Genel

Flappy Bird ve Ötesi – Klonlar


 

Flappy Bird’ü artık duymayan kalmamıştır heralde, ama yine de kısa bir tanım yapmak gerekirse, mobil cihazlarda (iOS veya Android) oynanabilen, ekrana dokunduğunuzda havada tutabildiğiniz kuşu borular arasından geçirmeye çalıştığınız bir oyun Flappy Bird. Bir anda popüler olmasının nedeni birçok blog veya oyun firması tarafından araştırılırken, milyonlarca kişinin oyunu oynaması ve oyunun sahibi Dong Nguyen’i özellikle twitter’da taciz etmeleri sonucunda, Nguyen oyunu her iki platformdan da 10 Şubat’ta kaldırdı. Oyun, söylentilere göre, Nguyen’e reklamlardan günde 50 bin dolar kazandırıyordu.

Oyunun kaldırılmasının sebepleri üzerine birçok senaryo üretildi ancak bir gerçek değişmedi: inanılmaz bir hızla bir anda listelerin zirvesine yerleşen Flappy Bird iki haftadan daha fazla süredir App Store veya Google Play’de bulunmuyor. Nguyen net bir açıklama yapmadı, bu kadar popüler bir oyunu piyasadan aniden çekmesinin gerçek sebebini henüz bilmiyoruz. Oyunu kaldırılana kadar telefonlarına yükleyenler halen telefonlarında bu oyunu oynayabiliyorlar ve oyun üzerinden Nguyen halen reklam geliri elde ediyor ancak madalyonun diğer yüzü daha da ilginç: klonlar. Oyunun sadece App Store ilk 5’te 2, ilk 100’de 14 klonu bulunuyor. Kuş konseptini modifiye edenler, kuş yerine balık veya Miley Cyrus kullanan farklı farklı klonlar çoktan Flappy Bird’ün geride bıraktığı boşluğu doldurmuş görünüyorlar.

Indie game geliştiricisi Nguyen, mobil oyun dünyasında bir anda efsane haline geldi, ilk kontrol ettiğimde Twitter’da 500-600 civarında takipçisi olan Nguyen’in şu anda 170 binden fazla takipçisi var. Bir gün Flappy Bird’ü mobil dünyada yeniden görür müyüz veya Nguyen yeni bir oyunla Flappy Bird’de yakaladığı başarıyı tekrar edebilir mi bilmiyoruz. Ancak şu bir gerçek ki, Flappy Bird mobil oyun dünyasına bambaşka bir soluk getirdi, ve yeni klonlar kattı.

Çorba veya Hamburgerle Lüks Olunabilir mi: Moschino Örneği


 

Pop art seven herkesin bileceği gibi Andy Warhol ve atölyesi bu akımın öncüleri, bu atölyenin simgesi ise Campbell”s Soup konserve çorbalarıydı. Tüketim toplumuna atıfta bulunduğu varsayılan bu çalışma, pop artın geniş kitlelerce tanınmasını sağlarken belki 1$”a her bakkaldan alınabilecek bir ürün ve bir marka da tarihe adını yazdırmış oldu. İnsanlar hala “Campbell”s soup” tablolarını evlerine asabilmek için yüksek sayılabilecek miktarlar ödüyorlar.

Bu çelişkili örnekleri devamı hala Amerika”dan gelmekte. Amerika”nın obezite sorunu, seri üretim mantığı ve hızlı yemek modalarının simgesi haline gelen McDonalds, en ünlü lüks moda markalarından mobile casino Moschino”nun son defilesinin temelini oluşturmuş. Yüzlerce dolarlık Moschino marka çantaların üzerine Mc Donald”s M”si şeklinde Moschino amblemini çakmaktan gocunmamış marka. Tüketim toplumu mu sağlıklı organik yaşam atıfı mı yoksa popüler kültüre bir selam mı bilmem ama biz Türkiye”de Sütaş tişörtleri veya Apikoğlu kangal sucuk tablolarını  ne zaman göreceğiz diye merak ediyor insan…

Aşık Olmak Satın Alma Davranışlarını Değiştirebilir mi?


 

Öncelikle bu yazının baştan sona gözleme dayandığını belirtmekte fayda var. Böyle bir araştırmaya “henüz” rastlamadım, sebep olursam ne mutlu, ya da bir yerlerde mutlaka yapılmıştır ☺ Haydi, bakalım!

Bana gore çok ilginç ama “evet değiştirebilir.” Düşünün karşınızdaki kadına/erkeği çok beğeniyorsunuz, ilgi alanları sizi de çekmeye başlıyor, ne de olsa O ne yapsa “ay cook tatlı.”

Diyelim aşkınız Beşiktaşlı, hiçbir maçı kaçırmıyor, doğumgünü geldiğinde daha önce önünden geçerken yüzüne bakmadığınız Kartal Yuvası’na uğradınız ve o mutlu olsun diye bir forma aldınız. Ya da biricik sevgiliniz Jack Daniel’s içmeden duramıyor, ona giderken bir şişe alabilirsiniz. Viski mi? Beyin fonksiyonlarınız yerindeyken umrunuzda değildi elbette!

Bir de psikolojide gerçekten ayna davranışlar söz konusu; hiç farkında olmadan hoşlandığınız, sevdiğiniz, ölüp bittiğiniz, her neyse kişi eli yanağında duruyor diye kendinizi bir sure sonra aynı pozisyonda bulabilirsiniz. Tabi ki bu satın alma kararlarınızı da bir müddet sonra mutlaka etkileyecektir. Sevdiğinizde dövme varsa belli bir zaman sonra siz de isteyebilirsiniz, hiç şaşırmayın. Çünkü garip bir şekilde onun yaptığı her şey mükemmel.

E, alışverişler beraber yapılmaya başlandığında, girdiğiniz mağazalar değişebilir. O, Diesel kot seviyorsa Diesel’e sempati duymanız kaçınılmaz. Hatta ayrıldıktan sonra bu markalar çağrışım dahi yapar, bir tür hatırlatma aracı bile olur. Aynı şekilde yemek yenilen yerler de değişebilir. Elbette özel zevkler var, kimse karaktersiz değil ama etkilenmemek elde değil. Yani seviyorsan git satın al bence durumu.

Kimyanız bozulmuş zaten, satın alma davranışları da bozulur, düşünün… Mutlaka bozulmuştur, değişmiştir. İşin garibi ayrılık vakti geldiğinde, kendi dünyanıza ve markalarınıza yavaş yavaş geri dönmeniz.

!f 2014 Tanıtım Filmi Tam Bağımsızlığını Kazandı: “Acımadı ki!”


 

13. Bağımsız Filmer Festivali !f 2014, Big Brother temasıyla gönlümüzü kazanan cesur bir tanıtım filmine imza attı. Aşağıda göreceğiniz gibi film, faşizme karşı omuz omuza mesajı içeriyor, hem de açıkça.

!f 2014’ün hedef kitlesi; Gezi’de olanlar, direnenler, bilinç düzeyi yüksek, gündemi yakından takip eden, ülkenin durumunu net bir şekilde görebilenler. Bu yüzdendir ki film çok beğenildi, paylaşıldı. Elbette bu kitle tarafından.

Diğer taraftan, hükümet kanadı dediğimiz uçan taraftan tepkiler gelecektir ama dediğim gibi onları ilgilendiren bir etkinlik değil !f, onlar o arada penguen seyrediyordu malum. Civciv gibi kitleler halinde çoğalarak büyümüyorlardı, kafalarına faşizmin sert ama etkisiz yumruğu indiğinde orada değillerdi… Bu sebeple film tam da nokta atışı.

Şimdi, hemen bu film sayesinde !f 2014 bileti alasım var, anlaşılan tanıtım filmi sonuca da ulaştırıyor. Bağımsız Filmler Festivali’nin İstanbul ayağı 13 Şubat’ta başlıyor, “acımadı ki!” demek için, güzel filmler izlemek için…

Hedonizm ve Marka Kişiliği Etkileşimi


 

En genel ifadesi ile hedonizm; keyfin, zevk, memnuniyet ve hazzın bireyin hayatındaki en değerli olgular olduğunu temel alan, bireyi sürekli olarak bir keyif arayışına motive eden, ona keyif arayışına adanmış bir yaşam tarzı sunan doktrindir. Tüketim kültürü açısından hedonik(hazcı) tüketim, faydacı tüketimin tam karşısında yer almaktadır. Faydacı tüketim davranışı gösteren bireyler tüketim ve satın alma süreçlerinde ürün ve hizmetlerin işlevsel somut özelliklerine yoğunlaşırken, hazcı tüketim eğiliminde ise birey ürün ve hizmetin işlevsel özelliklerinden çok, yaratmış olduğu düş ve fantezi güçlerine yoğunlaşmaktadır.

Marka kavramlarıyla ilgili pek çok teori ve uygulama soyut kavramlarla ilgilidir. Bu kavramlardan en önemli olanlarından biri marka kişiliğidir. Marka kişiliği marka ile ilişkilendirilen insani karakter özellikleri olarak tanımlanmaktadır. İnsan ve marka kişilikleri kavram olarak birbirine benzese de biçim olarak birbirinden farklıdır. Marka kişiliği,doğrudan ve dolaylı olarak iki kategoride sınıflandırılabilir.İnsanların kişilik özelliklerinin algılanması,kişinin davranış,inanış,inanç ve yaklaşımları, demografik ve fiziksel özellikleri ile biçimlenirken bu markanın doğrudan kaynakları sınıfında yer alırken;kişiliğinin algılanması tamamen o markanın iletişimsel biçimine bağlıdır. Bu bağlamda markanın kişiliğinin belirlenmesi, marka adı, semboller, tutundurma, dağıtım ve marka ile ilgili çeşitli çağırışımlar ile şekillenir ve dolaylı kaynak olarak sınıflandırılır.

Hedonik tüketimle marka kişiliğinin ortak noktası işlevsellikten çok duyusal ve deneyimsel bir ortak noktada kesişmeleridir. Markaların problem çözücülüğü ve faydacı tüketim davranışı fonksiyonel faydalarla alakalıdır. Hedonik tüketim ve marka kişiliği algısı ise daha çok duygusallık bakımından benzerlik göstermektedirler. İnsanların neden insanlara ait özellikleri olan markalarla eşleştirildiğini açıklamaya çalışan teorilere göre insanlar hoşlandıkları kişilik özelliklerini atfettiği markaları kendisi için daha tanıdık ve konforlu bulmakta ve diğer markalara göre duygusal olarak daha yakın görmektedirler. Bu da bize hedonik tüketim ve marka kişiliği ile olan ilişkisine ışık tutmaktadır.

Eğer marka kişiliği oluşturmak için harcadığımız yoğun çabalarımızın boşa gitmesini istemiyorsak ve pazarlama faaliyetlerinin verimini arttırmakla ilgili ciddi beklentilerimiz varsa hedonizm ve marka kişiliği arasındaki etkileşimi doğru bir şekilde süzgeçten geçirmek ve yorumlamak gerekir.Bu etkileşim gelecek pazarlama faaliyetlerine ve marka kişiliği planlamalarına ışık tutmaya yarayacak önemli bir noktadır. Hedonik tüketim davranışı gösteren,marka ile ortak bir noktası ve benzer tarafları olduğunu fark eden tüketicinin verilen mesajı algılama ve tercihler arasından bu markayı seçme eğilimi daha yüksektir.Çünkü tüketicilerle kurulan her doğru iletişim ve onların ilgi alanlarına yönelik her mesaj müşteri ihtiyacını karşılamaya, üründen alacağı hazzı arttırmaya ve kusursuz bir müşteri-marka ilişkisi yaratmaya yardımcı olacaktır.

Doğru pazarlama hem müşteriye hem pazarlama yöneticisine ihtiyacı olan hazzı tattırır, marka için pazarlama kişilik yaratır.

Satış Üstüne Ne Düşünürsünüz Bilmem Ama Pazarlamanın Mutlulukla Bir İlgisi Olmalı


 

Şiire biraz ilgisi olan herkesin Cemal Süreya ismine aşinalığı vardır.Usta şair kahvaltıya dair “Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı” diyerek bahsettiği bu dizelerden esinlenerek aklıma hemen pazarlama ile ilgili bir ifade ile bunları değiştirmek geldi.Satış üstüne ne düşünürsünüz bilmem ama pazarlamanın mutlulukla bir ilgisi olmalı.

Tarih boyunca farklı zamanlarda farklı yerlerde farklı isteklerle ve zamanın gerektirdikleri ile şekillenen mutluluk kavramı, yaşanan değişiklikler sonucunda yoğun çalışma,stres ve mücadele duygusuna kapılmış olan genel dünya toplumlarında ihtiyaç duyulan ve aranan bir olgu haline gelmiştir.İnsanlık ile ilgili olan bu değişimle beraber doğrudan insanla ilgili olan pazarlama kavramı da buna benzer bir gelişim göstermiştir.

 

 

Günümüz rekabet ortamında farklılaşmak isteyenler tarafından uygulanan pazarlama stratejilerinin amaçları arasında mutluluk da önemli bir yer tutmaktadır.Satış için ürün ve hizmet ile ilgili gerekli bilgileri edinmek daha sonra müşteriyle iletişim kurmak ve bu iletişimi sürdürmek yeterli olabilir.Ama pazarlama, satışı da içine alan daha kapsamlı bir süreçtir.Satışa göre daha geniş bir boyuta sahip olan pazarlama stratejilerinin merkezinde müşteri mutluluğu vardır.Müşteri mutluluğu aynı zamanda uzun süreli ilişki yaratmak ve bu ilişki sonucunda iki tarafın da mutlu olmasını amaçlamaktadır.Yaratıcılık,farklılaştırma,teknolojik yenilikler,müşteri memnuniyeti gibi değişen stratejilerle müşteri ihtiyaçlarına odaklanmanın müşterilerde belli bir mutluluk yarattığı, bu mutluluk sonucunda göze alınan değişimin uzun soluklu olması, işletmeler ve markalar açısından bakıldığında onlara da ihtiyacı olan düzeyde mutluluğu sağladığını söyleyebiliriz.

Bu günlerde pazarlama anlayışının kritik noktalarından biri olan mutluluk ile oluşturulan etkiyi yaratanlar ve bu mutluluk duygusunu gerçekleştirenler, bu anlayışla gösterdikleri çabalar sonucunda daha mutlu olacaklar ve hak ettikleri değeri bulacaklardır.Mutluluk paylaştıkça çoğalır, paylaşıldıkça etki artacak ve mutlu olmak isteyenlerin potansiyeli çoğalacaktır.Artık iki tarafta mutludur, işte bu yüzden pazarlama mutluluktur.

 

Yeni Nesil Akıllı Telefon Konsepti: Lego’dan Esinlenen Phonebloks


 

Günümüzde, artık bir fikriniz, tasarladığınız bir konseptiniz varsa, herhangi bir sermayeniz olmadan şirketinizi kurmak, ürünlerinizi üretmek mümkün. Bu süreci mümkün kılan en önemli sitelerden birisi Kickstarter. “Crowdfunding” adı verilen sistem ile çalışan Kickstarter’a projelerini gönderen fikir sahipleri, projelerine destek arıyor ve belli tutarlarda destek veren kişilere özel hediyeler sunuyorlar. Teknoloji dünyasında en çok ses getiren bu tarz projelerden birisi Pebble oldu. Pebble, bir akıllı saat olarak tasarlandı ve Kickstarter’da $100.000 hedefle yola çıkan proje yaklaşık 70 bin kişiden tam 10 milyon dolarlık destek aldı.

Bu ve benzer örnekler yaratıcı fikirlerin ve konsept ürünlerin hayata geçmesine büyük motivasyon sağladı. Bu yaratıcı fikirlerden birisi de Phonebloks. Akıllı telefonlar artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası ancak zamanla daha da fazla özelliğe sahip olan bu cihazların, herhangi bir parçası bozulduğunda ciddi maliyetlerle karşılaşılabiliyor, telefon değiştirilmek zorunda kalınıyor veya toptan çöpe atılıyor. Diğer yandan, bu telefonların hiç kullanmadığımız bazı özellikleri telefonda boşuna yer kaplıyor ve telefonun şarjından besleniyor. Phonebloks konseptiyle telefonunuza istediğiniz özelliği ekleyip, istediğinizi çıkarabiliyorsunuz. Dilerseniz telefonunuzun şarjı uzun süre dayanabilirken, hafızanız o kadar da fazla olmayabilir veya kameranızı daha büyük ve daha kaliteli yapabilirken, bluetooth özelliğini çıkarabilirsiniz. Konsept henüz çok yeni ancak çoktan büyük bir destekçi kitlesi yaratmış durumda. Konseptin aşağıdaki videosu 10 Eylül’de yayına alındı ve daha şimdiden 6.5 milyondan fazla izlenme oranına sahip. Projenin Thunderclap sayfasında (https://www.thunderclap.it/projects/2931-phonebloks) 250,000 destekçi hedefi çoktan tutturulmuş ve 300 bin destekçiyi geçmiş. Açıkçası benim de çok beğendiğim bu fikir, çevreye da oldukça duyarlı olacak. Umarım en kısa zamanda üretim aşamasına geçer.

« Previous Page - Next Page » Scroll to top