Posts by: Engin Bali

Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret bölümünden 2008 yılında mezun oldum. 2009 yılında Berlin’de Facebook’a oyunlar (Brain Buddies, Bubble Island, Monster World) yapan “wooga GmbH” isimli sosyal oyun şirketinde Uluslararası Pazarlama Yönetici Yardımcısı olarak çalıştım. Sonra Budapeşte’de “Carussel Group” isimli Digital Pazarlama ve CRM Danışmanlığı şirketinde Proje Yöneticisi olarak çalışmaya başladım. Şubat 2010′dan bu yana bu şirkette çalışıyorum.

Viral Videolar Çocuklara Ne İfade Eder?


 

Netvibes hesabımdaki pazarlama ile ilgili blogroll’umu uzun süredir açmaya fırsat bulamıyordum. Dün nihayet açtım ve çok keyifli bir 2-3 saat geçirdim. Ama özellikle aşağıdaki videoyu izlediğimde çok güldüm ve burada paylaşmak istedim. Viral videolar ile ilgili çok fazla yazı yazdım Marketoloji’de, ancak duruma hiç çocukların gözünden bakmamıştım.

Aşağıdaki videoda Youtube’da en çok izlenen videolardan üç tanesi – David after dentist, Justin Bieber hit at concert ve don’t argue with an ibex- çocuklara gösteriliyor ve bunlar hakkında sorular sorularak çocukların fikirleri alınıyor. Aşağıdaki videoda gösterilen 3 video da viral olabilme koşullarını içinde barındırıyor.

Çocukların viral videolardan, amaçlarından ve dinamiklerinden habersiz verdikleri yanıtlar çok keyifli gerçekten. Hepsinin Justin Bieber’i tanıması- genel olarak sevmemelerine rağmen- ve saçıyla fazlasıyla dalga geçmeleri, David’in videosunu çeken babasına tepki göstermeleri, videoların üç haneli rakamlarda izlenme sayıları olduğunu düşünmeleri ve son videoya çok gülmeleri tamamen çocuklara has tepkiler. Bu ve benzeri videolardan gerekli dersler çıkarılarak, hedef kitlesi çocuklar olan ürün ve markalar için çok etkili kampanyalar yapılabilir.

*Not: Video İngilizce’dir.

Google Remarketing Nedir?


 

Remarketing aslında yeni bir terim değil. 2010 Mart ayından bu yana mevcut olan Remarketing “interest-based advertising” (ilgi alanı bazlı reklamcılık) alt kategorisinde yer almaktadır. Remarketing,  internet reklamcılığına bir bakıma farklı bir bakış getirdi. Bir örnek üzerinden kısaca anlatmak gerekirse Remarketing şu şekilde çalışır:

Diyelim ki benim bir kitapevi websitem var. Websitemdeki kategorilere (en çok satan, korku, edebiyat, polisiye vb.)  remarketing için bir kod yapıştırırım ve böylelikle benim websitemde bu sayfaları ziyaret eden kişilerin bilgisayarına otomatik olarak bir çerez yerleştirilir ve yolculuk böylece başlar.

İnternet kullanıcısı websitemi ziyaret ettiğinde açtığı sayfaya bağlı olarak yarattığım reklam (metin, resim banner, flash banner, video formatında), bu kullanıcı “Google İçerik Ağı”nda (Google’ın adsense reklamlarını gösterdiği websiteleri) dolaşırken çerez sayesinde tespit edildiğinde kullanıcıya gösterilir. Bu tür reklamın kullanışlı olmasının nedeni internet kullanıcılarının yalnızca %1-2’lik kısmının bir websiteyi ilk kez ziyaret ettiğinde alışveriş yapması ve genel olarak kullanıcıların alışveriş kararı alana kadar ortalama olarak en az 4-5 kez siteyi ziyaret etmesidir. Websitesini ziyaret etmiş olan kullanıcıları Remarketing sayesinde tespit ederek, promosyon, indirim ya da diğer cazip tekliflerle yeniden siteye yönlendirmek ve onların satın alma kararlarına etki etmek aslında temel mantıktır.

ROI (Return on investment) ve “conversion rate” (dönüşme oranı) terimleri Remarketing konusunun tam ortasında yer alır. Online Pazarlama’nın en güzel yanı ve Geleneksel Pazarlama’dan farkı ölçülebilir olmasıdır. Reklama harcadığınız paranın size gelir olarak geri gelme oranı, yani yaptığınız yatırımın size geri dönüşü tamamen ölçülebilir. Remarketing dönüşme oranını artırmak için en güzel reklam araçlarından bir tanesi diyebiliriz.

Etsy.com’dan Facebook Destekli Hediye Önerileri


 

Etsy.com’u ilk gördüğüm anda bunu mutlaka Marketoloji’de paylaşmalıyım diye düşündüm. Bana göre, sosyal ağlarda biriken kişisel bilgilerin kullanılarak gelir modeline çevrilmesi bir ustalık gerektirir. Çünkü öncelikle iş fikrinin zamanlaması doğru olmalıdır, sonra da fikir basit bir sistemle işleyebilecek şekilde kurgulanmalıdır. Bence Etsy.com bunları ve daha fazlasını bünyesinde barındırıyor. Dikkatimi çeken kısımdan biraz bahsetmem gerekirse:

Etsy.com/gifts kısmına girdiğinizde karşınıza “Choose a Facebook Friend” (Facebook’tan bir arkadaşını seç) butonu çıkıyor. Ona tıkladığınızda Facebook’taki arkadaşlarınızın bir listesini görebiliyorsunuz. Oradan, hediye almak istediğiniz arkadaşınızı seçtiğinizde o arkadaşınızın Facebook’ta beğendiği kitaplar, yazarlar, diziler, filmler, aktörler vb. ile ilgili oldukça orjinal hediye önerileri ile karşılaşıyorsunuz. Bunlardan bir tanesini seçmek de size kalıyor. Etsy.com’un, arkadaşlarınızın ilgi alanları ile ilgili hediye önerilerini sunması, sosyal ağlardaki veri birikiminin verimli kullanılması konusunda çok güzel bir örnek teşkil ediyor. Aşağıdaki resimde Aurora isimli kişinin Facebook’ta beğendiği “biking”, “Woody Allen” ve “New York City” sayfalarından yola çıkarak yapılan hediye önerilerine baktığımda hediye alma konusunda beceriksiz biri olarak benim için bu önerilerin çok faydalı olduğunu söyleyebilirim.

Etsy.com’un hediyeler bölümü yazımın odak noktası olsa da sitenin diğer taraflarına da bir göz attım. Hediyeler bölümünde, ABD’de yaşamadığınız sürece büyük ihtimalle shipping masrafınız biraz daha yüksek olacaktır. Tabi ki beğendiğiniz bir ürünün bulunduğunuz ülkede satılıyor olma ihtimali de gayet yüksek. Bunun dışında, Etsy.com’da, birşeyler satın almak dışında, kendi ürünleriniz için mağaza açabilir, bu mağazada ürünlerinizi sergileyebilirsiniz.

Facebook’tan Kişiselleştirme Adına Bir Adım


 

MySpace hesaplarında görmeye alışık olduğumuz türden bir kişiselleştirme şansını Aralık 2010 itibari ile Facebook’ta da elde etmiş olduk. Facebook sürekli yenilediği tasarımında son olarak olarak profil sayfasında beş fotograf görüntülemeye başladı. Bu fotografların yanyana görüntülenmesi ve random bir şekilde seçilmemesi sayesinde bu alan ayarlanarak Facebook kullanıcıları tarafından bir banner alanı gibi de kullanılmaya başlandı. Ticari değil tabi ki, sadece eğlence amaçlı olarak…

Facebook bunu kasıtlı mı yaptı bilmiyorum ama belli bir seviyeye kadar kişiselleştirme şansına sahip olmak güzel olabilir. Bu değişikliğin ardından tabi ki bu alanı kişiselleştirmek için kullanılabilecek uygulamalar da yapıldı. Manual olarak da yapabilirsiniz tabi ki istediğiniz değişikliği, ama the profile banner isimli bu uygulamada yüzlerce hazır banner bulabilirsiniz, ya da istediğiniz resmi formatına bakmaksızın kopyalayabilir, kolaylıkla istediğiniz sonuca ulaşabilirsiniz. Kendi profil sayfamda da denedikten sonra diyebilirim ki bir uygulama olarak gayet başarılı. Aylık 500.000 aktif kullanıcıya ve 4.7 / 5 gibi yüksek bir review skoruna sahip olması da kullanışlı bir uygulama olduğunun bir kanıtı. Uygulamanın geliştiricisi Zack Greenberger‘in profil resmi de gayet etkileyici=)

Apple Reklam Harcamalarını Artırdı


 

Apple 2010 yılı finansal raporlarını açıkladı. Raporun bizim için ilgi çekici tarafı ise Apple’ın 2010 yılı reklam harcamalarındaki artış oranının önceki yıllara kıyasla çok daha yüksek olması. Apple’ın önceki yıllardaki harcamaları ise şu şekilde gerçekleşmiş;

  • 2007: $467 milyon
  • 2008: $486 milyon
  • 2009: $501 milyon
  • 2010: $691 milyon

Önceki yıllardaki ufak artışların bu yıl yerini bu sıçramaya bırakmış olmasının nedenlerinden biri 2008 yılındaki finansal kriz ile birlikte şirketlerin reklam ve pazarlama bütçelerini kısmış olmaları, Apple’ın da bu doğrultuda hareket etmiş olması olabilir. Bu endirek etkinin yanısıra, akıllı telefon piyasasındaki rekabetin kızışması, ve en önemlisi iPad’in bu yıl piyasaya sürülmüş olması direk olarak reklam harcamalarına etki etti ve bu artışa neden oldu diyebiliriz.

Raporu biraz daha incelediğimizde reklam masraflarındaki artışın 2010 yılındaki gelirlerle doğru orantılı olarak yükseldiğini görüyoruz. Apple’ın 2010 yılı geliri $65 milyar olarak gerçekleşmiş. Bu da demek oluyor ki Apple’ın reklam masrafları tüm 2010 gelirlerinin %1’inin biraz üzerinde. Aynı oran geçen yıl %1.37, 2001’de de %5 olarak gerçekleşmişti. Sonuç olarak, Apple reklam harcamalarını gelirine bağlı olarak belirliyor. Bu yıl gelirleri önceki yıla göre ciddi oranda arttığı için, reklam masrafları artsa da, reklam masraflarının gelire oranı önceki yıllarla kıyaslandığında düşüş gösterdi.

Peki Apple’ın reklam/gelir oranı böyle iken diğer şirketlerinki nasıl? 2009 yılı rakamlarına göre;

Apple’ın reklam bütçesinin yukarıdaki rakiplerine oranla daha düşük olmasını markaya bağımlı kullanıcıları sayesinde Apple’ın ürünleri için reklama fazla ihtiyaç duymaması olarak yorumlayabilir miyiz? Her ne kadar kulağa ilginç gelse de, bence evet…

* Konu ve istatistikler www.techcrunch.com’dan alınmıştır.

Foursquare “Super Duper Swarm” ve “Epic Swarm” Badge’lerini Çıkardı


 

Akıllı telefonların sayısı her geçen gün artarken Location Based (Konum Tabanlı) Social Networking  servisleri de bu artışla paralel olarak yaygınlaşıyor. Foursquare, Gowalla ve Brightkite bu konuda akla gelen en ciddi uygulamalar. Facebook Places çıktıktan sonra yukarıda saydığım servislerin işinin fazlasıyla zora girdiğini, Facebook ile muhtemelen yarışamayacaklarını söylememe gerek yok. Ama bu durum örneğin Foursquare’in tarih olacağı anlamına gelir mi orası bilinmez. Foursquare’in sonu MySpace gibi de olabilir, Google’ın sosyal networking’e adım atmaya çalışmasından etkilenmeyen Facebook gibi de…

Facebook Places karşısında Foursquare’in avantajı halihazırda 4 milyon üyeye ulaşmış ve belli bir sistemi oturtmuş olması.Ben konum tabanlı servisleri hala sıklıkla kullanmıyorum, ama kullanan yakın arkadaşlarım arasında gördüğüm tek şeyi söyleyebilirim; rekabet! wooga isimli oyun şirketinde çalışırken yaptığımız şey reklamları ve oyun dinamiklerini insanları rekabete teşvik edecek şekilde ayarlamaktı. Sosyal ağlarda yapılan uygulamaların başarısının bununla doğru orantılı olduğunu söylemek sanırım yanlış olmayacaktır. Foursquare’in badge’leri ve bir yerin mayor’u olabilme özelliği de bu rekabeti tetikleyen, bu servisin popüleritesine katkıda bulunan en önemli etkenler.

Bu rekabet ortamını korumak isteyen Foursquare geçtiğimiz gün Swarm Badge’lerine yenilerini ekledi. Swarm Badge için 49+ kişinin, Super Swarm Badge için 249+ kişinin 24 saat içerisinde aynı yere check-in yapması gerekiyor. Bu iki badge’i almak zamanla daha kolaylaştığı için Foursquare bu badgelere yenilerini ekledi. Super Duper Swarm’a sahip olmak için en az 500, Epic Swarm’a sahip olmak için de en az 1000 kişinin check-in olması gerekiyor. Bu badgeleri almak için Facebook grupları ve websiteleri kurmak, eventler yaratmak da son zamanlarda oldukça yaygınlaştı. Hatta şimdiden yılbaşında Times Square’de kaç kişinin aynı anda check-in olacağı konuşulmaya başlandı bile…

Sosyal Medya’da ROI (Yatırımın Geri Dönüşü)


 

Sosyal medya üzerine yazılan yazıların içeriği zaman ilerledikçe daha tatmin edici olmaya başladı. Klasik pazarlamadan online pazarlamayı ayıran parametreler arasında her zaman ölçülebilirlik birinci sırada gelir. Peki sosyal medya ölçülebilir mi? Evet ölçülebilir. Facebook’taki fan sayınızı, twitter’daki follower sayınızı, tweetlerinizin retweetlenme sayısını, kaç bloga konu olduğunuzu, youtube’daki sayfanızın ve viral videolarınızın ne kadar tıklanıp paylaşıldığını… Ölçülebilen çok şey var ama ölçülebilen değerler de sosyal medya gibi çok yeni. Yani ölçülen değerleri klasik başarı kriterlerine çevirmek gerekince bir bocalama yaşanıyor. Digital reklam ajanslarının müşterilerine anlatmakta en büyük sıkıntıyı yaşadığı an da bu zaten. Sosyal medyanın ne olduğunu anlattıktan sonra bir de o mecradaki başarı kriterlerinin neler olduğunu anlatmaları gerekiyor karşılarındaki marka yöneticilerine. Sosyal medya satış artırıcı bir etkiye sahip midir, yoksa iş etiği gibi şirketlere doğrudan bir fayda sağlamadan destekleyici bir rol mü üstlenir? Aşağıdaki sunum aslında benim yukarıda değindiğim konuları ve çok daha fazlasını çok güzel bir şekilde kapsamış.

Bu sunumdan sonra aşağıdaki video da yukarıdaki sunumun tamamlayıcısı gibi. Sosyal medya kullanımı ile başarıya ulaşan şirket ve kişilerden örneklerin verildiği bu videoda aynı zamanda sosyal medyanın iyi iş etiğinin bir uzantısı gibi olduğu söyleniyor.

Sonuç olarak verilen örneklerden görülüyor ki sosyal medyada kampanyalar satışı artırmaya yönelik yapılabildiği gibi direk olarak sadakat, güven, iletişim veya marka bilinirliğini artırmak için de yapılabilir. Kampanya için yapılan yatırımın parasal anlamdaki geridönüşünü ölçmek de mümkün. Bunun için doğru bir strateji izleyerek sosyal medya başarı faktörlerini ve klasik başarı metriklerini doğru belirlemek gerekir.

« Previous Page - Next Page » Scroll to top