Your search for bmw returned 19 results.

Nokia’dan İhtişamlı Lumia Lansmanı!


 

BMW’nin Singapur’da iki dev binanın duvarlarında yaptığı 3D gösteriyi hatırlarsanız Marketoloji’de paylaşmıştım. Geçtiğimiz günlerde de Nokia, akıllı telefon pazarında kendine yer açmak için lansmanını yaptığı Windows Phone işletim sistemini kullanan Lumia modelinin tanıtımı için benzer bir yöntem seçmiş. Londra’da gerçekleşen etkinlik kesinlikle muazzam.

Nokia, Türkiye’deki cep telefonu kullanıcıları arasında bir dönem en çok tercih edilen marka idi. Şu andaki pazar paylarını bilmiyorum açıkçası ancak son yıllarda dünya genelinde ciddi kan kaybı yaşadılar. Son olarak, Microsoft ile işbirliğine giden Nokia, artık akıllı telefon segmentinde söz sahibi olmak istiyor. Geç kalınmış bir hamle olduğu kesin. iPhone’un domine ettiği Samsung’un agresif ikinci olmaya çalıştığı bir pazarda Nokia, Lumia ile kendine iddialı bir yer edinebilecek mi, bekleyip göreceğiz. Bir parantez de videoya açalım. BMW’nin 3D gösterisinin videosu çok keyifliydi, Nokia’nın bu gösterisi de videoya başarılı müzikler eşliğinde aktarılmış. İzleyelim;

Ekim Ayı Mobil Platformlar ve Uygulamalar Raporu


 

Distimo her ay mobil dünyada olup bitenleri derlediği oldukça faydalı bir rapor yayınlıyor. Daha önceki sayılarının detaylarını Marketoloji’de de zaman zaman paylaştığımız bu raporda, hangi mobil işletim sistemi ne durumda, hangi mobil mağaza daha aktif, hangi uygulamalar daha popüler gibi önemli analizler yer alıyor.

Distimo’nun Ekim 2011 raporuna göre dünyanın en büyük markalarının %91’inin popüler işletim sistemlerinde uygulamaları bulunuyor. 18 ay önce bu oran, lisanslı uygulamaya sahip olma kriterine göre bile, %51’di. Markalar artık farklı uygulama mağazalarında uygulamalarının yer almasının öneminin farkına vardı. Rapora göre özellikle medya, iş dünyasına dayalı hizmetler ve otomotiv endüstrisi mobil uygulamaları en yaygın kullanan sektörler.

En büyük 100 global marka için halen açık ara en popüler uygulama mağazası Apple App Store. Ayrıca, markalar artık Symbian/Java destekleyen Nokia platformunda yer almaya sıcak bakmıyolar. Markaların çok büyük kısmı uygulamalarını ücretsiz olarak yayınlıyorlar. Amaçları uygulamalardan para kazanmak değil, marka bilinirliği çok daha önemli. Disney 636 uygulaması ile en fazla uygulaması olan marka, ikinci 285 uygulama ile Sony, üçüncü BMW. Uygulama sayısına göre ise platformlar arasında Apple iPhone pazarda lider. İkinci durumda yine bir Apple platformu iPad bulunuyor. Geçtiğimiz yıla göre büyük bir sıçrama yapan Android ise üçüncü durumda ve iPad ile arasındaki farklı kapatıyor.

Raporun tamamını buradan indirebilirsiniz.

İki Reklam: Apple vs. Blackberry!


 

Çoğu pazarda rekabet eden markaları düşünelim: Coca Cola-Pepsi, BMW-Audi, easyJet-Ryanair, son zamanlarda en çok sözü edilenlerden Google-Facebook. Peki telefon pazarına baktığımızda çoğumuzun aklına ilk gelecek olan nedir? Tabi ki Apple-Blackberry.

Yaklaşık 1 seneden fazla geçmişi olan video’yu izleyelim önce.

[HTML1]

Bu video’da açıkça iPhone’a karşı, dokunmatik ekran Blackberry ile bir meydan okuma var. ‘Biz daha iyisini yaptık’ der gibi.

Peki Apple’ın cevabı:

[HTML2]

‘Simple Facts’

İki farklı tüketici grubu oluşturup, getirdikleri yeniliklerle, bazı telefon markaları tarafından da takip edilen iki farklı marka Apple ve Blackberry. Telefonu eğlence unsuru olarak kullananlar iPhone, daha ofis olarak kullanacak olanların Blackberry’e yönelmesine sebep. Hatta hangi CEO’nun hangi markayı tercih ettiği bile yazılır oldu. Rekabet sürekli yerini korurken, Blackberry’nin dokunmatik ekran telefonunun Türkiye’deki reklamında ‘Blackberry artık dokunulmaz değil’ demesi, iPhone 4G lansmanıyla hemen hemen aynı zamana denk geldi.

Bu yazıya nokta olarak Steve Jobs’un aklıma gelen bir sözünü paylaşmak istiyorum: ‘Gelin evrene bir çentik atalım. Öyle önemli bir şey yapacağız ki bu evrende bir çentik olacak.’

‘Düzeltme: Okurumuzun uyarısı üzerine belirtmek isterim ki; videolar Apple ve Blackberry tarafından reklam amaçlı olarak yayınlanmamış, markalarla çalışmayan farklı kişiler tarafından yayınlanmıştır.’

Marka Çağrışımı (Brand Association) Nedir?


 

Marka çağrışımı yani pazarlamacıların bildikleri adıyla brand association, marka akla geldiği zaman çağrışım yapan değerler ve özelliklerin tümüne verilen addır. Bu özellikler birçok farklı açıdan değerlendirilebilir. Aşağıda Nielsen’in Nike için yaptığı marka çağrışım haritasını (brand association map) inceleyebilirsiniz.

Marka çağrışımı konusunda bahsedilen değerlerden birisi de markanın menşei, yani üretildiği veya ortaya çıktığı yer. Mesela Nike, uzak doğuda üretilse de bir amerikan markası. Menşeinin marka değerine olan katkısına sıkça verilen örnekler genelde otomotiv sektöründen olur. İsveç-Volvo ve Almanya-BMW örnekleri aslında bu değerin önemini anlatmaya yeter sanırım.

Bugün Beşiktaş’da Alman fast food markası Kochlöffel’in açılacağı duyurusunu gördüm ve duyuruda “Alman lezzetini ayağınıza getirdik” minvalinde bir yazı vardı. Duyuruyu okuyunca gerçekten “Alman lezzetini” merak edip etmediğimi sordum kendime ve cevap olumsuzdu :) Marka çağrışımı konusunda markanın menşeini kullanarak bir marka algısı yaratmaya çalışmışlar. Fast food denince aklıma ilk Amerika, pizza denince İtalya, deniz mahsülleri denince aklıma ilk Fransa geliyor. Almanya ile yemek sektörünü bir anda bağdaştıramadım doğrusu. Yine de markanın kendisini Almanya’yla özdeşleştirerek yaptığı bu tanıtım başarılı olacak mı göreceğiz.

*Franchise-net.com.tr’de konuyla ilgili yayınlanan haberi buradan okuyabilirsiniz.

Birimiz Hepimiz, Hepimiz Bir Marka İçin: “Bütünleşik Pazarlama İletişimi”


 

PR’ ından reklamına, pazarlamasından satışına “bizim” sektörde kime sorsanız kendi çalıştığı, emek verdiği iş önce gelir. Reklam pazarlamanın %90’dır diyenler, PR olmasa saygınlığınızı asla sağlayamayacağınızı iddia edenler, bir ürünün sabaha kadar reklamını yapın rafta bulamazsanız ya da orda olması gerektiği yerde durmazsa kimse almaz diye haykıranlar…

Aslında -satış, pazarlama, reklam, PR- bunların hepsi birlikte hareket ederse ve aynı strateji üzerinden ilerlerse mutlak başarı mümkün. Ve tabi ki en önemlisi diye bir mevzu yok! İşte bunun için ille de bütünleşik pazarlama iletişimi (integrated marketing communication) diyoruz ya!

PR sakince güven verir, alt yapı hazırlar; reklam bağıra çağıra eğlenceyle karışık bilinçaltınıza işlerken satın alma davranışı oluşturur; raf oyunları çekicidir, satış noktasında sizi vurur ama bunların hiç biri pazarlamanın yüzde bilmem kaçı etmez! Çünkü birlikte değer kazanırlar. Marketing ise sadece reklam veya PR değildir.

Düşünsenize Nivea sadece reklam yapıyor ya da BMW sadece PR. O zaman bu markaları böyle yüksek imajlarla anabilir miydik?

BMW yeni serisini çıkaracak, outdoordan televizyona havalı bir reklam kampanyası yapacak, sonra ne kadar sattı, ekonomiye katkısı nedir, CEO hangi programda konuşsun halkla ilişkiye girsin karar verilecek, e haliyle bu üst segment araba Fikirtepe’ de satılmayacak. İşte şimdi oldu! Konseptin hakkını ancak bu yolla veririz.

Nivea’ya gelince; o güzel, görünce hemen tanıdığımız kızları yine ekranda göreceğiz, hemen akabinde kadınlar özelinde bir sosyal sorumluluk projesi, raf strateji söz konusu olunca da Nivea marka güzellik ürünleri hep gözümüzün hizasında olacak, asla Hobby ya da Duru gibi ayaklarımızın altında değil. Dağıtım kanalındaysa belki BİM’de değil ama Nivea, Migros’ta hep başköşeye oturacak.

Elbette Starbucks gibi “customization” (kişiselleştirme) stratejisiyle ilerleyen markalar var. Televizyon reklamı değil PR’ı tercih etseler de “ev ve iş yerlerinden sonra ikinci adresiniz” iddiasını mağaza dizaynı, broşürler, afişler, haber çalışmalarına hatta bardaklara, muglara kadar hissedebilirsiniz. Yani yine bir bütün halinde, tek stratejiyle…

Kim ne derse desin yıllarca konuşulan kampanyalar; reklam ajansı, PR ajansı, marka-pazarlama ekibi, satışın itici gücü birlikte ilerlese ortaya çıkıyor ve en can alıcısı ise yalnızca doğru ve bir konseptle.

Hatırlanmayan şeylerle zaman kaybedip, değersiz bir marka olarak dağılmak istemiyorsanız, doğru konsepti yakalayın, verin ajanslarınıza briefi, güzel güzel aynı strateji üzerinden çalışsınlar, iyi işlerle başarıyı yakalayın, benden söylemesi :)

Audi Reklamı; Friendly Competition


 

Geçen hafta Hyundai’nin Mercedes’le olan rekabetini baz alan bu Super Bowl reklamı hakkında yazmıştım ve Mert’in aylar önce yazdığı ve BMW – Audi Rekabetini anlatan bu yazının da linkini vermeyi unutmamıştım. Yine bir BMW – Audi çekişmesi, ve bu kez Audi tarafından yapılan bir reklam filmi var. Asıl mesaj gelmeden önce de ufak dostça çekişmeler çok güzel bir şekilde vurgulanmış. BMW’nin bu reklama cevabı da gecikmez herhalde…

Ürün Yerleştirme En Çok “Ezel ve Aşk-ı Memnu” ya Yakışıyor


 

James Bond tutkunları ürün yerleştirmenin ne demek olduğunu iyi bilir. En azından Bond’un kullandığı markalardan; Rolex, Omega, Aston Martin, BMW, Smirnoff gibilerini hatırlarsınız.

En mükemmel ürün yerleştirme (product placement) örneklerini bulabileceğiniz Bond serisi birçok erkeğin yaşam stilini belirledi. Karakter, esprili bir şekilde ürünü neredeyse gözümüze sokmayı ve kendisiyle özdeşleştirmeyi başardı. Hatta Bond bu akımın öncüsü bile diyebiliriz.

Türkiye de sonunda gerek dizi gerek film anlamında bu trendi en iyi yakalayan ülkeler arasına girdi.

Dizi karakterlerinin gerçekçiliğini arttırdığını düşündüğüm bu kurnaz reklam taktiğini şu sıralar ülkemizde Bond kadar iyi uygulayan 2 yüksek reytingli dizi var: Ezel ve Aşk-ı Memnu!

Bihter’in Givenchy Absolutely İrresistible parfüm kullandığını bilmeyen yok. Marka, geçtiğimiz yıl lansmanını neredeyse bu dizide yaptı.

Yayınlanan son bölümde Sayid, Ziyagil Yalısı’ndan çaldığı Bihter’in kokusunu Behlül’ün Riva’daki evinin çeşitli yerlerine sıkarken Givenchy şişesi yine başroldeydi. Arada bir Bihter odasında dolanırken de Givenchy ürünlerini etrafta görebiliyoruz.Ezel ise abartısız 16. bölümün tamamında U.S Polo marka bir pardösüyle karşımıza çıktı. Üstelik dizi temposuyla fazlasıyla bütünleşen bir çizgide ilerleyerek… Aşağıda yakın çekim Polo’lu resmini inceleyebileceğiniz Ezel, başka bir bölümde Diesel saatiyle seyirciye göz kırptı.Milyonlarca erkek ve kadının Ezel ve Bihter gibi gözükmeyi arzuladığı ülkemizde bu iki dizi yıldızının seçtiği ürünler satış rekoru kıracak gibi. Bu noktada Türk dizilerinde ürün yerleştirme stratejisi gerçek amacına ulaşırken, dizi içi marka reklamları kaliteyi yükseltiyor, göz tırmalamıyor.

Şimdiden erkekler Ezel tarzı hırka modası yarattı bile. Bihter’e gelince sanki karakter itibariyle kendisine Christian Dior Hypnotic Poison daha çok yakışır :)

« Previous Page - Next Page » Scroll to top