deyişle devamlılık ve sadakat üzerine kurulu.

Spotify’ın müzik içeriğini sahiplenmesi, müzik tecrübesini tarihe dönüştürmesi ve müzikseverlerin dakikalarca zaman geçirebileceği bir içerik örmesi en hızlı ve en iyi Facebook Timeline kullanımlarından birine işaret ediyor. Spotify, servis verdiği sektörde kanaat lideri olmaya bizzat kendisi soyunuyor. Yakın geçmişte Rolling Stone’un ve müzik basınının ”90’ların en iyi parçaları”, ”60’lardan bu yana Rock tarihi” benzeri başlıklarda içerik üretmelerine aşinayız.

Markalar içerik üreterek ve iletişimi içerik etrafında örerek bireylere yaklaşıyor. Markaların içerik üretmesi, içeriğin dinlenmesini ve paylaşılmasını isteyecekleri anlamına geliyor. Bu durum, bir yıla kalmadan ürün ve servis sağladıkları alanda ”Kanaat Önderi” olarak konumlanacak markalar anlamına geliyor.

IBM’le aranızda hiçbir fark kalmıyor.

Facebook 2025’te Nerede Olacak? [INFOGRAFIK]


 

Bilimkurgudan ayrıştırılamayan gelecek tahminlerinin aksine, Facebook‘un 2025’e dek yapabilecekleriyle ilgili tahminlerin paylaşıldığı infografiğin ciddi bir kısmı, gerçek olmaya çok yakın.

2012, Arama: İçeriğin Facebook kullanıcı etkileşimleriyle çok daha anlamlı hale geldiğini, yakın geçmişte hayat bulan pek çok büyük içerik platformunun Facebook entegre çalıştığını hesaba katalım.

2013, Ödeme Sistemleri: Facebook’un PayPal‘la yakın münasebetini hesaba katalım.

2014, Sadakat Programları: Her alışverişinizin ardından elinize tutuşturdukları kuponlardan ne kadar yararlanabiliyorsunuz? Hepsini tek bir karttan takip etmek istemez miydiniz?

2016, E-Ticaret: E-Ticaret’in geleceğinin Sosyal Ticaret‘te olduğunu biliyoruz. Geriye ”Nasıl”ı cevaplamak kaldı.

Infografiğin 2016’dan sonrası Facebook’u kimlik olarak kullanırsak, nelerin mümkün olduğuna değiniyor.

Tahminler güzel. Daha güzeli, doğruluklarını beraber gözlemleyebileceğiz.

Görsele tıklayın, büyütün.

Facebook Hayranlarınız Sahte mi Gerçek mi?!


 

Bazılarımız kaçmaya çalışsa, bazılarımız çok sevse de Facebook’taki marka sayfaları gittikçe artıyor. Ne yazık ki markaların çoğunluğu, özellikle hızlı tüketilen fazla pahalı olmayan (gıda, makyaj, giyim) markalar, bu mecrayı da nasıl kullanacaklarını bilemez haldeler. Biz de sosyal medya kullanalım, bizim şirketimizin de hesabı olsun kaygılarıyla açılan bu sayfalar ya stajyerlere ya da kalitesiz ajanslara emanet durumda.

Sektörde adı duyulmuş, gerçekten yaratıcı ve konuşulan kampanyalar yapan kaliteli ajansların yaptığı facebook, twitter, web uygulamalarını hariç tutarsak facebook’ta bir yarışma furyası aldı başını gidiyor. Yorum yapanlar arasından çekilişle, fotoğraf yükleyenler arasından çekilişle ya da fotoğraf etiketleyenler arasından çekilişle seçilen kişilere hediye paketi göndermek en çok kullanılan kampanya türü. Oysa basit bir göz gezdirmeyle bu yarışmalara katılanların büyük çoğunluğunun sahte (fake) profil olduğunu görebiliriz. Ad, soyad ve resim uydurmalarıyla profil açan bu kişiler sabah akşam facebook ve bloglardaki hediye kampanyalarını takip edip defalarca başvuruyorlar. Sonuç olarak bu hayran kitlesinin ne marka sadakati oluyor, ne de takas yoluyla başkalarına satılan bu hediyelerin bir prestiji kalıyor. Gerçek kişi olduğunu iddia eden bu profillerin fotoğraf albümlerine göz atarsak demek istediğim anlaşılacaktır:

 

Bu fenomenin asıl nedeni henüz sosyal medya stratejilerinin oturmamış olması, el yordamıyla çok kısa vadede sonuç veren işler yapılması ve bu kampanyalarının ölçümlenmesindeki sıkıntılar.

- Hayran sayımız ne kadar fazlaysa o kadar iyi, 10.000’e gidiyoruz yerine facebook hayran kitlemiz hedef kitlemizle birebir örtüşüyor diyebilmek

- Son fotoğraf albümümüz 350 like aldı demek yerine facebook uygulamamızla dağıttığımız indirim kodları %70 gerçek alışverişe dönüştü diyebilmek

- twitter da açtık pinterest de demek yerine ödüllü kampanyamız ve %90 satış sonrası olumlu feedback oranımız var, online şikayet takip sistemimiz var diyebilmek

- sitemize 7000 fotoğraf yüklendi demek yerine newsletterdaki duyurumuz sonucu yeni mağaza açılışımızda 100 kişi kuyruğa girdi diyebilmek

bu komediden kurtulmanın ilk adımları…

Facebook’ta Fotoğraf Yarışması Yapmak: Boğaziçi Üniversitesi’nde Finaller


 

Facebook sayfalarında takipçilerin önemseyeceği, tepki vereceği, paylaşmak isteyeceği aksiyonlar nasıl belirlenir?

Bir yol, en iyi uygulamaları çalışmak ve birebir taklit etmek. Rakipleriniz fotoğraf yarışması yapmış, siz de yapın. Rakipleriniz ”Paylaş, anında indirim kazan!” çağrısı yapmış, siz de yapın. Rakipleriniz ”Arkadaşlarını uygulamaya davet et, anında (herhangi bir Apple ürünü) kazan!” yapmış, siz de yapın. Rakipleriniz web-dostu içerikle ”Günaydıııııııın!” yapmış, siz de yapın.

Bir diğer yol: 1) Takipçilerinizin kim olduğunu düşünün. Kendinizi onların yerine koyun ve Facebook sayfanızda zaman geçirmelerini tetikleyen içgörüleri ayıklayın. 2) Doğru içerik ve iletişim frekansını belirleyin. 3) Basit bir kurguyla kendilerini ifade etmelerini ve içgörülerine konuşulduğunu hissetmelerini sağlayın.

Boğaziçi Üniversitesi Facebook sayfasında Final döneminde yapılan ”Fotoğraf Yarışması” güzel bir örnek.

1. Üniversite denince aklınıza ne geliyor? Kampüs, dersler, arkadaşlarınız… Ve tabii ki finaller.

2. Boğaziçi Üniversitesi Facebook sayfasını kimler takip ediyor? Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, mezunları, akademisyenleri… Finallerin ne demek olduğunu bilen, finallerin nasıl hissettirdiğini bilen, finalleri hayatının bir döneminde önemsemiş insanlar.

3. Final döneminde üniversite öğrencileri ne yapıyor? Daha fazla Facebook kullanıyor. Daha fazla eğlenme ihtiyacı içinde oluyor. Daha fazla kendini ifade etme ihtiyacı duyuyor.

Sonuç: Bir üniversitenin Facebook sayfasında, ”Final Dönemi Fotoğrafları” başlıklı bir yarışma yapıldığında kuru ‘like’lar olarak durabilecek takipçiler, gerçek bir topluluk gibi davranmaya başlıyor; talking about this (Son 1 hafta içinde sayfanızı beğenmiş, yorum yapmış, içeriğinizi paylaşmış/beğenmiş, sorularınıza yanıt vermiş takipçi sayısı) sayınız, like sayınızı geçiyor.

Web tabiriyle ”%100 çalışıyor”.

Son olarak: Yarışmanın, Facebook’un ”Promotion Guidelines”ına uymayan noktalarının olduğunu eklemekte fayda var. Kurallara göre, Facebook sayfa yöneticileri, Facebook araçlarından herhangi birini yarışma kurgusuna dahil edemiyor. (Like sayısına göre yarışmacıları sıralayarak, ödüllendirmek gibi.)

Yarışmadan birkaç ilginç fotoğraf:










Facebook Sayfaları: “Bunun Hakkında Konuşanlar” Nedir?


 

Sahip olunan medya (ing:owned media) Forrester tarafından markanın kontrol ettiği medya olarak tanımlanmış. Bir markanın ürünlerinin bulunduğu raflar veya mağazaları, web sitesi, mobil sitesi birer sahip olunan medyadır. Ancak günümüzde oldukça önemli hale gelen bir başka sahip olunan medya var: Facebook Sayfaları.

800 milyondan fazla kullanıcıya sahip Facebook, artık markalar için de büyük önem taşıyor. Müşterileri veya potansiyel müşterileriyle etkileşime (dikkat! iletişim değil etkileşime) geçebilecekleri, çok büyük kitlelere ulaşabilecekleri, ağızdan ağıza pazarlamanın gücünü kullanabilecekleri bir mecra artık Facebook.

Facebook Sayfaları, bu noktada markalar için kritik önem taşıyor. Facebook Sayfaları üzerinden hayran kitlelerini büyüten ve hayranlarıyla etkileşime geçen markalar artık Facebook’ta kendilerinden daha da fazla söz ettirmek istiyorlar. Facebook’un yeni parametresi “Bunun hakkında konuşanlar (ing:people talking about this)” da artık markaların hedeflerinin sadece hayran kitlesini büyütmek olmaması gerektiğini, kendileri hakkında Facebook’ta konuşulmasının en az hayran sayısı kadar önemli olduğunu gösteriyor. “Bunun hakkında konuşanlar” marka ile ilgili son 1 haftada haber yaratan herkesi içeriyor. Bu haberler, kişinin markanın sayfasını beğenmesi, sayfadaki bir gönderiyi beğenmesi, gönderiye yorum yapması, bir fotoğrafta sayfayı etiketlemesi, markanın bir mağazasında yer bildirimi yapması gibi marka ile ilgili tüm haberleri kapsıyor.

Markaların, Sayfalarını hayranları için ilgi çekici hale getirmeleri gerekiyor. Nedeni çok basit, markalar kullanıcıların Facebook’taki haber kaynaklarında, kullanıcıların arkadaşları ile rekabet ediyorlar. Bu sebeple, en az arkadaşlarının oluşturdukları haberler kadar ilgi çekici gönderiler paylaşması ve hayranlarının bu gönderilerle etkileşime geçmesini sağlaması gerekiyor. Bu da hem gönderilerine olan ilgi, hem de ilginin ağızdan ağıza pazarlama ile yayılması açısından çok önemli.

Facebook’un markalar için Facebook Sayfaları ile ilgili paylaştığı 10 ipucunu buradan indirebilirsiniz. Döküman İngilizcedir.

f8 Sonrası: Facebook Is All In!


 

Bugünlerde hiçbir markanın ürünleriyle ilgili yenilikleri, bizzat etkinlik haline getirdiği bir başka ürünü aracılığıyla, yine bizzat ürün haline getirdiği kurucusu ve CEO’su üzerinden açıklama şansı yok. Belki de bu yüzden Facebook, artık ”hepsi”ni istiyor.

”Share” dediğiniz, artık neredeyse 90’lara ait bir kavram. Paylaşmak, senkronize etmek ve iz bırakmak yeni refleks.

1) Profiliniz Değişiyor: Timeline

”Son zamanlarda yaptıklarımızdan daha fazlasıyız.”

Timeline, temel olarak blogging alışkanlıklarından çok farksız değil. Facebook’ta yaptığınız tüm ileti güncellemeleri, paylaştığınız tüm fotoğraf/videolar, tüm check-in’ler, kullandığınız tüm uygulamalar, toparlarsak bıraktığınız tüm iz/veri yıllara göre organize ediliyor. Kim olduğunuzun, kişisel tarihinizi içeren bir röntgeni.

Timeline’ın görsel+veri+metin kullanımı ve bilgi mimarisiyle, yüksek kaliteli kişisel bir infografiği andırdığını söyleyebiliriz. Timeline’ı erkenden aktive etmek için, buradan.

2. Like Yalnızca Başlangıçtı

Facebook Gestures, yani ”Read”, ”Watch”, ”Want” ve uygulama geliştiricilerin keşfedebileceği herhangi bir eylem, hepsi birer button’a dönüşüyor. Paylaşımların nasıl özelleşebileceğini hayal edin.

3. Sosyal İçerik Kullanımı

Video/makale/şarkı, herhangi bir içeriği Facebook’ta paylaşmadan önce düşündüklerinizi, linki kopyalayıp yapıştırmanızı, ”Ya, acaba?”larınızı… Boşverin. Facebook’ta anlık olarak arkadaş listenizle müzik dinleyebilecek, film/dizi izleyebilecek, okuyabilecek, uygulama kullanabileceksiniz.

Açıklanan yeniliklerden en ilgi çekici ve güçlü olanı. İçerik anlayışını, tüketimini ve dağıtımını yeniden tanımladığını söylemek yersiz olmayacak.

Arkadaşlarınızın takip ettiği içeriği anlık olarak görmek, anlık olarak yorum yapmak, anlık olarak paylaşmak, anlık olarak önermek… Sosyal İçerik Kullanımı ve serendipity, yakın gelecekte sıkça duyacaklarımızdan.

Müzik için Spotify, TV için Hulu, film için Netflix ortaklıklarını ekledikten sonra, f8 esnasında açıklanan diğer ortaklıkları görelim. Büyüleyici. (Nokta ve izlesene‘ye tebrikler!)

4. Ticker Is The New News Feed (Stalker’lara Müjde)

Ticker, Facebook ekranınızın sağ üst köşesinde sürekli hareket ediyor olacak. Kullandığım kadarıyla Ticker, arkadaş listenizin Facebook aktivitelerini anbean, ayrıntılı ve net bir şekilde akıtıyor. Sizi daha az ilgilendiren güncellemelerden arındırılmış.

5. Uygulamalar, Size 1 Kez Soracak

Şu ana dek yapacağınız her paylaşım için izninizi isteyen uygulamalar, artık paylaşım hakkında size bir kez danışacak. Bu, uygulamalar için viral etkinin daha kolay yakalanması ve bilgi akışına daha rahat entegrasyon anlamına geliyor. Kullanıcı açısından da uygulamaların daha dikkatli seçilmesi gerektiğini akla getiriyor.

Sonuç: Facebook, çok cesur ve çok agresif. Sahip oldukları kullanıcı kitlesi, etkileşim olanakları ve anlamlandırılabilir kişisel veri düşünülünce, bu tavrın alternatifi olmadığı anlaşılabilir.

- Açıklanan yeniliklerin kullanıcı tarafından benimsenmesi ve kullanım sıklığının artması Twitter, Google+ ve hatta LinkedIn’in bazı yarar/değerlerinin ciddi manada sallanabileceği anlamına gelebilir.
– İçerik kullanımı ve dağıtımı adına içerik üreticilerinin tüm varlıklarını gönül rahatlığıyla aktarabilecekleri platformun kesinleşmesi anlamına gelebilir.
– ”Privacy”, garipsemeyeceğimiz bir şekilde tarih olabilir; yeniden tanımlanabilir.
– Viral etki konusunda son 10 yılda dile getirilenler ve yazılanlar, aritmetikle özetlenecek kadar netleşebilir.
– 2007’den beri konuşulan güvenilir dijital kimlikler, bir daha ortadan kaybolmayacakmışçasına sabitlenebilir.
– E-ticaret ve mobil ödeme sistemleri, içerik/uygulamalarla kaynaşarak, güvenli ve eğlenceli bir ekosistemde barınabilir.

Eğer kullanıcı, Facebook’un yeni ürünlerinin ve önerdiği yaşam tarzının, kendisine değer kattığına ikna olursa.

Bir yandan, f8 ve Lost’tan hatırlayacağınız Dharma görsellerinin paralelliği, harika değil mi? :)

Halihazırda Facebook, 800 milyon kullanıcıdan sonra, saymayı bırakmış.

Feed’ime Dokunma: Facebook’ta Sık Wall Post Çalışıyor Mu?


 

İlgi alanlarımız paralelinde Facebook’ta bilgi dağıtıcılarını izliyoruz. Haberler, son dakika gelişmeleri, röportajlar… Paylaşımların ne kadarını takip edebiliyoruz? Dahası, paylaşımların ne kadarını takip etmek istiyoruz? Bilgi dağıtıcılarının zaman zaman Facebook feed’inizi tamamiyle işgal edecek kadar cömert davranmaları bir yana, doğru etkileşim nerede bitiyor, spam nerede başlıyor?

Socialbakers, ”Sosyal Medya” veri takibi/analizi yapan bir websitesi. Socialbakers’ta geçenlerde yayınlanan bir makale, Facebook’taki en büyük Medya şirketleriyle ilgili. Facebook’taki en büyük medya şirketlerini belirlemenin yanında, makalede harika bir ders var: Bilgi dağıtımında doğru etkileşim, kullanıcıyı bilgiye boğmaktan daha fazlasını gerektiriyor.

Üstte gördüğünüz grafik, ESPN ve CNN‘in Facebook’ta Wall Post yapma sıklığını gösteriyor. ESPN, ortalama olarak 2 Wall Post civarlarındayken, CNN ortalama olarak 6-8 Wall Post arasında.

Gelelim ”Engagement Rate”lere. ER, Socialbakers tarafından kullanıcıların içeriğe tepki vermeleri(yorum+paylaşım) gibi veriler ışığında hesaplanıyor.

Grafikte ESPN’in, Wall Post sıklığına tezat oluşturacak şekilde etkileşim oranlarında CNN’in bir hayli önünde olduğunu görmek mümkün.

Peki etkileşim? ESPN, bilgi dağıtmanın yanında takipçileriyle alakalı ”sohbet”ler gerçekleştirerek, yine CNN’in üstünde kalmayı başarıyor.

Bir başka deyişle: CNN, kullanıcının tepki vermediği, çoğaltmak istemediği, iletişime dahil etmediği içeriği gereğinden sık ve kuru bir tavırla paylaşıyor.

Sonuç: ”Information Overload” (Aşırı bilgi yüklemesi), web2.0’ın kitlesel uyarlanmasıyla birlikte hem kullanıcı, hem de bilgi dağıtıcıları için daha sık zikrediliyor. Temel kavramlarsa, hala çalışıyor: 1. Kullanıcı, ihtiyaç duyduğu kadar bilgi/mesaja maruz kalmak istiyor. 2. Sohbet ve etkileşim, ürünü kullanıcıya aktarırken halen en önemli fark yaratıcı. 3. ”İnsan kalmak” gerekiyor.

Socialbakers: Top Media Companies in Facebook

« Previous Page - Next Page » Scroll to top