Your search for bonus returned 6 results.

Bonuslu Avea ve Virali


 

Batesmotelpro grubunu pazarlamayla veya sosyal medyayla ilgilenen birçok insan duymuştur. Çektikleri çoğunlukla gençlere hitap eden eğlenceli ve müzikal videolarıyla kendilerine belli bir hayran kitlesi edindiler. Viral kampanyaların ve ağızdan ağıza pazarlamanın (WOMM) önemini geç de olsa anlayan firmalar ise bu mecraları onlar adına kullanabilecek genç gruplara yöneldiler. Batesmotelpro da bu açıktan zekice faydalandı ve bugüne kadar Efes Pilsen, gençturkcell vs gibi birçok önemli markaya viral videolar hazırladılar.

Bu sipariş sistemine dönüşme haline şüpheyle yaklaşsam da firmaların gençlikle temas kurmalarını kolaylaştırdıkları bir gerçek. Son videolarından biri olan Işık Hızı Bilekliği de, bazı telepazarlama uygulamaları ile dalga geçerek aslında yeni bir ürün olan Bonuslu Avea’nın duyurumunu yapıyor. Işık hızında hareket etmemizi sağlayan bir bilekliği ne kadar arzularsak, telefonumuzu yaklaştırarak ödeme yaptığımız bir kartı da o kadar arzularız fikrinden yola çıkılan eğenceli bir video olmuş.

[HTML1]

Bonus Kart işlevi eklenen Avea simkart, marka ortaklığı denen kavramın örneklerinden biri. Bu tip ortaklıklar, alanında önemli iki markanın hem isim ve hem de teknolojilerini birleştirerek ek bir değer yaratma çabası. Bonus’un da bu tip ortaklıkları çok sayıda kullandığını ve iyi yönettiğini söyleyebiliriz. Bu viralle ilgili eleştirim, dalga geçilen ürün ile asıl reklamı yapılan ürün arasında sağlam bir bağlantı kurulamayarak tanıtımın en sona atılması ve tam eğlenceli kısım bittiğinde ilk defa bizim tanıtılan ürünün görmemiz. Tabi viral tanıtım, ürünün başarısının sadece bir ayağıdır, bulunabilirlik ve kullanım kolaylığı gibi birçok faktörle birleştirilebilirse uzun vadeli başarısını gösterecektir.

Bonus Card Üzerinden Co-Branding (Birlikte Markalama)


 

Belki dikkatinizi çekmiştir. Genelde büyük, önemli, ses getirici konserlerin sponsorları bankalar oluyor (Tabi Turkcell de bu konuda çok aktif Kuruçeşme Arena ile). Biletlerin çok önceki tarihlerde alınma zorunluluğu ve online satış imkanları gibi nedenlerle kredi kartlarının sponsorluklarını en verimli şekilde kullanabilecekleri bir mecra olarak konser ve festivaller öne çıkıyor. Örneğin bu yazki aktivitelerden Sonisphere festivali Akbank exi26 sponsorluğunda yapılıyorken, 3 Haziran’daki Rihanna konseri de Bonus Card sponsorluğunda gerçekleştirilecek.

Bilet satışının gerçekleştiği Biletix websitesindeki notta şöyle yazılmış:

Tüm Garanti kredi kartlarına % 20 indirim uygulanmaktadır. DenizBank Bonus, TEB Bonus, ING Bonus ve Şeker Bonus Card” lar için %20 indirim!

Bonus’un Türkiye kredi kartları pazarındaki bilinirliği ve imajı gerçekten çok yüksek. Ayrıca bonus kafa reklam kampanyaları ve bu marka adına yapılan yatırımlarla ciddi bir bilinirlik ve tercih edecek kitle oluşturuldu. Garanti Bankası bünyesinde sunulup genişlese de gün geçtikçe diğer bankalarla da ortaklıklara gidiliyor. Pazarlama literatüründe en bol örneği kredi kartları sektöründe bulunan bu ortaklıkların genel adı “co-branding” (Türkçe de ise birlikte markalama veya ortak marka terimleriyle biliniyor), özel olaraksa türü “reach – awareness co-branding” (yani ulaşma – bilinirlik amaçlı ortak marka)  olarak literatürde yer alıyor. Yani banka – kredi kartı ortaklıklarının asıl amacı varolan müşteri veri tabanına ulaşma ve isim bilinirliğinden faydalanmak.

Güçlerini birleştirerek tekil markalardan daha fazla fayda sağlama ve daha çok tercih edilme yolunda ilerleyen birçok marka ve şirket, bu örneklerdeki gibi ortaklıklar kurarak kaynaklarını ve yeteneklerini paylaşıyor. Bu ortaklıklar kısa vadeli veya uzun vadeli olabiliyor. Farklı amaçlar için farklı isimler verilmiş olan diğer ortak marka türlerine ve örneklerine burada yer veriyor olacağız. Ancak Bonus’un kredi kartı markası olarak bir çok farklı marka ile ortaklığını yürüttüğünü, World ve benzerlerinin de bu trendde devam ettiğini söylemek mümkün.

Bonus’la Köprüler Bir Günlüğüne Ücretsiz


 

Bonus, 10 yıl önce Garanti Bankası tarafından duyurulduğunda kredi kartı ile alışverişten para kazanma kavramına aşina değildik. Bonus’la birlikte başlayan bu trend giderek büyüdü ve tüm bankaların kredi kartlarında (farklı adlarda) standart bir özellik olarak tükecitilere sunulmaya başlandı. Bonus birkaç yıl öncesine kadar Garanti Bankası’nın bir ürünüyken, Garanti Bankası’ndan bağımsız bir marka haline geldi ve birkaç farklı banka tarafından da kullanılmaya başlandı.

10. yılını kutlayan Bonus yine sıradışı bir kampanya ile adından söz ettiriyor. Bugün (17 Nisan 2010) Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden geçiş Bonus sayesinde ücretsiz olacak. ‘Bonus kullanan, kullanmayan herkesin’ bu uygulamadan yararlanacağını da belirterek müşterisi olmayan kart kullanıcılarına da bir nevi göz kırpıyor Bonus. Uygulama yaratıcı olmasıyla birlikte oldukça etkili bir marka iletişimi haline geldi. Müşterilerine bu yöntem ile teşekkür eden Bonus, markasının gücüne de güç kattı aslında. Maliyeti de çok yüksek gibi görünmüyor. Boğaz geçiş ücretinin araç başına 3.75 TL olduğunu düşünürsek, araç sahiplerinin araç içinde seyahat edenlerin ve çevrelerinin bu uygulamadan haberdar olmasıyla birlikte bu maliyete hatrı sayılır bir kitleye başarılı bir marka iletişimi yaptığını (yapacağını) söyleyebiliriz.

Cheetos Angry Birds'le İstanbul'u Kuşatıyor


 

Angry Birds ilk olarak iPhone”larda ortaya çıkan, ama sonrasında hızla yayılmasıyla Android İşletime sahip telefonlarda da kendisini gösterdi. Birçoğumuzun severek oynadığı bu oyun, farklı güncellemeleriyle kendisinden söz ettiriyor.

Cheetos, Angry Birds”ün bu gücünü ve oyun konseptini kullanarak, istanbul kuşatması sitesinin tanıtımı için başarılı bir videoya imza atmış. Cheetos, bu sitede Angry Birds oynayanlara ödüller dağıttı. Oyunun süresi bitmesine rağmen arkasında yapılan emeği göstermek, yaratıcılığını beğendiğim ve ismi de çok hoşuma gittiği için sizinle de paylaşmak istedim. Altta, Cheetos ekibinin İstanbulda kuş attığı video”yu izleyebilirsiniz.

Aynada Facebook Fanpage


 

Cinebonus, Facebook”taki hayran sayfasının tanıtımını büyük bir özenle yapıyor ve sosyal medyadan faydalanmakta kararlı görünüyor. Bilet alırken kasa üstündeki dijital ekranlarda duyuru olarak geçen Facebook hayran sayfası, tuvaletlerde bile benim oldukça ilginç bulduğum bir yöntemle tanıtılıyor.

Ayna reklamları şimdilik sadece birkaç alışveriş merkezi ve birkaç sinemada gösteriliyor ancak bir yayın mecrası olarak akıllara soru işaretleri getirmiyor değil. Aynaya yaklaşıldığında aktive olan bu reklam türüyle ilk otto”da karşılaşmıştım. Konuyla ilgili bir diğer marketoloji yazısına buradan ulaşılabilir. Cinebonus reklamı ise çok daha bariz şekilde hatta tabiri caizse biraz göze sokularak yapılmış. Mecburen ellerimi yıkarken yaklaşmak zorunda olduğum aynada bu reklamdan kaçamamak beni biraz sinirlendiriyor açıkçası. Cinebonus olması olayı biraz kabul edilebilir kılıyor ancak yine de yaşam alanlarına müdahale eden reklamlara karşı temkinliyim. Üstelik renk ve ışık nedeniyle gözüm sürekli reklama kayıyor ve tuvaletin ve aynanın fonksiyonuna müdahale de edilmiş oluyor.

Ayna reklamları konusunu bir tarafa bırakacak olursak, incelediğimizde ciddi biçimde yönetilen, sürekli güncel tutulan, duyurularda kurumsal bir formak kullanılan, renk ve marka bütünlüğü açısından iyi yönetilen hareketli bir sayfa olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca bedava bilet verilen kısa süreli duyurular da ilgiyi canlı tutuyor. Bedava biletlerin Facebook üzerinden değil de yanıtı mail yoluyla göndermek şeklinde dağıtılması biraz sorunlu olsa da, genel olarak amaca hizmet eden iyi bir facebook sayfası yönetim şekli denilebilir.

Green Marketing


 

Türkçe çevirisi “Yeşil Pazarlama”. Pek anlamlı olmasa da aklımızda bulunsun. Wikipedia’da AMA’nın (American Marketing Association) Green Marketing tanımı şu şekilde yapılmış;

“Green Marketing, çevreye duyarlı olduğu düşünülen ürünlerin pazarlanmasıdır.”

Sadece çevreye duyarlılıkla sınırlandırmamak gerektiğine inanıyorum. Özellikle sağlık ve doğa temalı bir trend yaşıyoruz son yıllarda ve önümüzdeki yıllarda bu trend devam edecek gibi görünüyor. Sağlığa zararlı fast food’lar, meşrubatlar bir yana, manavdan, pazardan aldığımız hormonlu sebze, meyvelerin bizim için risk teşkil ettiğini farketmeye başladık. Bu da organik ürünlere olan talebi arttırırken, doğaya en az “müdahale” ile üretim yapma sürecini daha değerli kıldı.

Diğer yandan, özellikle küresel ısınmanın tetiklediği, çevresel sorunlara olan duyarlılık Green Marketing kavramının önemini arttırdı. Bacalarından çıkan zehirli gazı umursamayan fabrikalar yerine, yaptığı filtreleme yatırımlarını, doğaya duyarlı olarak ürettiği ürünlerini pazarlayan markalar görüyoruz. Kutup ayılarının çaresizliğine üzülen herkesi bu ürünlerin varlığı memnun ediyor. Garanti Bankası’nın Bonus kart için hazırladığı küresel ısınma temalı reklamda, ürettikleri kredi kartının doğada daha kolay ayrışabildiği ve ekstreleri basılı olarak değil dijital olarak göndereceklerini vurgulamışlardı. Garanti Bankası’nın ilgili sayfasından bir alıntı;

“Çevreye Duyarlı Bonus Card sahipleri, harcama tutarına ve kart çeşitine göre kazandıkları bonusun %10 ila %30’u arasında değişen kısmıyla, WWF-Türkiye’nin doğa koruma çalışmalarına katkıda bulunuyor. Kartın yapımında mümkün olan en az seviyede PVC kullanılıyor ve doğada daha hızlı yok olması sağlanıyor. “

Bu duyarlılık, birçok sektörde kendini hissettirdi. Tüketici elektroniğinde Sony, görsel medyada NTV farklı sektörlerden Green Marketing yapan firmalar olarak ön plana çıkıyor. Sony;

“Ekolojik düşünce, ürünlerimiz için kullandığımız malzemelerden, onları üretmek ve geri dönüştürmek için kullandığımız üretim süreçlerine kadar yaptığımız işin her parçasını etkileyen çevreye duyarlı düşünce tarzıdır.”

diyor. NTV, yeşil ekran‘da yaptığı programlarla çevreye olan duyarlılığını gösteriyor. Şüphesiz bu ve benzeri gelişmeler insanların doğayla biraz daha barışık yaşamasına katkıda bulunacaktır. Markaların özellikle de marka imajı açısından olumlu görünmek için elinden geleni yaptığı günümüz pazarlama ve iş dünyasında, yeşile olan bu ilgi, bizi ayrıca sevindiriyor.

 Scroll to top