Posts by: berna

Virgin Atlantic Airlines, Flying Without Fear


 

Cep telefonları her geçen gün hayatımıza daha fazla nüfuz ediyor ve hep daha akıllı modeller ile karşılaşıyoruz. iPhone gibi akıllı telefonlar kullanıcıların vazgeçilmezleri olmaya başladıkça, markalar da tüketiciye dokunmak için bu cihazlardan vazgeçemez oluyorlar.

iPhone gibi cihazları kullanarak teknolojinin nimetlerinden faydalanan pazarlamacılar, birbirinden yaratıcı ve ilgi çekici uygulamalarla kullanıcıların karşısına çıkmaya devam ediyor. Bir taraftan AR – Augmented Reality (Zenginleştirilmiş Gerçeklik) teknolojisi ile kullanıcıya fiziksel ortamla sanal ortamı birleştirme imkanı tanınırken, diğer taraftan birbirinden eğlenceli advergame uygulamaları ile hedef kitlenin kalbi fethedilmeye çalışılıyor ya da birbirinden ilginç iPhone uygulamaları ile kullanıcılara çeşit çeşit fayda sağlanıyor.

Virgin Atlantic Airlines, geliştirdiği bir iPhone uygulaması ile bu noktada dikkatimi çeken şirketlerden. “Flying Without Fear” (Korkusuz Uçmak) iPhone uygulaması, uçmaktan korkanlar için geliştirilmiş ve uçuş korkusu ile başa çıkabilmeyi amaçlayan bir eğitim programı kıvamında. Uçuş öncesi gerginlikleri gidermek için uygulamada bulunan “Rahatlama egzersizleri” ya da akıllara takılan sorulara cevap bulmak için “Sıkça sorulan sorular”, uçma konusunda sıkıntı çeken yolcular için oldukça yararlı görünüyor. 4,99 $ olan uygulamada, uçağın havada neden korkutucu sesler çıkardığının, bütün motorlar durursa ne olacağının ya da türbülansın ne anlama geldiğinin açıklamaları yer alıyor.

Check-in yaptırıp valizlerini teslim etmiş yolcu, bekleme salonunda uçağa alınmayı beklerken birden sıkıntılar basıyor, yavaş yavaş uçuş korkusu bütün benliğini kaplamaya başlıyor. Tam o anda Virgin Atlantic Airlines, bu durumu atlatmasında yolcuya destek oluyor, hem de tam o anda yolcunun yanında bulunan tek ekran olan mobil ile…

Yeni bir e-Ticaret Sitesi: BidRivals


 

Internet hayatımıza girdikten sonra bütün alışkanlıklarımız değişmeye başladı. Biz Internet’i kullandıkça, karşımıza çıkan kullanım alanları arttı, zenginleşti ve alışkanlıklarımızı yavaş yavaş (bazılarını hızlı hızlı) dijitale taşıdık, daha da taşıyacağız. Önce mektuplarımız e-posta oldu, alışverişlerimiz e-alışveriş, sosyalliğimiz sosyal ağlar… Müzik dinleme alışkanlıklarımız Internet’e taşınırken, banka şubeleri online şubelere dönüştü. Devlet bile bu değişimden geri kalmamak adına e-devlet dönüşümüne başladı.

Bu değişim ve gelişim içinde, karşımıza yeni yeni iş modelleri çıktı, çıkmaya da devam ediyor. www.bidrivals.com, benim en son karşıma çıkan ve ilgimi çeken Internet sitesi. Kullanıcılarına perakende fiyatının çok altında ürünler satmayı vadeden model, kendisini çevrimiçi açık arttırma hizmeti olarak tanımlıyor. Benim gördüğüm kadarıyla site 27 ülkede hizmet veriyor ve Türkiye de bunlar arasında. 9 TL’ye iPod nano, 16 TL’ye Samsung Plazma 50″ TV ya da 25 TL’ye Nikon Dijital Fotoğraf Makinesi satın alabileceğiniz siteye, tabi ki önce üye olmanız gerekiyor. Herhangi bir ürün için açık arttırmaya katılarak teklifte bulunmak için ise, kullanıcıların “teklif paketleri”ni satın alması gerekiyor. Her yeni teklif bir müddet (10-20 sn kadar) geçerli oluyor ve zaman sona erdiğinde en yüksek teklifi veren, açık arttırmayı kazanarak ürünün sahip oluyor. Süre dolmadan yeni teklif verilirse, süre yeniden başlıyor.

Ayrıca, kullanıcının bilgisayar başında olmayacağı zamanlar için BidAgent gibi güzel bir uygulama da geliştirmişler ki, kullanıcılar Internet’e giremeseler de teklif vermeye devam edebiliyorlar. Tek yapmaları gereken BidAgent’ı ayarlayarak kaç teklif vermek istediklerini ve ürüne en çok ne kadar ödemek istediklerini belirlemek. Böylece başka biri daha yüksek teklif verdiğinde, BidAgent da otomatik olarak daha yüksek teklif verir, ta ki teklifler bitene ya da kullanıcının belirlediği maksimum fiyat geçilene kadar.

Her bir teklif vermenin kullanıcıya maliyeti 1 TL, ve bir ürün satışından Bidrivals kayıpta ya da kazançta olabiliyor. Ürünleri piyasa fiyatının çok altında satarken, sitenin nasıl gelir elde ettiği ilk başta aklımı kurcalamadı dersem yalan olur. Sonra sitenin tekliflerden anlamlı bir gelir elde ettiğini fark ettim. Mesela 9 saatten fazla süren bir açık arttırma için ortalama her 13-14 sn’de bir teklif verildiğini düşününce, en kötü ihtimalle 2.000’den fazla teklif yapılmış oluyor. Ürün kaça satılırsa satılsın, site sadece tekliflerden bile tatmin edici gelir elde ediyor. Tabi bu her ürün için geçerli değil.

PayPal güvenli ödeme sistemini kullanan siteyi biraz incelediğimde, müşteri hizmetlerine verilen önem ilk başta dikkatimi çeken noktalardan. Kullanıcının ihtiyaç duyduğu her anda, destek alabileceği ve problemlerini çözecek bir muhatap bulabilmesi, her kuruluş için çok önemli bir konu olduğu halde, bu tarz sadece online iş yapan kuruluşlar için, daha kritik. Hizmeti Internet aracılığıyla alan kullanıcılar, desteğe ihtiyaç duyduklarında karşılarında muhatap bulabileceklerini hissetmeleri, o siteye olan güvenlerini ve bağlılıklarını arttırır. “Live assistance” servisini özellikle merak ederek denedim ve anında chat hizmetini başarılı buldum.

Her şeyi ile çok beğendiğim sitenin, bir tek mobil mecrada varlığına rastlayamadım. Dijitalden mobile dönüşün sürat kazanacağı önümüzdeki günlerde, BidRival’ın da bu alanda somut adımları olacağını umut ediyorum.

Coca Cola Durak Giydirmesi


 

Daha önce bir yazımda Coca Cola’nın Cırt Cırtlı durak giydirmesinden bahsetmiştim. Yurt dışından bir uygulama olan bu giydirmeden sonra, Coca Cola’dan örnek alınası bir giydirme de İstanbul’dan…

Outdoor, markaların tüketiciyi etkilemek için kullandığı mecraların arasında önemli bir yere sahip. Ancak, tüketici dışarı çıktığında karşısına çıkan reklam görselleri o kadar çok sayıda ki, acaba kaç kişi kaç tanesine dikkat ediyor, verilmek istenen mesajı kim doğru algılıyor? Yoksa açık hava reklamlarına harcanan onca para boşa mı gidiyor.

Markalar da sanırım bu durumdan endişe ediyorlar, zira her geçen gün daha yaratıcı ve dikkat çekici açık hava reklamları ile karşımıza çıkıyorlar, Ezgi’nin yazdığı Türk Telekom Durakları‘nda da olduğu gibi… Tüketiciler de reklam kuşatması içinde de olsalar, bu yaratıcı reklamlara kayıtsız kalamıyor.

Coca Cola’nın durak giydirmesine geri dönecek olursak, gerçek kola şişelerinin duraktaki buzdolabı modeline konması, oldukça etkili ve dikkat çekici.

Amazon Kindle Reklamı


 

Amazon, “Take only what you need.” (“Sadece ihtiyacın olanı al.”) mottosuyla basılı medyada yayınladığı Kindle reklamlarında, tüketicilere şu mesajı vermek istiyor: Aslında kitap okurken, tükettiğimiz ürün basılı kitap değil de kitabın içindeki bilgiler! Kindle gibi eKitap okuyucularının önündeki engellerden birinin, okuyucuların fiziksel kitaba ve sayfalara dokunma ihtiyacı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, çok doğru bir reklam ve mesaj. Fiziksel kitapları elde tutup sayfalarını çevirmeden, okuma keyfinin yaşanamayacağına inanan azımsanamayacak çoğunluk insanlardan ne kadarının algısı üzerinde etki eder bilemiyorum, ancak teknolojiye bu kadar açık olan ülkemizde, belki Kindle benzeri ürünler ilgi çeker ve okuma oranımız biraz da olsa artar. Kim bilir?

Sosyal Ağlarda Kampanya Dediğin Böyle Olur: BunSquare


 

Çağımızın vazgeçilmezi haline gelen sosyal ağlar, şirketlerin pazarlama karması (marketing mix) içinde yavaş yavaş yerini almaya başladı. Sosyal ağlar üzerinden markalar hedef kitleleri ile daha yakın ve sıcak bir iletişime geçme imkanını elde ederken, aynı zamanda tüketicilerin memnuniyet ya da şikayetlerini anında diğer tüketicilerle paylaşabilmeleri, markaların bu mecraya daha da dikkat etmesini gerekli kılıyor.

Bun Design da yeni çağın sunduğu pazarlama yöntemlerinden faydalanarak, çok güzel bir kampanyaya imza atıyor: Bunsquare. Türkiye’nin ilk Foursquare kampanyası olarak lanse edilen aktivite, 10-13 Nisan tarihleri arasında olmak üzere 4 gün sürecek. Kampanyaya katılanlardan Bun Design şubelerini ziyaret etmeleri ve Foursquare’e check in olarak şubenin fotoğrafını Twitter’a yüklemeleri isteniyor (“#bunsquare” hashtag’i ile). Sonra tek yapmaları gereken mağazadaki mini formu doldurmak. Kampanyaya katılan ilk kişiye masa futbolu, sonraki iki kişiye duvar saati, 70 kişiye de oyun kartı hediye ediliyor.

Bunsquare ilk karşıma çıktığında, “Sosyal medya kampanyası işte böyle olur!” diye düşündüm. Sosyal medyayı fiziksel mağaza ortamları ile birleştirmeleri, kullanıcıların marka ile fiziksel temas kurmalarını sağlayacak. Mağazalardaki formları doldurmaları sayesinde de, CRM’de (Müşteri İlişkileri Yönetimi) kullanılmak üzere harika bir veritabanı oluşturulacak. Buradan anlayabiliriz ki, ileride bizi çok daha kişiselleştirilmiş kampanyalar bekliyor.

“Markalarınızı ve kampanyalarınızı sosyal medyada var ediyoruz.” sloganı ile yola çıkan sosyal medya iletişim ajansı Dekatlon Buzz, Bun Design’ın bu kampanyada birlikte çalışmak istediği ajans olmuş. Kendilerini de ayrıca tebrik etmek istiyorum.

Bir tarafta, sadece Facebook ve Twitter’da birer hayran sayfası açıp, arada sırada (ki arada sırada olması iyi, çok sık olursa spam’e dönüşüyor) marka ile ilgili reklam yapan ya da haberler yayınlayan markalar; diğer tarafta çok daha interaktif ve tüketicilerin marka ile aralarında bağ kuracağı kampanyalar gerçekleştiren markalar… Bir tarafta sosyal ağlarda spam yapmak, diğer tarafta kullanıcıların marka ile duygusal bağ kurmalarını sağlamak ve marka sadakati (brand loyalty) yaratmak…

3D Dokunmatik LCD Ekran, Hem de Gözlüksüz


 

Bu yazının Samsung 3D LED TV yazısından sonra gelmesi güzel bir tesadüf oldu.

Japon teknoloji üreticisi Sharp, 2 Nisan’da Tokyo’da gerçekleştirdiği basın toplantısında, 3 boyutlu (3D) LCD dokunmatik ekranı sundu. 3 boyutlu görüntünün keyfine varılabilecek olan bu teknolojide dikkat çeken taraf ise, kullanıcıların 3D gözlüğüne ihtiyaç duymamaları. Hem dokunmatik hem 3D olan yeni ekranın kalınlığının artmaması, aynı zamanda da hem dikey (portrait) hem yatay (landscape) görüntülemenin mümkün olması, bu ekranları akıllı telefonlar (smartphone) gibi sofistike cihazlar için biçilmiş kaftan yapıyor.

Bu noktada hemen mobil reklam, mobil pazarlama, advergame gibi mobil pazarlama uygulamalarının 3 boyutlu halleri gözümde canlanıyor. Hem kişiselleştirmenin fazlasıyla mümkün olduğu hem de birbirinden yaratıcı ve yenilikçi uygulamaların karşımıza çıktığı mobil pazarlamanın 3 boyutlu bir hal alacağını düşününce tam olarak nelerle karşılaşacağımızı merakla bekliyorum.

Calzedonia’nın Hedef Kitlesi Erkekler Olabilir mi?


 

Dün Astoria Alışveriş Merkezi’nin girişinde, Calzedonia’nın promosyon broşürü dağıtılıyordu. Oldukça sıradan olan bu uygulamada ilginç bir şey dikkatimi çekti. “1 alana 1 bedava” şeklindeki promosyon broşürleri kadınlara olduğu kadar beylere de veriliyordu. Calzedonia’nın hedef kitlesinin beyleri de kapsaması mümkün mü? Türkiye’de kaç erkek eşine ya da sevgilisine mağazaya girerek iç çamaşırı veya külotlu çorap alır ki? Alır mı dersiniz?

« Previous Page - Next Page » Scroll to top