Aşık Olmak Satın Alma Davranışlarını Değiştirebilir mi?


 

Öncelikle bu yazının baştan sona gözleme dayandığını belirtmekte fayda var. Böyle bir araştırmaya “henüz” rastlamadım, sebep olursam ne mutlu, ya da bir yerlerde mutlaka yapılmıştır ☺ Haydi, bakalım!

Bana gore çok ilginç ama “evet değiştirebilir.” Düşünün karşınızdaki kadına/erkeği çok beğeniyorsunuz, ilgi alanları sizi de çekmeye başlıyor, ne de olsa O ne yapsa “ay cook tatlı.”

Diyelim aşkınız Beşiktaşlı, hiçbir maçı kaçırmıyor, doğumgünü geldiğinde daha önce önünden geçerken yüzüne bakmadığınız Kartal Yuvası’na uğradınız ve o mutlu olsun diye bir forma aldınız. Ya da biricik sevgiliniz Jack Daniel’s içmeden duramıyor, ona giderken bir şişe alabilirsiniz. Viski mi? Beyin fonksiyonlarınız yerindeyken umrunuzda değildi elbette!

Bir de psikolojide gerçekten ayna davranışlar söz konusu; hiç farkında olmadan hoşlandığınız, sevdiğiniz, ölüp bittiğiniz, her neyse kişi eli yanağında duruyor diye kendinizi bir sure sonra aynı pozisyonda bulabilirsiniz. Tabi ki bu satın alma kararlarınızı da bir müddet sonra mutlaka etkileyecektir. Sevdiğinizde dövme varsa belli bir zaman sonra siz de isteyebilirsiniz, hiç şaşırmayın. Çünkü garip bir şekilde onun yaptığı her şey mükemmel.

E, alışverişler beraber yapılmaya başlandığında, girdiğiniz mağazalar değişebilir. O, Diesel kot seviyorsa Diesel’e sempati duymanız kaçınılmaz. Hatta ayrıldıktan sonra bu markalar çağrışım dahi yapar, bir tür hatırlatma aracı bile olur. Aynı şekilde yemek yenilen yerler de değişebilir. Elbette özel zevkler var, kimse karaktersiz değil ama etkilenmemek elde değil. Yani seviyorsan git satın al bence durumu.

Kimyanız bozulmuş zaten, satın alma davranışları da bozulur, düşünün… Mutlaka bozulmuştur, değişmiştir. İşin garibi ayrılık vakti geldiğinde, kendi dünyanıza ve markalarınıza yavaş yavaş geri dönmeniz.

!f 2014 Tanıtım Filmi Tam Bağımsızlığını Kazandı: “Acımadı ki!”


 

13. Bağımsız Filmer Festivali !f 2014, Big Brother temasıyla gönlümüzü kazanan cesur bir tanıtım filmine imza attı. Aşağıda göreceğiniz gibi film, faşizme karşı omuz omuza mesajı içeriyor, hem de açıkça.

!f 2014’ün hedef kitlesi; Gezi’de olanlar, direnenler, bilinç düzeyi yüksek, gündemi yakından takip eden, ülkenin durumunu net bir şekilde görebilenler. Bu yüzdendir ki film çok beğenildi, paylaşıldı. Elbette bu kitle tarafından.

Diğer taraftan, hükümet kanadı dediğimiz uçan taraftan tepkiler gelecektir ama dediğim gibi onları ilgilendiren bir etkinlik değil !f, onlar o arada penguen seyrediyordu malum. Civciv gibi kitleler halinde çoğalarak büyümüyorlardı, kafalarına faşizmin sert ama etkisiz yumruğu indiğinde orada değillerdi… Bu sebeple film tam da nokta atışı.

Şimdi, hemen bu film sayesinde !f 2014 bileti alasım var, anlaşılan tanıtım filmi sonuca da ulaştırıyor. Bağımsız Filmler Festivali’nin İstanbul ayağı 13 Şubat’ta başlıyor, “acımadı ki!” demek için, güzel filmler izlemek için…

Kızların Erkeklere Serzenişi Modaya Yansırsa :)


 

Baskılı t-shirtler, bu yılın kadın modasına eğlenceli bir bakış açısı getirirken; Instagram, Twitter gibi sosyal medya kanallarında kızların erkeklere mesajlar gönderdiği hatta daha günlük bir dille laf soktukları mesajları içeriyor. Sosyal medya ikili ilişkiler çatışmaları resmen modaya gelmiş, pazarlama stratejisi olarak karşımıza çıkmış. Çok akıllıca. Artık t-shirtlerimizle de laf sokup, güçlü görünebiliriz :)

“Drama Queen, I Hate U!, I am selfish!” Zara, Twist, Pull&Bear’da bulabileceğiniz bazı örnekler. Kadınların güçlü ve seksi duruşu zaman zaman bu şekilde modaya yansıyor. “Nasıl hissediyorsan öyle giyin” taktiği de cabası. Sosyal medya izlenimleri-gözlemleri, moda ve pazarlama bir arada, daha ne isteriz?

Hedonizm ve Marka Kişiliği Etkileşimi


 

En genel ifadesi ile hedonizm; keyfin, zevk, memnuniyet ve hazzın bireyin hayatındaki en değerli olgular olduğunu temel alan, bireyi sürekli olarak bir keyif arayışına motive eden, ona keyif arayışına adanmış bir yaşam tarzı sunan doktrindir. Tüketim kültürü açısından hedonik(hazcı) tüketim, faydacı tüketimin tam karşısında yer almaktadır. Faydacı tüketim davranışı gösteren bireyler tüketim ve satın alma süreçlerinde ürün ve hizmetlerin işlevsel somut özelliklerine yoğunlaşırken, hazcı tüketim eğiliminde ise birey ürün ve hizmetin işlevsel özelliklerinden çok, yaratmış olduğu düş ve fantezi güçlerine yoğunlaşmaktadır.

Marka kavramlarıyla ilgili pek çok teori ve uygulama soyut kavramlarla ilgilidir. Bu kavramlardan en önemli olanlarından biri marka kişiliğidir. Marka kişiliği marka ile ilişkilendirilen insani karakter özellikleri olarak tanımlanmaktadır. İnsan ve marka kişilikleri kavram olarak birbirine benzese de biçim olarak birbirinden farklıdır. Marka kişiliği,doğrudan ve dolaylı olarak iki kategoride sınıflandırılabilir.İnsanların kişilik özelliklerinin algılanması,kişinin davranış,inanış,inanç ve yaklaşımları, demografik ve fiziksel özellikleri ile biçimlenirken bu markanın doğrudan kaynakları sınıfında yer alırken;kişiliğinin algılanması tamamen o markanın iletişimsel biçimine bağlıdır. Bu bağlamda markanın kişiliğinin belirlenmesi, marka adı, semboller, tutundurma, dağıtım ve marka ile ilgili çeşitli çağırışımlar ile şekillenir ve dolaylı kaynak olarak sınıflandırılır.

Hedonik tüketimle marka kişiliğinin ortak noktası işlevsellikten çok duyusal ve deneyimsel bir ortak noktada kesişmeleridir. Markaların problem çözücülüğü ve faydacı tüketim davranışı fonksiyonel faydalarla alakalıdır. Hedonik tüketim ve marka kişiliği algısı ise daha çok duygusallık bakımından benzerlik göstermektedirler. İnsanların neden insanlara ait özellikleri olan markalarla eşleştirildiğini açıklamaya çalışan teorilere göre insanlar hoşlandıkları kişilik özelliklerini atfettiği markaları kendisi için daha tanıdık ve konforlu bulmakta ve diğer markalara göre duygusal olarak daha yakın görmektedirler. Bu da bize hedonik tüketim ve marka kişiliği ile olan ilişkisine ışık tutmaktadır.

Eğer marka kişiliği oluşturmak için harcadığımız yoğun çabalarımızın boşa gitmesini istemiyorsak ve pazarlama faaliyetlerinin verimini arttırmakla ilgili ciddi beklentilerimiz varsa hedonizm ve marka kişiliği arasındaki etkileşimi doğru bir şekilde süzgeçten geçirmek ve yorumlamak gerekir.Bu etkileşim gelecek pazarlama faaliyetlerine ve marka kişiliği planlamalarına ışık tutmaya yarayacak önemli bir noktadır. Hedonik tüketim davranışı gösteren,marka ile ortak bir noktası ve benzer tarafları olduğunu fark eden tüketicinin verilen mesajı algılama ve tercihler arasından bu markayı seçme eğilimi daha yüksektir.Çünkü tüketicilerle kurulan her doğru iletişim ve onların ilgi alanlarına yönelik her mesaj müşteri ihtiyacını karşılamaya, üründen alacağı hazzı arttırmaya ve kusursuz bir müşteri-marka ilişkisi yaratmaya yardımcı olacaktır.

Doğru pazarlama hem müşteriye hem pazarlama yöneticisine ihtiyacı olan hazzı tattırır, marka için pazarlama kişilik yaratır.

Clash of Clans’ın ilk TV reklamı


 

Marketoloji satırlarında çok kez anlattığımız gibi sosyal oyunlar, özellikle mobilin de etkisiyle son yılların en hızlı büyüyen sektörlerinden birisi haline geldi. Zynga, King.com gibi büyük oyuncuların arasına artık yenileri eklenmeye başladı bile. Bu şirketlerden birisi de Supercell, dünyaca ünlü Clash of Clans’ın yaratıcısı. Haziran 2010’da kurulan şirketin %51 hissesi Ekim 2013’te Japon Softbank şirketi tarafından tam 1.5 milyar dolara satın alındı. Yani, şirket yaklaşık 3 sene içinde 3 milyar dolardan daha değerli hale geldi. Nisan ayında Supercell, Clash of Clans oyunundan günde 2.4 milyon dolar gelir elde ediyordu. Bu rakamın şu sıralarda çok daha yukarılarda olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Supercell, sonunda oyunun TV reklamını da yayına aldı:

Reklam Camiasının Beklediği O Büyük An Geldi: “Türkiye’de Karşılaştırmalı Reklamlar Artık Serbest!


 

Karşılaştırmalı reklamların serbest kaldığı Resmi Gazete’de yayınlanınca ben de dahil olmak üzere bütün reklamcıları büyük bir heyecan sardı. “vs” reklam kampanyaları hazırlamak için sabırsızlanıyoruz. Peki ama niye?

Çünkü yaratıcılığımızı daha özgür sınırlarda kullanma imkanına sahip olduk. İma etmek zorunda değiliz direk söyleyebiliriz, marka adı verebiliriz, çok ince esprili göndermeler yapabiliriz. Bu yüzden hep gördüğümüz McDonald’s vs Burger King, Ferrari vs Porche reklamlarına özenmişizdir. Karşılaştırmalı reklamlar yapısı itibariyle zeki ve yaratıcıdır.

Daha doğrusu zeki ve yaratıcı olmak zorundadır ki itici olmasın. Bir kere gerçeklik daha fazla ön plana çıkıyor, iddianız doğru olmalı. Hangi üründe seçeceğinize dikkat etmelisiniz. Mesela parfüm reklamında böyle bir reklam tercih ederseniz pek uygun olmaz. Narin kadınlar buna kırılabilir. Potansiyel tüketiciniz kampanyayı itici bulursa, alışkanlıklarına saldırılmış hissederse kaçar, küser.

Tabi Pepsi Cadılar Bayramı reklamına Coca-Cola’nın verdiği cevap gibi rezil de olabilirsiniz. Liderliğe, kimin patron, kahraman olduğuna iyi karar vermek gerekiyor.

Türkiye gibi sinirleri biraz bozuk bir ülkede saldırganlığı abartmazsak güzel işler çıkacaktır, dedim ya heyecanla bekliyoruz, yıllardır bekliyoruz. ☺

Bu arada Reklam Özdenetim Kurulu’nu ne yapacağız, şikayetler ne seviyelere gelir merak ediyorum, hep beraber çalışalım, izleyelim, görelim!

Transformers Adımları ve Retrobranding


 

Yeni çağda aradıklarımızı bulamadıklarımızdan olsa gerek, 80lerin ve 90ların sürekli özlemle anıldığı günlerde yaşıyoruz. Tüketim alışkanlıklarımız sırf eskitilmiş görünümlü olduğu için bir teneke kutuya 30-40 lira verebildiğimizi gösteriyor. (marketoloji’deki bir diğer retro yazı bu linkte). Bunu farkeden akıllı markalar ise bizi geçmişe götüren ama yeni tasarımlarla bu talepten faydalanma peşinde.

Bugün beni heyecanlandıran bir haber oyuncak devi Hasbro’dan geldi. Nike ile yapılan işbirliği sonucu Transformers’tan Megatron temalı spor ayakkabı – bilekli bot karışımı ürünü piyasaya sürüyorlar. Nike markası tüm bir seriyi bu temaya ayırmış gibi duruyor. Transformers tartışmasız ki bir döneme damgasını vuran bir oyuncak çeşidi ve filmleri hala milyonlar tarafından izleniyor. Hipster kültürüyle satışları gittikçe artan “sneaker” ve bilekli spor ayakkabı kategorisi ise yenilik peşinde. Yani iyi bir seçim. Üstelik bu seriyle beraber gelen bir Transformers figür de ürün paketine eklenmiş.

Peki markaların 80leri 90ları anımsatması ne anlama geliyor? Bu gelişmeleri en iyi özetleyen kavram “retrobranding“. Brown, Sherry ve Kozinets bu konudaki akademik makalelerinde retrobranding’i, retro ürünleri eski moda ama yepyeni markalar olarak tanımlıyorlar. En klasik örnekler ise Star Wars, Volkswagen Beetle ve tabi Lego. Alım gücü yüksek nesil olan iş sahibi Y kuşağı ve onların özlemle andıkları vintage ürünler ve değerleri yeni dağıtım kanalları ve teknolojiyle birleştirebilen markalar başarılı olacaktır.

* gizmodo’daki ilgili haber bu linkte.

« Previous Page - Next Page » Scroll to top