İPZ 2011 İzlenimleri: İnternetteki Ayakizlerimiz Nerelerde?


 

21-22 Eylül’de Lütfü Kırdar’da Fütüristler Zirvesi ve ardından İnteraktif Pazarlama Zirvesi ve İPZ Youth gerçekleştirildi. Marketoloji ekibi olarak sunumları hemen hepsine katılmaya çalıştık. Atmosfer ve katılım açısından oldukça kalabalık ancak kaliteli ve ilgili bir topluluk vardı zirvede. Standların da hepsi olmasa da büyük kısmı yaratıcı, modern ve ziyaretçileri içine çeken interaktif standlardı. Örneğin Mitoz Ajans’ın Facebook profili şeklindeki panosunda resim çektirebiliyor, World Card Facebook sayfasını beğenerek Vadaa oyuncakları kazanabiliyorduk.

Marka-ajans ortaklığından çıkan yaratıcı sosyal medya işlerinin başarı hikayeleri olarak sunulduğu sunumlar pratik, yol gösterici ancak vizyon açısından dardı. Bedük – TTNet ortaklığıyla yeni bir şarkının toplu tıklamayla açtırıldığı uygulama belki en yaratıcısıydı. Ancak bu yazıda diğer tüm sunumlarda da satır aralarında izlerini görebileceğimiz en etkili sunum diyebileceğim Summer Bedard ve İnternette Ayakizin Kadar Varsın konuşmasından kısa bir özet geçmek isterim.

Katılımcıların çoğunluğunu çok heyecanlandıran ancak bir yönüyle de büyük bir kitleyi paniğe sürükleyecek bu internette ayakizi bırakma kavramının sınırları nereye gidiyor? Bunun uç örneklerinden bahsedildi sunumda. Quantified Self (Nicel Benlik, Ölçülebilir Benlik) ve Googling Yourself kavramları bu konuda en etkilileriydi. Quantified Self websitesinde de örneklerini görebileceğiniz gibi hayatımızın kaydını tutma, bunları raporlama ve erişilebilir şekilde dijital ortamlarda saklamak yönünde bir trend var artık. Harcamalarımızı, sosyal çevremizi, gittiğimiz yerleri hatta cinsel hayatımızı ve uykumuzu bile dijital olarak belgeleyebiliyoruz artık.

Bunun bir aşama ilerisi ise aklımızdaki soruları geriye dönük olarak kendi geçmişimiz içinde dijital olarak aramak. Bugüne kadar sadece excel telefon defterimizde, maillerimizde veya çoğunlukla Facebook üzerinden geçmişimize ulaşmaya çalıştığımız düşünülürse bu artık yeni bir ihtiyaç. Hatta bu aşamada hayatının her bir detayını muhteşem grafiklerle kayda döken, yılın kaç ayını bıyıklı geçirdiğini bile içeren kendi yıllıklarını çıkaran Feltron örneğini verdi Summers. Kendisinin yıllıklarını bu siteden inceleyebilirsiniz.

Ayrıca NikePlus ile ne kadar koştuğumuzu, Twitter bağlantılı baskülümüzle ne kadar kilo verdiğimizi ya da ilerinin akıllı evleriyle buzdolabımızda neyden ne kadar olduğunu ya da geçen yıl o gün ne yediğimizi öğrenebileceğimiz günler çok uzakta değil. Ben bu olgunun tamamına “hafızamızı devretme” (outsourcing memory) diyorum. Facebook devrimiyle bu kavrama çok yaklaştık ve her bir alanda online ayakizlerimizi erişilebilir şekilde kaydetmemiz yönünde ilerliyor teknoloji. Sunumda da bahsedildiği insan hafızası %100 kesin değildir ancak dijital kaynaklardan ve başkalarının yarattığı görseller veya bilgi yapıları içinden şekillenmiş şekilde ulaşacağımız geçmişimiz veya diğerlerinin geçmişleri ne kadar doğru ya da ne kadar insancıl olacak? Duygularımız renkler veya smileylerle mi hatırlanacak? Bu süreci kontrol etmeyi nasıl öğreneceğiz? Nasıl koruyacağız? Yoksa düzgün kaydedilmiş bir yaşam uğruna çalışarak mı vaktimizi geçireceğiz?

Bir pazarlama zirvesinden daha büyük düşüncelerle ayrıldığımız için Marketing Turkiye’yi ve zirvenin diğer düzenleyicilerini tebrik ediyorum.

Benzer Yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Please enter your name, email and a comment.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>