Posts by: berna

2010 Dünya Kupası iPhone Uygulamaları


 

11 Haziran – 11 Temmuz tarihleri arasında Güney Afrika’da gerçekleştirilen [HTML1] maçları gün geçtikçe daha heyecanlı oluyor ve finale yaklaştıkça güzelleşiyor. Dünyanın pek çok ülkesinden kendi takımlarını destekleyenler ya da bizim gibi kendi takımları turnuvaya katılamayanlar, kilitlenmiş turnuvayı sıkı bir şekilde takip ediyorlar. Hakem hatalarına sinirlenenler, bir anda futbol yorumcusu kesilenler, benim gibi normalde futbolla pek alakası olmasa da turnuva maçlarını ve büyük takımların harika futbollarını izlemekten zevk alanlar… Hepimiz vuvuzela ile hatırlanacak olan bu turnuvada kilitlendik maçları dört gözle bekliyoruz.

Turnuva ve maçlarla ilgili çok şey söylenebilir. Pek anlamadığım için, haddimi aşıp futboldan bahsetmeyeceğim. Sadece bu turnuva ile ilgili farklı bir alana değinmek istiyorum. Bu güne kadar çok farklı alanlarda pek çok iPhone uygulaması geliştirildiğini göz önünde bulundurarak, 2010 Dünya Kupası özelinde hangi uygulamaların geliştirildiğini merak ettim ve burada paylaşmak istedim.

2010 Dünya Kupası ile ilgili Türkiye’den karşıma çıkan ilk ve tek uygulama Turkcell‘den. Maçları iPhone üzerinden takip edebileceğimiz Turkcell’in “[HTML2]” uygulaması, şu anda ücretsiz uygulamalar arasında 1. sırada yer alıyor. Uygulama ile maç bilgileri ve anlık skorlar takip edilebiliyor, grupların puan durumlarına ve fikstüre ulaşılabiliyor, Dünya Kupası ile ilgili güncel haberler takip ediliyor. Ayrıca, oynanacak (oynanan) maçların gollerin ve pozisyonların iPhone için özel olarak hazırlanmış videoları izlenebiliyor. Sadece Turkcell abonelerinin faydalanabildiği uygulama tamamen ücretsiz, ancak Turlcell’in goller cepte servisine üye olmayanlar gol videolarını izleyemiyorlar.

Türkiye’de başka bir uygulamaya rastlamadığım 2010 Dünya Kupası için dünya çapında geliştirilen birkaç uygulamadan bahsetmek gerekirse; İngiliz televizyon kanalı [HTML3] tarafından geliştirilen ve ücretsiz olarak indirilebilen “ITV1 2010 Fifa World Cup”, İngiliz [HTML4] tarafından geliştirilen ve yine ücretsiz olan “Telegraph World Cup App”, Amerikan [HTML5]’in (Entertainment Sports Programming Network) geliştirdiği “ESPN 2010 FIFA World Cup” ücretsiz uygulaması ve [HTML6] tarafından geliştirilen ve 1,99$’a satılan “2010 World Cup South Africa” iPhone uygulaması, 2010 Dünya Kupası ile ilgili dikkat çeken iPhone uygulamalarının başında geliyor. Kupayı yakından takip etmek isteyenlerin çok seveceğini düşündüğüm bu uygulamaların ortak özelliği; maçlarda atılan gollerin izlenebilmesi, skorların takip edilebilmesi, turnuva hakkında haberler, güncel olayların öğrenilebilmesi olarak özetlenebilir.

Bu uygulamaların yanı sıra, 2010 Dünya Kupası ile ilgili, 2,99$’lık “FIFA World Cup” ve “Real Football 2010″ gibi oyun uygulamaları ile kullanıcılar kendi takımlarını seçebiliyor ve iPhone’ları ile oyun ortamında turnuvaya katılabiliyorlar.

Çok ilginç bulduğum bir uygulamadan bahsetmeden bitirmek istemiyorum. Maç izlerken vuvuzela sesinden rahatsız olanların derdine deva olacağını iddia eden “Anti Vuvuzela” uygulaması denemeye değer. Ne kadar işe yaradığını deneme imkanım olmadı ama uygulama vuvuzela sesini %75’e kadar engelleyeceğini iddia ediyor.

3M Post-it'ten Don't Forget Your Friends.com


 

Dijital kanalların tek başına değil de her zaman pazarlama karması içinde, diğer kanallarla entegre bir şekilde kullanılması gerektiğini savunuyorum. Geleneksel ve çağdaş bütün pazarlama araçları ortak bir amaç için kullanıldığında, mesaj tüketicilere istenilen şekilde iletilecek ve kampanyalar başarıyla sonuçlanacaktır.

[HTML2]”in 30. yıl kampanyası farklı kanalları kullanmaya güzel bir örnek. Hem outdoor reklam kullanılmış, hem sosyal medya. Ayrıca katılımcılara promosyon ürünler gönderiliyor ya da tatil kazanma şansı veriliyor.

Post-it”in Outdood”da verdiği reklamlar, oldukça sade ve dikkat çekici, aynı zamanda Post-it şeklinde olması da ürünü çağrıştırması açısından casino spiele çok başarılı.

Reklamlarda yazan [HTML1]”a girdiğinizde ise sizi post-it tarafından hazırlanan ve Facebook üzerinden oynanan bir oyun karşılıyor. Oyunda arkadaşlarınızı ne kadar tanıdığınızı test ediyorsunuz ve sonunda seçtiğiniz 2 farklı Post-it ürünü adresinize gönderiliyor. (Promosyon maalesef sadece İngiltere ve İrlanda için geçerli.) Ayrıca isterseniz hediye almayıp oyunun 2. ve 3. aşamasına da geçebilirsiniz ve tatil kazanma şansınızı deneyebilirsiniz.

Bu kampanyanın en hoşuma giden taraflarından biri de, oyun ve ürünün birbiri ile çok örtüşmesi. Hatırlatma notları almamızı sağlayan Post-it, hazırladığı oyunda da hatırlama-unutmama kavramlarıyla karşımıza çıkıyor. “… help you remember the things that matter the most to you.” (Sizin için en önemli şeyleri hatırlamanıza yardımcı olur.) şeklinde verdiği mesaj ve oyunda arkadaşlarımız hakkındaki detayları ne kadar hatırladığımızı test etmemiz çok tutarlı duruyor.

Bir tek [HTML3]”un biraz daha kısa bir isim olması gerektiğini düşünüyorum. Bu kadar uzun bir isim seçmiş olmaları, bu kampanyanın tek olumsuz tarafı gibi görünüyor.

Samsung 3D Viral Videosu


 

Ağızdan ağıza (WOM; Word of Mouth) pazarlama, özellikle maliyet avantajı sağlaması bakımından pazarlamacılar arasında yerini sağlamlaştırıyor. Daha klasik pazarlama faaliyetleriyle karşılaştırıldığında, ağızdan ağıza pazarlama ile iletilmek istenen mesaj, tüketiciler tarafından daha samimi ve gerçekçi olarak değerlendiriliyor.

Internet’in çok fazla yaygınlaşması, bireylerin sosyal çevreleriyle iletişimlerine yeni bir boyut getirdi ve ağızdan ağıza pazarlamada yeni alt dallar popüler oldu. Bu yeni alt dallardan biri de viral video. Interenet üzerinden pek çok farklı şekilde (video paylaşım siteleri, sostal ağlar, e-post, vb.) paylaşılabilen viral videolarda öne çıkan en önemli özelliklerden biri mizah unsurunu barındırmaları.

Samsung da, 3D (3 boyutlu) televizyonunun pazarlamasında ağızdan ağıza pazarlama yöntemlerine yer vermiş ve ürünün özelliğini başarılı bir şekilde vurguladığını düşündüğüm bir viral video kullanmış:

Get the Flash Player to see this content.

Red Bull Flugtag Virali


 

İnce mizah anlayışıyla hazırladıkları haberlerin her detayına kadar ilgiyle okutan [HTML2]’da “İstanbul Caddebostan’da 3. Havalimanı Açılıyor” başlıklı özel habere merakla tıkladım:

“İstanbul’a 3. Havalimanı Kuruluyor. İstanbul Çevre Dostları, Eğlence ve Uçuş Makinesi Muhalefeti Teşkilatı Tepkili!

Caddebostan Sahili’nde yapımı sessiz sedasız devam eden ve 23 Mayıs 2010 Pazar günü,12.00’da Türkiye’de ilk kez görülecek uçuş makinelerinin gösterileriyle açılışı yapılacak olan havaalanına tepki gösteren…”

Şeklinde uzayıp giden videonun amacı, bu sen 2.’si düzenlenecek olan ve 23 Mayıs Pazar günü saat 12.00’de Caddebostan Sahili’nde gerçekleşecek olan [HTML3] organizasyonunun tanıtmak ve insanları bu organizasyona çekebilmek. Düzenledikleri aktivitelerden, hazırladıkları reklam videolarına kadar her uygulamasında sahip olduğu ince mizah anlayışını yansıtan [HTML4], Flugtag organizasyonunun tanıtımı için Zaytung’dan daha uygun bir mecra seçebilir miydi, bilemiyorum. Ne de olsa Zaytung’un mottosu da “dürüst, tarafsız ve ahlaksız haber”.

Bakalım yarın gerçekleşecek olan 2. Red Bull Flugtag da İstanbul’u 1. organizasyondaki kadar kanatlandırabilecek mi? Red Bull kanatlandırır, ama umarım hava güzel olur ve kanatlarımız yağmurdan erimez…

[HTML1]

Yeni Nesil Outdoor: “Security Gates”


 

Marketoloji’de açıkhava reklamlarıyla ilgili bugüne kadar pek çok yazı yazdık. [HTML1] yaratıcı açıkhava reklamlarının ne kadar dikkat çekici ve kayıtsız kalınamaz olduğundan bahsettik, [HTML2] ise görsel kirlilikle ilgili kaygılarımızı yazıya döktük.

Bu yazımda da açıkhava reklamlardan bahsetmek istiyorum, ancak farklı bir yönüne değinerek. Reklam dünyasına 2006 yılında giren [HTML3], sunduğu reklam mecraları ile bir ilke imza atarak outdoor ve indoor reklamlarının ölçümlemeye imkan tanıması. Evet, verilen reklamın kaç kişi tarafından görüldüğünü ölçümlemek mümkün! Peki nasıl? “Security Gates” (güvenlik girişi) isimli mecra; alışveriş merkezleri, plazalar, havalimanları gibi alanların girişinde bulunan dedektörleri kullanıyor. Güvenlik girişlerine yerleştirilen sayaçlar ile, bu kapılardan kaç kişinin geçtiği ve reklamı kaç kişinin gördüğü raporlanabiliyor.

Reklamın ne kadar göründüğü ve kaç kişiye ulaştığı bilgisi, reklamveren için her zaman önemli olmuştur. Bu açıdan baktığımızda Security Gates, reklam mecrası olan mecburi geçiş alanlarına kurduğu ölçümleme sistemi ile reklamverenlere sayısal sonuçlar sunabiliyor.

Yeni Döngü: Mobil Internet


 

Mobil pazarlamanın en temel araçlarından biri olacak gibi görünen Mobil Internet’e biraz yakından bakalım.

Morgan Stanley tarafından yayınlanan “[HTML1]” ve “[HTML2]” çalışmaları, bu alanda bizi bekleyen gelişmeler hakkında oldukça aydınlatıcı kaynaklar. Morgan Stanley Global Teknoloji Araştırma Takımının başında yer alan Mary Meeker, önümüzdeki beş yıl içinde kullanıcıların Internet’e masaüstü bilgisayarlarından daha çok mobil cihazları aracılığıyla gireceklerini vurguluyor. Çok daha kişiselleştirilebilir pazarlama uygulamalarına imkan tanıyan mobil cihazlar aracılığıyla Internet’e girme tahmin edildiği kadar çok yaygınlaştığında, pazarlama alanında da birbirinden güzel ve yaratıcı uygulamaları görmeyi bekleyebiliriz.

Morgan Stanley’in çalışmalarından beş dikkat çekici noktayı paylaşmak istiyorum:

1) Morgan Stanley, bilgisayar alanında son 50 yılda meydana gelen 5 döngüden bahsediyor. Bunlar; 1-Mainframe (anabilgisayar), 2-minicomputer (mini bilgisayar), 3-PC (kişisel bilgisayar), 4-desktop Internet (masaüstü Internet) ve 5-mobil internet. Son olarak karşımıza çıkan mobil Internet döngüsünün başlamak üzere olduğuna değiniliyor. Morgan Stanley’e göre, her döngüde farklı lider şirketler ortaya çıkıyor. Başka bir deyişle, bir döngüde başarılı olarak öne çıkan bir şirket, bir sonraki döngünün liderleri arasında görünmüyor. Grafik 1’de de detaylarını görebileceğiniz gibi, mainframe’in önde gelen şirketlerinden olan IBM, sonra gelen döngülerde adından söz ettiremiyor. Bunun ötesinde, bir döngüdeki başarılı olmuş şirketler, piyasa değeri yaratma konusunda bir önceki döngüye göre hep çok daha başarılılar (Grafik 2).

2) Mobil Internet, desktop Internet’ten daha hızlı bir büyüme gösteriyor, ve önümüzdeki beş yıl içerisinde mobil Internet kullanıcılarının sayısının, masaüstü Internet kullanıcı sayısını geçeceği öngörülüyor. Bununla ilgili aşağıdaki Grafik 3’ü inceleyebilirsiniz. Ayrıca bahsedilen döngülerdeki kullanıcı sayılarını incelediğimizde, artışın logaritmik olduğu görülüyor ve 2000’lerde 1 milyar olarak hesaplanan desktop Internet kullanıcılarına karşın, mobil Internet kullanıcılarının 2020’lere kadar 10 milyarı bulacağı tahmin ediliyor (Bakınız Grafik 4). Burda vurgulamak istediğim bir nokta var. Mobil Internet kullanıcıları derken sadece cep telefonu kullanıcıları kastedilmiyor. Cep telefonu kullanıcılarının yanı sıra; Kindle, tablet, MP3 çalar, otomobil elektroniği (GPS, ABS, A/V), oyunlar, kablosuz ev aletleri aracılığı ile Internet kullanmak da mobil Internet olarak değerlendiriliyor.

3) Mobil Internet kullanımıyla alakalı olarak, IP’ye dayalı beş farklı ürün/servis gittikçe hem daha çok büyüyor, hem de daha çok yakınsıyor. Bunlar: 3G adaptasyonu, sosyal ağlar, video, VoIP (Voice over IP – IP üzerinden ses verisi gönderilmesi) ve gelişmiş mobil cihazlar. Özellikle Apple iPhone ve iTouch’ın patlama yaratması, mobil cihazların IP bazlı networklerde kullanımının çok yaygınlaşacağına dair öngörüleri kuvvetlendiriyor. 3G’nin de pek çok ülkede hayata geçmesi ile; VoIP, video ve sosyal ağlar gibi ürün ve servislere, daha çok gelişmiş mobil cihazlar üzerinden erişilecek. Ses ve konuşma, mobil hizmetlerin sadece bir bölümü olacak; sesin yanı sıra sosyal ağlar, oyunlar, video, müzik, kitaplar, alış-veriş, mesajlaşma ve lokasyon baslı uygulamalar (LBS-Location Based Services), mobil olarak kullandığımız hizmetlerin arasında yerini alacak. Kullanıcıların elindeki cihazla istediği zaman istediği hizmeti alma yönündeki beklentileri günden güne daha da artacak. Aşağıda yer alan Grafik 5’te, desktop Internet ve mobil Internetin karşılaştırmalı olarak gelişimini görebilirsiniz.

4) Facebook ve Apple, kullanıcıların nasıl iletişim kuracakları konusunda çıtayı bir tık daha yükseltiyor. Facebook, kullanıcılar tarafından oluşturulan içerik (video, fotoğraf, yorum, sosyal oyunlar gibi) açısından önde giderken, profesyonel kuruluşlarca hazırlanan içerik tarafında ise Apple iTunes, Amazon.com gibi oluşumların baskın olacağı öngörülüyor.

5) Mobil datadaki büyüme ve gelişme, operatörler için yeni bir dönem başlatacak. Mobil telefon kullanımında, sesten dataya doğru bir kayma görmek mümkün. Aşağıda Grafikte 7’de de görüldüğü gibi, ortalama cep telefonu kullanıcıları telefonlarını %70 ses için kullanırken, iPhone’u ses için kullanma oranı %45’lerde kalıyor.

Bütün bunların yanı sıra Türkiye’de mobil Internet kullanımına büyük etkisi olacağını düşündüğüm bir gelişme bekleniyor. Vodafone, Opera Mini web tarayıcısının özel bir versiyonunu Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerin bazılarında lanse etmeyi düşünüyor. Böylece düşük ücretli telefonlardan 2G ile bağlanarak Internet kullanmak mümkün olacak. Pek çok kişinin hayatlarında ilk defa cep telefonları aracılığıyla Internet’e girmesi beklenen uygulamada, amaç abonelere cepten Internet alışkanlığı kazandırmak. Çok temel bir cep telefonunu bile Internet kullanılabilir hale getiren bu ürün ile, Vodafone’un çeşitli data tarifeleri de sunması bekleniyor. Bu ürünle ilgili daha fazlasını [HTML3] öğrenebilirsiniz.

2020’de Mobil Reklam


 

Mobil pazarlama ve mobil reklam artık hayatımızın bir parçası. Daha fonksiyonel cihazlar kullanmaya başladıkça da, mobil pazarlama uygulamaları ile daha fazla karşılaşacağımız aşikar. Ekosistemin yeni şekillendiği ve standartların yeni yeni oturduğu mobil reklamla ile ilgili karşıma “Mobile Advertising – 2020 Vision” adında güzel bir [HTML2] (white paper) çıktı ve Marketoloji’de paylaşmak istedim.

[HTML3] ve [HTML4] tarafından hazırlanan beyaz kitapta, mobil reklamın 2020 yılında nasıl bir hal alacağıyla ilgili öngörülere yer verilmiş. Benim en çok dikkatimi çeken nokta, “tüketici”den “birey”e doğru bir kavram kayması olacağı. Bunula ilgili olarak, “Tüketiciler” dediğimiz grubun, markalar tarafından belirlenen ve çeşitli segmentleri oluşturan kişiler olduğu; “birey”lerin ise tüketicilerden farklı olarak tamamen özgür oldukları ve 2020’lerde mobil reklamda kilit oyuncu olacakları öngörülüyor. [HTML5] (NFC – Near Field Communication) teknolojisi sayesinde, kişiselleşmiş dijital billboardların hayatımızın bir parçası olacağı üzerinde durulmuş. Azınlık Raporu (Minority Report) filminde gördüğümüz dijital panoların artık bilim kurgu olmaktan çıkacağı ve hayatımızın bir parçası olacağı yorumu getirilmiş. Reklam verenlerin demografik verilere ve kullanım alışkanlıklarına göre tüketici segmentini belirlediği ve hangi kanal aracılığı ile hangi segmente reklam vereceğine karar verdiği dönemin biteceği öngörülüyor. Bunun yerine, kendi ihtiyaçları ve ilgi alanları doğrultusunda, tüketicilerin markalara reklam izni veriyor olduklarını göreceğiz. Yani, kullanıcılar hangi markaların ne tür reklamlarını görmek istediklerine kendileri karar verecekler.

2020’de markaların başarılı olabilmeleri için, “bireyler” ile daha işbirlikçi faaliyetlerde bulunmaları gerektiği düşünülüyor. Ürünlerle ilgili hayran topluluklarının oluşturulması ve bireylerin markayla ya da birbirleriyle etkileşime geçmeleri, markaların öncelikli hedefleri arasında olacak.

Kampanyalarının başarısının ölçülmesi ile ilgili de önemli gelişmelerin yaşanacağı düşünülüyor. “Reach” (erişim), “frequency” (reklam sıklığı), “relevancy” (uygunluk), “ROI” (yatırım getirisi) gibi parametreler üzerine kurulu olan ölçümleme metriksinin, [HTML7] (GSM Association) tarafından geliştirilmeye çalışıldığından bahsedilmiş. Amaç, herkesin üzerinde hemfikir olacağı ve mobil kampanya sonuçlarının, geleneksel kanal kampanyaları ile kolayca kıyaslanabileceği bir metriks oluşturmak. Bu gerçekleştirildiğinde, reklam kampanyalarının başarısını ölçmek için de farklı göstergelere bakılacak. Mesela şu anda en önemli başarı göstergesi olan “reach” (erişim), yerini “value”ya (reklam değeri) bırakacak. Görünen o ki, 2020’de [HTML8] (Click-through rate) ve [HTML9] (reklamın gösterilme sayısı) yerine, reklamın satışla sonuçlanma oranı ya da beğenilme (tutulma) oranından bahsediyor olacağız.

Bu öngörülerin gerçekleşmesi, akıllı telefon gibi gelişmiş mobil cihazların kullanımının yaygınlaşmasını ve markaların bireyler hakkında çok daha fazla bilgiye sahip olmasını gerektirir. Bu noktada bireylerin tercihi ve [HTML6] çok daha fazla önem kazanırken, opt-in (kampanyalara dahil olmak) kavramının opt-out’a (kampanyalardan çıkmak) göre global olarak hakim geleceği öngörülüyor.

“Serendipity” ve “mobil güdümlü reklam” (mobile directed advertising) gibi kavramların da üzerinde durulduğu bu beyaz kitabın tamamını okumak isteyenler, yayına [HTML1] ulaşabilirler.

Next Page » Scroll to top