Less is More: Peki Neden?


 

Alman mimar Ludwig Mies van der Rohe’nin ağzından çıkan ve modernist anlayışı devrim niteliğinde değiştiren bir söz Less is More (Az Çoktur)… Ortaya çıktığı andan itibaren önemini ve işlevini arttıran, gündelik hayatımızdaki etkilerini de her geçen gün daha net gözlemleyebileceğimiz bir felsefi akım aynı zamanda.

İlk olarak mimari eserlerde belirgin biçimde ortaya çıkan minimal akım, uzun yıllar boyunca sanatın çeşitli türlerinde de kendini gösterdi. Müzikten sinemaya, resimden modaya kadar geniş bir skalada sürekli olarak daha fazla biçimde “Az çoktur” kavramı insanlara empoze edildi. Dolayısıyla değişen tüketici alışkanlıklarına bağlı olarak, bu akım pazarlama ve reklam dünyasında da günden güne gücünü arttırıyor. Firmalar tüketiciyi pazarlama sürecine dahil etmek için bir ürünü detaylarıyla anlatmaktansa, onu tüketicinin hatırlayıp tamamlamasını istiyorlar. Bunun olabilmesi için de basitliği ve sadeliği kullanıyorlar.

Günümüzde internet ve donanım teknolojilerinin gelişmişliği bilgi sirkülasyonunu önemli ölçüde hızlandırıyor. En basit konuda bile insanlar inanılmaz bilgilere ulaşabiliyorlar. Doğal olarak, bu bilgi edinme süreci ve detaylara verilen önem müşteriler tarafından pek çok zaman vakit kaybı olarak görülebiliyor. Basit ve hedefe yönelik içerik sunmaktansa, ürüne yönelik tüm ayrıntıları karşı tarafa aktarmaya çalışmak hem pazarlama açısından, hem de marka algısının sağlıklı biçimde yaratılması yönünden sorunlar çıkartabiliyor. Bunun önüne geçmek için de firmalar çok daha net ve çabuk kavranabilir içerikler üretmeye çalışıyor.

Pazarlama ve reklamda minimalizm, sosyal medyanın hayatımızdaki etkisiyle de şekilleniyor. Sosyal medya sayesinde okuma ve izleme alışkanlıklarımız değişiyor. Örneğin; içinde bulunduğumuz dijital medya çağında, insanlar 7 satırdan fazla yazıları uzun yazı olarak nitelendiriyorlar. Artık twitter’ın 140 karakterinde düşüncelerini yazıp, başkalarının paylaşımlarını okuyan yeni nesiller için blog yazıları bile sıkıcı gelebiliyor. Keza benzer bir şekilde, video izlerken de, izleyicilerin yaklaşık %60’ı henüz videonun ikinci dakikası dolmuşken izlemeyi bırakıyor.

Markalar ürünlerini tanıtabilmek için şu ana kadar hiç olmadığı kadar farklı kanallara sahipler; ama rekabet de benzeri görülmemiş derecede yoğun. Bu bilgi yığınının arasından fark edilebilmek ve hedef kitlede bir algı yaratabilmek de ancak sadeliğe önem vermekle mümkün.

Benzer Yazılar

2 Responses to Less is More: Peki Neden?
  1. Ebru

    Modası Geçmeyecek Bir Trend: Less is More! https://www.tarz2.com/modasi-hic-gecmeyecek-bir-trend-less-is-more

  2. ergun ebru

    Az ve öz hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için buraya gelmelisin; https://www.tarz2.com/modasi-hic-gecmeyecek-bir-trend-less-is-more

Leave a Reply

Your email address will not be published. Please enter your name, email and a comment.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>