Reklam

“Eğlence” Reklamı İzletir, Ürünü Sattırır. -Ana Bana Kar Yolla-


 

“Ana Bana Kar Yolla” türküsüyle izlenme rekorları kıran King Anneler Günü reklamı, eğlenceli işlerin hala izlenebileceğini gösterdi.

Tahminlerime göre bu reklam Anneler Günü alışverişinde King tercih edilmesinde büyük rol oynayacak. Reklam zaplanmıyor, çıksa da izlesek diye bekleniyor. Çok eğlenceli bir iş, gülümsetiyor, geleneklerimize de modernliğe de gönderme yapıyor. Kral bir kahvaltı için King alın, neşelenin, annenizi mutlu ederken siz de eğlenin mesajı veriyor. E, daha ne olsun? BÜRO Reklam Ajansı harika bir iş çıkarmış, kendilerini tebrik ediyorum :)

(TC)’yi Uğurlarken Marka İmajını Yok Eden Ziraat Bankası


 

1888 yılında, köylü ve çiftçilere destek olmak amacıyla kurulan Ziraat Bankası, yıllar ilerledikçe emekli bankası şeklinde anılmaya başladı. Bu banka halkın bankası olarak akıllarda yer etti, imajı hep bu yönde ilerledi, büyüdü.

Markalar zamana ayak uydurur, değişir, gelişir gerekirse yepyeni bir logoyla karşımıza çıkar. Ama politik değişimler, siyasi görüş içeren logolar, hükümet yanlısı hareketlerin tepkilere yol açması çok doğal. Bu marka imaj değişimi değil, siyasi duruş değişimi, üstelik eskisiyle taban tabana zıt! Evet, Ziraat Bankası’nın her yerden sanki devrim yapıyor gibi TC ibaresini yok saymasından bahsediyorum. Hem de Sağlık Bakanlığı’ndan TC’nin kaldırılması, Türk mü, Türkiyeli mi tartışmaları tüm heyecanıyla devam ederken.

Burdan anlıyoruz bu basit bir kurumsal kimlik yenilenmesi kesinlikle değil. Bu Ziraat Bankası’nın geçmişini neredeyse inkar etmesi demek. Eğer bir kurum tarihçesini sahiplenmiyorsa geleceği karanlıkta kalabilir, 1888 değil de 2013’te kurulmuş gibi bir izlenim yaratır. Apple’dan Disney’e tarihçelerini detaylı, hatalarıyla açıkça ifade eden efsane markalara bakarsanız geçmişin kurumun gününe ve geleceğine nasıl etki ettiğini daha iyi anlayabilirsiniz.

Şimdi maaş çekmek için kuyruk bekleyen emeklileri, Ziraat Bankası ile ilişkilerini kesmek için birbiriyle yarıştığını görüyoruz. Çünkü bu bankanın müşterileri, genel çerçevede “Cumhuriyet Çocukları” kısaca TC’nin kaldırılmasını kabul edemeyecek, yediremeyecek bir kitle.

Bu noktada Ziraat müşterilerini kaybediyor, ancak belki tam da bunu istiyorlar! Hükümet bankası imajıyla yandaş olarak tanımlanan bol paralı kitle müşterisi olsun arzusu kuvvetle muhtemel ilk hedef. Açıkça bu hareket devletle birlikte düşünülmüş gibi gözüküyor.

Yılların (TC)’siyle köklerine veda eden Ziraat Bankası’nın eski ve yeni reklam filmleri durumu net bir şekilde ortaya koyuyor. Eski Ziraat Türk, yeni Ziraat Türkiyeli…

http://www.youtube.com/watch?v=aL9iAczJ15U

Mobil Reklamlar da Bizi Duyabilecek


 

Ses tanıma teknolojisi geliştiren bir şirket olan Nuance, artık diyalog kurulabilecek cep telefonu reklamları hazırlamaya hazır olduklarını açıkladı. Solganlarıysa: İnsanlar konuşur, markalar dinler. Örneğin prototip olarak geliştirilen “Alpha deodorant” cep telefonu reklamı, sorduğunuz sorulara cevap üreten bir sihirli 8 bilardo topu görüntüsünde.

Dövme yaptırsam mı? diye soran müşteriye Çince bir kelime öneren uygulama, arkasından da arkadaşça bir sohbetle yine de Alpha deodorant kullanmayı unutma! diyor.

Bu yenilikçi teknolojiye müşterilerin zaten hazır olduğunu vurgulayan şirket, Apple Siri ve Google Voice ile akıllı telefonlarıyla konuşmaya alışkın kitleyi hedefliyor. Şimdiden Leo Burnett gibi önemli reklam ve ölçüm şirketleriyle anlaşmalar yapan firma sayesinde bakalım mobil reklamlar boyut değiştirecek mi?

Erkekler ve Oyuncakları, Kadınların Sınavı


 

Erkek arkadaşlarınızdan, sevgililerinizden ve kardeşlerinizden dolayı bilirsiniz, erkekler teknolojik bir alet aldığında resmen çocukluğuna geri döner. Bu bir ipad, bilgisayar bir oyun konsolu olabilir inanın hiç fark etmez. Sürekli aletin özelliklerini uygulamalı olarak gösterme isteği, elle yapabileceğimiz şeyleri nasıl da onun aldığı makinenin de yapabileceği… Bu liste uzar gider. Kadınlar bu noktada adeta fenalık geçirirler ama erkekler ne de olsa çocuk kırmak olmaz, güzel güzel, alttan alttan derslerini vermek gerekir. İşte bu durumu harika bir şekilde ele alan reklam filmi.

Sevgili erkeklerin gördüğü üzere teknoloji hayatın her alanında işe yaramıyor :) Sosyal paylaşım oranının yüksekliğine bakılırsa çoğunluk bu duruma katılıyor. Ve yine basitlik ve yaratıcılık. Gerçek hayattan alınmış, reklama uyarlanmış, sonuç mükemmel!

Audrey, yeniden


 

Audrey Hepburn, benim için Hollywood’un en güzel ve özel aktrislerinden biridir heralde. Filmografisinin büyük bölümünü hatmetmiş biri olarak söylüyorum ki; Marilyn Monroe, Ingrid Bergman, Rita Hayworth gibi inanılmaz popüler figürlerin arasında, Hepburn de kendi özgün stilini oluşturmayı başarmış ve hem kamera önünde, hem kamera arkasında kendine saygın bir kimlik edinmiştir.

Tabii ayrı bir Hepburn hayranlığım olduğu için Galaxy Chocolate’ın son reklam filmine de ayrı bir sevindim. İlerleyen günlerde internette daha da sık rastlayacağımız bu reklam filminde cgi’yla yaratılmış Audrey Hepburn’ü görüyor ve onun çikolata sevgisine tanıklık ediyoruz. Audrey Hepburn’ün motorsikletli bölümüyle “Roman Holiday”, şapkalı bölümüyle “Sabrina” ve Moon River şarkısını söylediği bölümle de “Breakfast at Tiffany’s” filmlerine göndermelerden oluşan reklam filmi, eminim getirdiği maddi kazançla Hepburn’un ailesini de çok sevindirmiştir. Yakın zamanda başka ünlülerin de cgi kullanımlarına alışmamız gerekecek sanırım.

İyi seyirler efendim :)

http://www.youtube.com/watch?v=vTMFR3B4Rbw

Heineken – The Candidate


 

Heineken uyguladığı pazarlama projeleriyle, mizahi yönü ağır basan ve hedef kitleye doğrudan ulaşan reklamlarıyla benim en sevdiğim markalardan biri olmuştur her zaman (Şahsi favorilerim 1, 2, 3). Marketoloji.com’da da Heineken odaklı çok sayıda yazı okuyabilirsiniz.

Son zamanlardaysa Heineken boş durmamış ve kendi işe alım süreciyle alakalı çok hoş bir viral daha ortaya çıkarmış. İşe alım süreçleri neredeyse tüm firmalarda sıkıcı ve rutin aşamalardan oluşurken, Heineken hem istedikleri adayları çok daha rahat tespit edebilmelerini sağlayan, hem de çok daha interaktif bir işe alım süreci yaratmış. Heineken’in bir işe alım sürecini bile gayet keyifli, konuşulabilirliği bol ve viral etki yaratabilecek bir pazarlama projesine dönüştürmesi ise tek kelimeyle şahane!

İyi seyirler,

« Previous Page - Next Page » Scroll to top