Saçların Seni Anlatır…


 

Barbie bebeklerle başlayan büyük bir aşk… İlk hedef: saçlarım büyüyünce o bebekler gibi olacak! Gerekirse sarıya boyatırım, o zaman küçüğüz tabi, bu yüzden hikaye “anne Alman papatyasıyla saçlarım sarı olur mu?” merakıyla devam eder.

Ortaokulda şekle girmeyen saçların sancısıyla hayat devam ederken, lisede artık boyatma-kestirme eylemleri bizim elimizdedir. Yaşasın özgürlük! Sarı, kızıl, bakır-kızıl, fındık kabuğu gibi enterasan seçeneklerle karşılaşır ve bir karar veririz. Sonunda en çok kendi renginiz yakışır ya olsun, denemek lazım.

Erkek arkadaşımdan ayrıldım saçımı kestireceğim, çok moralim bozuk değişiklik istiyorum derken aslında bunları farkında olmadan yaparız. Çok ta bilinçli değil yani… İşte bu yüzden saçlarımız hayatımızın pek çok dönemini anlatır. Lisede saçım küttü, aaa ben o zaman sarışındım şeklinde anılar hatırlanır artık.

Şimdi sıra geldi ipek gibi düz saçlara, kıvırcık seven mutlaka vardır ama dümdüz, parlayan bir saç herkesin hayali. Fön her zaman çektirilmiyor. Saç bizim kendimiz de yapabilmeliyiz, sıra beklemeden, kuaförle uğraşmadan… Ve düzleştiriciler böylece evimizin, yaşamımızın bir köşesinde yerini alıyor. Rowenta ve ajansı Publicis Bold saçlarım ve ben sürecini çok iyi takip etmiş olmalı ki böyle bir reklam yapmışlar. Basit ama çok şey anlatan bir fikir.

Erkekler bile eşlerini, sevgililerini saçlarıyla bütünleştirmez mi, onlara bir Barbie bebek gibi nazikçe dokunmaz mı? Kızlar saçlarıyla var, hayatın her anında ve insanların zihninde. Öyle masum ve dokunulası… İsmimiz yazılacaksa ancak saçımızla, böyle yazılmalı…

Benzer Yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Please enter your name, email and a comment.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>