Posts by: Ezgi Merdin

1984 İstanbul doğumlu Ezgi Merdin, Boğaziçi Üniversitesi lisans ve İstanbul Teknik Üniversitesi MBA’den mezun. Bu süre içinde Türk-Amerikan İşadamları Derneği, Coca Cola İçecek, Ipsos KMG ve Hasbro’da staj yaptı. Şu anda eş zamanlı olarak Boğaziçi Üniversitesi’nde İşletme-Pazarlama doktora öğrencisi olan Ezgi Merdin, Koç Üniversitesi’nde Pazarlama Stratejisi asistanlığı yapıyor.

Samsung Galaxy: Farklılaştırma Stratejisi


 

Akıllı telefon pazarında Samsung başından beri çok önemli bir oyuncu. Ancak bu alandaki başarı kriterlerini dizayn ve işletim sistemi olarak belirlersek, dizayn konusunda Apple’a karşı büyük bir dava kaybederek; içerik konusunda da htc gibi zengin Android uygulamalarından faydalanabildiğimiz gelişmiş cihazlara karşı pazar payı kaybederek en büyük oyuncu olamadı.

En önemli üç pazarlama stratejisinden market penetration, yani pazara nüfuz etme konusunda sıkıntı yaşandı. Bir diğer seçenek niche marketing, yani niş zevklere hitap eden küçük bir oyuncu olmaksa Samsung’un tercihi ve üretim metodlarıyla uygun bir yol değildi. Bu durumda differentiation, yani farklılaştırma adına Samsung Galaxy Note’un tasarımı, özellikleri ve özellikle reklamları başarılı bir yol izledi; yaratıcılık!

Resimlerle, fotoğraflarla, videolarla oynamak, grafikleştirmek. renklerden, tasarımlardan faydalanmak Galaxy Note ve Tab reklamlarında öne çıkan faktörler oldu ve başarılı bir farklılaştırma noktasına temas etmiş oldular. İşte reklamlardan bu stratejiye dair seçmece kareler:

Bir Tweete Bir Mısır Gevreği


 

Konu sosyalmedya olunca, her fenomene bu açıdan yaklaşan bir grup için de soru şu oldu: “Sosyal medyadan nasıl birşeyler kazanırım?”. “Social Currency” kavramı da hayatımıza böyle girdi ve daha çok konuşulacağa benzer. FacebookTeklifler uygulaması beklemede duradursun, bir haftalığına da olsa twitini para ettirme yolu hiç beklemeyeceğimiz bir sektörden, gıda sektöründen Kellogg’sdan geldi.

Viral dönüşü yüksek olacağı beklentisiyle kısa bir süreliğine sadece Londra’da açılan Kellogg’s Tweet Shop’a giriyor, menüdeki 3 tweet seçeneğinden birini seçip hesabınızdan paylaşıyorsunuz. Kellogg’s rengi kırmızı giymiş ablalar tweetinizi kontrol ediyor ve hediye Kellogg’s mısır gevreğinizi bedava alıp dükkandan ayrılıyorsunuz. Eğer Eylül’de Londradaysanız, denemeye değerdi. Eğer değilseniz, yakında tüm markaların Türkiye’de de böyle bir etkinlik düzenlemeleri için baskıya başlanabilir.

İnternetten Alışveriş Akıllı İşi mi Deli İşi mi?


 

morhipo, Boynerin online alışveriş sitesi ve başta markafoni olmak üzere diğer ciddi rakipleriyle arkasındaki bu mağazacılık geçmişi ve stoklama avantajıyla mücadele ediyor. Ancak son yayınlanan TV reklamları bu stratejiye nasıl hizmet ediyor bir bakalım:

morhipo mania sloganları:

* 40 bedenken 36 beden kıyafet almak

* doğmamış çocuğun tüm gardırobunu almak

* olmayan erkek arkadaşa hediyeler almak

* psikologa gitmek yerine kıyafet almak…

Hedef kitlesi özellikle çalışan kadınlar olan, mağaza gezmeye vakit bulamayarak ofisteki boş zamanlarını bu sitelerde geçiren kadınlar olan bir e-ticaret sitesi birçok farklı strateji izleyebilirdi. Örneğin morhipo”nun (oldukça başarısız bulduğum) çıkış reklamları dev bir hipopotam eşliğinde “akıllı” alışverişte çok iddialı olduğunu belirten reklamlardı.

İrrasyonel- duygusal – hızlı alışveriş mi yoksa mağza gezseniz o fiyata o çeşitte kapınıza kadar getirilen ürün bulamayacağınız için rasyonel – hesaplı – akıllı alışveriş mi? İrrasyonel hızlı mantıksızca harcamaların (impulse-dürtüsel satınalma) öne çıkarıldığı bu reklamlarla akıllı tüketici hedef kitlesini kaybetmek mümkün. morhipo, ya mania stratejsinde devam edecek ya da daha geniş bir kitle için alternatif iletişimler kuracak…

Profesörler de Tweetler #2012


 

3 yıl önce hazırladığımız bu yazıda öncelikle Amerika”da sosyalmedya çalışan birkaç seçkin akademisyenin profillerine yer vermiştik. Aradan geçen bu sürede eksponansiyel olarak kullanıcı sayısı ve atılan tweet sayısı, dolayısıyla paylaşılan bilgi miktarı  arttı.

“Pazarlamanın alaylıları” bir yana, “okulluları” yani akademik araştıma yolunu seçmiş olanları “Twitter”da neler paylaşıyor, neler konuşuyor?” sorusu adına yenilenmiş bir listeyi burada paylaşmak isteriz. Ancak geçen yıllar içinde yapabileceğimiz en büyük tespit online casino üniversitelerin de büyük bir hızla dijital medyayı kucaklaması, dijital gençlik adında akademik konferansların düzenlenmesi ve teknolojinin hızına yetişme çabasının daha önce olmadığı kadar artması. Bu gidişle bir “TwitterScholar” çok uzak değil. İşte tweet”lerine güvendiğimiz yerli yabancı öğretim üyeleri:

Carlson School
Fredrik Nordin
Robert Lusch
Academy of Marketing Science
Journal of Consumer Research
Wharton School
Angeline Close
Kate White
Hope Jensen Schau
Edwin Love
Ann Handley
Grant McCracken
Steve Vargo
David Aaker
Jennifer Aaker
Ana Isabel Canhoto
Michael Solomon
Ekant Veer
June Cotte
Michelle Weinberger
Aylin Aydınlı
Behice Ece İlhan
Zeynep Arsel
Kaan Varnalı
Şule Işınsu Özmen

Mağazalardaki Sanal Danışmanlar: İntel ve TAV Başı Çekiyor


 

İnovasyon herkesin dilinden düşürmediği bir kelime olsa da barındırdığı riskler nedeniyle birçok potansiyel fikir hayata geçmekte geç kalıyor. Satışlara olan direk etkisinin iyi ölçülememesi nedeniyle pazarlama da bu risklerin en az alındığı alanlardan biri. Örneğin tüm gelecek konulu bilimkurgularda yer verilen sanal gerçeklik, hologramlar ve yapay zekalı asistanlar.

Yolunuz Teknosa’ya düşmüşse size bu filmleri andıran intel virtual promoter (sanal satış danışmanı) ‘na rastlamışsınızdır. Tıpkı gerçek bir insan boyutlarında yansıtılan görüntü size bir danışman gibi sürekli bilgi vermek üzere programlanmış. Üstelik ilgisiz satış görevlisi derdi yok, müşteriye baskı kurmak yok, güleryüz ve bilgi var.

Peki diyalog ne olacak, o da bize cevap verecek mi diye soranlar için ise daha gelişmiş bir teknoloji kullanan ve dokunmatik ekrandan cevaplanmasını istediğiniz soruyu seçebileceğiniz havaalanı – TAV Pasaport kart – danışmanı var. Yine tamamen sanal olan bu asistan hologram, tıpkı karşımızda gerçek bir insan varmışçasına bilgi vermekte.

Bu teknolojiden yeterince faydalanılmadığını ve özellikle işlevi yeterince bilinmeyen / yeni ürün gruplarında (in-store marketing) mağaza içi pazarlama alanında çok faydalı bir destek olacağını düşünüyorum. Durup dakikalarca aynı sanal asistanı dinlemişliğim vardır, ilgi çekiciliği nedeniyle normalde trafik olmayan mağazalarda veya hedef kitlesi zaten teknoloji manyağı olan birçok ürün grubu için kullanılmaya değer.

*Görseller Creaore ajans websitesinden alınmıştır.

Olimpiyatlar ve Akıllarda Kalan Markalar


 

Neredeyse 2-3 haftadır olimpiyatlar gündemde en büyük yeri kaplamakta. tivibu’nun bu etkinliğe özel açtığı 5 kanalı da hesaba katarsak 7-8 kanaldan birden paralel oyunları takip ettik, madalya haberlerine sevindik, üzüldük, sporculara hayran olduk. Londra hem bir şehir olarak kendi reklamını yaptı, hem de sırf bir bilet fiyatının bile 500 poundları bulduğu ekonomik açıdan dev bir etkinliğe imza attı.

İşin pazarlamacıları ve reklamcıları ilgilendiren kısmına gelirsek, birçok markanın bu etkinliğin popülerliğinden faydalanmak, hem sporcuları desteklemek hem seslerini duyurabilmek için her türlü mecrayı kullandığını biliyoruz. Değişik birkaç örnek verecek olursak olimpiyatların en popüler atleti Usain Bolt ve Visa işbirliği ile başlayabiliriz:

Oyunlardan uzun süre önce reklam filmlerine start veren Visa, Bolt’un şampiyonluğunu perçinlemesiyle beraber görsellerini değiştirerek meşhur Bolt zafer pozu eşliğinde daha hızlı olduğun için teşekkür ederiz Bolt temalı reklamlarla devam etti.

VISA dışında olimpiyatlara damga vuran bir diğer marka da adidas’tı. adidas’ın bu olimpiyatlardaki misyonu evsahibi Birleşik Krallık takımını desteklemekti. American Marketing Association (AMA) ‘de yayınlanan yazılara göre stratejik ve doğru bir karar olan bu misyon, markaların bir nevi “takım tutmasının gerekliliğini” vurguluyordu. İşte adidas ve Birleşik Krallık olimpik takım temalı reklam filmi:

Benim özellikle en sevdiğim ürün ve videolarsa efsane bir marka haline gelen LEGO’ya ait. Ticari değeri tartışılır ancak ne bildiğimiz reklamlara, ne ürünlere, ne de virallere benzeyen bir şekilde kullandı LEGO markası olimpiyatları. Öncelikle Londra2012 temalı minifigür poşet setlerinde en popüler spor dallarını temsil eden LEGO figürleri piyasaya sürüldü. Bunun bir adım ötesindeyse marka olarak sahiplenilip sahiplenilmediğini bilmediğim ama kesinlikle izleyenleri hem ürün almaya yönlendiren hem de marka sevgisini arttıran video serileri yayınlandı. Olimpiyatlardaki en heyecanlı finalleri tamamen legolar ile canlandıran bu videolar olimpiyatların en çekici haberlerinden biri oldu benim için:

Gerek ülkelerin, gerek atletlerin, gerek spor dallarının, gerekse açılış ve kapanış törenlerindeki ünlülerin ve snatçıların kendilerini birer marka olarak konumlandırıp temsil edebildikleri bir dev Olimpiyat daha böyle geçti.

Dizi Arası Dizi Reklamı: Kurtlar Vadisi


 

Herşeyden habersiz bir şekilde TV karşısında otururken reklam kuşağında Kurtlar Vadisi dizisi izleyen bir genç görüyoruz. İlk aklımıza gelen soru “acaba hangi marka kendine Kurtlar Vadisi dizisi fanatiği genç erkekleri hedef kitle olarak almış ve reklam vermiş?” oluyor. Reklam oldukça uzun ve devam ediyor. Gencimiz askerliği sırasında, kızarkadaşıyla, dışişlerindeki görevi sırasında çöllerde ve yıllar sonra yuvasını kurup evinde otururken Kurtlar Vadisi izlemeye devam ediyor tüm ilgisiyle. Hikayenin moda tabirle oldukça “engaging”, merak uyandırıcı olduğunu söyleyebiliriz.

Açıkçası reklam aracının abartılması, virallerin reklamının yapılması da dizilerin reklamının yapılması kadar alışılmadık bir durum. Farklı bir mecrada değil (yani gazete, dergi veya internet reklamı değil TV’de) aynı mecrada yayınlanan reklam oluşu işleri biraz daha karıştırıyor. Sözkonusu dizinin takipçisi değilim ancak pazarlama açısından bakarsak maruz kaldığımız bu 2,5 dakikalık dizi tanıtım reklamı mesajı net veriyor mu? Veriyor: 10 yıldır Kurtlar Vadisi’nden gözünü ayırmayan bir kitle var ve onların yanında olmaya devam edeceğiz.

http://www.youtube.com/watch?v=NcwfRLYcrN0

« Previous Page - Next Page » Scroll to top