Spam SMS Fetişizmi


 

2010 Blog Ödülleri’nin ödül töreninde Tunç Kılınç‘ın panelindeki konulardan birisi de Spam SMS’lerdi. Tunç’un konuya ciddi bir takıntısı var. Hatta konuyla ilgili Friendfeed’deki feedini buradan inceleyebilirsiniz.

Spam kavramı hayatımıza aslında kapı kapı dağıtılan broşürlerle girdi. Daha sonra e-mail spam ile içli dışlı oldu. En son ve rahatsız edici spam türü ise SMS. Nedeni ise kapımıza bırakılan broşürlere hiç bakmama seçeneğimiz var, e-mail üzerinden gönderilen spam mailler için ise e-mail hizmet sağlayıcıları gayet başarılı bir şekilde blok koyabiliyorlar veya biz manuel olarak onları “report as spam” diyerek başımızdan def edebiliyoruz. Ancak SMS’ler canımızdan bezdirircesine her an yanımızda bulundurduğumuz cep telefonumuza sürekli olarak gönderiliyor. Genelde hizmet sektöründeki ve giyim sektöründeki markalarda bunu görüyorum.

Hep şu bahaneye sığınılır: Bir form doldururken bu durum belirtiliyor ve biz ona göre telefonumuzu veriyorsak gönderilmesini de kabul ediyormuşuz. Birincisi bu durum çoğu formda belirtilmiyor. Bir checkbox olsa ve biz “evet, bana sms gönderin” şıkkını işaret ediyorsak, doğru kesinlikle bunu kabul ediyoruz demektir. Ancak ben bu zamana kadar hiç bir formda böyle bir şık işaretlemedim. Ayrıca bir bankada hesap açtırırken cep telefonu numaramızı vermek zorunda kalıyoruz. Şifre gönderilecek, güvenlik sağlanacak vs. diye alınıyor ancak sonra cep telefonu spam mesajlardan geçilmiyor.

Artık telefonuma gelen gereksiz mesajları silmekten bıktım. Sürekli birileri birşeyler gönderiyor ve maalesef Turkcell bu konuyla ilgili bir şey yap(a)mıyor. Turkcell’in gelen spam mesajı belli bir kısa numaraya göndererek engelleme servisi olduğunu duymuştum. Kullandım ancak 10 tane denediysem birinde başarılı olabildim. Bunun sebebinin de yurtdışındaki operatörlerden gelen mesajları Turkcell’in engelleyemiyor olmasıymış (duyumlarım o yönde :)).

Çözüm insanların cep telefonlarını bir şekilde ele geçirip Allah ne verdiyse mesajları bulk olarak göndermek değil. Kesinlikle faydalı olduğu düşünülen bir yapıya gidilmeli. Misal, bir giyim markası müşteriyi bu konuda ikna edebilmeli. Nasıl? Müşteriye şu şekilde sorulur “Biz size haftada 1 kere, sadece seçtiğiniz ürün gamı ile ilgili ve size yakın mağazalarda geçerli indirim duyuruları göndermek istiyoruz, ilgilenir misiniz?”. Eminim bu tarz bir teklifle ilgilenen bir çok insan çıkacaktır. Mesajı okumadan silen bir kitleden, bilinçli olarak beğendiği markanın ilgilendiği ürün gamıyla ilgili indirimleri takip edebilecek bir kitleye geçiş aslında sadece müşteriyi dinlemekten ve onun gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu anlamaktan geçiyor.

Benzer Yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Please enter your name, email and a comment.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>