“Atıyorum, Öyleyse Reklamcıyım”


 

Reklam kampanya yaratım süreçlerinde, upuzun masalarda, koca koca adamlar-kadınlar tarafından en çok kullanılan kelime “atıyorum”dur. Elbette pazarlamaya dair bilgi birikimi, bilinçaltı kültür öğeleri ve hedef kitle isteklerine göre fikir bulunuyor. Aslında kimse atmıyor. Bu sadece cesaret meselesi. İlk fikir hep insana saçma gelir ve onay alma ihtiyacı duyar. Bu yüzden atıyoruz. İşte en güzel fikirler de bu atıyorumdan çıkar. Şimdi bakalım nasıl atıyoruz? Yani nasıl fikir buluyoruz :)

İlk önce müşteriyi, hedef kitleyi tanımak gerekiyor. Daha sonra, atıyorum (!) bu bir peynir markasıysa; kimler yer, nerelerde satılır, pahalı mı, ucuz mu, ambalaj tasarımı nasıl, biz (mutlaka) denedik, peki beğendik mi, hangi kuruluşa ait bir marka, bu markanın algısı nasıl, rakipler kim, ne durumdalar gibi uzun bir liste olan basit detayları incelemeliyiz. Hiçbir ayrıntıyı atlamadan… O markayı kendiniz kadar iyi tanımadan ifade etmeniz olanaksız.

İkincil olarak müşterinizle iletişime geçerek ne istediğini, kampanya sonucu nasıl bir beklentisi olduğunu öğrenmeliyiz. Bizim peynir markamız, rakip peynir markasının önüne mi geçsin istiyoruz, ses mi getirmek istiyoruz, bu ürünü çocuklar mı alsın istiyoruz. Ton eğlenceli mi, duygusal mı olsun gibi sorularla müşteri kadar bilgi edinmelisiniz. O artık sizin de markanız. Burada genelde müşteri ne istediğini bilmez, anlatamıyor gibi yanlış bir algı vardır. Eğer anlatamıyorsa müşterinizi sorularla yönlendirirek, eğitim sürecine sokmalısınız. Anlatamıyor dediğiniz müşteri, o markayla 7/24 ilişki içerisinde, bunu unutmayın.

Tüm bu bilgileri, marka hakkında insanların ne düşündüğünü öğrenmek için blog, ekşi sözlük gibi kendi imkanlarınızla yapacağınız araştırmalarınızdan sonra rahat bırakın. Yani zihninizi serbest bırakın. O bilgiler oraya yerleşti, marka artık sizin canınız. Fikir en olmadık yerde sizi yakalayabilir!

Şimdi gelelim işin eğlenceli kısmına; zaman zaman beğendiğiniz zaman zaman nefret ettiğiniz o reklamlar nasıl ortaya çıkıyor, sürecin sonu ve karar mekanizması nasıl işliyor.

Herkes çalışmalarını yaptı ve atıp-tutma zamanı geldi! Burada Leo Burnett’in dediği gibi yeni ve eskiyi birleştirmek en güzel yöntemdir. Tıpkı “Arko Adam Gibi Bakım” reklamında olduğu gibi.

Erkekler, annelerinin, kız kardeşlerinin, sevgililerinin kremini kullanır, çaktırmazlar. Bu bildiğimiz bir şey. Ama bunu Arko ile birleştirmek yeni bir durum. O ürünle ilgili günlük detayları, anıları, anımsattıklarını düşündüğünüzde işiniz kolaylaşır.

Öncelikle deneyimler gerekse de bazen tetiği çok alakasız bir bağlam da ateşleyebilir. Çay getiren biri, ya da ofis boy. Çünkü onların bakış açısı daha net ve tarafsızdır. Bazen olayın dışından bakmak gerekiyor. Gerçek kişiler ürünü ne olursa alır? Burada reklam sektöründen olmayan, çarşı-pazar gezen insanlardan mutlaka yardım alın. Tabi bu arada siz de yaratıcı takımdaysanız, Etiler’den, Nişantaşı’ndan çıkın, biraz Beşiktaş’ı gezin, toplu taşıma araçlarına binin, gözlemle yakalayacaklarınıza inanamazsınız. Jack Foster’in “Fikir Nasıl Bulunur” kitabında eğlenceli ve detaylı bir şekilde anlattığı gibi gözlem çok önemli bir nokta.

Takımızla fikirde anlaştınız (atlamayın bu bir takım işi, domino taşı gibi herkes birbirini etkiliyor, fikir daha güzel hale geliyor, şekilleniyor) , hangi mecraların kullanılacağına karar verdiniz, sunum hazırlandı ve devreye ikna kabiliyeti girdi. O kadar çalıştınız, yoruldunuz, attınız :) Şimdi fikrinize inanın ve ilgi çekici bir sunumla bunu müşterinize satın. Sonuçta hepimiz markanın iyiliğini istiyoruz.

Tabi gerçekten atılan, kimseyi yakalamayan reklamlar var mı, var. İşte Ülker İçim’in alakasız ve üründen soğutan reklamı.

Basit fikirler her zaman en iyisidir ve düşünen araştıran her insan güzel bir reklam fikri bulabilir. Deneyin bence ;)

Benzer Yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Please enter your name, email and a comment.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>