Kes Sesini Digitürk!


 

21 Eylül Pazar akşamı oynan (ya da oynanamayan) Beşiktaş-Galatasaray maçında “her yer Taksim her yer direniş” sloganı atan taraftarların sesi kısıldı, karşılaşmanın sonlarına doğru çıkan olaylar ise sonuna kadar yayınlandı. Bu Digitürk’ün ilk vukuatı da değil üstelik lig başladığından beri marka bu stratejik hatayı yapıyor ve basın açıklamasıyla kurumsal kimliğini yerle bir etmeye devam ediyor.

Bakın BJK-GS maçı sonrası Digitürk ne açıklama yaptı:
“Yayın ilkelerimiz çerçevesinde, müsabaka yayınlarında tarafsızlık ilkesine uygunluk dahilinde, küfür, hakaret ve spor dışındaki söylemlerin yer aldığı tezahüratlara yer verilmemektedir.”

Bir markanın kendisiyle bu denli çeliştiği eş zamanlı bir basın açıklaması daha gördüğümüzü sanmıyorum. Taraflı yayın yaparken, -tarafsızlık- söylemi kullanılması, sahaya inen sözde Beşiktaş taraftarının şiddetinin sonuna kadar gözümüze sokulması, en kötüsü de artık marka değeri olmayan Digitürk’ün hedef kitlesine yalan söylemesi. Sosyal medya farkındalık oranını geçelim, zaten canlı olarak izlediğimiz bir yayın üzerinden söylenen yalanlar kabul edilir gibi değil.

Basın açıklamasının “çok özür dileriz, biz hükümet yanlısıyız hatta hükümetin ta kendisiyiz, sesi kıstık evet, ne yapabiliriz ki, elimiz kolumuz bağlı, siz de idare edin işte, tekeliz biz, izleyin gitsin” şeklinde olmasını beklemiyoruz elbette. Ancak iletişimciler bilir, bu olayda artık açıklama yapılmaz, daha önce yapıldı, olmadı, her şey daha da kötüye gidiyor. Neden? Çünkü bu artık bir kriz ve kriz yönetimi gerektiriyor.

Öncelikle hatamızı kabul ediyoruz, sonra genel müdür katılımıyla bir basın toplantısı düzenliyoruz, gerekirse “özür diliyoruz”, olay tekrarının yaşanmayacağına söz veriyoruz ve sözümüzü tutuyoruz. Olaylar yatıştıktan bir süre sonra güzel, büyük bir sosyal sorumluluk projesine imza atıyoruz, -çevre- dediğimiz topluluğun kalbini kazanıyoruz.

Aslında bu kadar basit. Uzun ve zorlu bir süreç ama taktik, strateji budur, temizdir. Tamam mecburen maçlar izlenecek, başka şansımız yok, abonelik iptalleri öyle abartılı bir sayıya ulaşmadı (ki zaten Digitürk abonelik iptal zorluğu ayrı bir yazı konusu) ama marka kimliği ve değeri gittikçe düşüyor. Bu kadar eleştiri, küfür, hakaret hiçbir markanın hoşuna gitmez, hele ligin bitmesine bu kadar uzun zaman varken. Her hafta aynı kriz yaşanacağına bu durum doğru adımlarla çözülebilir. Yoksa lütfen kurumsal kimliğini bırak, kes sesini Digitürk!

Benzer Yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Please enter your name, email and a comment.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>