Bir ‘Lovemark’ Olarak Guinness


 

Lovemark kelimesi Saatchi & Saatchi reklam ajansının CEO’su Kevin Roberts tarafından aynı adı taşıyan kitabında tanımlandı. Roberts’a göre Lovemark, bir markanın tüketicinin gözünde hem sevgi hem de saygı kazanabilmesidir. Bir marka çoğu zaman sadece saygı veya sadece sevgi kazanabiliyor, her ikisini kazanmak her markaya nasip olmuyor maalesef. Roberts bunu başarabilmek için markaların aşağıdaki özelliklere sahip olması gerektiğini belirtiyor:

-Gizem: Marka ile ilgili sıradışı hikayeler, geçmişi, bugünü ve geleceği, mitler ve simgeler, ve ilham
-Hissiyat: Ses, görüntü, koku, dokunma, ve tat
-Samimiyet: Bağlılık, empati ve tutku.
(Wikipedia’dan alınmıştır)

Lovemarks.com’da bir lovemark sıralaması yapılıyor ve dünyanın en çok sevilen ve saygı duyulan markalarını burada görebiliyoruz. İlk 200’ü inceleyebileceğiniz listeyi buradan inceleyebilirsiniz.

Bu listenin 8. sırasındaki Guinness birası, dünyanın en çok bilinen ve sevilen birası olarak görünüyor (en azından bu listeye göre). Kesinlikle çok sıkı bir hayran kitlesi olduğu kesin. Kaldı ki Dublin’e taşındığım günden beri gördüğüm Guinness taşıyan tanker sayısı bile ne kadar çok tüketildiğini ve sevildiğini gösteriyor aslında. Geçtiğimiz haftalarda Dublin’e gelen kız arkadaşımla birlikte Guinness Storehouse’u ziyarete gittik ve gerçekten çok etkilendik. Açıkçası birayı çok fazla seven biri değilim ancak Guinness’in fabrikasının yanına kurulmuş bu dev binayı gezdikten sonra Guinness’in neden bu kadar seveni olduğunu net olarak anladım.

Storehouse’da gezerken, Guinness birasının nasıl üretildiğini adım adım öğreniyorsunuz. Tüm süreçleri ayrı ayrı anlatan bölümler mevcut. 7 katlı binanın her katında ayrı bir süreç anlatılırken, tarihi bilgilere de yer veriliyor. 1700lerin ortalarında üretilmeye başlanan Guinness’in muazzam bir pazarlama çalışmasıyla tanıtıldığına da şahit oldum. Zaten Guinness reklamlarının ne kadar ünlü olduğunu biliyordum ancak burada izlediğim en eski reklamlarından kullanılan en eski şişelere kadar Guinness’i yüzyıllar boyunca bir lovemark yapan değerleri daha net anlayabildim açıkçası.

Storehouse gezimizin sonunda Guinness ürünleri satan mağazayı da inceleme fırsatımız oldu. Dev mağazada Guinness ile ilgili yok yok. Açıkçası bir bira markasının, tümüyle bir hediyelik eşya ve tekstil markasına dönüşebileceğini gördüm diyebilirim. Bu da markanın, hayranları tarafından hayatlarının bir parçası olmasını sağlıyor.

Bir markaya aşık olmanın ne demek olduğunu, Storehouse’u gezen Guinness hayranlarını gözlemlediğimde anladım.

Benzer Yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Please enter your name, email and a comment.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>